Ahmed Yasir Orman'ın Kapak Resmi
Ahmed Yasir Orman tekrar paylaştı. Dün 08:55

2. İzmir 1000 Kitap buluşması
Merhaba arkadaşlar bir sonraki buluşmamız 06.08.2017 tarihinde gerçekleşecektir. Saat 15.00 de bir önceki gibi Alsancak Arma kitapta buluşmayı planlıyorum. Gelmek isteyenler lütfen bana özelden telefonlarını atsınlar. Görüşmek dileğiyle sevgiyle kalın :)

Hatırlatmalar
1- Amin Maalouf - Ölümcül Kimlikler buluşmamızda tartışacağımız kitap seçilmiştir.
2- Buluşmada katılımcılar evlerinde okudukları bir kitabı getirecek böylece aramızda değiş tokuş yaparak güzel bir oluş gerçekleştireceğiz.

Arkadaşlar artık bu iletiyi yazmam şart oldu. Bu sitede moderatörüm diye yazdığım yorumlar direk site yönetimi böyle düşünüyor gibi görünmesin. Sonuçta ben de bir kişisel hesabım ve kendi fikirlerimi yazabiliyorum. Bu fikirler sizin fikirlerinize zıt olabilir. Zıt olması site yönetiminin sizin fikirlerinize zıt olduğu anlamına gelmez. 1000kitap tamamen tarafsız olmaya çalışan bir platformdur. Ara sıra kusurlarımız olabilir. Mesela bir şikayete geç dönebiliriz. Hemen 1000kitap taraflı olarak algılanmasın. Bazen gözden kaçabiliyor ya da o sırada işimiz oluyor falan cevap veremiyebiliyoruz şikayetleri. Ya da bazen gelen şikayet de muallakta kalmış oluyoruz ve bekletmek durumunda kalabiliyoruz. Yani sakın bu durumu kişisel algılamayın.
Bu arada kişisel hesabım dedim ama profilime bakarsanız da neredeyse tüm paylaşımlarımın kitaplar, edebiyat üzerine olduğunu göreceksiniz. Bu yüzden de tek bir farklı tarz yorumumda da moderatör de format dışına çıkıyor demeyin.

Başka bir konu da; en ufak hatada site bozdu, site yönetimi ne işe yarıyor gibi yorumlar çok görüyorum. Davulun sesi uzaktan hoş gelir. Ben de moderatör olmadan önce bazı şeyleri eleştirirdim site konusunda ama moderatör olunca gördüm ki her şey sandığım gibi kolay değilmiş. O yüzden lütfen biraz anlayışlı olun. Biz de insanız hatalar yapabiliriz. Bu hataları da minimize etmeye çalışıyoruz tabi.Neyse ne demek istediğimi anlatabilmişimdir inşallah. Umarım rüyanızda Anna Karenina ile 5 çayınızı yudumlarken sabah güneşinin yüzünüze vurmasıyla uyanırsınız.

Son dileğimi de verdim ama bir şey daha aklıma geldi. Bir de şu yaş meselesi var. Ben anlamıyorum bir insan bir site yönetmesi için kaç yaşında olması gerek? Sanki sadece yaşlı insanlar siteyi yönetebilirmiş gibi düşünen insanlar var. Artık bu duruma dur diyip gençlerin önünü kesmeye çalışmayı bırakın. Bırakın gençler de bir köşede sessizce oturacağına bir şeyler yapmaya çalışsın. Bu duruma köstek olmayın takdir edin. Unutmayın Zuckemberg şimdi değeri milyar dolar olan Facebook'u kurduğunda sadece 20 yaşındaydı. İşte elin oğlu yapınca alkışlanır ama bizim ülkemizden biri çıktı mı nedense köstek olunmaya çalışılır. Umarım bu durum artık sona erer. Bu durum sona ermediği müddetçe daha çok 18 yaşına gelip de bir yumurta bile kırmayı bilmeyen gencimiz olur.

Ahmed Yasir Orman tekrar paylaştı. 15 Tem 18:46

1. Afyon ve cevre iller buluşması
Arkadaslar, uzun zamandır aklımda bir fikir vardı ve uygun zamanı bekliyordum. Sanırım o uygun zaman hiç gelmeyecek. Öyleyse zamanın bize uymasini beklemek yerine mecburen biz ona uyalım diyorum.

Uzun zamandır bir Afyon buluşması düşünüyorum. Afyon derken Isparta, Konya, Burdur, Denizli, Uşak, Kütahya, Eskişehir ve Ankara'dan da katılım yapilabilir. Neden derseniz buralardan afyona ulasim sikintisi olmadigi gibi mesafeler de otobusle bile sabah çıkılıp akşam donulebilecek mesafelerdir. Daha uzaktan gelirim diyenleri de bekleriz tabi ama onları da anlamak lazım.

Ben katılırım diyenler ozelden veya buradan kendilerine uygun tarihi yazsınlar bulalım bir orta yol. Yer ve tarihi ayarlayalım ve gerceklestirelim.

Ahmed Yasir Orman tekrar paylaştı. 10 Tem 16:03
1000Kitap, 4. Bursa Buluşması
1000Kitap, 4. Bursa Buluşması Yoğun! ilgi gören buluşmalarımızın 4.sünü de kazasız belasız atlattık. Detaylar haberde. ;)
Ahmed Yasir Orman tekrar paylaştı. 08 Tem 10:35
Ahmed Yasir Orman, Küçük Nils Holgersson'un Yabankazlarıyla Maceraları'ı inceledi.
 09 Tem 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 9/10 puan

Bayramın ilk günü ailecek Bursa Orhaneli’de kaplıcaya gittik. Tuttuğumuz eve girip de dolabı açtığımda bu kitapla karşılaştım. Daha ilk dikkatimi çeken yayınevinin Bordo-Siyah olmasıydı. Her zaman bu yayınevinin benim için ayrı bir yeri olmuştur. Uzun, ince ve siyah renkli tasarımı beni çoğu zaman bu yayınevine cezbetmiş ve bu yayınevinin kafamda kaliteli olduğunu düşündürmüştür. Tabi bu yayınevini daha çok çocukluğumda okumamdan ötürü geçmişi güzel bir şekilde hatırlatması da belki de bu algıyı yaratmıştır bende. Artık ne olduysa yeni basım kitaplarda bu yayınevini de görmez oldum. Geçenlerde de bir arkadaşımdan aslında bu yayınevinin o kadar kaliteli olmadığını öğrenince de şaşırmadım dersem yalan olur. Neyse lafı uzatmadan kitabı elime aldım ve karşıma hayatımda hiç duymadığım bir yazar çıktı, Selma Lagerlöf. Yazarın erkek mi yoksa kadın mı olduğundan bile bihaberdim. Kitabı açıp da önsözü okuduğumda da ben nasıl bu yazarı bu zamana kadar duymamışım diye kendime kızdım.
Lagerlöf, 1909 yılında edebiyat alanında nobel ödülünü alan ilk kadın. Küçüklüğünde kalça bozukluğundan yaşıtlarıyla dışarda oynayamadığından evde büyüklerinin yanında oturmak zorunda kalır. Haliyle de büyüklerinden bir sürü hikayeler, efsaneler dinler. Bu dinlediği hikayeler Lagerlöf’ün yazarlık hayatına girmesinde etkili olacaktır. Yazarla ilgili en hoşuma giden durum ise kitaplardan kazandığı paralar sayesinde tüm dünyayı gezerek hayatını sadece yazmaya adamasıydı. Düşünsenize hiçbir maddi kaygınız yok ve hayatta en çok uğraşmaktan zevk duyduğunuz işle uğraşıyorsunuz. İşte Lagerlöf bunu başarmış ve hayatta en çok sevdiği iş olan yazarlığı meslek haline getirmişti. Hele ki “Yazarlar ikinci bir iş yapmaya mahkumdur.” sözü varken.
Yazar yazdığı bu kitabı İşveç eğitiminde yurttaşlık dersinde okutulmak üzere yazmış ama ünü sadece İsveç’le sınırlı kalmayıp bütün dünyaya hızla yayılmıştır. Lagerlöf’ün amacı hayal etmeyi unutturan sadece robotlar yetişmesine vesile olan eğitim sistemini değiştirmekti. İşte bu kitabıyla da bunu başarabilmiş dünyada bir sürü çocuk bu kitap sayesinde hayal edebilmeyi ve dünya gerçeklerini korkutulmadan öğrenebilmişti.
Kitabımızın kahramanı Nils Holgersson adında küçük bir çocuk. Nils bir sabah kendini cüceye dönüştüğünü görerek uyanır ve macera başlar. Artık Nils hayvanlarla konuşabiliyor ve keskin bir şekilde görebiliyordur. Ailesinin çiftliğindeki Martin adındakı Kazın yabani kazlarla birlikte kaçmaya karar verince Nils de kazın bacaklarından tutup erkek kazı bu yaptığından caydırmaya çalışır ama kaz oralı bile olmaz ve Nils ile birlikte yabani kaz sürüsüne katılır ve buradan sonra da Nils’in kazlarla birlikte macera dolu hayatı başlar. Nils kazları Smirre adlı bir tilkinin gazabından kurtarınca kazların sevgisini kazanır. Burada çocuklara öğütlenmesi gereken şey ise çok basittir: İyilik yap ki insanlar seni sevsin ve mutlu ol.
Nils başka yerde de bir baba ayının eline düşer. Baba ayı, Nils’e evlerinin yakınınındaki fabrika yüzünden buradan göçmek zorunda olduklarını söyler. Nils bu fabrikayı yakabileceğini söyler. Ama fabrikanın yakınına gittiğinde görür ki eğer fabrikayı yakarsa bir sürü insan işsiz kalacak ve evine ekmek götüremeyecek. Bu yüzden de fikrinden cayar. Yazar burada çocuklara bazı gerçekleri çok düzgün bir şekilde anlatmış. Her zaman her durum her kişiyi mutlu etmez. Hatta tüm insanları mutlu etmek ütopik bir fikir olacağını anlatmaya çalışır. Başka bir yerde de Nils’in hor gördüğü küçük bir madeni parayla tutumlu olmanın ve en ufak şeyi bile hor görmemek gerektiğini bir gün ona muhtaç kalabileceğimizi çocuklara çok güzel bir şekilde anlatır.
Bu kadar kitabın içeriğinden bahsetmek yeterli olacaktır herhalde . Okuduğum kitap tam versiyon değildi kısaltılmış. Dili de tahmin edeceğiniz üzere akıcı ve sadeydi. Çocuklara yönelik olduğundan da bazı çocuklara göre zor olabilecek kelimeler sayfanın altında açıklanmış. Tabi kitabın çocuk kitabı olduğuna bakmayın. Ben 21 yaşında biri olmama rağmen okurken çok eğlendim ve aynı Nils gibi Martin adlı kazın üzerinde yeni yerler keşfetmek istedim. Bu arada kitaptaki yazdığım çıkarımlar tamamen kişisel görüşüm ama Lagerlöf’ün de yazarken aynı benim gibi düşündüğünden eminim.
Selma Lagerlöf'ü başta da belirttiğim gibi tevafuk olmasa tanıyamıcaktım. Kim bilir hayat boyu da belki hiç tanıyamayacaktım. Ortalıkta da edebiyatçı diye geziniyorum yahu! Harbiden o dolapta görmesem tanımadan bu yazarı ölmem çok yüksek bir olasılıktı. Kim bilir daha kaç tane vardır böyle çok iyi olup da tanımadığım. Umarım hepsini geç olmadan tanıma şansı bulabilirim. Artık kim dolapta bu kitabı unuttuysa da çok teşekkür ederim. Belli mi olur belki o kişi bu yazıyı okur da o kişi bendim der ben de onu tanıma şansı bulurum. Neyse lafı uzatmayayım çok. İyi ki tanımışım seni Selma Lagerlöf!
Bu kitaptan yola çıkarak bir çizgi film de yapılmış. Biraz baktım da çizgi filmi de gayet güzeldi. Bakmak isteyenler için ilk bölümü koyuyorum:
https://youtu.be/38Q3GtTQyeM
http://ahmedyasirorman.blogspot.com.tr/...-yabankazlaryla.html

Ahmed Yasir Orman tekrar paylaştı. 07 Tem 12:36

1000Kitap, 4. Bursa Buluşması
Merhaba arkadaşlar

Bursa için dördüncü buluşma tarihimiz 9 Temmuz Pazar, 18:30. Yer Kent Meydanı AVM Carribou Coffee.
Tartışacağımız kitap: Daha

Katılmak isteyen arkadaşlar iletinin altına katılmak istiyorum yazarsa listeye eklerim. Gelmeyenler çok pişman olacak çünkü çok eğleneceğiz. :)
Ahmed Yasir Orman
NigRa
Oğuzhan H.
Seyid Ahmet GÜLTEKİN
Kerimcan Zor