• Yazar: Havva Öztin Akarsu
    Hikaye Adı : Aysel Nene'nin Umudu
    Link: #30245133

    Aysel nene sessizliğin ve kışın vermiş olduğu etki ile buz gibi olan evinin kırık dökük penceresi önünde, sokağa bakıyor ve battaniye'ye sıkıca sarılmış yalnızlıktan içi, soğuktan bedeni üşüyordu... acaba bu günde gelir miydi o kız diye düşünüyor umut'la bekliyordu, tek dileği gelirken elinde bir poşet görmek çok acıkmıştı Aysel nene. Ama evde yiyebileceği bir şey yoktu üstelik kendisi de bu soğuk evin zemininde yürüyebileceğini düşünmüyordu...

    Az sonra sokağın başında 5 genç kız belirdi elleri kolları poşetlerle dolu içlerinden biri tanıdık geliyor yüzünü seçmeye çalışıyordu evet evet bu o Bahar'dı bu, arkadaşlarıyla birlikte yaklaştı Aysel nenenin 3 katlı sessiz ve soğuk evine. İçi ürperirdi Baharın her geldiğinde, koca apartmanda bir tek bu yaşlı kadın yaşardı buraya her girdiğinde kendini morg'a girir gibi hissederdi...


    Bahar anahtarı kapıdaki elektirik kutusunun içinden alıp kapıyı açtı ve arkadaşlarını içeriye aldı bu soğuk ve sessiz ev yüzlerindeki tebessümle ısınmaya başlamıştı bile. Üstlerini çıkarıp Bahar'ın arkasından neneyi görmek için sırayla içeriye girdiler, odanın ortasını kaplayan boğuk renkli kırmızı halı ortamı da boğuyordu, pencere kenarındaki koltuk ise yeni çarşaflar ile düzenlenmiş temizlenmiş duruyordu, bunu Bahar yapmış olmalıydı, koltuğun üzerinde kendini pencere'ye tutup oturan Aysel neneyi seyr etmeye başladılar öyle yaşlanmış öyle halsiz görünüyordu ki beyaz başörtüsü içinde yüzü ufacık kalmış, gözleri buğulanmıştı, yüzünde oluşan çizgiler ise yalnızlığının ve kimsesizliğini içlerini burkan görsel haliydi...

    Bahar neşe ile arkadaşlarını tanıttı ve bir arkadaşından hemen yiyecek bir şeyler hazırlamasını istedi, Aysel nenenin elini tutup yanına oturdu ve nasıl olduğunu, ne yemek istediğini sordu. Aysel nene mahcup ve ağlamaklı bir ses tonu ile "bir parça ekmek yeter kızım" dedi.


    Az sonra, iki sofra ile geldi Bahar bir sofrayı yere serdi diğerini de Aysel nene için dizlerinin üzerine serdi arkadaşı bir tepsi içinde haşlanmış yumurta, yoğurt, tuzsuz peynir ve çay getirdi. Kemik erimesi vardı Aysel nene'de bu yüzden Bahar ona göre şeyler hazırlatmıştı. Kendileri için de menemen hazırlamışlardı hep beraber oturdular sofraya Bahar ise nenenin yanına koltuğa oturdu ve yemesi için yardımcı oldu. Aysel nenenin iki lafından biri uzunca duaydı Bahar çok severdi onun duasını işte yine başladı Aysel nene " Allah razı olsun kızım, Allah tuttuğunu altın etsin, Allah yolunu hep iyilere çıkarsın, hayırlı evlat hayırlı eş nasip etsin, sana senin gibi torun senin gibi evlat versin",derdi.

    Muhabbetle şakalaşarak yemeklerini yiyip kolları sıvadılar altı kız evi köşe bucak temizlediler. Bahar, neneyi yıkayıp yatağına getirdi ve bir güzel kremleyip masaj yaptı ağrıyan ayaklarına, daha sonra uzattı yatağına.

    Dayanamadı Aysel nene yine Bahar'dan oğlu Kaan'ı aramasını istedi. Bahar çok üzüldü çünkü bir haftadır Kaan'a ulaşmaya çalışıyordu ama her türlü ulaşıma kapatmıştı kendini Kaan. Annesini istemiyordu bunu Bahar'a söylemişti ama kıyamıyordu Bahar işte, nasıl anlatacaktı bunları Aysel neneye...

    Tam 14 yıldır hiç umudunu kesmemiş Aysel nene her gün her gün beklemiş oğlunun gelmesini kendisini soran komşularına, yardım etmek için gelen vakıf çalışanlarına herkese bahsetmiş ulaşmalarını istemişti. Gelir oğlum diyordu bilse gelir beni bırakmaz böyle...

    Kendisine bir bahane bulmuş ve ona inanmıştı Aysel nene, "oğlum kaza geçirip hafızasını kaybetmiş olmalı aklı başında olsa mutlaka gelirdi beni buralarda yalnız komazdı" diyor


    Bahar son çare abisini araya katmayı düşündü ve Bursa da yaşayan abisine Kaan'ın numarasını verip birde Aysel nene'nin Kaan'ı nasıl umut ile beklediğini anlattığı bir ses kaydını gönderdi. Abisi başta mırın kırın etse de bulmuştu Kaan'ı çekip bir kenara konuşmuş ses kaydı ve gidiş dönüş uçak bileti bırakmıştı masaya biraz düşün sonra konuşalım demiş.



    Annesinin sesini duyunca 14 yıl geriye gitti Kaan;
    "Ben burda yaşayamam hayallerim var niye anlamıyorsun beni" diyordu annesine. Yüreği yanan kadın evladını bir daha görmeyeceğini hissetmiş gibi ağlayarak oğlunun elini tutmuş " gitme kurbanın olayım gitme oğlum" diyordu.
    Ama nafile kafaya koymuştu delikanlı annesini itip kapıyı çekip çıkmıştı... " bir an özlediğini hissetti Kaan içinde bir yerde bir yer sızladı sanki.

    Döndü Baharın abisine teşekkür edip bileti aldı ve çıktı, hafta sonu içindi bilet. İzin aldı işinden ve cumartesi sabah yola koyuldu...

    Evet zor olsada bulmuştu evi sokağa girdi ve heycanlı adımlarla yürüdü daracık sokakta eve yaklaşırken kapıdan çıkan adamları fark etti, belki komşulardan birinin misafiridir diye düşündü oysa bilmiyordu üç katlı evde annesi yalnızdı. Yaklaştı selam verdi öndeki adama ve diğerlerine döndüğünde ellerin de bir tabut gördü , gözleri büyüdü Kaan'ın kimin bu diye sordu tabutu taşıyan adamlara onların cevap vermesine kalmadan bir genç kız sesi geldi arkalardan;

    "Kaan sen misin?"

    "E e evet benim. Siz kimsiniz?"

    "Ben telefonunu, tüm sosyal hesaplarını engellediğin kızım, Bahar ben."
    Diyince birden duraksadı Kaan o an yüzüne çarpan sert bir tokat hissi ile donuklaşmış,konuşmaya çalıyor ama ağzını açamıyordu. Bahar ağlamaya başladı hıçkırıklar arasında parmağını Kaan'ın göğsüne vura vura; "rahat mısın şimdi, nenem gözleri açık gidiyor rahat mısın, son nefesine kadar gelir Kaan'ım diyip durdu rahat mısın şimdi söyle...

    Kapının önüne çöken Kaan ne konuşuyor ne ağlıyor ne hareket ediyordu... pişmandı ama artık çok geçti...