• 592 syf.
    ·6 günde·Beğendi·10/10
    Hangi kelimeyi kullansam bu deneyimi en iyi şekilde özetlerim diye düşünüyorum bitirdiğim andan itibaren. Çok büyük bir deneyimdi, aşktı, anlamdı...
    Kitaplara hep yeni bir dünya gözüyle bakan biri olarak böylesine bir dünyayı okumak, hissetmek çok ayrı duygulara sürükledi beni. Çokça duygulara girdim okurken, çokça şey öğrendim anlamın derinliklerinde boğulurken.
    Aşkın en güzel haliydi Ülkü ve Selim.
    Aşkın sesiydi İlmiye ve Orhan.
    Aşkın eğitimiydi Fred.
    Aşkın vücuda işlenişiydi Ayşe.
    Aşkın değeriydi Yakışıklı.
    Hepsi ayrı bir aşktı. Çok değerliydi.
    Anlamda buluşmak isteyenlerin kitabı Gör Beni. Tarihte buluşmak isteyenlerinde, aşkta da, sevgide de, acıda da...
    Her satırında benliğime bir şeyler kattığım bu eşsiz eser şifaydı bana. Anlamdı şifayı getiren. Her karakterle yeni bir şifa yeni bir güç doldurdum kefeme.
    Selim’in bir sadrazam oğlu olmasının üstünde kurduğu hakimiyeti,
    Ülkü’nün savaşın bir insanda bıraktığı en derin izleri,
    Orhan’ın bir canla fark edişliği,
    İlmiye’nin kanla açılan çiceklerle dolan yarasını,
    Ali’nin bilgiyle donanmasını,
    Ayşe’nin hayallerini,
    Fred’in hayattın hakikatinde var oluşunu,
    Tarihin o tozlu sayfalarından kopup gelmelerini... Fark ettim. Huzur buldum.
    “ Fark edince ışık olursun” diyordu Azra Kohen. Ali’nin sırtını ağaca yaslayıp “oh, öğreniyorum” diye mırıldandığı andayım şimdi. Fark ettim, daha çok öğreneceğim, daha çok ışık olabilmek için; kendim olabilmek için.
    Gör Beni bir haykırış, devrim. İki devrin hikayesi. Bir devletin çöküşünün haykırışı, yeni bir devletin devrimi. Savaşın arasında kalanların romanı.
    İyi ki Hayata katkısı olsun. Çokça olsun İyi ki varsınız, iyi ki Fİ, Çİ, Pİ, AEDEN var. İyi ki katıldı aralarına GÖR BENİ. Daha nicesine
  • 584 syf.
    ·2 günde·9/10
    Aeden, masalla gerçeğin iç içe geçtiği sürükleyici anlatımıyla elinizden bırakmak istemeyeceğiniz aynı zamanda hiç bitmesin isteyeceğiniz türden bir eser. Kitabı okurken insansı olarak nitelendirilmek başlarda hoşunuza gitmezken ilerledikçe ne kadar doğru bir ifade olduğuna hak vereceksiniz. ‘Gelişmiş’ teknoloji, modern insan gibi sıfat tamlamalarının içinin ne kadar da boş olduğunun farkına varacaksınız. Okudukça insanı/ insansıyı harekete geçip bir şeyleri değiştirme isteği uyandırıyor. Okurun dünyada olup bitenlerin farkına varmasını sağlayıp farkındalığını arttırma gibi gizli bir işlevi var diyebilirim. Mutlaka okunması gereken “bir dünya hikayesi”.
  • 616 syf.
    ·Puan vermedi
    Aeden Bir Dünya Hikâyesi - Azra Kohen
    Uzun bir süre gerekti Aeden'i okumak için. Başlayıp bıraktım ama onu bitirmek için içimde müthiş bir arzu vardı. Muhteşem bir kitap. Herkes okumalı, kendini analiz etme kitabı diyorum ben onun için. Yazarımın okuduğum 4 kitabı Fi Çi Pi serisi de okunmaya değerdi. O kadar derin anlamlar var ki içinde fazla da açıklama yapmak istemiyorum aslında. Yazarım bir ütopya kurmuş başta algılamakta zorlanmıştım evet. Ama sonrası Dünya - İnsan bölümünde şaşırmaya doymuyor insan. Acaba ben neyim diyor?. Farkındalık hissi yaratıyor. Anladığım çok şey var da eminim anlayamadığım da var. Hiç duymadığım gerçekler mesela, sonrasında araştırıp gözlerimle görünce kalakaldığım. Senin kapını çalıyor uyandırıyor. Uyanmak isteyenlere... Eline yüreğine sağlık. @azrakohen Masalla gerçeği ayırt edebilecek okurlara.
    En çok kabul görmek istediğin kişi tarafından kabul görmemenin sancısı...
    Bir varlığın kendi varoluş şekline duyduğu sancı en ağırıydı.
    İnsan ruhunun fırtınasından nasıl saklanılırdı.
    Bedenin toprağa, deneyimlerin evrene, ruhun Yüce'ye dönsün. Unutma ancak bütünün tamamı kadar yalnız, her bir parçası kadar çoksun. Ruhun her daim anlamlarla var olsun.
    #azrakohen #fi #çi #pi #aeden
  • 616 syf.
    ·20 günde·Beğendi·10/10
    Masalla gerçeği ayırt edebilecek okurlara… diye başlıyor bu seferki romanımız. Bugüne kadar Azra Kohen'in herhangi bir kitabını okumamıştım ve Aeden benim için bir ilkti diyebilirim. Ne zaman vakit bulup Ankara Olgunlar caddesinde ve diğer kitabevlerinde yenilikler ya da aradıklarım için bakınsam, Fi, Çi, Pi üçlemesini görüyordum. O kırmızı, mavi ve yeşil kapakları ile hep dikkatimi çektiler raflarda, ama bir türlü ele alıp okuma fırsatım olmadı. Ne bileyim, belki içimde yerli yazarlara karşı sanki bir güvensizlik mi hâkim desem, yoksa yabancı yazarların kalemine olan hayranlık mı desem inanın bende buna bir türlü karar veremiyorum?! Fakat bu sefer itiraf etmeliyim ki, Azra Kohen, beni kalemi ile gerçekten etkiledi ve bende kitabını okurken masalla gerçek arasında git gel yapmadım değil. Kısacası, okumamış olanlar için şunu gönül rahatlığı ile ifade edebilirim ki, kesinlikle okuyabilirsiniz ve okumalısınız da. Unutmadan: Aeden Fi, Çi, Pi üçlemesinin devamı değildir ve diğer kitaplar ile aralarında bir bağlantıda kesinlikle söz konusu değildir. İlk Fi, Çi, Pi üçlemesini seri olarak bir kitap sayan Azra Kohen, şu an okumuş olduğum Aeden adlı ikinci kitabını yayımlamıştır. Genel olarak vermiş olduğu demeç ve bilgilendirmelerde de, 9’a yakın kitap çıkartmayı planladığını ifade etmektedir.

    AZ BİRAZ KİTAP HAKKINDA.
    Kitabı elinize aldığınızda, içerik olarak dolu dolu geçen 611 sayfa vereceğiniz parayı gerçekten hak ediyor. Kabartma baskı kapak, dünyamız, Aeden ve hafifçe serpiştirilmiş diğer gezegenler ile birlikte siyah zeminde hoş bir görüntü oluşturuyor. Klasik kesimin dışına çıkılarak hafifçe yumuşatılmış köşeleri de farklı bir hava katmış kitabımıza. Benim için tasarımı da içeriği kadar hoş ve güzeldi diyebilirim. Romanda, biz insanların yaşamakta olduğumuz gezegenimiz dünyayı nasıl da hor kullanmakta olduğumuzu ve aslında genlerimizde taşımakta olduğumuz vahşi, vandal duygular ile hareket ettiğimiz anlatılmaktadır. Son derece etkileyici ve başarılı bir şekilde kaleme alınmış olan bu kitap, Destek Yayınları tarafından yayımlanmıştır.

    AEDEN KONUSU
    İnsanlar tarafından henüz keşfedilmemiş ve evrimde ileri seviyede bir canlı türünün ve farklı canlıların hep birlikte paylaşmakta olduğu gezegendir Aeden. Burada yaşayan tüm türlerin kendi aralarında telepati ile anlaştığı, tükettiğini her şeyi tekrar üretebilmenin en büyük ihtiyaç ve temel olarak görüldüğü, kendisi dâhil diğer türlere zarar vermenin düşünülemeyeceği bir cennettir Aeden. Teknolojik anlamda ve bilimsel açıdan da biz insanlardan üst seviyededirler Aedenliler.

    “İçinde Çi bulunan her şey kişi olma hakkına sahiptir.” S.20

    Surza ve Baruh Baba’nın büyük oğludur Sonje. Diğer asıl karakterimiz Numi ise vakti zamanında kendilerine emanet edilmiştir. Numi, psikolojik olarak kendisini bu gezegende yaşayanlardan farklı hissettiği için tüm bedenini kumaşlar ile örterek ve teninin açıkta kalan kısımlarını çamura bulayarak saklamaya çabalayan güzel bir kızdır. Numi’nin Aeden’de tek uğraşısı ve takıntısı Sonje’nin ta kendisidir.

    Numi, romanın ilerleyen bölümünde, annesinin Dünya adlı bir gezegenden olduğunu öğrenir ve vakit geldiği düşünülerek, Baruh Baba’nın da müsaadesiyle Sonje ile birlikte dünyaya gelirler. İşte buradan itibaren, biz okuyucular da romanda olan karakterlerimizin gözünden biz ''insansılar'' ile tanışma fırsatını buluyoruz. (İnanın, okurken bugüne bildiğim, gördüğüm ve hayatta yaşadığım çoğu şeyi sorgulamadım değil. Bu noktadan itibaren kitap adeta bize ders verir nitelikte devam ediyor ve içimin daraldığı, resmen burkulduğu bölümler oldu). Geldikleri bu cennet gezegende (dünya’da) yaşanan olumsuzluklardan dolayı ayrı düşseler de, ikisi de içgüdüsel olarak gidişata ve sisteme karşı aynı amaç uğrunda savaş verirler. Dünyamıza ilk geldikleri yerdeki yoğun ve kirli hava nedeniyle neredeyse nefes alamaz hale gelirler. Bu ''insansı''ların kalabalığını ve bu devasa taş yığını yapıları görünce hemen Aeden’e geri dönmek isterler. Tabiatının özünde doğadan, akarsulardan ve ormanlardan oluşan bu cennette neredeyse tek bir ağacın dahi kalmaması ve gezegende yaşayan bu ''insansı''ların tüm bunlara duyarsız ve kayıtsız kalmaları ikisini de korkutur. Kendi cennetleri Aeden’e geri dönmek isteseler de, bu teorik ve teknik olarak hemen mümkün değildir. Her ne kadar bu ''insansı''ların yaşadıkları ve kendi elleri ile mahvettikleri gezegene karışmak istemeseler de, her ikisi de deneyimledikleri bazı olaylardan dolayı kalmak ve savaşmak zorunda kalır. Roman, biz insanların kendimizi bildiğimiz ve bir nebze olsun geliştirdikten sonra dünyamıza (cennetimize) aklımıza gelebilecek her anlamda neler yaptığımızı ele alıyor.

    Her canlının içindeki enerjiden daha kutsal, daha önemli, daha korunması gereken hiçbir şey yoktur evrende diye öğrendik... S.240

    ROMAN HAKKINDA KİŞİSEL YORUMUM
    Aeden romanımız, gidişat olarak ilk başlarda okuyucuyu sıkabilecek ve ağır ilerleyen bir kitap diyebilirim. Fakat biraz sabrettiğinizde, o ağır bölümleri geçtiğiniz zaman sizi bekleyen akıcı bir roman bulacağınızı kesinlikle ifade edebilirim. Bu güzel hikâyemiz, daha öncesinde hiç bilmediğimiz, bizlere çok uzak (aslında içgüdüsel olarak hep düşlediğimiz) bir yerde başlıyor. Belki de daha önce duymadığımız birçok terimler, haberdar olmadığımız türleri okuyacağız. Bu bilgileri okurken, öğrenirken kitapta bize aktarılan terminolojiden sıkılmazsak ve bu sayfaları atlamadan okuyarak geçersek, ilerleyen sayfalarda sürükleyici ve etkileyici bir hikâye biz okurları bekliyor olacağına emin olabilirsiniz.

    Gerilemenizi istemiyorum! Bu çıkmaz sokaktan çıkıp geleceğe gitmenizi, olmanız gereken şeye, İNSANA dönüşmenizi istiyorum! S.462

    ''Bir Dünya Hikâyesi'' ve ''Masalla gerçeği ayırt edebilecek okurlara…'' başlıklarıyla dikkatimizi çeken Aeden’i okurken, içinde bulunduğumuz dünyamıza başka bir gözle bakacağımıza ve yazım tarzı ile yaşadığımız bu düzen, gidişat hakkındaki soruların zihnimizi meşgul edeceğine eminim.

    "Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığına emin olduğunda, hiçbir şeyin bilindiği gibi olmadığını keşfetmeye başlarsın." S.601

    İnsan olabilme seviyesine ve erdemine erişememiş varlıklarız biz "insansı"lar. Yaşamakta olduğumuz gezegeni (dünyamızı) adeta bir cennet bahçesine çevirebilme imkânı elimizdeyken, o’nu elbirliği ile kolektif bir şekilde cehenneme çeviriyor ve öz kaynaklarını hiç tükenmeyecekmişçesine sömürüyoruz. Romanda, henüz gelişmemiş olduğumuz defalarca bize sunuluyor ve aslında bildiğimiz, bugüne kadar hep sustuğumuz konuları okudukça adeta kendimizden utanıyoruz. Yedirdiklerimiz, içirdiklerimiz ile hem çocuklarımızı, hem de kendimizi zehirliyoruz (Burada aklıma okumuş ve incelemiş olduğum #31480010 Saklı Seçilmişler geldi defalarca). Huzuru bulabileceğimiz yeşil alanları yok edip, yerlerine güneşe bile hasret kalacağımız beton yığını binaları ve çirkinlikleri dikiyoruz. Aslında insanlığın, dünyanın en büyük sorunu olan para için çocuklarımızın başkaları tarafında istismar edilmelerine izin veriyoruz (TV’de olan pedofili yarışmalar ve programlar aracılığı ile vs). Gezegenimizin manyetik dengesinin bozulabileceği ihtimalini ve fizik kanunlarını umursamadan dünyanın yer altı kaynaklarını tamamını sömürebilmek adına elimizden geleni yapıyor ve dünyanın yer altını İsviçre peynirine çeviriyoruz. Üzerlerinde deneyler yaptığımız canlı türlerinin ruhlarını ve onların yaşama dair olan haklarını sorgusuz sualsiz ellerinden alıyoruz. Neden? Daha güzel olmak, daha sağlıklı yaşamak ve doymak bilmeyen "insansı" bedenimizin ruhunu tatmin etmek için. Dünyanın her yerinde olduğu gibi, okul adını verdikleri kapalı eğitim sisteminde onların (gücü elinde bulunduranların) istekleri doğrultusunda gelecek için köleleştiriliyoruz. Bizlere bunları yaptıran nedir? İçimizde var olan her şeye sahip olabilme hırsı bence. Daha güzel görünelim diye aldığımız kozmetik ürünleri için kaç canlı deniz hayvanı ölmüş kimin umurunda! Bir Gala’ya giderken boynumuza attığımız bir kürk için kaç canlı acı çekerek öldürüldü kimin umurunda! İşte bu noktadan itibaren okurken gerçekler teker teker yüzümüze vurulmaya başlanıyor ve sorgulamaya, nasıl olurda bu yaşananlara dur demeyerek, bencilce davranarak bu kadar kifayetsiz kaldığımızı düşünür oluyoruz.

    “Değiştirmek istiyorsan güçlenip dâhil olacaksın. Ancak güçlenmeden dâhil olmaya kalkanlar sistemin çarkları altında öğütülüyorlar.” S.558

    Azra Kohen, romanda bahse konu olan birçok bilgi, belge ve makaleleri kaynak olarak belirtmekten de geri kalmamış. Şayet konu hakkında şüpheye düşen olursa, gerekli bilgileri eşleştirebilir ve kendi araştırmasını da yapabilir demek istiyor burada bize. Yazar, bildiğimiz dünya genelinde kullanılan internetin dışında, birçoğumuzun DeepWeb diye bildiği, asıl gerçeklerin barındırıldığı ve belki de çoğunuzun görmek istemeyeceği (aklınıza gelebilecek her türde) resim, video, belgelerin saklandığı ve bunun dışında tüm illegal işlerin el altından paylaşıldığı, yürütüldüğü platforma da dikkat çekmektedir.

    "Bu gezegende insanlık dışı bir şey var ve o şeyin kaynağını bulmak zorundasınız!" S.543

    Evet, bu gezegende gerçekten insanlık dışı bir şey var! Uygarlık olarak henüz tam anlamda çözemediğimiz bir teknolojinin kölesi olmuş durumdayız. Ruhumuzun ihtiyacı olan şeylere önem vermek yerine, gelişen teknoloji ve bilimin olumsuz yönlerine esir olmuşuz ve farkında olmadan insanlığını, umudunu yitirmiş, ruhu olan duygusuz bedenler (yaşayan ölüler) gibi enerjimize tanınan sürenin dolmasını bekliyoruz bu cennette. Yaşadığımız ve korkunun bize engel olduğu bu dünyada, bilginin her yerde olduğunu ve aslında arayan herkesin bilginin kaynağına ulaşabileceğini unuttuk ya da unutturmak istiyorlar.

    Sorulmaması gereken sorular vardı “Ariler” tarafından yasaklanmış. S.380

    Yukarıda olan alıntıya aşağıda olan alıntı çok güzel bir şekilde cevap veriyor (Bunu her anlamda düşünebiliriz!).

    “Evrende her şey ihtiyaçtan doğar Numi, fark edişlerin merakını motive eder, merakın analiz yapabilmeni tetikler, analizlerin özgür iradeni besler. Sana söylenenin dışında da yollar olduğunu keşfetmeye başlarsın.” S.120

    Şimdiden keyifli okumalar dilerim arkadaşlar.

    Bir sonraki kitap yorumu ve değerlendirmesin de görüşmek dileğiyle. Esen kalınız!

    ~ Adem YEŞİL ~
  • 616 syf.
    ·14 günde·10/10
    Arkadaşlar merhaba bu benim ilk inceleme yazım hatam okursa şimdiden affola...

    Aeden müthiş bir kurgunun ve gerçekliğin iç içe geçmiş halini sunuyor bizlere.
    Başta Aeden gezegeninde Sonje ya aşık Numi ve ondan nefret eden Sonje ikilisi ile başlıyor kitap. Numi her zaman kendini farklı hissediyor Aedenlilerden. Ama bu gerçek bir farklılık. Bir aşk hikayesi gibi başlayan kitap ilerledikçe insanlığın tüm çirkinliklerini tokat gibi vuruyor yüzünüze.
    Sonje ve Numinin dünya gezegenin gelmesi ile başlıyor herşey. Tamamen yabancı oldukları bu gezegen ikisini birbirinden ayırıyor. Bu süreçte ise dünyadaki tüm çirkinlikler çıkıyor ortaya. Öldürülen canlılar, organları için kaçırılan çocuklar, doğayı katleden insanlar ve daha bir çoğu.
    Sonje tüm bunlarla mücadele etmeyi seçerken Numide farklı olaylarla mücadele ediyor. Sonda ise hiç beklenmedik bir şey oluyor.
    Bana sorarsanız herkesin okuması ve özümsemisi gereken bir kitap. Ama bazı noktaları ben bağlayamadım. Dünyaya nasıl geldikleri kafamda hala bir muamma. Sonda da bir aceleye getirilmişlik var gibi me geldi.

    BU KİTABI KESİNLİKLE OKUYUN. GERÇEKLERLE YÜZLEŞİN...
  • 616 syf.
    ·43 günde·Beğendi·7/10
    Kitap çevre ve insan etkileşimi üzerine ütopik bir hikaye. Avatar filminin tersi olarak bu sefer insan sıfatında iki yaratık dünyaya gelir. Tabi insanlar da insansı oluverir. Neyse kitap başlarda Aeden ve orada yaşayanların tasvirleriyle başlıyor ve epeyde devam ediyor. Surje ve Numi iki karakterin yaşadıkları, dünya ya gelişleri ve dünya da yaptıklarıyla devam ediyor. Aksiyon vs. iyi heyecan katıyor ama nedense dünya macerası aniden bitiyor. Nakarlı elinde bir şişe her şeyi bitirecekken kitap Surje ile Numinin Aeden de ki yaşamıyla bitiyor evlenmiş çoluk çocuğa karışmışlar. Kitapta bahsedilen konular ve belgeler gerçek. joe walker pusht :))). Kitabın aniden bitişi garip. Devam niteliği taşımıyor ama dünya da sonra ne olduğuna dair bir fikirde yok. Sonrası hikayeler de sarmadı okumadım. Yazar, Surjeye az da olsa cinsel deneyim yaşatırken Numi'ye kimseyi yaklaştırmıyor. Okunsa da olur, okunmasa da bir şey kaybetmiş olmazsınız. Altı boş çevreci hikayesi.
  • 616 syf.
    ·Beğendi·9/10
    'Kendi türüne zarar veren tek organizma' olan insanın (insansıların) hikayesi.

    Farklı bir gezegenin kapılarını açıyor Aeden fakat bundan daha önemlisi farklı bir bakış açısı getiriyor hayata.
    İnsan olabilmek için çaba gösteren varlıkların kendini insan sananların yanına, Dünya'ya gitmesiyle başlıyor her şey.
    Bilim kurgu tadında bir film izlemiş gibi olacaksınız okuduğunuzda.
    Bu kitap bizimde bildiğimiz ama gözümüzü kapattığımız yanlışları gözümüzün içine sokuyor, iyi de yapıyor. Kesinlikle okumalısınız.