• "O müzik... Benim için miydi?"
    "Başka kimin için olabilir? Ben orada sadece bir peri kızı gördüm. Bana ait bir peri kızı..."
    Emir'in sözlerinin, çaldığı müzikten bir farkı yoktu. Gitgide eriyordu. Balım. Ellerini sevdiği gür saçların arasından geçirip ona iyice yaslandı.
    "Seni aklımdan çıkaramıyorum. İçimde gün geçtikçe büyüyen, tohumu atılmış bir filiz gibisin."
    "Balım... Benim lezzetli tatlım... Şunu bil ki, ne Erdem, ne annen, ne de başka birisi seni benden alabilir. Sen benimsin. Benim küçük peri kızım, kalbimi çarptıran tek varlık..."
    Aslı Karabulut
    Ephesus Yayınları
  • Bir mezar bulup girsem içine…Yan dönüp uzansam yüzüm toprağa dönük… Kaç saat o şekilde kalabilirim acaba? Neler geçer aklımdan, üzüntülerim, dert ettiklerim o an yine o kadar üzücü ve dertmiş gibi gelir mi ki bana? Saçlarımdaki aklar sıkar mı canımı? Tatil yapma arzusu olur mu yine bende? İncelmiş halımı ne zaman değiştirsem gibi bir düşünce gelir miydi aklıma?
    Herşey normal giderse, bir mezarım olacak benim… Yüzümü yaslayacaklar toprağa… Üzerimi sıkı sıkı bastıracaklar. Ve büyük ihtimal bunu en çok sevdiklerim yapacak…

    Bir mezar bulmalıyım acilen… İçine girip saatlerce uzanmalıyım.

    Unuttuklarımı yeniden hatırlamalı. Sık hatırladıklarımı unutmalıyım…

    Hoyratça savurduğum yıllarımın bir daha geri gelmeyeceğini aklıma mıhlamalıyım…

    Kırgınlıklarımın ne kadar gereksiz olduğunun, ölmeden farkına varmalıyım…

    Geçici dünyalıkları bu kadar sahiplenmemeli, kaybettiklerim için yıkılmamalıyım…

    Ölmeden pişmanlıklar yaşamalıyım. Allah için olmayan pişmanlıkları yok saymalıyım…

    Başımı secdeye koyamadığım, secdede tutunamadığım zamanlar için ağlamalıyım…

    Gözlerimi sıkıca kapatıp, soğuğu ve karanlığı hissetmeliyim…

    Orayı, asıl yurduma açılan bir kapı bilip sevmeye çalışmalıyım…

    Yanımda namazlarım tam tekmil olmalı, azığımdan isyanları savurmalıyım…

    Boğazımdan yüreğime inen, hayatımı işgal etmiş ayetlere sarılmalıyım…

    ********************
    Bir mezar bulmalıyım hemen, ama benim olmalı mutlaka. Oraya benim gireceğime inanmalıyım…

    Bütün pişmanlıklarımı toplayıp, herkesten önce arkamdan ben ağlamalıyım…
    (Alıntı.)📖

    (İlim yolcusu ) 📚 ✏
  • MÜSLÜM BABA dedim.
    Efendim Evlat Dedi.
    Çok Seviyorum Dedim.
    hangimiz sevmedik dedi
    bir his var sanki gidecek dedim
    hasret rüzgarı dedi
    Çok Masum bakıyor Dedim
    aldanma cocuksu mahsun yüzüne dedi
    sabaha kadar içsem unuturmuyum dedim
    meyhane son durağın dedi
    değişmez mi alın yazım dedim
    kaderi ben mi yarattım dedi
    bu hep böylemi olur dedim
    biz babadan böyle gördük dedi
    onu görünce dilim tutuluyor dedim
    konuşsana birtanem dedi
    Bu Ayrılık Neden Oldu Dedim..
    Kaderde Ayrılmak Varmış Dedi..
    Ölüyorum Baba Dedim
    Tanrı istemezse insan Ölmezmiş Dedi..
    Muhtacım Sevgisine Dedim..
    mutlu ol yeter dedi
    Unuturmuyum Baba Dedim..
    Ömrünce Unutamazsın Dedi..
    Onu Çok Sevdiğimi Bilecekmi Dedim..
    O Zalim Nerden Bilsin Dedi..
    Yaşayamam Baba Dedim..
    Bir gün Sende Öleceksin Dedi..
    Müslüm Baba Bana Akıl Ver Dedim..
    Düşün Öbür Dünyayı bir karıncayı bile incitme dedi
    Adı Ne Bu Duygunun Baba Dedim..
    Adını sen koy dedi
    Olmuyor baba dedim
    Nereden sevdin o zalimi dedi
    Yoruldum peşinde koşmaktan dedim
    Yıllar utansın dedi
    Baba çok bunaldım dedim
    Üstüne düşme dedi
    Çıkmıyor aklımdan dedim
    Taht kurmuş kalbine dedi
    sende oldun mu böyle dedim
    bir güzel sevmiştim yanağı gamze dedi
    peki ne oldu dedim
    seni kalbime gömdüm dedi
    belki döner be dedim
    o gitti dönmeyecek dedi
    hiç oluru yok mu dedim
    ayırdılar sevenleri dedi
    peki duyguların dedim
    ağır yaralı dedi
    bittimi ya dedim
    canımdan geçerim senden vazgeçmem dedi
    anlıyorum dedim
    vay canım vay dedi
    ağlamaktan gözlerimde yaş kalmadı dedim
    bir gülsen yeter dedi
    Beraber mi ölsek dedim
    ikinize bir kurşun yetmez dedi
    Nasıl geçecek ömrüm dedim
    yıkıla yıkıla dedi
    ölünce bari kavuşsak dedim
    topraktan bedene dedi
    kimseye derdimi anlatamıyorum dedim
    sırtından vururlar dost bildiklerin dedi
    bir gülüşü var sanki bahar gelmiş dedim
    esrarlı gözler dedi
    gitti baba dedim
    gitmeseydi onun kulu olurdun dedi
    Baba yapamıyorum dedim
    SENiN MESELEN DEDi...(alıntı)
  • "Aklımdan bir sürü cümle geçip gitti.Dokunmadım hiçbirine.İçimin göğünden göç eden kuşlar gibi gittiler.Kaleme uzanamadım bile içimden gelmedi.Sapanla kuş vurmayı da hiç sevmedim zaten.Benim cümlelerim yokmuş. Kuş cesetlerim varmış.Onu anladım içimde uçuşan sözcüklere bakarken"
    | Alıntı
  • Fırat: Sen gideli çok oldu Çiğdem, sen gideli 467 gün oldu, her kurşun deliği bir gün içindir.

    Çiğdem: Niye kurşun?

    Fırat: Söküp atmak için, kurtulmak için belki lakin gördüm ki seni öldürme çabası boşmuş, sen ölmezmişsin. 467 gün seni hergün kurşunladım. En son kurşunu dün sabah alnında denedim, öldüremedim ve anladım ki sensiz olmazmış.

    Çiğdem: Ya ben, 467 gün ölerek yaşamadım mı? 467 gün gazete sayfalarını korkarak açtım. Kurşunlanmış, al kanlara bulanmış resmini görmemek için, görmemek için tanrıya dua ettim. Beni aramakla hata ettin Fırat, düzenimi bozdun, yokluğuna alışmaya çalışıyordum.

    Fırat: Alışabildin mi ?

    Çiğdem: Alışamadım

    Fırat: Yanında biri vardı kimdi o?

    Çiğdem: Senden kurtulmak için, senden kurtulmak için evlemeye karar vermiştim.

    Fırat: Evlenmek öyle mi? Yokluğunla 467 gün geçti. Daha bir kadının elini tutmadım, bir kadının yüzüne bakmadım. Aklımdan bile geçirmedim, anladım ki sen benim için her şeysin.

    Çiğdem: Senin için her şey olmaktansa silahın olmayı seçerdim.
  • 160 syf.
    ·5 günde·Beğendi·10/10
    Şu ana kadar yaptığım en uzun ve en değerli inceleme olacak galiba :)
    Çünkü bu kitap benim hocamın kitabı..
    Çünkü bu kitap bana okumayı sevdiren hocamın kitabı..
    Bana yol gösteren, yön veren güzel bir öykü yazarının kitabı.. Hatta ve hatta ben inceleme nedir bilmezken, okuduğum mutlu prens, motorlu kuş, şeker portakalı gibi kitapları tam olarak idrak edemeyen bir üniversite öğrencisi iken kitaba farklı açılardan bakmayı bana öğreten gönlümün en birinci üniversite hocasının kitabı..
    Aklımdan silinmeyen “eğer öğrenirken zorlamıyorsanız, beyninizi zorlamıyorsanız bir şey öğrenmiş sayılmazsınız.” sözlerinin sahibinin kitabı.

    Değerli insan üniversitede olduğu gibi bugün de hayatıma bir şeyler katmayı başardı. ‘silinmek’ ve en çokta ‘yaşam başka yerde’ hikayeleri ile kalbime dokundu ve gözlerimi doldurdu..

    Çok güzel tevafuklar yaşadım.. Bugün üniversitedeki öğretmenimin kitabını okuduğum, inceleme yazdığım bir öğretmenler günü ve bende bir öğretmen adayıyım.. Bu inceleme ile de buradan tüm öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutlar atama bekleyenlere hayırlı atamalar dilerim :)

    Kitap incelemesinden çok hoca incelemesi oldu ama şunu belirteyim bende böylesine güzel anılara, izlere yol açmış bir insanın kitabı da sıradan bir kitap kesinlikle değil.

    Sözlerimi ‘yaşam başka yerde’ başlığı altındaki şu alıntı ile bitiyorum:

    “Çocuklarımız okul bahçesinden çıkıyorlar. Çocuklarımız çocuk olmaktan çıkıyorlar. Çocuklarımız gülümsemekten, çocuklarımız onları kimsenin umursamadığını anladıkları andan itibaren, büyük ve anlamlı hayaller kurmaktan, çocuklarımız günahsız bahar sabahlarından çıkıyor, aradıkları hayatın bu ülkede olmadığını anlamış olarak çemberimizden çıkıyor, çocuklarımız düşlerinden çıkıyor ve şehrin gürültüsü içerisinde iyi bir maaş, güzel bir araba, kaloriferli bir daire sahibi olmak üzere sinemalardan, kitapçılardan, spor salonlarından çıkıyor, uzaklara gidiyor, orada yaşıyorlar.”

    Güzel bir öğretmen olup, güzel izler bırakmak, çocuklarımızı yaşama döndürmek ve hayatlarına dokunmak, yeniden baharlar getirmek duası ve aşkı ile iyi geceler..
  • 336 syf.
    ·Beğendi·10/10
    ÖLDÜM.

    Ama bu sefer kitabın harikalığından dolayı.
    Bu kitap muhteşemdi. Çünkü içinde sevdiğim tüm bileşenler vardı: Aile, arkadaşlık, aşk, sorunlar, aşırı komik ve eğlenceli anlatım, zeki ve muhteşem karakterler, kısacası tüm her şeyi sanki benim damak zevkime uysun diye yazılmış gibi hissettim. (Acıktı)

    İlk defa bir kitapta baş kahraman kızı sevdim. Bu bile inanılmaz bir şey. Dhdjfd Ben kim baş kız karakterlerden nefret etme sorunsalı..

    Şimdi bu kitap neyi anlatıyor, ona değinelim. Bu kitap Josie’nin ablası Kate’i nişanlısı Geoff’tan ayırmaya çalışmasını anlatıyor. Çünkü Geoff’tan ve onun kenelere olan ilgisinden haz etmiyor (benim aksime) ve kesinlikle ablası için yanlış bir seçim olduğunu düşünüyor.

    Ablasının aşk tarafından gözlerinin kör edildiğini ve hayatının hatasını yapmak üzere olduğunu düşünüyor, ablasının gözünü açmaya, Geoff’un yanlış bir seçim olduğunu göstermeye çalışıyor. Ancak Kate her seferinde onun yanlış düşündüğünü ve Geoff’un muhteşem birisi olduğunu söylüyor.

    Bir süre sonra Kate ve Josie sık sık kavga eder oluyor ki bu Josie için inanılmaz yıkıcı ve yaralayıcı bir şey çünkü Josie’nin ‘Josie dilini’ en rahat konuşabildiği iki kişi var ve bunlardan birisi de ablası Kate. Diğeri de en yakın arkadaşı (erkek olan) Stu.

    Onla sık sık küsmeye başlayınca Josie sonunda aşık olmaya ve ablasının hissettiği şeyleri anlamaya çalışıyor. Ancak ilk deneyimi Stefan sadece ‘çok fazla hoşlanmada’ kalıyor ve ikinci deneyiminin ise sadece ‘vurulma’ olduğunu keşfediyor ve işte bu yıkıcı darbe. Ethan’a olan hislerinin aşk olmadığını fark etmesi sonra onu ‘aşk nedir?’ e sürüklüyor ve sonra Josie kendini kapana kısılmış hissediyor.

    Çünkü kimin kim için doğru olduğu ve kimin yanlış seçim olduğu ve bunun gerçekten aşk mı yoksa sadece yanılma mı olduğunu bilemiyor.

    Ama sonra aşkın, rahat sessizlik dili olduğunu keşfediyor. Aşık olduğun kişi sana öyle yakındır ki susarken bile birbirinize ne anlatmaya çalıştığınızı biliyorsunuzdur ve sessizlik garip değildir veya sizi germez. Aksine rahatlatıcı ve hoştur.

    İşte böyle bence muhteşem yerlere değinen bir kitaptı.

    Josie’nin dillere olan ilgisi (Fransızca veya İspanyolca gibi dillerden bahsetmiyorum). En yakın arkadaş dili, güzel kız dili, amant.nrım dili, lise dili, üniversite dili gibi dillerden bahsediyorum. Yani kısacası hayatımızın neredeyse her anında değişen ama asla değişmeyen kalıp dillerden bahsediyorum, Josie bunları çok iyi biliyor ve uyguluyor da.

    Ama en önemli olan dili, yani Josie dilini sadece Stu ve ablası Kate’in yanında konuşabiliyor ki bu da onları hayatında vazgeçilmez kişiler yapıyor.

    Çünkü onlar kendi olabildiği ve rahat sessizliği yaşayabildiği insanlar.

    Bu kitap sayesinde fark ettiğim bazı şeyler bile oldu.

    Gerçekte ve sanalda tanıdığım arkadaşlarımla konuşurken hep farklı davranırdım çünkü birisi eğlenceli yanımı, birisi daha sessiz ve birisi daha olgun, hepsi farklı bir yanımı açığa çıkarırdı ve ben acaba hangisi gerçek benim? Diye düşünürdüm ama bu kitap sayesinde onların hepsinin aslında gerçek ben olduğunu keşfettim. Onların hepsi benim parçam ve tek yapmam gereken onları birbirine karıştırıp harmanlamak. O zaman onların tamamını kendime alabilirim. Teşekkürler Erin McCahan!!

    Kitabın sonunu, gerçekten bir sayfada bir an için aklımdan geçirmiştim ve beklediğimi söyleyebilirdim ama kabul edeyim, aniden hiç beklemediğim bir anda olması beni şaşırttı ama gülümsetti de. Rahatsız olmadım. Aksine sevindim.

    Çünkü, hadi ama, bunu söyleyemem. Bu üzücü.

    Çok iyi kalpliyim.

    Bunu yazdıktan sonra belki tahmin etmişsinizdir, ama bu tamamen sizin aklınızın suçu, benim değil…

    Bu kitabı okuyun.

    BU KİTAP MÜKEMMEL.

    Geoff ve Josie mükemmel.

    Buraya okurken gülmekten yerlerde süründüğüm iki alıntı ekliyorum. Gülmekten yerlerde süründüğüm diyorum çünkü sadece gülmek yazsaydım kitabın tamamını buraya geçirmek zorunda kalırdım sanırım.

    1-)

    “Kate düğünde gözlük takamayacağımı söylüyor.”

    “Sadece fotoğraflarında yansıma olsun istemiyor,” dedi Sophie.
    “Her şeyin mükemmel olmasını istiyor.”

    “O zaman kesinlikle Geoff'la evlenmemeli.”

    2-) (KESİNLİKLE OKUYUN!!!)

    “Nasıl oluyor da bu akşam maça gelmiyorsun?” diye lisedeki bir futbol maçını sordu.
    “Karnım ağrıyor,” diye yalan söyledim.
    “Ah, bu ruh halini açıklıyor.”
    “Ruh halimi açıklayan sensin."
    “Tanrım. Tamam. Gidiyorum. Sadece annemden evde olduğunu öğrendim ve belki Geoff ve benimle film izlemek istersin diye düşündüm.”
    “Kenelerle ilgili bir şey mi mesela? Oz Kenesi? Kene Harikalar Diyarında?"
    Kate çıkmak üzere harekete geçti.
    “Kene ve Tutku.”
    Odamdan çıkmış, merdivenlere yaklaşmak üzereydi.
    “Buldum, buldum,” diye seslendim. “Harry Potter ve Melez
    Kene!"

    Dipnot: (Buraya gülmeyen gerçekten cindir jdkdeıfhhfddk)