Üç yaşındaki Nazim, üç tekerlekli bisikletiyle...
Nazım Hikmet sevdalısı bir pedaldaşın kaleme aldığı eserin adindan da anlaşılacağı üzere odak noktası Nazım Hikmet ve bisiklet. Ancak geri planda dünya edebiyatına, sanata ve hatta bilime büyük katki sunup yön veren sahsiyetleri, birbirleri ile bağlantılarini, ilginç tesadüfleri okuyacak ve de okudukça hem sasiracak hem de hayran kalacaksınız.
Mesela Nazim Hikmet in dayisinin şampiyonluklari bulunan, olimpiyat görmüş bir bisikletci olduğunu bu eserle öğrendim. 1950 de Uluslararası Baris Ödülü verilen Nazim Hikmet in pasaportu olmadığı icin törene katilamadigini ve ödülü onun adina Pablo Neruda nin aldığını, veya Marie ve Pierre Curienin balayına pedallayarak gittiklerini ya da Adolf Hitler in birinci dünya savaşında bisikletli bir onbaşı olduğunu ben bu eserle öğrendim.
Kisacasi eserde Emile Zola dan Tolstoy a, Halide Edip Adivar dan Hüseyin Rahmi Gurpinar a, Picasso dan Trocki ye bir çok önemli kişilikle karşılaşacaksiniz. Şahsen benim başım döndü.
Bu arada bisikletin bulunuşu, unutuluşu ve yeniden hatırlanışı, şiirlere, romanlara ve masallara konu oluşunu, kiminde metafor kiminde ise simge oluşunu, geçmişte ve günümüz de işçi ve kadin hareketindeki yerini ve kisacasi bisiklete dair bir dolu şey okudum.
Sözün özü kitapta herkesin ilgisini çekecek kısmın olduğunu varsayarak öneri olarak şuraya bırakıyorum.