• Biliyor musunuz? Dostoyevski bu romanı yazabilmek için sadece bir ay süresi varmış. Şimdi herkes ne alaka diyecek ama evet arkadaşlar bu kısmını merak konusu olarak geçiyorum. Acelesi yüzünden romanı kendi eliyle yazamaz ve yanına daha sonra evleneceği Anna Grigoryevna'yı alır. Kumarbaz 25 günde bitirilmiş olsa da tüm yaşama yayılmış bir deneyimin, Dostoyevski'nin kendi kumar tutkusunun ürünüdür. Kaldı ki bu nasıl bir sürükleyicilik ve akıcılık okurken tamahkar ruhuna engel olamıyorsun bir nevi. Tamahkarlığın da böylesini yaşattığı için ayakta alkışlıyorum.
  • Romalıların dediği gibi: " 'Populus me sibilat, at mihi plaudo ipse domi simul ac nummos contemplor in arca.' "*
    * İnsanlar arkamdan konuşadursun, ben evimde sandığımdaki parayı izleyerek kendimi alkışlıyorum.
  • "İnsanlar çoğu kez, onaylanmak için danışır, alkışlanmak için beğenize sunarlar düşüncelerini." diyorsun sf. 191 de. O zaman ben de seni uzun süre alkışlıyorum bu güzel eserin için. Aldığım tüyolar sonucu Bisiklet Dersleri'ni önce okuyup daha sonra bu kitabı okumaya karar vermiştim aklımda tadı daha uzun süre kalsın diye. Teşekkürler, yanılmamışım. Uzun uzun incelemeye gerek duymuyorum zaten mükemmel incelemeler var ama şunu söyleyeyim: Hayattın ve insanın binbir türlü halini kalemine mükemmel yansıtmış Ali Ural. Okuyun derim...
  • Bundan 15 sene evvel lise yıllarımda tam metin zannedip okuduğum 500 sayfa civarı bir kitaptı Sefiller. Bana Dünya Klasikleri'ni sevdiren bir kitap oldu. Ama zirveden başlamışım sanırım başka hiçbir kitapta bu tadı bulamadım. Daha sonraları tam metninin 1700 sayfa civarı olduğunu öğrenince çok sevinmiştim. Tüm ayrıntılarıyla okuyabilecektim. Ve bugün ne yazık ki bu kitap nihayete erdi. Ne yazsam eksik kalacak olan incelemeyi yazmak benim için bu kitaba karşı bir ödevdir. Öyleyse bunu yerine getireyim:

    "Adım Jean Valjean. Kürek mahkumuyum. 19 yıl hüküm giydim." İşte böyle başlıyor bütün hikaye. Ablasının 7 çocuğuna bakmak için canını dişine takıp var gücüyle çalışan namuslu bir adamın, mecburiyetten ve aslında daha derine inilirse vicdanından ötürü çalmak zorunda kaldığı bir ekmek yüzünden, hayır hayır aslında bir ekmek yüzünden değil, onu bu duruma düşüren toplumun ve bu masum suçuna karşılık kürek mahkumiyeti cezasına çarptıran kanunların, el birliğiyle bir hayatı nasıl berbat ettiğini vicdanı dayanabilen varsa buyursun okusun.

    İnsanlar tarafından yapılan, fakat insaniyetle hiç bağdaşmayan kanunların felakete uğrattığı ilk hayat değildi onunkisi, son da olmayacaktı.

    Asıl sefillik cebinizin boş olması değil yüreğinizde sevgi adına bir duygunun kalmamış olmasıdır. Ve insan isterse dışarıdan hiçbir destek görmesin, "doğruluk, insaniyetlik" kavramlarını kendi içine bakarak öğrenebilir. Jean Valjean bunu yaptı.. Etrafı onur yoksunu SEFİLLERle doluyken alnındaki yaftalarla bunu başardı..

    Cennette kalıp şeytana dönüşmek mi cehenneme gidip melek olmak mı? Hayatımızın bazı dönüm noktalarında aklımızla kalbimizin, çıkarlarımızla vicdanımızın çatıştığı gibi iç çatışma yaşıyordu Jean Valjean.


    Jean Valjean.. Kötülüğü iyilikle karşılayan, erdemli olma ilkesinin zirvesine daimi sahip olan iyiliksever bir suçlu, halkın bakarken iğrendiği bir kürek mahkûmu.. İnsan bir kere hata yapmayagörsün, sonrasında dünyanın en erdemli insanı da olsa alnındaki o yafta bir türlü çıkmıyor. Jean Valjean.. Onurlu bir adam.. Kendisini parçalamaya and içmiş vahşi kan içicilere bile merhamet gösterebilen ideal insan..

    Vicdan mı yoksa kurallar mı? Hangisine uymak daha ulvî, daha yücedir? İkisinin çeliştiği yerde hangisine uymak insan yüreğini daha çok tatmin eder, en doğrusunu yaptığı hissini verir? Bu soruları cevapsız bırakmıyor yazar, cevap da vermiyor; bu soruyu sorup cevabını hiçbir şüpheye yer bırakmadan kendi kendinize bulmanızı sağlıyor.

    Kanunlar ve bu kanunlara aykırı davrananlara uygulanan cezalar neden var? Sadece bir insanın ceza çektiğini görüp hakettiğini buldu diye sevinmek için mi? Hiç sanmıyorum.. Uygulamada ne yazık ki şahit olduğumuz tutum bu olsa da asıl olması gereken o suçlunun ıslah edilip içindeki virüsten kurtulmasını sağlayıp topluma kazandırmak. Belki de olabilecek en kaba insanlardan biri olan, çaldığı ekmek yüzünden 19 yıllık kürek mahkûmluğu cezası alan Jean Valjean'ı bu 19 yılda daha kaba hale getiren ceza sistemi mi, yoksa cezasını çektiği halde her gören suratını ekşitip kaçarken, insan yerine dahi koymazken onu yargılamaktansa bir gece evinde misafir edip müthiş bir hoşgörü gösterip insanlık dersi veren rahibin tavırları mı doğru yola sevketmiştir? Ceza sistemine yaptığı bu eleştirilerle, adeta canına okuyan Victor Hugo'yu ayakta alkışlıyorum..

    Hayatlarında kimi hisleri hiç yaşamadıklarından dolayı bu deneyimsizlikleri hareketlerine ayrı bir hüzün katan ihtiyar bir adamla genç bir kızın romanıdır bu..
    Olay örgüsünü adeta bir gergef gibi işleyen müthiş bir zeka ürünü bir roman Sefiller..
  • Uzun zamandır okumak istediğim fakat bir türlü elime alamadığım bir kitaptı Amerika. Şans eseri gördüğüm etkinlikle beraber okuma fırsatı bulduğum için mutluyum. :) Öncelikle bu etkinliği düzenleyen ve Amerika'yı okumama vesile olan @okusalih e çok teşekkür ederim.

    Amerika, Franz Kafka'nın okuduğum diğer kitaplarından biraz daha farklıydı. Akıcı anlatımıyla muhteşem bir yapıt! Zaten Franz Kafka'nın anlatımı beni her zaman etkilemiştir.

    Her şey Karl'ın hizmetçi bir kız tarafından baştan çıkarılması ve ailesi tarafından Amerika'ya gönderilmesi ile başlıyor ve biz Karl'ın maceralarını okuyoruz. Kitabı okurken baya gülümsedim ve bu beni şaşırttı. Çünkü genelde Kafka okurken ciddi bir yüz ifadesine sahip olduğuma eminim. :)

    Ana karakterimiz Karl'ı saf buldum çünkü kolayca kandırılabilen biri. O meşhur(!) arkadaşları beni sinir etti. Hele o Brunelda yok mu... Her ne kadar ona sinir olsam da kitaba renk kattığını söyleyebilirim.

    Franz Kafka'nın hiç Amerika'ya gitmemesi ve Amerika'yı ele alan bir kitap yazması benim dikkatimi çeken bir diğer nokta. Kafka'yı her zamanki gibi ayakta alkışlıyorum. :)

    Yine kitapta kapitalizmin temellerinin atılması da anlatılmaktadır. Aynı zamanda o dönemde Amerika'da yapılan seçimlere de atıfta bulunulmuş. Kitap bana göre her yönden incelenebilir.

    Kısacası kitabı çok beğendim. Mizah ve umut unsurlarını içermesi benim için çok iyi oldu, sıkıntılı bir dönemde okuduğum için. :)

    Benim için farklı bir Kafka deneyimi oldu ve kütüphaneme yeni bir Kafka kitabı eklendi.:)
  • Hepinizi Alkışlıyorum Bravo Hepiniz Beğenmişsiniz Benim Yerimde Olsaydınız Ne Düşünürdünüz Merak Ediyorum Ne Yazardınız Öyle Bilmeden Yorum Atmak Kolay Bide Siz Yaşasaydınız da Görseydim Sizi O Alay Ettikleriniz Eninde Sonunda Başınıza Gelecektir Unutmayın Bunu Yazın Bir Kenara Kimsenin Ahı Kimsede Kalmaz Dünya Olduğu Gibi Ahirette Var Hesap Vereceksiniz Yüce Allaha Onu Düşünün...