• Tüyleri daha güzel diye alakarga tarlakuşundan daha mı değerli?
  • 96 syf.
    ·3 günde·Beğendi·9/10
    Ayça Erkol - Sonra Sincaplar Geldi... Ayça Erkol'un ikinci öykü kitabı. Alakarga Yayınlarından çıkıyor. İlk kitabı "Hiç Aklımda Yokken"le Ankara Üniversitesi Öykü Ödülü'nü almıştı geçen sene. Ayakları yere sağlam basan, dili sade, hikaye örgüsü ve atmosferi sağlam, çok katmanlı, usta işi öyküler yazıyor Ayça. İkinci kitabı "Sonra Sincaplar Geldi"de de hünerlerini kaybetmediğini gösteriyor. Kitabın ilk öyküsü görece uzun bir öykü. Ayça'yla yapılan bir söyleşide kitaptaki ilk öykünün, "Ali Dede Ölüyor", kitabı sırtladığı tespitinde bulunuyordu soruyu soran kişi. Ben tam da böyle düşünmüyorum; Ali Dede Ölüyor, güzel bir öykü; fakat kitaptaki diğer üç öykü, görece kısa olanlar, Ayça'nın her geçen gün ustalaşan kaleminin daha derin izlerini taşıyorlar. Kalın bir kabuğun altında birçok katman var ve hepsini tek tek hissettiriyor okuyucuya. Anlatacak hikayesi olduğundan retoriğin bataklığında da boğulmuyor Ayça'nın öyküleri. Öykü nefes alıp veriyor. Okuyucu için büyük rahatlık. Ayça ilk kitabıyla çok olumlu eleştiriler aldı, bu kitabı da okurunu bulacaktır, diyorum. Eline sağlık arkadaşım üstüne koyarak devam ediyorsun🤗 #ayçaerkol #sonrasincaplargeldi #alakargayayınları #öykü #türkiyeedebiyatı #bookstagram #instagram #kitap #book #kitaplık #zorbasahaf
  • 386 syf.
    ·3 günde·Beğendi·9/10
    Alakarga Yayınları'ndan ve Gallagher Lawson'dan okuduğum ilk kitap oldu Kâğıt Adam. Kitaptan kısa bir metin, biryudumkitap.com tarafından e-postama gönderilmişti geçtiğimiz hafta. Kitabın birkaç sayfasından oluşuyordu gönderilen bölüm. Hani bazen, kitaptan bir bölüm okursunuz ve devamını da okumak istersiniz ya. İşte Kâğıt Adam da bana bu hissi yaşattı.

    Kâğıt Adam tek basım yapmış, inanamadım. Halbu ki çok satan bir kitap olacağını ummuştum araştırırken. Birçok sitede ürün tedarik edilemiyor, tükenmiş durumda. Ancak alakargadukkan.com kitabı yüzde on beş indirimle yeniden satışa sunmuş. (Yayınevi ile yazışıp serzenişle konuşurken öğrendim bunu :D) Neyse siparişim geldi güzel bir kargo macerasının sonunda.

    Kapak sade, hoş bir tasarıma sahip. Yayınevinin diğer kapak tasarımları da böyle. Orjinal kapağı değil bunu tercih ederim ben... Orjinal kapağın linkini de bırakayım. ( https://resmim.net/f/opaOsc.png )
    Konu ise ilginçti.
    Michael, on dört yaşındayken bir kaza geçirir. Kaza sonrası bedeni kurtarılamaz haldedir. Babası da onu yeniden, bir "kağıt adam" olarak yaratır. Her şeyiyle kâğıttandır. İnsanlardan uzaklaşır, yağmurdan kaçar, kâğıttan bedenine zarar verecek her şey Michael için büyük bir tehlikedir. Ve bir gün bunların hepsinden kaçmak için harekete geçer Michael. Taşradan şehre bir yolculuk başlar. Şehirde karşısına sürüyle insan çıkmıştır, taşrada yaşadığı sürece görmediği kadar çok insan... Dışlanmayı, farklı olmanın zorluklarını görür Michael.

    Bu şekilde devam edecek sanarak okumaya hız vermiştim ki, kitap ikinci yarıda bir distopyaya dönüştü... Maskelerle sokağa çıkan insanlar, birbirlerine maskelerin ardından bakan bir kalabalık vardı kitapta artık. Sanatla içiçe geçen yalanlar, politikanın karanlık yüzü, dünyanın sürüklendiği umutsuz durum karşıladı beni bu kez.

    Kâğıt Adam'da; Pinokyo'dan, Kafka'dan esinlenmeler bulacaksınız. Kağıttan yaratılan bir adamın, bir süre sonra hayata olan başkaldırılarını göreceksiniz. Zamanın yitirildiğini, karada yalnız kalan denizkızlarının acı dolu öyküsünü okuyacaksınız.

    Kitapta beni zorlayan tek şey imlâ hataları oldu. Yeni bir baskı yapılıp, hataların düzeltilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bunun dışında, ben kitabı çok sevdim. İyi ki okumuşum dedim bitirince. Michael'ın yaşamından birçok şey öğrendim. Korkuyu, mutluluğu, aşkı ve hatta acıyı yaşamak isteyen bir Kağıt Adam ile tanışmak için geç kalmayın dostlarım...
  • Giysileri yoksul olanın kesesi gurur duyar;
    Bedeni zengin kılan kafasının içidir insanın.
    En kara bulutlar arasından bile güneş nasıl ışırsa,
    En sade giysilerden bile dışarı vurur insanın onuru.
    Düşünsene, sırf tüyleri daha güzel diye,
    Tarla kuşundan daha mı değerli alakarga
    Ya da, renk renk derisi göz okşuyor diye,
    Engerek daha mı iyi yılan balığından
  • 248 syf.
    ·3 günde·Beğendi·10/10
    40 yaşından sonra hayatınızı tamamen değiştirmek ister misiniz?
    Peki sizi en çok mutlu eden işi yaptığınız halde insanlardan kopmayı ve kendinizi doğaya bırakmayı, kuşlarla yaşamayı?
    Londra’da orkestrada Keman çalarken yerini bırakıp, köyde küçük bir eve yerleşip o evi “kuş evine” çeviren Kemancı Gwendolen (Len)in hayat hikayesi. Kuşlar için tüm imkanlarını seferber eden. Kendi ihtiyacından önce onların ihtiyacını düşünen tamamen onların güven ve arkadaşlığını kazanmaya ve onları gözlemlemeye odaklı bir hayat hikayesi. Kışın üşümesine rağmen kuşların rahatça girip çıkması için penceresini açık tutan, kuşların çorabının ipliğini söküp yuva yapmalarına müsade ettiği gibi onlar rahatsız olmasın diye postacının bile bahçeden içeriye girmesine izin vermeyen bir insan.
    Bu kuşların hangi vakit hüzün ve sevindiğini bilen onlara isimler takan.
    Bazı isimleri bırakıyorum buraya ( Yıldız, billy, yeşilli, kelkafa, zıpzıp, hophop, petercik, şakacı,açıkkahve, koyu kahve vb.) “Yıldız” bu kuşların içinde en özel olanı baştankara cinsi bir kuş.

    Bir ev düşünün bahçesinde meşe, kayın, huş, elma ve muşmula ağaçları yine mürver, frenk üzümü, yabani kiraz, iki çiçek tarhı, Mayıs çiçeği ve pergola olan.

    Bu ağaçların ve çiçeklerin en güzel süsü Baştankara, Karatavuk, serçe, kızılgerdan, karga, alakarga, sığırcık, ispinoz, ağaçkakan, yalı bülbülü, kızılkuyruk, şaka kuşları, çalıkuşu, yağmur kuşları, saksağan, tahtalı güvercinler, atmaca ve baykuşlar.
    Hepsinin uyumasından, yemek yemesine, yuva yapmasından uçmasına kadar farklı özellikleri var. Bunları o kadar keyifli anlatıyor ki kitap hayran oldum.
    (Ne kadar çok kuş var öyle değil mi bir çoğunun ismini yeni duydum ve araştırıyorum. )
    Yazar Eva Meijer Gewendolenin hayatından kesitleri ve kendi kurgusunu iç içe işlemiş.
    Kuşların ve insanların hayat hikayesi aslında. Bu hayatta sadece bizim değil onların da yaşama hakkının olduğunu onlara zarar vermeden yaşamanın mümkün olduğunu gösteren bir kitap.
    Çok naif doyurucu ve gerçekçi ve duygusal bir kitap olmuş. Çevirmenin (Gül Özlen) hakkını da vermek lazım diye düşünüyorum.

    Kuş Evi
  • Dünya izliyor: hiç kimse geçişinin haberi dalga dalga yayılmadan bir çayırda ya da bir ormanda yürüyemez. Ardıç kuşu ok gibi fırlar, alakarga avaz avaz bağırır, bir böcek otların altına seğirtir ve sinyal iletilir. Bir şahinin uçuşundan ya da bir insanın sarsak adımlarından tüm canlılar haberdardır. Sistemden geçen bilgi istihbarattır.

    Toplumsal düzene tüm doğada rastlanır - kitaplar ve kanunnameler çağının çok öncesinde bile. Bu, bizim ne olduğumuzun ayrılmaz bir parçasıdır ve örüntüleri tenin ya da taşın katmanlarını ve güçler ayrılığını aynen takip eder. Toplumsal örgütlenme ve hükümet düzeni dediğimiz şey doğadaki işleyiş ilkelerinin hesap-kitap içindeki zihin tarafından kendine mal edilmiş biçimlerinden başka bir şey değildir.

    Gary Snyder,
    Özgürlüğün Görgüsü
  • 386 syf.
    ·3 günde·8/10
    Ilk yüz yüz elli sayfasında bireysel bir başkaldırı okuyacağımı düşünmüştüm dilini ve anlatımını çok beğenmiştim ve kitabın fikrini özgün bulmuştum,sonra kitap toplumsal bir distopyaya dönüştü.Herkesin maske taktığı ve aslında kimsenin kendisi olamadığı bir toplum düzenini okudum.Bence kitap bireysel bir kimlik arayışını anlatsaydı çok daha başarılı olurdu ama yazar bence distopik eserlere öykünerek ben de çok satan bir eser yazayım demiş.Yine de toplumun kimlik bunalımını ve herkesin kendisini başkasının ceketinde hissetme eğilimini anlatması yönünden ben beğendim.Ilk defa Alakarga yayınlarından bir kitap okudum kapak tasarımı güzeldi Can Yayınları ve Yapı Kredi'nin örnek alması lazım.