Çocukların iç dünyasına öyle güzel bir pencere açılmış ki, bazen unuttuğumuz o saf duyguları yeniden hatırlıyoruz…
Hikaye Jamie ve Elin’in üzerinden ilerliyor. Jamie DEHB olan bir çocuk. Tam bir enerji küpü! Ama maalesef onun bu hâlini anlamayan bir dünyada, sürekli dışlanıyor ve yanlış anlaşılıyor. Elin ise tam tersine içine kapanmış, yaşadığı kayıpla baş etmeye çalışan bir kız. İki zıt karakterin yolları kesişiyor ve dostlukları ikisinin de hayatını değiştiriyor.
Jamie’nin yaşadığı zorluklar o kadar gerçekçi ki, onun yerine geçip dünyayı onun gözünden görebiliyorsunuz. Sanki bir kelebeğin kanat çırpışı kadar kısa süreyle odaklanıyor, sonra hemen başka bir şeye ilgisi kayıyor. Ama işte o kaymaların içinde aslında çok derin bir dünya var ve sadece bakmasını bilmek gerekiyor. Elin ise derin bir üzüntü içinde, sessizliğiyle dünyayı susturmuş gibi. İkisinin de birbirinden öğreneceği çok şey var…
Yazar, çocukların yaşadığı zorlukları o kadar güzel anlatmış ki, bazen gerçekten Jamie’nin öğretmeni olup “Seni dinliyorum.” Diyesim geliyor. Kitap sadece çocuk kitabı değil, yetişkinlerin de alacağı dersler var. Özellikle empati ve sabır konusunda.
Bir yandan da bu hikaye aslında bize çocukların ne kadar güçlü olduğunu hatırlatır. Jamie ve Elin’in kendini bulma çabaları, hayatın zorluklarına karşı verdikleri o minik ama devasa savaş, insanı gerçekten etkiliyor. Hani hep deriz ya, çocuklar büyüdükçe hayatı öğrenir diye. Ama bazen onların bakış açısından hayatı öğrenmek daha anlamlı oluyor.
Empati ve dostluk üzerine yazılmış, herkesin kendinden bir parça bulabileceği bir kitap..