• İnsanlık tarihinde sürekli olarak ilerleyen tek faaliyet, kendimiz ve çevremiz hakkında bilgi edinme ihtiyacıdır. Ancak bu faaliyet tek bir ırk, din veya devlet tek elinde gelişmiş değildir. Her millet gerek kendi ilgi alanına göre gerekse de diğer milletlerden gördüğü ilgi alanları üzerine gelişim göstermiştir. Bunların hepsine ortak isim olarak bilim diyoruz. Bilim, yalnızca gerçeklerle hareket eder. İnsanlar tarih boyunca açıklayamadığı olaylara, akıl üstü anlamlar yüklemişlerdir. Ancak zamanla insan aklı, karşılaştığı doğa olaylarını açıkladıkça kendisine güvenmiş, gelişim göstermeye başlamıştır. Son zamanlarda ülkemiz ve hatta bazı Avrupa ülkelerinde bilimsellikten uzaklaşma görülür olmaya başlamıştır. Katı bir milliyetçilik ve köktendincilik milletleri birbirine düşman hale getirmektedir. Böyle bir gelişim gösteren dünyada eğer ki siz bilime önem vermezseniz, bilimsel eğitim metotlarını değil de taraflı-ideolojik yollara saparsanız, kusura bakmayınız batmaya mahkumsunuz. Bilime karşı bşr umursamazlık, ilgisizlik ve bilgisizlik içerisinde 21.yüzyıla doğru ilerlemekte olan bir ülkeyiz. Tüm komşuları hızla Türkiye’yi geçmektedir. Bilim kurumlarımızın kalitesi hızla düşmektedir. TÜBİTAK’ca beğenilmeyen projeler Avrupa ülkelerinde dereceler elde ederken, TÜBİTAK üzerinde delikler olan tahtada ekmek kesildiğinde, kırıntıları toplayan projeye derece vermektedir. Çok üzgünüm ancak günün birinde hepimizi üzecek sorunlarla karşı karşıya kalacağız. Bunu görmemek için zır cahil olmak gerekir. Avrupa, eleştirel akıl yeteneğini iki Anadoluluya borçludur. MÖ 6.yüzyılda iki Miletli, Thales ve Anaksimandros, ilk kez dinsel inançların kendilerine sunduğu dünya ve evren kavramlarının yetersiz olduğunu görerek, bu fikirlerin yerine daha iyilerini üretebileceklerini düşünmüşlerdir. Ortaçağ Avrupası’nda akıl reddedilmiş, Sokrates’in yolu izlenerek insanı, Tanrı’nın ışığında daha iyi daha ahlaklı yapmak bahanesi altında boğarak, Avrupa insanı en derin cehalete ve en feci işkencelere mahkum edilmiştir. Avrupa’nın bin yıl süren bu karabasandan kurtulması ise Müslüman dünyanın koruyup geliştirdiği Hellen biliminin İspanya, Sicilya ve Trabzon-İstanbul hatlarından 500 yıl boyunca Avrupa’ya sızması yeniden doğuşu başlatmıştır. Rönesans’la beraber gelişen Coğrafi Keşifler, Avrupa’da İyonya’nın ruhunu canlandıran Galile’nin ortamının temelini atmıştır. Avrupa’da eleştirel akılın yaygınlaşmasını sağlayan en önemli faktör bireysel özgürlük olmuştur. Osmanlı matbaayı ülkesine sokmazken, 1450 ile 1500 arasında tüm nüfusu o zaman yalnızca 60 milyon olan Avrupa’da 20 milyon kitap basılmıştır. Bugün yaptığımız tek şey; “Avrupa, Türkleri sevmez” ya da “onlar Müslümanları aralarında görmek istemez” gibi irrasyonel formüllerdir. Bunu yapmamalıyız. Yapmamız gereken, aynen Atatürk’ün yaptığı gibi,
    -uygarlığı Avrupalı olduğu için itelemek yerine- uygarlık olduğu için savunalım. Muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkacağız diye haykıran Atatürk, aslında bize bu görevi vermiyor muydu? Mad Max filmini hepiniz bilirsiniz. Eğer bir gün akıl ve bilim düşmanları teknolojiye egemen olursa yaratabilecekleri vahşeti düşünebiliyor musunuz? Geri, ilkel, bayat kavramların kucakladığı tüm irrasyonel saplantıları bırakıp, Mustafa Kemal’in peşinden yani eleştirel akıl ve bilim yolundan yürüyen Kemalist Türkiye olarak Avrupa’ya da örnek olalım. 21.yüzyılda dev çevre, enerji, besin vb. sorunlarla karşı karşıya kalacak olan dünyada herkes kendine bilimden yararlanarak daha iyi bir yer kapmaya çalışırken, Türkiye buna adeta sırtını dönmüş durumda. Sırf bazı kişilerin ideolojik görüşleriyle uymuyor diye gerçekleri söylemekten kendimizi alıkoyamayız. Bu hususta eğitim çok önemli bir faktördür. Akılcı eğitim ile toplum ve dünyayla doğrudan ilişki kurabilen ve bu ilişkileri akılcı ve eleştirel bir yaklaşımla değerlendirebilen insan yetiştirilmelidir. Biz, kolay yolu seçerek bilimin gelişmesini yansıtmaktan aciz, hazmı kolay paketler halinde bilgiyi fosilleştirerek öğrenciye sunuyor, öğrenciyi aldatıyoruz. Halbuki zor yolu tercih etmeli öğrenciye bilgiyi bizzat edinmenin, yani üretmenin yollarını öğretmeye teşebbüs etmeliyiz. Hem bilimde hem sanatta yücelmeye çalışmalı, halk kitlelerini bilgilendirilmeli ve eleştirel düşünceyle tanıştırmalı ve bağımsız bireyler olmalarını sağlamalıyız. Üzülerek izliyorum ve söylüyorum ama eğitim seviyesi arttıkça oy kaybediyoruz diyen insanlar var bu ülkede. Bilgi güçtür ama bilgiyi kullanarak modern hayatta uygulamaya koyabilmek daha büyük güçtür. Her şeye sil baştan başlamalı, bilgiyle sohbet etmeliyiz. Yoksa 21.yüzyılda gene iman gücüyle savaşmak zorunda kalacağız…