• Aşk,
    paslı kalplerin malzemesi zannedilir
    halbuki ne zordur Sahib-i hakikiye aşk,
    bazen şehrin ışıltısından koparsın
    elinde tesbih
    sabah teneffüslerine yakın saatleri solumak için
    çıkıp gidersin kentin ıssız yükseklerine
    ve bakarsın
    bakarken çekersin
    Allah (cc) dersin
    eşya yoktur artık baktığın yerde
    yeni bir soluk
    yine Allah (cc) dersin
    ve koparsın maddenin duruşundan
    sonra yeniden
    Allah (cc) dersin
    artık baktığın yerde maşuk yoktur
    artık baktığın yerde aşk vardır.
    ve Allah (cc) diyince,
    sevgili mecazıyla küçülür gözlerinde…
    her tesbih tanesinde meta üstü bir çırpınışla
    her saniyenin içinden akıp giden bir hayat vardır
    ve sen yine
    Allah (cc) dersin.
    sabah yeniden gelen şafakla yakındır,
    damarlarındaki akan kanın algısıyla gece bitişe yakındır.
    artık gün biter,
    gece, yeni bir hesabın sabahına hasılasını devreder,
    ama aşk bitmez
    sonundaki kaf gitmemişse
    aşk bitmez
    mecaz mana olmuşsa aşk bitmez
    sızısı vardır yürekte
    ama aşk bitmez
    aşk aşığa sukut ettirmez
    eğer aşık sukut etmişse
    bilesin
    helak olmuş bir kalple atar yüreği
    çünkü aşık
    susarsa helak olur.

    Ömer Lütfi TÜRKMENOĞLU

    https://youtu.be/166bifef7Ow
  • Şarkı sözleri
     ” Müzik ruhun gıdasıdır” derler.. Ve çocuklara doğmadan Mozart dinleten anneler ise son zamanların modası oldu..  Müzik  dinlerken aslında kendimizi bulduğumuzu sandığımız bir çok şarkı küfre girmemize sebep oluyor.
    Tabi anlamını bile bilmediğimiz bir çok yabancı şarkı.. Sesler vs hoşumuza gidip bayıla bayıla dinlenen şarkılar.. Peki o şarkı sözlerini anlamadığımız şarkıları dinlerken beyin hücrelerimize neyi işlediğimizi..
    Ve müzik kanalları.. “Hatta çocuğum bayılıyor acıyorum müzik kanalı susuyor” diyenler.. Cidden üzücü.. Klipler  tamamen cinselliği ön planda tutulmakta.. Bir kadın on erkek, yada bir erkek havuz dolusu çıplak kadın.. Ne var ki.. Herkes izliyor di mi!!! İzlemek lazım..
    Saatlerce çocukların izlemesine izin verenler o çocukların bilinçaltına ne işlendiğini  hiç düşündü mü acaba?
    Düğünlerde, kına gecelerinde çalan kadınlar kurtlarını döküp oynadığı şarkıların türkülerin gerçekten sözlerini anlasa sanırım bir daha oynamazlar düğünlerde..
    Hadisi Şerif :
    Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdular ki: “Şurası muhakkak ki, haramlar apaçık bellidir, helaller de apaçık bellidir. Bu ikisi arasında (haram veya helal olduğu) şüpheli olanlar vardır. İnsanlardan çoğu bunları bilmez. Bu durumda, kim şüpheli şeylerden kaçınırsa, dinini de, ırzını da tebrie etmiş olur. Kim de şüpheli şeylere düşerse harama düşmüş olur, tıpkı koruluğun etrafında sürüsünü otlatan çoban gibi ki, her an koruluğa düşebilecek durumdadır. Haberiniz olsun, her melikin bir koruluğu vardır, Allah’ın koruluğu da haramlarıdır. Haberiniz olsun, cesette bir et parçası var ki, eğer o sağlıklı olursa cesedin tamamı sağlıklı olur, eğer o bozulursa, cesedin tamamı bozulur. Haberiniz olsun bu et parçası kalptir.”
    Ravi : Hazreti Nu’man İbnu Beşir
    Kaynak :Buhari, İman 39, Büyu 2, Müslim, Müsakat 107, (1599), Ebu Davud, Büyu 3, (3329, 3330), Tirmizi, Büyu 1, (1205), Nesai, Büyu 2, (7, 241)
    ” İnsanı Küfre götüren şirke sokan şarkı ve sözleri yazıyoruz arkadaşlar.”  Varsa bildiğiniz lütfen ekleyin..
    Fark etmeden dinlediğimiz, anlamını tam olarak anlayamadığımız bazı şarkılar Allah’a şirk koşmamıza sebep olabilir. Bu sebeple dinlediğimiz şarkıları dikkat edelim..
    Birkaç örnek vereceğim ben, sizlerin de bildiğiniz bu türden şarkılar varsa sizlerde paylaşabilirsiniz…
    Kubat: ‘Seni ALLAH kadar sevdim”
    Nükhet Duru: Sen gördüğüm en son ilahsın..
    Edip Akbayram: ‘dertlerin kalkınca saha, bir sitem yolla Allah’a”
    Mahzun Kirmizigül: ”Sevdim seni Rabbim kadar”
    Orhan Gencebay: Kaderin böylesine yazıklar olsun.
    Yıldız Tilbe: Sensiz ölürüm cennette
    Grup AF: Yaradanım bos vaktine gelmiş deli yosma
    Muazzez Abacının Vurgun Sarkışı: Seninle cehennem ödüldür bana sensiz cennet bile sürgün sayılır…
    Duman’ın ‘hayatı yaşa’ şarkısı: ‘aldanma öbür dünyaya , hayatı yaşa ‘ sözleri ..ahirete inanmak imanın şartlarından biri olduğundan direk bağıntı kurulabilir.
    Cem Adrian ‘ben geldim’ sarkışında: ‘Beni Tanrıya tekrar inandırabilir misin?’ şeklinde bağırmaktadır.
    EROL EVGIN: seni sevmek ibadetim
    Orhan Gencebay: batsın bu dünya
    Hakki Bulut: Sana taptım taptım taptım taptım be yahu!
    İbrahim Tatlıses: Ben insan değil miyim?
    Hande Yener-armağan: of güzel Allah im, içimi ısıtan adam sanki senin aynan dı!!
    EBRU GÜNDES Alev Alev: Benim sana yaptığım canım, aşk tadında ibadet
    Ferdi Tayfur -Tövbekâr: Kızdım getirene beni dünyaya Anama babama günahkâr oldum
    Ahmet Kaya-Cinayet Saati: Allah’ına kitabına sövüp saydım
    SENI KENDIME ILAH YAPMISTIM (Tövbe ya rab)
    Müslüm Gürses klasiklerinden: ‘Yıkılsın, minareler açılsın meyhaneler’.. Çok sağlam bir ateizm örneğidir.
    Müslüm Gürses: İsyanım  var benim Kadere ne güldürdü öldürdü bir kere..
    Müslüm Gürses: “rest çektim kadere”
    Oğuz Yılmaz :’ bas bas paraları Leyla’ya , bir daha mı geleceğiz dünyaya..’
    Ferhat Göçer: ‘Cenneti değişmem saçının teline”
    Selami Şahin : “Tapılacak  kadınsın”
    Latif Doğan: ‘Kur’an’ıma kitabıma küstüm”
    Bir de Mor Ve Ötesi var ”cin oldun adam çarptın cellat oldun kelle uçurdun”
    Kubat: “Allah’ın sopası yok ki gökten indirsin”
    Bunlara çok dikkat etmek lazım, ama söyleyen onlar dinleyenler neden şirk koşsun? DİYE DÜŞÜNEBİLİRSİNİZ:
    Bazen şarkıya kendimizi kaptırıp eşlik ettiğimiz zamanlar olur. Böylece bizde farkında olmadan günaha girmiş oluruz ve ayrıca bu tür şarkıları dinlememiz, onları onaylamamız anlamına gelir. Bu tür şarkıları söyleyenlerin kaset, cd vs. alarak da onlara destek vermiş oluruz. Bu sebeple dikkat etmemiz gerekli. Bunlar sadece nacizane birer uyarı.
    Ahirette olacak şeylerle alay etmek. Mesela
    (Ben Cenneti istemem, Cehennemi isterim. Çünkü bütün nataşalar oradadır) demek. İnsanı  şirke sürükler.
    Konu şirk olunca küçük bir hatırlatma yapayım… İslamiyet’e, (İslam düşüncesi) demekte insanı şirke sokar. Çünkü İslamiyet
    bir düşünce sistemi değildir. İlahi emir ve yasaklara düşünce demekten çok sakınmalıdır! İçinde (İslam düşüncesi), (İslam nazariyesi) gibi ifadeler bulunan kitaplar çok zararlıdır.
    Küfre rıza göstermek küfürdür. Bunların hepsi küfrü gerektiren sözlerdir. Küfre sebep olan bir sözü, tehdit edilmeden söyleyenin imanı gider.
    Çünkü her Müslümanın bilmesi gereken şeyleri öğrenmesi farzdır. Bilmemesi özür olmaz, büyük günahtır. Küfre girenin önceki ibadetleri yok olur. Tövbe edince, geri gelmez. Tövbe için yalnız kelime-i şehadet söylemek yetmez. Küfre sebep olan şeyden de tövbe etmesi gerekir. Bir sözle insan küfre düşebilir, kâfir olabilir. İman ne kadar kıymetli ise, bir söz söyleyerek kâfir olmak da o kadar kötüdür. Çok dikkat etmek gerekir.
    Kuran-ı Kerim; Nisa – 116: Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; ondan başka günahları dilediği kimse için bağışlar. Kim Allah’a ortak koşarsa büsbütün sapıtmıştır.
    Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem.) şöyle buyuruyor: “Allah’a hiçbir ortak koşmaksızın ölen kimse affedilmeye hak kazanır. Allah onu dilerse azaba çarptırır, dilerse affeder. `Allah, kendisine ortak koşma suçunu kesinlikle affetmez. Bunun dışında kalan günahları dilediklerine bağışlar.”
    İbn-i Ebu Hatem.
    Günlük hayatımızda sık duyduğumuz sözler:
    ALLAH (CC) HİTABEN;
    1-ALLAH’ım bizi de gör artık
    2-Burası ALLAH ın unuttuğu yer
    3-ALLAH yazdı ise bozsun
    4-ALLAH gelse seni elimden alamaz
    5-ALLAH bizi unuttu
     
    KADERE SARFEDİLEN SÖZLER;
    1-Kader utansın
    2-Böyle kadere lanet olsun
    3-Kaderi kötüymüş
    4-Kader oyunu
    5-Kadersizim
    6-Kaderin kucağında oyuncak olduk
    7-Kahbe kader
     
    İNSANLARIN BİRBİRLERİNE SARF ETTİĞİ SÖZLER;
    1-Seninle cennete bile girmem
    2-Cehenneme kadar yolun var
    3-Yüzünü gören cennetlik
    4-ALLAH belanı versin
    5-Bir iş yaparken ben bunun Allah’ını yaparım(daha iyisini yapmak anlamında)
    6-ALLAH ın belası, cezası
    7-Yalansız iş mi var, yalandan kim ölmüş, bizde yalan çok
    8-Fala inanma falsızda kalma
     
    Allah celle celaluhu bizi küfre düşürmekten sakınsın…(amin)
  • “İnsanlar senin kalbini kırmışsa üzülme! Rahman(cc) ‘Ben kırık kalplerdeyim’ buyurmadı mı? O halde ne diye üzülürsün ey can? Gündüz gibi ışıyıp durmak istiyorsan; Gece gibi kapkaranlık nefsini yak!.. ’Derdim var’ diyorsun; Dert insanı Hakk’a götüren Burak’tır; sen bunu bilmiyorsun. Sanma ki dert sadece sende var. Şunu bil ki; Sendeki derdi nimet sayanlar da var. Umudunu yıkma; Yusuf’u hatırla. Dert nerede ise deva oraya gider. Yoksulluk nerede ise nimet oraya gider. Soru nerede ise cevap oraya verilir. Gemi nerede ise su oradadır. Suyu ara, susuzluğu elde et de sular alttan da yerden de fışkırmaya başlasın. Dünya malı Allah’ın tebessümüdür: ona bak! Ama sarhoş olma…

    Lâ tahzen! Irmağa deniz, denize okyanus sığmaz.. ‘Aşık’ olmayana anlatsan da ‘Ben’, ‘Sen’ anlamaz. ‘Hakk’a ulaşmak için yoldur’ desen kimse inanmaz… Gönlünde zerre-i miskal şems olmayan; Yanmaz, yanamaz… Ayağın kırıldı diye üzülme! Allah senden aldığı ayak yerine belki sana kanat verecek. Kuyu dibinde kaldın diye üzülme! Yusuf kuyudan çıktı da Mısır’a sultan oldu, unutma! İstediğin bir şey; olursa bir hayır, olmazsa bin hayır ara… Geçmiş ve gelecek insana göredir. Yoksa hakikat âlemi birdir. Bu âlem bir rüyadır. Zanna kapılma ey can! Rüyada elin kesilse de korkma, elin yerindedir. Dünya bir rüya ise, başına gelen felaketler de geçicidir. Neden çok üzülürsün ki? Herşey üstüne gelip seni dayanamayacağın bir noktaya getirdiğinde sakın vazgeçme: Çünkü orası gidişatın değişeceği yerdir. Bu âlemin, bu kâinatın kitabı sensin: Aç da kendini oku ey can! Kâinatın en uzak köşesi, senin içinde ufak bir nokta… Ama sen bunun farkında bile değilsin. Derdin ne olursa olsun korkma! Yeter ki umudun Allah olsun… Herkes bir şeye güvenirken; Senin güvencen de Allah olsun. Hiçbir günah, Allah’ın yüce merhametinden büyük değildir ama; Sen yine de günah işlememeye bak!

    Lâ tahzen! Derdin ne olursa olsun bir abdest al, nefes gibi… Ve bir seccade ser odanın bir köşesine, otur ve ağla, dilersen hiç konuşma… O seni ve dertlerini senden daha iyi biliyor unutma. Dua ederken O’na kırık bir gönülle el kaldır. Çünkü Allah’ın merhamet ve ihsanı, gönlü kırık kişiye doğru uçar. Sopayla kilime vuranın gayesi, kilimi dövmek değil, tozu kovmaktır. Allah tozunu alıyor diye, niye kederlenirsin ey can!?

    Lâ tahzen! Bir şey olmuyorsa: Ya daha iyisi olacağı için, ya da gerçekten olmaması gerektiği için olmuyordur. Şu uçan kuşlara bak! Ne ekerler, ne biçerler… Onların rızkını düşünen Allah; Seni mi ihmal edecek sanırsın! Yeter ki sen istemeyi bil… Belalar sağanak yağmurlar gibi yağar. Ancak başını ona tutabilenler aşk kaydına geçerler. Belâ yolunda muayyen bir menzildir âşık. Her nereden gam kervanı gelse de.. Aşk derdinde olan kişi; Baş derdinde değildir… Yapılma, yıkılmadadır; Topluluk, dağınıklıkta; Düzeltme, kırılmada; Murat, muratsızlıktadır; Varlık, yoklukta gizlidir… Ne kötüdür insanın aklıyla yüreği arasında çaresiz kalması. Ne kötüdür zamanın bir an kadar yakın, bir asır kadar uzak olması. Ve bilir misin? Ne acıdır insanın bildiğini anlatamaması.. ’Ben’ deyip susması… ’Sen’ deyip ağlamaklı olması… Eğer sen Hak yolunda yürürsen, senin yolunu açar, kolaylaştırırlar. Eğer Hakk’ın varlığında yok olursan, seni gerçek varlığa döndürürler. Benlikten kurtulursan o kadar büyürsün ki âleme sığmazsın. İşte o zaman seni sana, sensiz gösterirler. Sevginin diğer bir adı da sabırdır: Açlığa sabredersin adı ‘oruç’ olur. Acıya sabredersin adı ‘metanet’ olur. İnsanlara sabredersin adı ‘hoşgörü’ olur. Dileğe sabredersin adı ‘dua’ olur. Duygulara sabredersin adı ‘gözyaşı’ olur. Özleme sabredersin adı ‘hasret’ olur. Sevgiye sabredersin adı ‘Aşk’ olur…

    Ne istersem ben Mevlâ’dan isterim. Verirse yüceliğidir. Vermezse imtihanımdır… Allah’tan bir şey istersen: Kapı açılır, sen yeterki vurmayı bil!… Ne zaman dersen bilemem ama, açılmaz diye umutsuz olma, yeterki o kapıda durmayı bil…!”
    (Hz.Mevlana Celaleddin Rumi)
  • İnsanlar senin kalbini kırmışsa üzülme! Rahman(cc) ‘Ben kırık kalplerdeyim’ buyurmadı mı? O halde ne diye üzülürsün ey can? Gündüz gibi ışıyıp durmak istiyorsan; Gece gibi kapkaranlık nefsini yak!.. ’Derdim var’ diyorsun; Dert insanı Hakk’a götüren Burak’tır; sen bunu bilmiyorsun. Sanma ki dert sadece sende var. Şunu bil ki; Sendeki derdi nimet sayanlar da var. Umudunu yıkma; Yusuf’u hatırla. Dert nerede ise deva oraya gider. Yoksulluk nerede ise nimet oraya gider. Soru nerede ise cevap oraya verilir. Gemi nerede ise su oradadır. Suyu ara, susuzluğu elde et de sular alttan da yerden de fışkırmaya başlasın. Dünya malı Allah’ın tebessümüdür: ona bak! Ama sarhoş olma…

    Lâ tahzen! Irmağa deniz, denize okyanus sığmaz.. ‘Aşık’ olmayana anlatsan da ‘Ben’, ‘Sen’ anlamaz. ‘Hakk’a ulaşmak için yoldur’ desen kimse inanmaz… Gönlünde zerre-i miskal şems olmayan; Yanmaz, yanamaz… Ayağın kırıldı diye üzülme! Allah senden aldığı ayak yerine belki sana kanat verecek. Kuyu dibinde kaldın diye üzülme! Yusuf kuyudan çıktı da Mısır’a sultan oldu, unutma! İstediğin bir şey; olursa bir hayır, olmazsa bin hayır ara… Geçmiş ve gelecek insana göredir. Yoksa hakikat âlemi birdir. Bu âlem bir rüyadır. Zanna kapılma ey can! Rüyada elin kesilse de korkma, elin yerindedir. Dünya bir rüya ise, başına gelen felaketler de geçicidir. Neden çok üzülürsün ki? Herşey üstüne gelip seni dayanamayacağın bir noktaya getirdiğinde sakın vazgeçme: Çünkü orası gidişatın değişeceği yerdir. Bu âlemin, bu kâinatın kitabı sensin: Aç da kendini oku ey can! Kâinatın en uzak köşesi, senin içinde ufak bir nokta… Ama sen bunun farkında bile değilsin. Derdin ne olursa olsun korkma! Yeter ki umudun Allah olsun… Herkes bir şeye güvenirken; Senin güvencen de Allah olsun. Hiçbir günah, Allah’ın yüce merhametinden büyük değildir ama; Sen yine de günah işlememeye bak!

    Lâ tahzen! Derdin ne olursa olsun bir abdest al, nefes gibi… Ve bir seccade ser odanın bir köşesine, otur ve ağla, dilersen hiç konuşma… O seni ve dertlerini senden daha iyi biliyor unutma. Dua ederken O’na kırık bir gönülle el kaldır. Çünkü Allah’ın merhamet ve ihsanı, gönlü kırık kişiye doğru uçar. Sopayla kilime vuranın gayesi, kilimi dövmek değil, tozu kovmaktır. Allah tozunu alıyor diye, niye kederlenirsin ey can!?

    Lâ tahzen! Bir şey olmuyorsa: Ya daha iyisi olacağı için, ya da gerçekten olmaması gerektiği için olmuyordur. Şu uçan kuşlara bak! Ne ekerler, ne biçerler… Onların rızkını düşünen Allah; Seni mi ihmal edecek sanırsın! Yeter ki sen istemeyi bil… Belalar sağanak yağmurlar gibi yağar. Ancak başını ona tutabilenler aşk kaydına geçerler. Belâ yolunda muayyen bir menzildir âşık. Her nereden gam kervanı gelse de.. Aşk derdinde olan kişi; Baş derdinde değildir… Yapılma, yıkılmadadır; Topluluk, dağınıklıkta; Düzeltme, kırılmada; Murat, muratsızlıktadır; Varlık, yoklukta gizlidir… Ne kötüdür insanın aklıyla yüreği arasında çaresiz kalması. Ne kötüdür zamanın bir an kadar yakın, bir asır kadar uzak olması. Ve bilir misin? Ne acıdır insanın bildiğini anlatamaması.. ’Ben’ deyip susması… ’Sen’ deyip ağlamaklı olması… Eğer sen Hak yolunda yürürsen, senin yolunu açar, kolaylaştırırlar. Eğer Hakk’ın varlığında yok olursan, seni gerçek varlığa döndürürler. Benlikten kurtulursan o kadar büyürsün ki âleme sığmazsın. İşte o zaman seni sana, sensiz gösterirler. Sevginin diğer bir adı da sabırdır: Açlığa sabredersin adı ‘oruç’ olur. Acıya sabredersin adı ‘metanet’ olur. İnsanlara sabredersin adı ‘hoşgörü’ olur. Dileğe sabredersin adı ‘dua’ olur. Duygulara sabredersin adı ‘gözyaşı’ olur. Özleme sabredersin adı ‘hasret’ olur. Sevgiye sabredersin adı ‘Aşk’ olur…

    Ne istersem ben Mevlâ’dan isterim. Verirse yüceliğidir. Vermezse imtihanımdır… Allah’tan bir şey istersen: Kapı açılır, sen yeterki vurmayı bil!… Ne zaman dersen bilemem ama, açılmaz diye umutsuz olma, yeterki o kapıda durmayı bil…!”(Hz.Mevlana Celaleddin Rumi)
  • Rüzgarı Berceste
    Geceydi...Bir sokak...yürüyordu adam...yaşı 30...yolun yarısına 5 kalmıştı.Ama bu umrunda değildi...
    Ellinde karanfiler...Mutluluk ruhuna yayılıyordu.Sevdiği kadına ulaşmak için daha çok sıklaştırdı adımlarını...az kaldı...merdivenler..ve kapı...

    Tak...tak...
    -Kim o?
    "Burçinim ben geldim birtanem..."
    -Bu ses ruhundaki tüm yorgunluğu alıp götürdü cennet bahçelerine,ordan tüm güzel kokuları getirip iliştirdi kalbine..._
    "Geliyorum ömrüm...Murtazam..."

    Kapı açıldı...İki ruhun özlemi yükselip alçalan okyanus dalgalarının hırçınlığından dinginliğe bıraktı kendini...

    Sarıldı Murtaza Cennet kokulu yarine...Sarıldı Burçin Huzur kokan sevdiğine...

    Hoşgeldin.Hayatım. ..Günün nasıl. Geçti
    -Tüm yorgunluklar sende bitiyor sevdiğim...

    Deli...Seni Seviyorum...
    -karanfiler onlar...onlarda seni seviyor ama ben kadar değil...

    İçeriye doğru geçtiler...ev maviye boyanmış tavanı ise yıldızlarla süslenmişti Burçin İstemişti...Murtaza yapmıştı ...

    Gündüz içindeki geceyi...gecenin içindeki Gündüzü barındıyordu...yuvaları...

    Her zamanki gibi...oturdular hasret giderdiler...gözgöze diz dize oturdular...

    Sofra kuruldu...oturuldu...yemekler geldi...

    Ellerine sağlık sevdiğim...Burçinim. ..Meleğim...
    -abartma hayatım...sıradan yemek...işte

    Olur mu sevdiğim senin ellerin değer de sıradan olur mu?

    -Seni kıskanıyorum...nasıl bu kadar seviyorsun beni...deli...

    Seni görüpte akıllı kalmak...mümkün mü?Budalayım ben...Senin budalan...

    İki aşık Huzur şehrinde geziniyorlardı...bülbüler gözlerinden ruhlarına ötüyordu...sevginin dili yeni kurulmuştu...yeni anlam kazanmıştı...
    Şiir okuyordu Murtaza

    Bırakıp ellerin gezinsin ruhumda..
    Unutsun tüm acılarını zihnim...
    Raks etsin gözlerim gözlerinle
    Çingene düşlerim senle dolsun...
    İnanmak seninle tüm güzeliklere
    Ney huzuru sen huzuru ben huzuru ersin bize...

    Kadın sustu...gözleri kamaştı ..ırmaklar akıyordu cenneten ruhunun bahçelerine. 

    Kadın ruhundan kelimeleri diline getiriyorduki...

    Bir gürültü koptu...Sesler bağırışlar...bir kopuş...bir yıkılış. ...zemin kayıyordu...duvarlar yıkılıyordu...

    Deprem oluyordu...Birbirinin Zelzesinde kaybolan iki aşığı silmeye gelmişti...

    Murtaza hemen kapandı Burçinin üstüne...ina yıkılıyordu...
    Seni seviyorum...
    _seni seviyorum
    Seni seviyorum
    -seni seviyorum

    Seranad olup tekrar tekrar dökülüyordu bu iki aşığın dilinden 2 kelime  7 hece 13 harf...

    İkisinin duyduğu 2milyar 7 milyon 13 binlik bir şiirdi...

    Karanlık...
    Koyu karanlık...
    Enkazın altında iki aşık...
    Murtaza sol eli beton kütlesinin altında kalmış vücudun diğer kısımları boşlukta idi...
    Burçin...Burrrçiiiin...Buuurrçiiin...

    Ses yoktu...çıkmalıydı...ama kolu...kolu ona engeldi..
    Kolunun boynuna yakın kısmı dışında diğer kısımları ezilmişti...hissetmiyordu...
     
    Karanlık...koyu karanlık ellerini gezdirdi...ve parmaklar ellerine...durdu...bu...

    Evet O...
    Nefesi kesilir gibi oldu...
    "Burçin...Burçin...Meleğim..."

    Kolu engel oluyordu ...eline aldı taşı ve sol omuzu ile sol kolunun olduğu yere vurdu taşı-ahhhh- bir daha vurdu -ahhhh-...bir daha...bir daha...ve kesildi kolu...kan geliyordu...Üstündeki Mavi gömleği çıkarıp kolunun kestiği bölgeye tampon yaptı ve O'na meleğine doğru yürüdü...

    Elleri ile yokladı...tüm bedeni ile orda idi...elini yüzüne götürdü ve nefesini hissetiği an tekrardan doğdu ve aldığı o ilk acı nefesi hissetti...

    Yaşıyordu Burçin...Sarıldı bin yıllık hasret gibi...bin yıllık hasret...

    Yaşadığı ani korku ve heyecan bağlı olarak bayılmıştı sadece...nabzı normaldi...soluk alış verişi düzgündü...Ve O anda kolunun eksiliğini yeni hissetti...

    Üzerlerinde büyük bir beton parça set oluşturmuştu ve bu ikisinin yaşamasına sebebiyet veriyordu. 

    Kalktı ayağa Murtaza ve;

    Ölüm getiren ölüm götürensin...
    Nefes veren Nefes alansın...
    Zamanımız bitiyse öldür ikimizi
    Değilse alma bizi birbirimizden. .

    Oturdu...Ve Sevdiğini kollarına alarak öpe öpe ve arada kulaklarına
    "https://youtu.be/Ejf4UIBorm0 " Your Love şarkısını fısıldıyordu...

    Ve uyandı...Burçin...O karanlıkta güneş doğdu Murtaza'ya...

    Sayıklaklamalar ile uyandı...
    "Murtaza...murrrtaza...murtazzaa..."

    Efendim...Cennet şehrim...Ruh nehrim...
    Burdayım...

    İki aşık koyu karanlıkta bırakılmış iki nokta gibiydi...Bu karanlık bile gözlerinin birbirine ilişmesine mani olamıyordu...Evren içlerinde Karanlık Maddeyi....Dünya ise Evrenin içerisinde eriyordu...Tüm çiçekler cennetten saçlarına düşüyordu...Ve Ruhları bedenlerini aşıp İki Gölgenin Birbirinin içinde erimesi gibi çarpışıp Işığın milyon tonuna dönüp hem yüzde beşlik bilinen evrende hem de bilinmeyen yüzde doksan beşlik karanlık maddede dağılıyor...anlam buluyor...anlamsızlığa kılıf oluyor...Ve varoluşsal sırrı şaha kaldırıyordu....

    Bir merasimdi bu...İki tende başlayıp bir ruha dönüp tüm aşka dair ve tinsel duyguları çağıran bir ruh...

    ***
    Bir meleğin yeraltın sarnıcından çıkması nasılsa öyle doğruldu Burçin... Adem-i Yari Güzine sarıldı ve sarıldı...

    "Hep okurdun bana sevdiğim bir şairin gönlüme akan şu dizelerini...-Ölüm Allah'ın Emri Ayrılık olmasıydı...-Bundan korktum Yusuf-i Sevdam...Sessizlikten değil Sensizlikten.. "[B]

    Ey Aşkın vücud hali bulmuş ak sevdam...-kara yakışmaz sana-
    Ertesi gün sana kavuşmayacağım için, uyumadığım geceler var benim.(Cemal S.}
    Gel bendimde eri...sarıl sevdiğim"

    ***
    Sarılmak için yürek gerekir. Kollar sonraki iş. Özdemir Asaf
    ***

    Sarılması ile hıçkırık atması bir oldu...Kolun...

    Ağlayışlar...Kan çanağı dönmüş gözler... Yüreğinde dağlı şişler...

    "Sevdiğim...Kolun..."

    "Sarıl sevgilim hem sarılmak için kol mu gerekir yüreğim...yüreğin...yüreğimiz...yetmez mi?"

    "Ah sevgilim gel yüreğimiz yeter..gel sevdiğim"

    ***
    6.gün dün dolmuştu...6 günde Dünya'yı vareden Tanrı 6.günde aşkı yeryüzünden siliyordu...Burçin ölüyordu...

    Birbirine sıkıca sarılmış iki aşık...Açtılar...
    Ve;
    "Üzülme Burçinim Ölüm bu ne hükümdar tanır ne soytarı, herkesi aynı iştahla yutar.En azından birbirimizle öleceğiz.Son nefese dek demiştik ya Ruhum"

    Sesler yitime uğramıştı...Ruhlar arafta...bedenler haykırışta idi...Gitmişti...ÖLÜM. almıştı onu kendinden...Gözlerini sarıldı...öptü. ..kokladı...
    "Benden önce ölmemeliydin"

    Acının rengi tüm tonları ile boyadı ruhunu...Ve sözcükler...

    Aşk cennette gözlerine bakmaktı...
    Şiir senin dilinden dökülen sözlerdi...
    Kalk iki gözüm...Rüzgarım...Bercestem..




    ***
    Gölgesiz güneş yoktur. Albert Camus

    Güneş teninde dansa başlamış uyan artık çağrısını bedenine yayıyordu...

    Kalktı doğruldu...Etrafına baktı....
    -Ve Tıpkı bir kasırganın merkezindeki sakin bölge gibi durgun ve bomboştum, çevremdeki karmaşanın içinde yuvarlanıp gidiyordum- diyen S.Plath duyar gibiydi...

    Yine bir düşlem...Yine bir yalnızlıktan kurtulma çabasıydı...Ne Murtazaydı adı Ne de Burçin'di sevdiği...Yalnızlığını dağıtan bir rüya ile düş arasında kurduğu ütopya-distopya karışımı bir haykırıştı ruhundan yükselen...

    Ve düştü gönlüne şu söz beyninden...

    25.saat yalnızlığımda seni bulmak kadar güzel bir şey yok Ey Jeh'ram...İsimler farklı da olsa her düşlemim sana çıkıyor...Kitaplar farklı olsa da her satır seni yazıyor...Müzikler ayrı tondan çalsa da hepsi seni çalıyor bana...
    Sen ruhama daima esen Rüzgar-ı Bercestesin...En güzel esinti....ruha şarapsın...

    Günaydın ”...İyi Geceler Jehra'm...

    Gölge Işıkoğlu[Murat Sonğur-CC]