Bir şeyler söyleyeceğim herhalde. Belki de o
benden evvel söylemeye başlayacak. Muhakkak
ki beni görür görmez tanıyacaktır. Başka türlü
olmasına imkân yok. Ve tanıyınca bunu
saklayamayacak. Aslını bilmediğimiz âlemlerde
tanıştığımız bir kızla konuşmamız herhalde alelade
olmayacaktır.
Kendisini gözümün önüne getirince yalnız bu güzel çehre ile karşı karşıya oturmak, onu uzun uzun seyretmek istiyorum. O zaman adeta bir yorgunluktan dinleniyormuş gibi olacağım. Hatta şimdi bunları düşünmek bile bana tatlı bir sükûnet hissi veriyor: Âşık olduğum zaman duyduğum ıstıraplı ve yakıcı heyecanlara hiç benzemeyen bir
sükûnet hissi.
Şu anda çehresini hatırlayamıyorum bile, fakat hafızamdan daha derin bir yerde onun bir taşa
hakkedilmiş kadar keskin bir tasvirinin, akılların
almayacağı kadar eski zamanlardan beri mevcut
olduğuna eminim. Şu kalabalığın içine gözlerim kapalı olarak karışsam bir kuvvet beni muhakkak
hiç şaşırtmadan doğru ona götürecektir.