Tuba, Yazarlarımızdan Öyküler'i inceledi.
15 Nis 14:55 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 8/10 puan

Bu kitap Sait Faik Abasıyanık, Adalet Ağaoğlu, Sunay Akın, Sabahattin Ali, Necati Cumalı, Nursel Duruel, Feyza Hepçilingirler, Rıfat Ilgaz, Cemil Kavukçu, Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Nezihe Meriç, Aziz Nesin, Mehmet Zaman Saçlıoğlu ve Necati Tosuner' in öykülerinden oluşturulmuş. Hepsine ait birer öyküye yer verilmiş. Sunay Akın' a ait "Kar Altında Zürafa" , Feyza Hepçilingirler' e ait "Harflerimizin Gizli Dünyası" ve Necati Tosuner' e ait olan "Bir Soru" adlı öykülerse en beğendiklerim.

Test çözerken içimdeki Ali Ağaoğlu ortaya çıkıyor. Bunu geç, bu zor, bunu işlemedik.

《Mizgine_İslâm / ميزگينه اسلام》Ӝ̵, bir alıntı ekledi.
 17 Şub 23:02 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

İstiklal Mahkemelerinin Kurulması - Bir Resmi Şahitlik-1 :
Şeyh Said hareketiyle ilgili mahkeme dosyalarında toplanan belgeler arasında Genç ili Asliye Mahkeme Reisi Bursa'lı İsmail Hakkı’nın savcılığa gönderdiği görüşler resmi bir kalemin çizdiği tablo açısından önem taşımaktadır (58). Bu şahitlikte şunlar vardı:
Şark İstiklâl Mahkemesi
Müddei Umumiliği
Canibi Alisine

Hulâsa: Şeyh Said ve Modanlı Fakih Hasan ve rufekasının ef'âl ve harekâtı şakaverat keranelerine dairdir isyanın başlangıcı olan Piran vakası'ndan önce 1341 Kanunusani ayında Şeyh Said Genç vilayeti içinde dolaştı. Bu sırada Çapakçur Kazası'na da uğradı. Damadı Muş ve Varto cephe kumandanı olan Şeyh Abdullah'ın köyü Melikan'a ve oradan da birçok Şeyhlerin bulunduğu Çan köyüne gitti. O civarda onbeş gün kaldı. Ve yine bugünlerde Genç vilayeti merkezi Darahini ve köylerinden bazı ağaları ve Şeyhleri de çağırıp görüştü.
Modanlı Hasan Fakih ile Valir'li Hacı Sadık Bey de bunlar arasında bulunuyorlardı. Sonra bir kısmı silahlı olan yüzden fazla avanesiyle Darahini ye geldi.
O zamanlarda Bitlis'te İdare-i örfiye (Bitlis Divanı Harbi Örfisi) vardı ve Şeyh Said'in ifadesi alınmak isteniyordu. Şeyh Said'in kayınbiraderi Halit Bey ve diğer şahıslar orada mevkuftular. Birçok maznunlarda firarda bulunuyorlardı.
Böyle kış ortasında Şeyhin seyahatinin sebebi ve fikrinin ne olduğunun anlaşılması için Müddeiumumi ve şube reisi ile birlikte diğer bazı memurlar Şeyhin misafir olduğu firari şekavet erbabından ve ihtilâlcilerden Hacı İsmail Ağaoğlu, Yusuf Ağanın evine gitmişlerdi.
Şeyh Said'in bu seyahat sebebi kendisinden sorulduğunda, cevaben Palu'da medfun dedesi Şeyh Ali'nin kabrini ziyaret için yola çıktığını bildirmişti. Konuşma sırasında şeriat ahkamına riayet etmenin lüzumundan bahs eden Şeyh Said, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın menimüskirat vesaire hakkındaki maddeyi de okuyarak bunun şeriat ahkamına uygun olduğunu da söylemiştir. Ziyaretçiler döndükten sonra Şeyh Said vilayete gelerek vali ile de görüştü ve ertesi gün yine köyden köye uğrayarak büyük bir kafile ile birlikte Lice ve Piran taraflarına gittikleri öğrenildi.
Piran'da patlayan isyan silahından sonra 13/14 şubat cumartesi gecesi zevali saat bir sırasında Darahini'li, Yusuf Ağanın emir ve kumandasında etraf köylerden toplanmış bir takım silahlı şahısların hapishane ve tevkifhaneyi basarak mahpus ve tutukluları çıkarmak, jandarma dairesiyle ahzıasker şube dairelerini zapt ve işgal etmek üzere silah kullanmaya başladıkları görüldü. Ancak jandarmaların mukabelesi üzerine muvaffak olamıyarak savuşup gittiler.
Darahini'de silah kullanan asiler: Yusuf Ağa, Topal Mustafa, kasap Arif, Hamşinin zevcesi Ahmo, ve kardeşi Fazıl, Darahini'li Mahmut Enkan, Mehmet Ağa hizmetkârı Abbas oğlu Kerim, Aziz Molla Ali oğlu Hüseyin ve Dilistanlı Necip ve kardeşi Arif, Rotcanlı Topal Mustafa, kardeşi Halit, Çeminli derviş Ağaoğlu Kör Haydar, Yoldaşan'lı Ömer'in adamları ve Fakih Hasan'ın köylerinden Sağan ve Modan'lılardan toplanmış yüzlerce insanlardır.

Adım Şeyh Said, İlhami Aras (Sayfa 79)Adım Şeyh Said, İlhami Aras (Sayfa 79)

Ali Ağaoğlu'nun paraya aşkı, seni yazmaya olan aşkımın yanında hiç kalır...

️ Kitabın yazarının İpek Çalışlar olduğunu görünce okuyup okumamakta kararsız kaldım, zira onun bir önceki kitabı "Latife Hanımı" okumuş ve Atatürk hakkında alttan alttan bir antipati yaratma gayreti içerisinde olduğunu hissetmiştim. Tereddütümde haksız değilmişim. Gene aynı şeyleri hissettim. Özellikle Amerikan Mandası konusu, 1915 Tehcir Olayları, Milli Mücadele esnasında bazı yerlerde onu ürkek ve korkak gösterme çabaları, Şeyh Said ayaklanması, İzmir Suikastı ve İnkılapları anlatırken Atatürk tasvirleri vs.... Özellikle can alıcı noktalarda kaynak olarak Atatürk düşmanlığı ile bilinen Dr.Rıza Nur'a ve ismini sayamayacağım bir sürü insana başvurulması.. Latife Hanım kitabında olduğu gibi kitap Atatürk ile Halide Edib savaşı şeklinde geçmiş.

Bu söylediklerim okurları kesinlikle etkilemesin zira okurken Halide Edib'i çok iyi tanıyacaksınız;

Halide Edib, Kürsüye giden merdivenleri her çıkışında son basamağın bir idam sehpası olduğunu hayal ediyor, bu amaç uğrunda ölmek istiyordu..

1917 yılında İngilizler onun hakkında;" Halide hanım, bir kadın. Türk kadınının oy kullanma hakkını savunan bir yahudi. Cemiyet yanlısı. Çok iyi bir romancı." şeklinde rapor hazırlamışlardı..

Oysa ki Kürt Mustafa Paşa'nın başkanlığındaki Divan-o Harbin idam kararı aldığı isimler ; Atatürk, Bekir Sami, Dr.Adnan, Ali Fuat, Ahmet Rüstem, Kara Vasıf'ın yanında yedinci isim olarak onun da adı vardı...

(Benim de tespitim) Nazan Aksoy’unda belirttiği gibi "romanlarında aslında kendi hayatını, ruhsal ve fiziksel dönüşümlerini anlatıyordu"...

İyi bir kadın hakları savunucusu.. Kendisini sayısız kez aldatan ve çok evliliği savunan kocasından ayrıldıktan sonra özgür ve bağımsız kişiliği gelişen,milli geleneklerden uzaklaşmadan, kadınlar üzerine çeviriler yapılan, konferanslar düzenlenen ilk kadın kulübü, "Teal-i Nisvan Cemiyetinini kurdu.

Cenevrede yayımlanan Türk Yurduna yazdığı bir mektup nedeniyle İsviçredeki Türkler tarafından "Türklerin Anası" ünvanı verildi.

1913 yılında tüm baskılara rağmen, bir Türk kadını olarak ilk kez olmak üzere, isyan nutkunu ifa ettiği "Yeni Turan" adlı oyunu sahneledi, şiirini okudu, piyanosunu çaldı

Yaşadığı tartışmadan sıyrılamayan Halide artık Atatürk'ü sadece "Bir yerlerde bir şeylere önderlik eden biri" değil tüm söylemlerinde, yazılarında hasım olarak görmüştü. O kadar ki Enver'in tekrar Anadolu'ya dönmesini bile ister olmuştu..

Ancak, Falih Rıfkı Atay, asistanı Mina Urgan, Adalet Ağaoğlu gibi daha onlarca yazar aslında Halide'nin Atatürk'e duyduğu ilginin karşılıksız olduğundan dolayı bir husumet oluştuğunu ifade etmişlerdi..

Onun cephede bulunması hiç hazmedilemedi, muhafazakar erkekler onun hakkında dedikodu yapıyorlar, namussuzluk söylentileri yaymışlardı..

En güzelini gene İlber hocam demiş; "Kim ne derse desin, Hindistan’da bile hâlâ Halide Edip Adıvar’dan bahsediliyor ve bu bizde bir gurur uyandırıyorsa sloganlar ve hazır tasvirlerle Halide Edip’i tanımaktan vazgeçelim."

Ben de hocam gibi düşünüyorum ve noktayı koyuyorum. Atatürk ile yaşanan fikir ayrılıkları onun Milli Mücadelenin en büyük kadın kahramanı ve Türk Edebiyatının tartışmasız en iyi yazarlarından biri olduğu gerçeğini değiştiremez. Hali hazırda Atatürk'e karşı hesaplaşma içerisinde olanlar alternatif tarih yaratma çabalarını Latife Hanım, Halide Hanım ve başka hanımları kullanarak devam etmektedirler. Ben Milli Mücadeledeki ve Türk edebiyatına katkıları nedeniyle Halide Edib'i saygı ve sevgiyle anıyorum. Ruhun şad olsun Anadolu Güzeli..

Tuba Yorulmaz, bir alıntı ekledi.
12 Kas 2017

Sevgili seçiminde Ali Ağaoğlu gibi olmak. :
- Bu değil, bunu istemiyorum,
-bunlar değil anlamıyosunuz,
-bu hiç değil.
-Bunları herkes yapıyor demedik ondan oluyor bunlar ;)

Kuğulu Park Cinayeti, Ali BayramKuğulu Park Cinayeti, Ali Bayram
BİROL COŞKUN, bir alıntı ekledi.
23 Eyl 2017 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Hüseyinzade Ali Bey İstanbul'dan, Ağaoğlu Ahmet Bey'de Paris'ten bakü'ye gelmişler ve orada, mücadele için elele vermişlerdi. Topçubaşıoğlu da onlara katıldı. Bu üç kişi orada, o zamana değin egemen olan sünnilik ve Şiilik anlaşmazlıklarını gidererek bütün Azerbaycanlıları "Türklük ve İslamlık" toplumları çerçevesinde toplamaya çalıştılar.

Türkçülüğün Esasları, Ziya GökalpTürkçülüğün Esasları, Ziya Gökalp
•••MERVE•••, bir alıntı ekledi.
22 Ağu 2017 · Kitabı okudu · İnceledi

Ali Usta düğünüme gelmedi. Adıma bir telgrafı geldi: Aşkın düğünü kendisidir.

Bir Düğün Gecesi, Adalet AğaoğluBir Düğün Gecesi, Adalet Ağaoğlu
•••MERVE•••, bir alıntı ekledi.
22 Ağu 2017 · Kitabı okudu · İnceledi

Murat, hem dükkânda dayısının baş yardımcısı, hem harıl harıl üniversiteye hazırlanıyor. Erkenden çıkmış. Ali Usta’nın ünlü onarım çantasını kapıp çağrıldığı yere gitmiş. Onunla tek tartıştığım nokta üniversite konusu. “Biz girdik, ne oldu?” Bunu duyunca Ali Usta: “Hayatta piştiği gibi kitapta da pişmeli insan,” demişti.

Bir Düğün Gecesi, Adalet AğaoğluBir Düğün Gecesi, Adalet Ağaoğlu
Crossfire, İnsan İsterse: Azmin Zaferi Öyküleri 4'i inceledi.
17 Tem 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım!
Ne kadar manidar bir söz değil mi... Unutturulmaya çalışılan şanlı İstiklal Marşı'mızın üçüncü kıtasının ikinci dizesini , kitabın ön kapağına eklemişler.
Bu seride ise (tüm serinin efsanevi bulduğum hikayesi) Kazak kurdu Şerizat'ın hikayesi ve bunun yanında Muhammed Ali, Aziz Nesin, Zeki Başeskioğlu, İskender Pala, Teoman, Steve Jobs, Duygu Asena, Ali Ağaoğlu, Alen Markaryan'ın kısa hikayeleri yer almaktadır.
Serinin önemli kitaplarından biri olduğunu belirterek okumanızı şiddetle öneririm.