Ben oradayken tahta tabutlar içinde İstanbul’un ilk bağımsızlık şehitlerini gömmeye götürüyorlardı.Yere yatıp kan izlerini öpmek istedim.Öyle ulu ve güzel bir şeydi ki...
Yirmi yaşında olmadığımız halde bizler de mutlu olduğumuz anları gözden geçirsek, bütün kâınatın karşısında titredigi şu kelimeye ulaşmaz mıyız?” Hiç!”