• *━━═══◈⊰🌀🌀⊱◈═════*

    ✨✨ *Muhabbetle Bakmak* ✨✨

    💚Büyük alim ve velilerden Fahreddin-i Razi hazretleri “rahmetullahi aleyh”
    bir gün, birkaç sevdiğiyle biraraya gelmişti.
    Onlara bir müddet muhabbetle baktıktan sonra;
    - Şu anda çok sevinçliyim, buyurdu.
    - Neden efendim? dediler.
    - Size sevgiyle baktım. Günahlarım affoldu, onun için sevinçliyim.

    *"Bir mümin, bir müminin yüzüne “Allah için” sevgiyle bakarsa, Cenâb-ı Hak onun bütün günahlarını affediyor"* buyurdu.

    💚 Sonra şunu anlattı:
    Mahşerde, güneş bir mızrak boyu alçalacak.
    Herkes buram buram ter dökerken,

    *bir grup insanlar, Arş-ı âlâ altında gölgelenecekler.*

    Mahşer halkı meleklere soracak:
    - Bunlar Peygamber midir?
    👉 Hayır, diyecekler.
    - Evliya mıdır?
    👉 Hayır.
    - Ya kimdir bunlar?
    👉 Bunlar,
    *ahir zaman ümmetinden olup, birbirlerini Allah için seven Müslümanlardır.*

    💚 Şöyle bitirdi:
    - Allah için olan sevgide birlik vardır, bereket vardır, kuvvet vardır, başarı vardır, her iyilik vardır.
    Altından kıymetli şey...
    Sohbetin sonunda;
    - Size
    *🌹“Altın”dan daha kıymetli bir şeyi haber vereyim mi?*
    diye sordu.
    Cevaben;
    - Merak ettik efendim, o nedir? dediler.
    - *🤲Dua almaktır🤲* buyurdu.
    Şaşırdılar:
    - Dua almak mı efendim?
    - Evet. İnsanlardan altın istemeyin, ama dua isteyin. Çünkü altın biter, ama dua bitmez. Onun için dua almaya bakın. Bu dualar, tonlarca altına bedel olur ilerde.
    - Peki efendim, kimden dua isteyelim? dediler.
    - *🤲Önce anne babanızdan, sonra da herkesden🤲*

    *💚🤲 _Allah hepimize Arşı Âlâ’nın altında Gölgelenen, Birbirine Muhabbetle Bakarak Günahları Temizlenen, Birbirini Allah İçin Seven, Çok Dua Alan ve Çok Dua Eden Kullar Olmayı Nasip Etsin_ Amin Amin Amin 🤲💚*
  • Allah (c.c) hepimize bu dünyada masum bir kalp ve mazlum bir hayat nasip etsin!
    İnşaAllah..
  • Allah u Zülcelal hepimize fazlı keremi ile muamele etsin ,razı olacağı şekilde ameli salih nasip etsin ,bizi nefsimize teslim etmesin
    O Nefsimizi hayırlarda kullansın inşaAllah
  • Anlamak, eşyanın/varlığın kendi özüne inme teşebbüsünden bir katre devşirmek ve bu devşirilen şeylerin bir bütün halinde insana açılması ve ‘anlamlanması’ demek… ‘Seni anlıyorum’ ifadesi ‘senin bana gösterme gayretinde olduğun hislerinin oluşturduğu manayı seziyorum’ iddiasına denk düşmektedir… ‘Beni anlamıyorsunuz’ serzenişi ‘benim içimde barınan manaların oluşturduğu bütüne kayıtsız kalıyorsunuz’ demektir… İnsanoğlu da tarih boyunca anlayarak ve anlamlandırarak kaim olagelmiştir. Bu kaimiyette temel umde olan ‘şuurlu anlamlandırma’ ne kadar köksüzleşir, dolayısıyla manası yitirilirse, insanoğlu da bu nispette sefilleşmiştir. Anlamak, kendi özünden itibaren eşya ile kâinatı tefekkür ve Yaratıcıyı tenzihe kalbolursa asli mevziisine oturur. Yoksa diğer ‘anlamaların’ hepsi yarım ve içi boştur. Dolayısıyla herhangi bir şeyi anlamak, onun özüne ilişkin manaların sırrına vukûfiyetten peyda olan ve kendini tamamlayan bir istidattır. Bu istidat insanı Yaratıcı ’ya muhatap kılmış, anlama ve anlamlandırmayı yüklenmeye layık olması hasebiyle de ‘doğru anlar/anlamlandırırsa kendisine dost olma şerefine malik olma fırsatı verilmiştir. Allah Teâlâ’yı anlamak ise O’nun bize gönderdiği işaretlerle mümkündür. Bu işaretler bir yaşayan bir de yaşatan olarak önümüzde duran ve kıyamete kadar kaim olacak olan Kur’an ve Sünnettir. Sünnetsiz Kur’an yaşatanı olmayan yaşayan olacağından yaşam vasfını kaybetmeye meyyaldir. Allah Teâlâ bu Kitabın nasıl hayatın her alanına nüfuz edeceğini zımnen müminlere şöyle ifade buyurmuştur:
    بِالْبَيِّنَاتِ وَالزُّبُرِ وَاَنْزَلْنَا اِلَيْكَ الذِّكْرَ لِتُبَيِّنَ لِلنَّاسِ مَا نُزِّلَ اِلَيْهِمْ وَلَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ
    (O peygamberleri) apaçık belgeler ve kitaplarla gönderdik. İnsanlara, kendilerine indirileni açıklaman ve onların da (üzerinde) düşünmeleri için sana bu Kur'an'ı indirdik. (Nahl 44)
    Yaşayanı olmadan anlaşılması namümkün olacak olan bu aziz kitabı hakikaten anlayan ve mutlak manada anlamlandıran ise Hz. Peygamber aleyhisselamdır. Onun ardından onun yetiştirdiği güzide nesil Ashab’ı Kiram Kur’an’ı Hâkim’i hem anlama gayretine girmiş hem de anlamlandırarak hayatlarını bu yönde sürdürmüşlerdir. Bir şeyi anlamak için onun özüne inmenin elzemliğinden yukarıda bahsetmiş idik, bu anlayışa göre de Kur’an’ın özü Efendimiz aleyhisselamdır. Hz.Aişe annemize Efendimiz sorulunca Kur’an’ı işaret etmesi de bu manayı muhtevidir. Yaşayanın olmadığı yerde yaşatanın da olamayacağı anlaşıldığına göre meal üzerinden Kur’an’ın anlaşılmasının zorluğunu, imkânsızlığını anlamış olsak gerek. Sadece Türkçe ’de iki yüze yakın meal var, kendi öz dilleri olmasına rağmen Sahabenin dahi Efendimize koştuğu yerde oturdukları süslü koltuklardan Kur’an bize yeter deyip meal üzerinden müçtehit kesilenler modern çağın verdiği küstahlıkla belli Kİ kendilerini bu işe ehil görmektedirler! Ne diyelim, tahrif olan akılların O’na dönmeleri için çok çalışmak ve O’nu anlatmak görevi hepimizin yükü… Allah hepimize yükümüzün şuuruna varıp üzerinde olduğumuz davayı anlama ve anlamlandırmayı nasip etsin…

    (Alemi Mihnet Yazıları)
  • Cennet'i mi istiyoruz Cehennem'i mi? Ya da sorulması gereken asıl soru; herhangi birini seçtiğimiz takdirde bu kararımızın arkasında duruyor muyuz?
    Müslüman bir insana Cennet'e mi gitmek istersin, Cehennem'e mi diye soracak olursanız sizin sorunuzun gereksiz olduğunu belirterek elbette ki Cennet’e gitmek istediğini belirtir. Ancak bu isteğimiz için gösterdiğimiz çaba sorgulanmayı hak ediyor. Çünkü Müslüman topluluğu olarak  İslam'ı taşıyan bir ruha sahip olup olmadığımızı düşünmemiz gerekir. Bir türlü Kur'an-ı Kerim'in ete kemiğe bürünmüş hali olamıyoruz.
    Birkaç örnek verecek olursak:
    Herhangi bir yerde birinin gıybeti yapıldığında, gıybeti yapanlara bunun yanlış olduğunu hatırlatmak bir yana dursun, üstelik biz de kendimizi tutamayıp yapılan gıybete katılmaya başlıyoruz. Oysaki Kur'an-ı Kerim'de net bir şekilde Hucurat Suresi'nin on ikinci ayetinde gıybetin yapılmaması gerektiği belirtilmiyor mu?
    Ya da faizle aramızda koca bir duvarın olması gerektiğini hatırlamıyoruz bile. Oysaki Kur'an-ı Kerim'de Bakara Suresi'nde 275. ayete göre net bir şekilde faizin haram olduğu belirtilmiyor mu? Bu ve daha birçok benzeri durum.
    Allah muhafaza ama Allah'ın kitabını okuyup sonrasında ise bu kitabı yalanlayarak mı geçiriyoruz üç günlük ömrümüzü. Ancak hatırlamamız gereken bir durum var; Kur'an-ı Kerim'de Enam Suresi 157. ayete göre Allah'ın ayetlerini yalanlayan ve yüz çevirenden daha zalim kim olabilir ki...
    Çok dikkatli olmamız gerekiyor. Tek kitaptan sorumluyuz ancak o tek kitaba bile şeytanın bizi oyalamasıyla yeterince ilgi gösteremiyoruz. Üzerimize düşen kararımızı belirleyip ona göre yolumuzu çizmek olmalı. Hiçbir şeyi yalnızca isteyerek elde edemezsiniz. İstediğiniz şey için bir çaba göstermeniz gerekir.
    Rabbim hepimize Kur'an-ı Kerim ışığında bir hayat ve bu ömrün sonunda ise Cennet'e erişmeyi nasip etsin, Allah'a emanet olunuz.