Gülseven Çakır, Bir Cesur Kadın Halide'yi inceledi.
07 May 00:52 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

#kitapyorumu
#BirCesurKadınHalide

Kurtuluş Savaşı ve Milli Mücadelenin yaşandığı dönemlerde tarihin derinliklerinde kaybolarak “Bir Cesur Kadın Halide “ romanımı büyük bir keyifle okuyarak bitirdim. Öncelikle değerli yazarlarımız Fatih Özcan ve Yeşim Demir’e harika ve büyüleyici bir roman yazdıkları için çok teşekkür ederim.

1939 yılında Trenlerin Madonnası olarak anılan Şark Ekspresi ile Halide için İstanbul’a dönüş yolculuğu başlamıştı. 1924’te rahatsızlığı nedeniyle vatanını terketmişti Halide. 1935 yılında torunu için bir kez ülkesine gitmiş şimdi ise memleket hasretiyle vatanına geri dönüyordu. 3 güne yakın bir yolculuk vardı önünde ve geçmişte yaşadığı birçok anı gözlerinin önüne sırayla gelmişti.

Osmanlı döneminde ilk kez roman yazan Fatma Aliye hanım’dan sonra ikinci kadın Türk yazardı Halide. İlk romanı Heyula’yı yazdığında 19 yaşındaydı.

⭐️Tarihler 1919 un bahar aylarını gösterdiğinde Halide Fatih, Üsküdar , Kadıköy ve Sultanahmet Meydanları’nda milli uyanışa vesile olabilmek için birçok miting düzenlemişti. Her miting bir öncekine göre daha kalabalık hınca hınç doluydu. İşgal altındaki İstanbul’u kurtarmak için halkın birlik olması şarttı. Milli mücadele adına hep bir ağızdan yeminler edilerek tekbir sesleri ile halkın uyanışının coşkusu sarmıştı alanları.

⭐️2 evlat sahibi anne olmasına rağmen Halide işgal altındaki İstanbul’dan vatan haini ilan edileceğini bilmesine rağmen Ankara’ya gitmişti. Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşlarına ile milli mücadelenin birçok cephesinde elinden gelen tüm yardımları yapacağını belirtmişti.

⭐️ İlk iş iletişim adına Mustafa Kemal’in de onayı ile halkı içlerinde bulundukları durumdan haberdar etmek için Anadolu Ajansı kurmak oldu. Hilal-i Ahmer hastanesinde Halide hastabakıcı olarak çalışmaya başladı. Birçok yaralı askerin hayata tutunmasını amaç edinmişti.

⭐️ Artık Halide İsmet Paşa’nın ordusunda bir erdi. Devamında tüm cephelerde bulunmuş er olarak başladığı askeri hayatı İzmir’in kurtuluşu sonrasında İzmir’e girmeden başçavuş olmuştu.

⭐️ 58 saat süren yolculuğun ardından 3 Mart 1939 da Halide İstanbul’daydı. Geceyi İstanbul’da geçirdikten sonra vakit kaybetmeden Ankara’ya geçti.

⭐️⭐️⭐️ Etnografya müzesinde Atatürk’ün geçici kabrine gelmişti. Soğuk mermere dokunarak mavi gözlü dev ile konuşmaya başladı. Yıllarca içimde kanayan bir sızı oldunuz. Düşüncelerimde yaşattığım, kalbimden söküp atamadığım..
Buluşacağımız güne kadar...
Huzurla uyu!...

Şimdi kulaklarımda çınlayan ses;
“Geçmişi bilmeyen geleceğine yön veremez.”
M.Kemal Atatürk

Ne Mutlu Türk’üm Diyene

Sabahattin Ali Okuma Etkinliği
Evet yeni bir yolculuğa çıkıyoruz bir önceki yolculuğumuz Peyami Safa ' ya idi. (#29235825 )
Şimdiki yolculuğumuz ise Sabahattin Ali ' ye olacak.
Kâh mutlu olup yazarla birlikte sevineceğiz , kâh hüzünlenip göz yaşı dökeceğimiz anlar olacak.Yazarımızın eserleri gerçekten okunmaya değer nitelikte .
Kimimiz yeni başlayacağız , kimimiz okumadığımız kitapları okuyacağız, kimimiz de kitapta yaşadığımız duyguları tekrar yaşamak için okuyacağız.
Gelin hep birlikte bu yazarımızın kitabını okumaya başlayalım .

Etkinlik süresi : 25 Haziran - 30 Temmuz ( Tarih talebe göre uzatılabilir ya da en uygun zamana ayarlanabilir.)

* İsteğe bağlı incelemelerinizi beklerim ...

Kitapları:
1- Kürk Mantolu Madonna
2- Kuyucaklı Yusuf
3- İçimizdeki Şeytan
4- Sırça Köşk
5- Değirmen
6- Canım Aliye, Ruhum Filiz
7- Yeni Dünya
8- Bütün Şiirleri
9- Çakıcı'nın İlk Kurşunu
10- Kağnı - Ses - Esirler
11- Kamyon
12- Markopaşa Yazıları ve Ötekiler
13- Hep Genç Kalacağım
14- Mahkemelerde
15- Bütün Öyküleri 1
16- Üç Öykü
17- Bütün Öyküleri - 2
18- Dağlar ve Rüzgar
19- Kuyucaklı Yusuf 80 Yaşında
20- Arabalar Beş Kuruşa
21- Öyküler Şiirler ve Oyun
22- Bütün Eserleri
23- Madonna in a Fur Coat
24- Die Madonna im Pelzmantel
25-Değirmen & Dağlar ve Rüzgar

Katılımcılar :
1- Yavuz Yıldırım
2- Bal ile Kaymak
3- Ümit Karaca
4- Haruni
5- Hatciş
6- Emin K.
7- Damla
8- Okuma Delisi
9- Haticezz
10- M.Baysal
11- Yaren
12- Esra
13- Homeless
14- https://1000kitap.com/osmanyalciner
15- Büşra A.
16- Elif
17- Ahzen
18- DUA
19- Fatmanur
20- °° Vaveyla °°
21- 'Dilhûn'
22- Yağmur Gökmen
23- Betül
24- Naz-ı Murat
25- nneslihann
26- Seher
27- Medine T.
28- Pınar
29- ~ F e y z a ~
30- Murat YAĞLI
31- ™ Parende
32- Hatice Aydın
33- Müzdelife Kurt
34- Derya (Bahir) DENİZ
35- ...

Tuba, Üç Aynalı Kırk Oda'yı inceledi.
01 May 14:26 · Kitabı okudu · 3 günde · 6/10 puan

Üç farklı insan : Alice, Aliye ve Ali.
Alice : uzaylılar tarafından kaçırılan ünlü bir popçu.
Aliye : pastanede çalışan bir genç kız. Ancak yaşlıca bir bey tarafından zengin ve mutlu olacağı gibi uydurmalarla hayat kadını olarak kullanılıyor.
Ali : erkek olarak doğmuş fakat ruhen kendini bir kız gibi hissediyor. Mardin gibi tutucu bir yerde yaşadığı için bu hissiyatını kimselerle paylaşamıyor. Çok garip bir aile ortamında (bir sürü hala ile aynı evde, annesinden ilgi görmüyor, babası içkici ve babasının hayatında başka insanlar var, halaları kuyuya kendilerini atarak hayatlarına son veriyorlar...) yetişmiş.

***
Kitabı çok sevemedim. Ancak başladığım kitabı da yarım bırakmayı sevmediğimden biraz zorlama bir okuma oldu. Kitapta ,eleştirdiğim mi demeliyim hoşuma gitmeyen nokta mı demeliyim bilmiyorum, en sevmediğim nokta ilk öyküde Alice karakterinin annesini çok çirkin bularak ona "Köpek Kathy" diye hitabı oldu. Gerçekten Köpek Kathy hitabını okurken çok rahatsız hissettim kendimi.

tahta_canak

Tahta Çanak Hikayesi

Bilge Dede iyice yaşlanmıştı. Gözleri görmüyor, kulakları iyi işitmiyordu. Yemeğini bile yemekte zorlanıyordu. Üstüne başına döküyor, sofrayı kirletiyordu. Bu yüzden gelini ve oğlu Bilge Dede’ye kızıyorlardı, iyi davranmıyorlardı. Evde onu tek seven, küçük torunu Selim idi. Selim, dedesine acıyor, babasıyla annesinin davranışlarına çok kızıyordu.

Bir akşam yemek yiyeceklerdi. Dede, ekmeğe uzanayım derken, kolu tabağına takıldı ve tabağını yere düşürdü. Örtüler kirlendi. Tabak kırıldı. Gelini kızdı, bağırdı. Bilge Dede, odasına çekildi. Karnı çok açtı ama yiyecek hali kalmamıştı. Ağlıyordu… Allah’a yalvarmaya başladı. “Allah’ım canımı alda kurtulayım, oğluma ve gelinime daha fazla yük olmak istemiyorum” Ertesi gün Selim’in babası eve elinde tahta çanak ve kaşıklarla geldi. Bilge Dede’yi evin bahçesindeki kulübeye taşıdılar. Artık burada kalacak yemeklerini de burada bu tahta çanak ve kaşıklarla yiyecekti.

Selim buna çok üzüldü. “Neden böyle yapıyorlardı” ki? Bir gün gelecek, onlar da yaşlanacaklardı. Onların da eli ayağı tutmaz olacaktı. Bunu annesine, babasına nasıl anlatmalıydı?

Yağmurlu bir gündü. Selim’in annesi babası evdeydi. İşe gitmemişlerdi. Selim, birkaç tahta parçası getirdi. Bir bıçakla onları kesmeye, oymaya başladı. Bir yandan da annesine, babasına bakıyordu. Annesi ve babası merak ettiler. Selim bu tahtalarla ne yapıyordu? Annesi Ali’ye sordu:

-Bu tahtalarla ne yapıyorsun Selim?
-Tahta çanaklar yapıyorum.
-Tahta çanakları ne yapacaksın?
-Sizin için!
-Bizim için mi?
-Evet sizin için.

İksinin de yüzü kıpkırmızı oldu, söyleyecek tek kelime bulamadılar. Yaptıklarından pişman oldular. Bilge Dede’nin yanına varıp ondan özür dilediler. Bilge Dede’yi tekrar yanlarına alarak onu bağırlarına bastılar. Ve bir arada mutlu mesut yaşadılar.

***FARKLI TÜRLERİ KEŞFET ETKİNLİĞİ BAŞLADI!!!***
Sevgili 1k ailesi bugün itibariyle 'Farklı Türleri Keşfet' etkinliğimiz başlamış bulunmaktadır.

* Bu iletinin altına yaptığımız okumalardan bize kalan okuma deneyimlerini, alıntı, yorum ve incelemeleri paylaşabilirsiniz.

* Etkinliğe katılmak, etkinlikle ilgili soru sormak ve katılımcı ile tür listesini takip etmek için LÜTFEN #28548203 nolu iletiyi kullanalım.

*Etkinliğimiz 1 Nisan 2018 - 15 Mayıs 2018 tarihleri arasında devam edecektir.

* Umarım farklı izlenimler bırakan, yeni türlerle tanışacağımız, keyifli bir etkinlik olur. Herkese keyifli okumalar dilerim...

***ETKİNLİK BOYUNCA KİM NE OKUDU?***

1- DUA / Ey Oğul / #28266139
2- Seyide / #28410711 - #28426786 - #28426819 - #28597302 - #28620296 - #28663640
3- NigRa / (bkz: Naruto)
4- Derya (Bahir) DENİZ / Su Üstüne Yazı Yazmak - ( #28585231 ) / Tasavvuf Bahçeleri ( #28646404 ) / Çile ( #28825447 ) / Fütuhu'l Gayb (#29119088) / Sol Ayağım (#29166972) / Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu (#29655790)
5- Senem Özcan / Kulağımızdan Bizi Kimler Yönetiyor
6- Erhan / Mimoza Sürgünü / #28624620
7- Medine T. / Aykırı Yaşamak (#28727992) - Ah'lar Ağacı ( #28948329) / Kadınsız Erkekler (#29616714)
8- https://1000kitap.com/YagmurM / Komünist Manifesto Manga / Kapital Manga Cilt: 1
9- Tuco Herrera / Aziz Nesin'li Anılar / #28637941
10- Mehmet A. / Anıtı Dikilen Sinek /
11- Remziye / Gösteri Peygamberi - #28673509 / Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler - #29046533
12- Büşra A. - Maymunlar Gezegeni - (#28673894) / Zaman Makinesi (#29429458)
13- esra k. - Osmanlı'da Devlet, Hukuk ve Adalet - #28701088 / Osmanlı'yı Yeniden Keşfetmek - (#29085237) / Tarihin İzinde (#29503387)
14- İrem Aydın - Bir Genç Kızın Günlüğü - #28800601
15- Şimal - Grapon Kağıtları (#28756210) / Bütün Şiirleri ( #28950369 )
16- Semih - Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı - #28764825 / Siyah Kan - #29063706 / Azla Mutlu Olmak - #29197418
17- Esengül E. - Maymunlar Gezegeni - #28808730 / Zaman Makinesi - #29031538
18- Nesrin Ay - Bleach 1. Cilt - Ölüm ve Çilek
19- Devlet Ayıcı - Otomatik Portakal (#28810092) / Zaman Makinesi (#29409839) / Körler Ülkesi (#29691309)
20- Reina - Zaman Makinesi - #28782027
21- Vildan Yılmaz - Canım Aliye, Ruhum Filiz - #28819462
22- Veysel Yılmaz - Popular Science Türkiye - Sayı 72 - #28672146
23- https://1000kitap.com/osmanyalciner - Dava - #28822620
24- gökçe c. - Gece Tayyarede Açıkta - #28843357
25- ozge - Zaman Makinesi - #28389101
26- Kaan T - Bir CIA Tarihi - Küllerin Mirası (#28864798) / Cia Savaşta (#29672843)
27- Miraç Aktas - Cesur Yeni Dünya
28- Ahzen - Güneş Ülkesi
29- Pınar Y. - Oyunbaz - #28927752
30- Sinem D. - Günlük - #28987287
31- °Yağmur M° - Her Yerden Çok Uzakta - #28992080
32- Nazlıcan - Aklından Bir Sayı Tut - #28995154
33- Portakal Çiçeği - Titana Saldırı 1
34- Rahime - Mutluluğun Kazanılması - #29011914
35- inci - Biz - #29013635
36- Esther. Sema - Atatürk ve Demokratik Türkiye / Monarşi - #29082066
37- Necip Gerboğa - Zaman Makinesi - #29076282
38 - Mustafa Diyar - Sosyolojiye Çağrı - #29182149
39 - Cizmesizkedi - Hobbit - #29211752
40 - Mehmet D. - Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar (#29239760)
41 - Yaren - Yanılmışım Tanrı Varmış (#29268521)
42 - nneslihann - Ben Robot (#29394234)
43 - Esra Esenlikci - Şu Hortumlu Dünyada Fil Yalnız Bir Hayvandır (#29580590)
44 - Senem Özcan - Kulağımızdan Bizi Kimler Yönetiyor - (#29599630)
45 - PA - Hançer (#29558830)

Hüseyin DEMİR, Uçurtma Avcısı'ı inceledi.
 26 Şub 23:32 · Kitabı okudu · 6 günde · 7/10 puan

FİKRİN FAHİŞELİĞİ

Yeğenim henüz iki yaşında, adı Muhammed. Parka doğru yol alıyoruz. Ailenin ilk torunudur kendisi. Bir dediği iki edilmiyor haliyle. Parkta oynayan çocuklar görüyoruz. Hallerine bakınca Suriyeli ya da Afgan olduklarını anlıyorum. 3 çocuk kendi aralarında top oynuyorlar. Topları bizim tarafa doğru geliyor. Tam yanımıza gelince Afgan oldukları belli oluyor zaten. Muhammed onlarla top oynamaya başlıyor. Ben hayatımda ilk defa fevkalade bir zevk alarak top oynadığı görüyorum. Gözleri ışıl ışıl parlıyor. Oysa evde kendisi için iki kaleli mini bir halı saha aldık. Neredeyse evin sadece bir odası onun halı sahasına ayrılmış. Fakat bir gün gidip orada oynadığını görmedim. Fakat Afgan çocuklarla son derece mutlu bir şekilde oynuyor.

Aradan biraz vakit geçtikten sonra Muhammed’i aldım. O ara elimi cebime attım. 1 lira bozuk para vardı cebimde. Aldım o parayı uzattım çocuğa. Çocuk bana baktı, baktı. Usulca elini uzatıp parayı aldı ve paraya bakmaya başladı. Tuhaf bir davranış sergiliyordu. İzlemeye başladım. Başını kaldırdı bana baktı, gözlerimiz buluştu. Aman Allah’ım… Gördüğüm şeye inanamadım. Gözlerinde daha önce hiç görmediğim inanılmaz bir parıltı, bir sevinç, bir mutluluk… Ben daha önce hayatımda böyle mutlu bir göz görmemiştim. 1 lira dedim lan altı üstü 1 lira… Adaletine sıçayım dünya dedim. Kardeşlerini alıp ilerideki limonatacının yanına gidip bir tane şalgam suyu aldılar 3 kardeş. Şalgamın içinde bir havuç, alıp üçe böldüler onu. Bir bardak şalgamdan teker teker ve yudum yudum içmeye başladılar. Gözlerinde ve yanaklarında akıl almaz bir mutluluk. Öyle oturdum onları izledim. İçimde oluşan his, tarifsiz bir şeydi. Neredeyse hiçbir şey yapmamıştım. Ama bu çocukların bu şekilde mutlu olmasına sebep olmuştum. Yanlarına gittim. En küçüklerinin saçlarını okşadım. Bir kez daha yıkıldım. Sanki bugüne kadar kimse başını okşamamış gibi davrandı. Başını okşamaya muhtaç gibi kedi gibi süzüldü elime doğru. Çıkardım onlara 5 lira daha verdim. Gözlerine baktım. Bir dünya o gözlerde. 5 lira lan altı üstü 5 lira. Adaletine sıçayım dünya…

Sonra eve doğru ilerlerken mutluluğum yerini yavaş yavaş hüzne bıraktı. 1 lira lan 1 lira… 1 lira dediğin şeyi yere düşmüş olsa eğilip alıp almakta tereddüt ediyoruz lan… Bir paket sigara parası bile değil. Sonra dönüp bizim yeğene baktım. Kendime baktım. O esnada yanımızdan akülü oyuncak arabasıyla bir çocuk geçti. Muhammed bakmadı bile. Çünkü kendisi akülü arabayı halletmiş. Şimdiler akülü helikopter istiyordu. Sonra o çocuklar ve bir lira geldi aklıma. Dudaklarımda yine aynı söz Adaletine sıçayım dünya… Senin o olmayan adaletine…

Aradan bir hafta geçti. Okula gitmeden önce yolumun üstünde bir tezgâhta kaçak sigara satan Afgan Ali’den bir sigara almaya gittim. Baktım o çocuklar meğer bizim sigaracının çocuklarıymış. Sigaramı aldım. Ali, Hüseyin Ağa dedi. Ben gidiyorum. Hakkını helal et. Nereye, dedim. Avrupa’ya, dedi. Nasıl gideceksin, dedim. Denizden Yunanistan’a geçiriyorlar dediler. Oradan yürüyerek Avrupa’ya kadar gideceğiz, dedi. Şansımız dönerse Amerika’ya geçersek kurtuluruz, dedi. Hayırlı olsun, Allah'a emanet ol, dedim. Sonra çocuğa baktım, eline bir lira verip göz kırptım, yine gözlerinde o eşsiz sevinç. Aradan bir ay geçti. Televizyon kanalları haber geçiyordu, denizden Yunanistan’a kaçak olarak geçmeye çalışan göçmenler boğulup ölmüşlerdi. Fotoğraflara baktım. İçler acısı, kadınlar çocuklar… Bir ara bir tanesini bizim Afgan Ali’ye benzettim ama emin olamadım. Neticede muhtemelen onunda akıbeti öyle bir şeydi. İki üç ay daha geçti... Kıyıya başka çocuk cesetleri vurdu. İçim acıyarak o resimlere baktım. Adaletine sıçayım dünya dedim. Senin olmayan Adaletine…

Halit Hüseyin Uçurtma avcısı kitabında etrafımızda belki binlercesiyle karşılaşacağımız olaylardan sadece bir tanesini anlatmış. Çokta güzel anlatmış. Bize hüznün doruk noktaları yaşatmış. Başarılı ve çok güzel bir yapıt olmuş. Afganistan’tan iki çocuğun hikayesini anlatmış. Kitabı okurken ister istemez düşündüm. Afganistan, Pakistan, Yemen, Suriye, Libya, Irak… Düşünsenize bu ülkelerde ve daha saymadığım kaç tane ülkede Emir var, kaç tane Hasan var...

Peki neden? Neden bu çocuklar bu dünyanın adaletsizliği ödemek zorunda. Vereceğimiz cevap tektir.
Emperyalist Devletler.
Peki, Emperyalist Devletler başı kim, Amerika.
Peki, Halit Hüseyni kitapta bundan söz etmiş mi? Hayır.
Ona göre Amerika kurtarıcı…
Afganistan’ın başına ne geldiyse ya Komünistler ya Rusya ya da Taliban yüzünden.
Amerika Halit Hüseyni’ye göre bir sevgi pıtırcığı.
Rusya’ya karşı Taliban’a silah veren zaten ben.
Sonra o Taliban’a operasyon yapacağım diye yıllarca Afganistan’ı işgal edende ben. Irak’ta Saddam’ı büyütüp büyütüp sonra Saddam’ı bahane edip bir buçuk milyon Iraklıyı katleden de ben.
Yemen’in bu hale gelmesine sebep zaten ben.

Düşünün dünyadaki yüz binlerce çocuğun katili Bay Bush’tan ödül almış yazarımız. Afganistan’daki dramı çok güzel anlattığı için. Peki bir gram aklına gelmedi mi yanındaki kişinin bebek katili olduğu… Halit Hüseyin’in yaptığı şey en hafif tabiri ile düşüncenin namussuzluğu, fikrin fahişeliğidir.

Edebiyat, sadece haz almak için yapılan bir sosyal aktivite olsaydı. Edebiyat, sadece güzel cümlelerin kurulduğu bir alan olsaydı. Bugün bu incelemede Halit Hüseyin’i yerden göğe çıkarırdık. Fakat Edebiyat sadece Edebiyat değildir.
Edebiyat aynı zamanda namustur, şereftir...

Edebiyat aynı zamanda…

Sevgiyle Kalın…

Beyza, Vurun Kahpeye'yi inceledi.
24 Oca 19:49 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Okurken bana verdiği müthiş hissiyatı açıklayamam.
Çalıkuşu benim ortaokulda okuduğum ilk ve en kalın romandı. Aliye karakterini Ferideye benzettiğim için o kadar fazla hoşuma gitti ki.. Okurken bana verdiği hissiyat bambaşkaydı.

Konusundan yüzeysel olarak bahsetmem gerekirse,
Aliye adında bir öğretmenimiz var Anadolu’da bir kasabaya gidip Milli Mücadele’ye destek vermesi sonucunda gelişiyor.. Halide Edip'in dili çok ağır değil ama çok hafifte değil okurken bilmediğim bir sürü kelime ile karşılaştım. Başka yayınevlerinden çıkan sadeleştirilmiş baskıları da mevcut diye biliyorum. İlk onu okumak istesemde sonra arkadaşımdan alıp bu halini okudum. Kitabın bir sayfası yarım parağraf geriye kalan yarım sayfası full kelime anlam açıklamasıyla doluydu. Bu beni rahatsız etti mi? Bir süre sonra okurken aşağı bakasım gelmiyordu. Zaten cümle akışına göre ne dediğini az çok çözebiliyoruz.

Şöyle ki Aliyenin mücadeleci ruhuna hayran kaldım. Sonunda üzüntüden çatlasam bile hikayenin teması tamamen vatan ağırlıklıydı. Başka bir son bekleyemezdim. Zaten o dönemlerde yazılan mutlu sonla biten bir kitap bile yok.

ELVEDA VATANIM:,Sehsuvar bir türkü söyleseydi kesinlikle bu olurdu diye düşünüyorum
https://soundcloud.com/...i/aliye-mutlu-hasret
SERENAD:Gercekten Serenad adli bir beste var mi bilmiyorum ama,ben okurken hep bunu dinledim arka fondan:)
https://soundcloud.com/...n/violin-crying-rain