Rabia Polatbilek, bir alıntı ekledi.
24 May 19:14 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Mevcut toplum yapısı bizi düşünmeye teşvik etmiyor. Zeki insanlar ( Alfa- Beta'lar ) aptalca oyunlar oynayarak boşa zaman harcıyorlar. Kitap ve gazetelerimizde yeni fikirler yazılmıyor. Bu nedenle toplumumuz, düşünce sahibi insanın temel ihtiyaçlarını karşılamıyor. Bazı şeyler ihmal ediliyor.

Cesur Yeni Dünya, Aldous Huxley (Sayfa 62)Cesur Yeni Dünya, Aldous Huxley (Sayfa 62)
Carnival of Rust, bir alıntı ekledi.
24 May 10:58

Var olan, var olmuş ve gelecek olan, Her Şeye Gücü Yeten Rab Tanrı, “Alfa ve Omega Ben’im” diyor.

Tanrı'nın Formülü, Jose Rodrigues Dos SantosTanrı'nın Formülü, Jose Rodrigues Dos Santos

dünyanın tüm özel kuvvetleri ( Türk= sat komandolar ve bordo bereliler; abd=navy seals; ingiliz=sas komandolar; rus=alfa timleri..vs) hepsi de açlık ve susuzlukla nefisleri terbiye edilir. ALLAH biz insanlar'a oruç'u maddi ve manevi istek ve arzulara karşı dirençli olmamız için farz kılmıştır diye düşünüyorum.

YABANCI SİYASET BİLİMİ OKUMALARI"

- ARİSTOTELES / politika
Çeviri: METE TUNCAY
İstanbul: Remzi Kitabevi (1983)

- H.LASKİ /politikaya giriş (sosyalist siyaset anlayışı)
çeviri: ALİ SEDEN
istanbul: Remzi kitapevi yayınları (1966)

- MARCEL PARÉLOT / Politika bilimi
çeviri: NİHAL ÖNOL
İstanbul: varlık yayınları (1972)

- M.DUVERGER / politika'ya giriş
çeviri: SAMİH TİRYAKİOĞLU
İstanbul: Varlık yayınları (1984)

- PLATON / devlet
Çeviri: SABAHATTİN EYÜBOĞLU
İstanbul:Türkiye iş bankası yayınları(2001)

-MACHİAVELLİ / prens
Çeviri:NAZIN GÜVENÇ
İstanbul:Anahtar kitaplar yayınevi (1984)

- MONTESQUİEU / "kanunların ruhu"
Kitabın orjinal adı: L'ESPRİT DES LOİS

- A.TACGUEVİLLE /Amerika' da demokrasi
Çeviri: İHSAN SEZAL-FATOŞ DİLBER
Ankara:yetkin yayınları (1994)

- M.WEBER / Protestan ahlakı ve kapitalizmin ruhu
Çeviri:ZEYNEP ARUOBA
istanbul: Hil yayınları (1985)

- GİANFRANCO POGGİ /çağdaş devlet gelişimi
İstanbul:hürriyet vakfı yayınları (1991)

-GİOVANNİ SARTORİ / demokrasi teorisine geri dönüş
Ankara: Yetkin yayınları (1999)

-J.J. LİNZ / Otoriter ve Totaliter rejimler
Ankara:Liberte yayınları (2008)

-HENRİ MİCHEL / faşizmler
İstanbul: İletişim yayınları (1993)

-SAMUEL HUNTİNGTON-JORGE I /
Siyasal gelişme
Çeviri:ERGÜN ÖZBUDUN
Ankara:siyasi ilimler derneği yayınları (1975)

-AREND LİJPHART / Demokrasi motifleri
İstanbul:salyangoz yayınevi (2006)

-JÜRGEN HABERMANS / öteki olmak ötekiyle yaşamak
Çeviri:İ.AKA
İstanbul:yapı kredi yayın evi
5. Baskı (2010)


"YERLİ SİYASET BİLİMİ OKUMALARI"

-YILMAZ BİNGÖL / 21.yy'da demokrasi tartışmaları
İstanbul:umuttepe yayınevi (2011)

- ÖMER ÇAHA / Siyâsî düşüncelere giriş
İstanbul:Dem yayınları (2008)

-İSMAİL CEM / Sosyal demokrasi nedir? Ne değildir?
İstanbul:iş bankası yayınları (2010)

-BİLAL ERYILMAZ / Bürokrasi ve Siyaset
İstanbul:Alfa yayınları (2010)

-FUAT KEYMAN / Türkiye ve Radikal demokrasi
İstanbul:Alfa yayınları (2000)

-TANER TATAR / cinsiyet faktörünün siyasi katılıma etkisi dünü ve bugünüyle toplum ve ekonomi
Sayı:10 (1997)

-ZEKİYE DEMİR / Siyasal partilerin kadın politikaları ve kadınların tutumları
Kaynak:Sakarya Üniversitesi sosyal bilimler Enstitüsü doktora tezi

-TÜRKLER ALKAN / Siyasal toplumsallaşma
Ankara:kültür bakanlığı yayınları (1979)

-ASAF HÜSEYİN / Ortadoğu'da devlet ve terör
Çeviri:TAHA CEVDET
İstanbul:pınar yayınları (1990)

-MEHMET ALİ AĞAOĞULLARI / Kent devletinden imparatorluğa
Ankara:İmge yayınları (1994)

-ATİLLA YAYLA / liberalizm
İstanbul:plato film yayınları (2004)

ERHAN BENER / Bürokratlar
İstanbul:Remzi kitap evi (2002)
Not:kitap ülkemizdeki bürokrat ve politikacı ilişkisini anlatan anı ve Öyküleri içerir.

"İSLAM DÜNYA'SI
SİYASET BİLİMİ OKUMALARI"

-FARABÎ / İdeal Devlet

- FARABÎ / ihsa'ûl-ulûm (ilimlerin sayımı)
Çeviri:AHMET ATEŞ
İstanbul:MEB yayınları (1990)

-MAVERDÎ / El-Ahkâmu's-Sultâniye'si
Çeviri:ALİ ŞAFAK
İstanbul:Bedir yayınları (1976)

MAVERDÎ / Nasîhatû'l-Mülük
"siyaset sanatı"
Çeviri:MUSTAFA SARIBIYIK
İstanbul:Kırkambar kitaplığı (2000)

-NİZAMÜLMÜLK / siyasetname
Çeviri:NURETTİN BAYBURTLUGİL
istanbul:Dergah yayınları (1981)

-GAZALÎ / Nasihatü'l-Mülk
çeviri:OSMAN ŞEKERCİ
İstanbul:Sinan yayın evi (1995)

-İBN TEYMİYE / Es-Siyasesetû'ş-Şeriyye
Çeviri:VECDİ AKYÜZ
İstanbul:Dergah yayınları (1985)

- MUHAMMED B.TURTÛŞİ /Sirâcu'l- Mülük (siyaset ahlakı ve ilkelerine dail)
Çeviri:SAİD AYKUT
İstanbul:İnsan yayınları (1995)

-İBN HALDUN / Mukaddime
Çeviri:SÜLEYMAN ULUDAĞ
İstanbul:Degah yayınları (1982)
1.cilt ve 2.cilt

Not: Arkadaşlar elimden geldiğince derlemelerde bulundum elbette ki siyaset bilimi ile alakalı çok çok önemli bulduğunuz kitaplar Olabilir sizlerde yorumlar kısmına eklemeler yapıp katkıda bulunabilirsiniz hepinize şimdiden teşekkürlerimle...

Rüveyda Ravza Görüşük, Cesur Yeni Dünya'yı inceledi.
11 May 22:27 · Kitabı okuyor · Puan vermedi

Teknolojinin tek gerçeklik, duyguların ise uzak durulması gereken gerçekler olduğu bu gelecekte Ford, Tanrı’nın yerini almıştır. Aile kavramının yozlaşma göstergesi olarak algılandığı bu çağ, Soma aşı verilen hap sayesinde herkesin mutlu ve hayattan aldığı bir sistem üretir. Hiç kimse daha önce beraber olduğu biriyle bir kez daha beraber olamaz çünkü herkes herkes içindir. İnsanlar makınelerden doğar üretim kalitesine göre ise alfa beta Epsilon gibi sınıflara ayrılır. Ancak bu sistemin dışında şehirden uzak bir yerlerde komün hayatı sürdüren bir topluluk daha vardır. Bu topluluğun sürdürdüğü yaşam teknolojinin egemenliğine alternatif sağlayabilir mi? Yoksa bu ütopya da başarısız olmaya mahkum mudur?

Peter Bornemann, Saatleri Ayarlama Enstitüsü'ü inceledi.
10 May 23:58 · Kitabı okudu · 9 günde · Beğendi · Puan vermedi

Fahim bey ve biz romanına benziyor oradaki gibi yine bir hafif sağ kokuyu alıyorum, yine çok planlanmış, böyle sarmal gibi tabiri caizse içe doğru sıçan cümleler. Mevcuttan rahatsızlık var ve bu rahatsızlığın haklılığına dair belli oranda sizi ikna ediyor ama muhtemelen siyasi konumundan kaynaklı olarak, ne olması gerektiğine dair bir tasavvuru yok ya da doğrusu bu noktada ikna edemiyor işte. Eksiklik burada. Öte yandan çok ince bir mizah var ki, bayıldım.
Fahim bey dedim ama tabi ki diğerinden çok daha yetkin bir roman. Yazarı da keza öyle. Köprülü'ye benzetiyorum Tanpınar'ı, hasbelkader sağda konumlanmış ve dolayısıyla marksizme karşı ama edebiyat tahlili marksistlerinkiyle çok benzerlik taşıyor. Doğaldır çünkü çok bilgili ve daha önemlisi doğruya açık bir adam. Öyle çok fazla ön kabulleri yok. Mesela peyami gibi öznel kaynaklı dar görüşlülüklere ve düşmanlıklara hiç girmiyor. 'Vakıa' geçmiş hassasiyeti var ama bunu dayatmıyor, bu iyi işte.

Hayri irdal'ı, yazgı'nın musa'sına benzetebiliriz. Gerçi hayri konuşuyor, yer yer itirazları da var ama bu itirazları sonucu değiştirmiyor, nihayetinde etkisiz. Hayatının hiçbir devresinde başrolde değil. Halit ayarcı'yı da keza lord henry tyler durden karışımı bir alfa karakter olarak değerlendirebiliriz.

Son kısımda halanın evindeki davet sahnesi bence kitabın en etkili kısmıydı. Orada tiksinti duygusunu çok net hissediyorsunuz. Milyarder filmindeki son sahneleri andırıyordu. Oradan uzun bir alıntı yapacaktım ama üşendim. Belki sonra.

Büşra, bir alıntı ekledi.
 10 May 16:25 · Kitabı okudu · 5/10 puan

Latince ismi “Uta stansburiana” olan yan tarafları çizgili bir kertenkele cinsi. Erkeklerinin üç farklı eş bulma stiline tekabül eden üç farklı gırtlak rengi vardır. Turuncu gırtlağı olanlar Alfa erkeğinin harem stratejisini kullanırlar. Bir grup kadını korurlar ve hepsiyle de eşleşirler. Sarı gırtlaklı olanlara sinsiler adı verilmiştir çünkü başlarına bir şey gelmeyeceğinden emin oldukları her an turuncu gırtlağın haremine süzülüp dişleri ile eşleşirler. Parlak mavi gırtlağı olanlar ise bir ve tek stratejisini kullanırlar tek bir dişiyle eşleşir ve onu yedi gün yirmidört saat korurlar.

Erkek Beyni, Louann BrizendineErkek Beyni, Louann Brizendine
Neyzen Tevfik, Başkalaşımlar'ı inceledi.
 09 May 00:12 · Kitabı yarım bıraktı · 3/10 puan

Kitabın başında, farklı bir varlığın gözünden (eşek) olayları gözlemlediğimiz için ilgi çekici ve sürükleyici gelse de ilerledikçe olağanüstülüklerin ve masalsı anlatımın artması hevesimi kırdı. Son kısımlarda adeta kitabı ittiriyordum. Alfa yayıncılıktan okuduğum bu kitabın sayfa düzenini de beğenemedim, çünkü satırların genişliği iyi değildi ve punto biraz büyüktü. Ayrıca, her satır 6-7 kelimeden oluşuyordu ki çok az ve bu da sürekli satır atlattırarak dikkatimi dağıttı. (Umarım anlaşılmıştır.)

phoenix, bir alıntı ekledi.
28 Nis 23:34 · Kitabı okuyor

geminin yerinde yıldızlarla dolu karanlık geceden, kapkara ve sessiz denizden başka şey kalmamıştı şimdi. akyıldız gökyüzüne egemendi. Alfa Karina da. ya ay? ay yoktu. yalnızca pişmanlıklar. ay olsaydı, bunu söylemezdi bana. sevgiden söz etmek neden? sevgi, pek az tanıdığım bir şey.

Güneşi Uyandıralım, José Mauro De Vasconcelos (Sayfa 246)Güneşi Uyandıralım, José Mauro De Vasconcelos (Sayfa 246)
Halil İbrahim, Nutuk'u inceledi.
 26 Nis 16:38 · Kitabı okudu

Okuduğum Nutuk, Alfa Yayınlarından 2017 yılında çıkan 736 sayfadan oluşan bir kitap. Nutuk “1919 yılı Mayısı’nın 19’uncu günü Samsun’a çıktım”. cümlesi ile başlıyor, Atatürk’ün Türk Gençliğine Hitabesi ile sona eriyor. Nutuk, Kurtuluş Savaşı’nın nasıl kazanıldığını ve 1919’dan 1927’ye kadar olan süreçte ulusal egemenliğe dayalı, çağdaş bir cumhuriyetin nasıl kurulduğunu anlatmaktadır. Mustafa Kemal Paşa, Milli Mücadele için büyük fedakarlık ederek mesleğinden istifa ediyor ve mücadeleye başlıyor. İstifa ettikten sonraki süreçte Kazım Karabekir Paşa’nın sahiplenişini unutmamak gerekir. Hatta şunu da belirtmek gerekir ki Kazım Karabekir olmazsa Milli Mücadele de olmazdı. Nutuk'u sonradan yazdığı için Nutuk’ta olayların bazılarında derine inerken bazılarında yüzeysel kalmıştır. Nutuk’un açıklamadığı olayları daha iyi anlayabilmemiz için Nutuk’la beraber Ali Fuat Cebesoy, Rauf Orbay, Fevzi Çakmak, Kazım Karabekir’in de anılarını okumak gerekir. Bunları neden diyorum, bir iki örnekle açıklayayım;
Mustafa Kemal Atatürk ; Ali Fuat Paşa, Rauf Orbay gibi Paşaların İsmet Paşa’nın Genelkurmay Başkanı olmasını “İsmet Paşa’nın Milli Mücadeleye en son katıldığı için karşı çıkıyorlar” diye söylüyorlar. Okuduğum başka bir kitapta ise “Meclis Başkanı olarak Mustafa Kemal'in Genelkurmay Başkanlığına kimi seçeceği merak konusuydu. Kazım Karabekir Erzurum'da Kolordu Kumandanı olduğuna göre, akla ilk olarak Fevzi Paşa veya Milli Mücadelenin önemli isimlerinden Ali Fuat Paşa gelmekteydi. Mustafa Kemal Paşa, beklenenin tam aksine Ankara'ya en son gelen Albay(miralay) rütbesindeki İsmet Bey'i Genel Kurmay Başkanı yaptı. Bu şaşılacak bir durumdu.” diyor. Karşı çıktıkları hem geç katılması hem de rütbe bakımından aşağı olması.
Meclisi Mebusan’ın neden İstanbul’da toplanıldığını Rauf Orbay’dan okumak lazım. Çünkü daha detaylı anlatıyor kitabında.
Nutuk 19 Mayıs’ta Samsun’a çıktım diyor ama onun öncesinde ne oldu. Birden mi karar verildi? Onu da Kazım Karabekir ve Ali Fuat Paşa’dan okumak lazım.
Bir de Nutuk 1927 yılında yazılırken sanki İsmet Paşa’nın biraz etkisinde kalınmış gibi. İsmet Paşa’ya övgüler yağdırılırken, Milli Mücadelenin diğer komutanlarına aynı tarzda yaklaşılmamış. Bu konuda Kazım Karabekir’i okumanızı tavsiye ediyorum, çünkü günlük yazdığı için olaylara daha hakim ve Milli Mücadelede görev yapanlara hakkını veriyor.1933 yılında Kazım Karabekir Paşa’nın günlüklerine ve kitaplarına el konulduğunu burada yeri gelmişken söyleyeyim. Üst tarafta İsmet Paşa’ya övgüler gelmiş dedim ya mesela Nutuk’ta Genelkurmay Başkanlığı ve Cephe komutanlıklarında İsmet Paşa liyakat ve üstün gayretli diyor. Eğer başarılıysa Kütahya ve Eskişehir savaşlarından sonra Mustafa kemal Paşa ve Fevzi Çakmak Paşa neden cepheye gidiyor? sorusu aklıma geliyor haliyle.
Bir de Sivas Kongresinde tartışılan şu Manda meselesine gelelim. Kurtuluş çaresi ararken İngiltere, Fransa, İtalya gibi büyük devletleri gücendirmemek temel ilke olarak kabul edilmekte idi. Bu devletlerden yalnız biri ile bile başa çıkılamayacağı kuruntusu hemen bütün kafalarda yer etmişti. Osmanlı Devleti'nin yanında, koskoca Almanya, Avusturya - Macaristan varken hepsini birden yenip yerlere seren İtilâf kuvvetleri karşısında, yeniden onlarla çatışmaya varabilecek durumlara girmekten daha büyük mantıksızlık ve akılsızlık olamazdı. Bu yüzden Amerika Kongresinden memleketimizi inceleyecek ve gerçeği görecek bir heyet davet etmek için bir mektup kaleme alınıyor. Atatürk "Kongre başkanlık divanının imzalarıyla bu yolda bir mektup hazırlandığını hatırlıyorsam da, bu mektubun gönderilebilip gönderilmediğini pek iyi hatırlamıyorum. Esasen bu mektuba özel olarak önem atfetmiş değildim." diyor. Ama mektubun hemen arkasından, yani sadece 10 gün sonra, ABD Kongresi’nin Sivas’a inceleme yapmak ve rapor tutmak maksadıyla gönderdiği General Harbord’la Mustafa Kemal Paşa görüşmüştür. Bununla ilgili yine Kazım Karabekir Paşa'nın söyleyecekleri var.

Bizim tarihimizde şöyle bir alışkanlık vardır. Doğru veya yanlış olmasına bakılmaksızın bir dönemde bir bilgi veya bir iddia ortaya atılır. Giderek o bilgi kutsallık kazanır ve ona iman edilir. Artık o bilgiyi değiştirmek bir yana tartışmaya kalkmak bile bazıları tarafından imana bir saldırı gibi algılanır. Bu yüzden Tarih için farklı kaynakları okumakta fayda var diyerek sözümü bitiriyorum.