Sanki sürekli bekliyor gibiydim. Ama başıma hiçbir şey gelmediğinden bu beklenti iyice tuhaftı. Dünyadan ve kadınlardan, doğama uymayan bir mesafe ile haz almaya mahkûmdum.
Ben bir tür sıradanlığın haritacısıyım, bir şehir antropoloğu, enstrümansız bir müzisyenim; sonsuz bir uzamda gerçek bir engel olmadan, hiç aralıksız salınan duygu ve heyecanlarda zarafet ve kesinlik arayan bir hayalperestim.
Bir gece sorgucular basıyor bu kenti, dillerinde zehir zemberek sözleriyle; akıp geçen hayatı anlatıyorlar, zamanın tutulmazlığını.
Dünyanın güzelliklerinden bahsediyorlar, bir kadının diri memelerinden.
Dünyanın binbir türlü hazlarından açılıyor konu.
Başarmayı anlatıyorlar, dünyayla bütünleşip yeni bir dünya yaratmayı.
Yaşamayı anlatıyorlar varolmanın aksine.
Bir sigara yakıyorum, tükürüyorum yüzlerine tüm öfkemi.
Alaycı bakışlarla çekip gidiyorlar.