İkimiz de kaçamıyorduk;birbirimize doğru çekiliyorduk. Tuhaf bir duyguyla, o an, onun için her şeyi yapabileceğimi düşündüm. Uçurumdan atlamayı, sevinç içinde, coşkuyla atlamayı düşündüm... Işığının ruhumda uyandırdığı derin etkiye teslim oldum.
"... Hayal kırıklığı insanı öldürmüyor, yengecim! Yalnızca, yaşama azmimiz bir parça eksiliyor;başka bir şey olmuyor... Bir defa daha ayağa kalkana kadar, eskisi gibi gülmeye başlayana kadar, günlük işlerin hengamesine tekrar dönene kadar, bir vakit bocalıyoruz,. Sonra yara izi gibi bir şey kalıyor... Zamanla kabuk bağlıyor. Elin hep oraya gidiyor;kaşıyorsun... İnsanın, diliyle eksik dişini yoklamasına benziyor. Sonra kaşımamayı, yoklamamayı öğreniyorsun. "
"... Halbuki dünya küçük bir kasaba... Belediye reisi var, zabıtası var, komşular var... Pencereyi açık bıraksan biri bakar. Soyunup dökünmüşsen ayıplanırsın. Hiç alışmadıkları gibi davranırsan seni taşlarlar.
Ama insanın korkmaması lazım... Utanmayacaksın, geride durmayacaksın, acaba ne derler diye düşünmeyeceksin...
Korkmasaydık ne olurdu? Hiçbir şeyden korkmasaydık! Ne belediye reisinden, ne zabıtadan, ne de komşulardan... "