Irvin D. Yalom, psikoloji ile felsefeyi birleştirerek bize sarsıcı bir roman bırakmış. Sarsıcı diyorum çünkü SARSILDIM. Nietzsche Ağladığında, beni hem duygusal hem de zihinsel olarak derinden etkiledi.
Nietzsche ve Breuer’in kader sayesinde kesişen yolları, zamanla bir dostluğa dönüşürken; ben de bu yolculukta acının bir düşman değil, bir öğretmen olabileceğini tekrar fark ettim. Kitabı okurken en çok kendi hayatımın sorumluluğunu ne kadar aldığımı sorguladım.
Güvenli alanlarım, ait hissettiğim yerler, vazgeçemediğim bağlar ve kopamayışlarım… Halı altına süpürdüğüm her şeyi tokat gibi çarptı. Güvenli olanla sahici olan arasındaki farkı bu kadar net gösteren tarafı da ayrı bir etkiledi.
Nietzsche ile Breuer arasındaki terapi anları, bir noktadan sonra yalnızca onların değil, bizim de anlarımıza dönüşüyor. Okur olarak kendimi o odanın içinde, soruların tam ortasında buldum. Nietzsche ağladı ama ben de kendimi gördüm.