• Müşrikler hoşlanmasa da tüm dinlere üstün gelsin diye Resûlü’nü hidayet ve hak dinle gönderen O’dur.
    (9/Tevbe, 33)
  • Inne dine indellahe islam (Allah katinda tek din islamdir)
  • 488 syf.
    ·4 günde·Beğendi·10/10
    En çok insanları sömürme konusu dindir. Bunu son günlerde çok rahat çevremizde de görebiliriz. Bunun en büyük nedeni de dine sokulmuş yanlış sözler (hadisler), uygulamalar, Kur'an'ın din adına yetersiz olduğu savı, "din adamları, şeyh, şıh" gibi mezhep, tarikat bg. toplulukların dini güç, para, köle elde etmek için kullanması ve en önemlisi de kimsenin Kur'an'ı açıp dini geldiği kaynaktan öğrenmemesidir. Yüce Allah, kutsal betiğinde "kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız." demesine rağmen, İslam dini yaşanılamaz olmuştur neredeyse.

    Emevilerin ve Abbasilerin kendi gelenek ve göreneklerini dinselleştirmeleri yüzünden bugün İslam hakettiği yere uzak kalmıştır. Bu iki toplumun "hadisleri"de Peygamberimizden 150 200 yıl sonraya denk gelmesi hadislerin güvenilmezliğine kanıt niteliğindedir. Birbiriyle çelişen, Kur'an ile çelişen hadisler ne yazık ki geniş bir çevrece onay görmüştür. Kaldı ki ne Hz. Muhammed ne 4 halife ve mümin sahabeler, hiçbir şekilde Kur'an dışında bir şey yazılmamasını söylemişler. Ancak buna rağmen erkek egemenliği kendini göstermiş ve bugün birbirini cehennemlik diye ileri süren mezhepler çıkmıştır.

    Doğru olan ise dinin tek kaynağı olarak Allah'ın sözleri olan Kur'an'ı kabul etmek gerek ve din adına gerekli her konuyu ona başvurarak anlamak ve uygulamaktır. Allah betiğinde "hiç akletmez misiniz?" diye pek çok ayette söylerken, kimse üstündeki yükümlülüğü başkasına atıp yırtamaz. Herkes kendinden sorumlu tutulacak. Eğer ki Allah'ın dininden söz ediyorsanız Allah'ın indirdiğinden kanıt getireceksiniz. Onun bunun yazdıklarından değil. Yine Yüce Allah "İndirdiğimizden başka kaynak mı arıyorsunuz?"buyurarak, tek kaynağı Kur'an olarak atamıştır.

    Kesinlikle okumanızı öneriyorum. Oldukça akıcı, merak uyandırıcı ve bilgilendirici. Allah razı olsun bu eseri ortaya koymuştur. Bilmediğiniz bir dini kimseye karşı savunmayın.

    Selam ve dua ile.
  • Kur’ân-ı Kerim’de Hıristiyanlık
    “Nasrânî” kelimesi, Kur’ân-ı Kerim’de bir yerde1 geçer. Bu kelimenin çoğulu olan “nasârâ” kelimesi, 14 yerde kullanılır. Hıristiyanların çoğunluğunu teşkil ettiği “ehl-i kitab” 32 yerde, yine aynı anlamda, “ûtü’l-kitab” (kendilerine Kitap verilenler) 21 yerde geçer. “İncîl” 12; “İsâ” 25 yerde, Hz. İsa’nın lakabı olan “Mesîh” de 11yerde kullanılır. Hz. İsa’nın annesi “Meryem” 34 yerde geçer.
    “Ben, benden önce gelen Tevrat’ı tasdik etmek, size haram kılınan bazı şeyleri de helâl kılmak üzere gönderildim. Size Rabbinizden bir âyet/mûcize getirdim. Allah’tan korkun ve bana itaat edin. Çünkü Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyle ise O’na ibâdet/kulluk edin. İşte bu, dosdoğru yoldur.” 2
    “De ki: ‘Ey ehl-i kitap! Sizinle bizim aramızda müsâvi/anlamı eşit (ve âdil) bir kelimeye gelin, (şöyle diyerek): ‘Allah’tan başkasına tapmayalım; O’na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah’ı bırakıp da kimimiz, kimimizi rabler edinip ilâhlaştırmasın. Eğer onlar yine yüz çevirirlerse işte o zaman deyin ki: ‘Şâhid olun, biz muhakkak müslümanlarız.” 3
    “Hiçbir beşerin, Allah’ın kendisine Kitap, hikmet ve peygamberlik vermesinden sonra (kalkıp) insanlara: ‘Allah’ı bırakıp da (gelin) bana kul olun’ demesi mümkün değildir. Bil’akis (şöyle der:) ‘Okumakta ve öğrenmekte olduğunuz Kitap uyarınca Rabbe hâlis kullar olun.’ Ve size ‘melekleri ve peygamberleri ilâhlar/tanrılar edinin’ diye de emretmez. Siz müslüman olduktan sonra, hiç size kâfirliği emreder mi?” 4
    “Ey ehl-i kitab! Dininizde aşırı gitmeyin ve Allah hakkında, hak/gerçek olandan başkasını söylemeyin. Mesih, ancak Meryem’in oğlu İsa’dır, (o) Allah’ın rasûlüdür; Meryem’e ulaştırdığı (‘kün=ol’) kelimesi (nin eseri)dir. Allah tarafından (gelen) bir ruhtur. Artık Allah’a ve peygamberlerine iman edin de ‘(İlâh) üçtür’ demeyin. Kendiniz için hayırlı olmak üzere bundan vazgeçin. Allah ancak bir tek ilâhtır. O, çocuğu olmaktan münezzehtir. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. Vekil olarak Allah yeter. Ne Mesih ve ne de Allah’a yakın melekler, Allah’ın kulu olmaktan çekinirler. O’na kulluktan çekinip büyüklenen kimselerin hepsini (Allah) yakında huzuruna toplayacaktır.” 5
    “Gerçekten ‘Allah, Meryem oğlu Mesih’in kendisidir’ diyenler, andolsun ki kâfir olmuşlardır. De ki: ‘O halde, Allah, Meryem oğlu Mesih’i, anası (Meryem’i) ve yeryüzünde bulunanların hepsini öldürmek isterse, Allah’a karşı kimin elinden bir şey gelir?” 6
    “Meryem oğlu Mesih (İsa) gerçekten Allah’tır’ diyenler, andolsun kâfir olmuşlardır. Hâlbuki Mesih (şöyle) demişti: ‘Ey İsrâiloğulları, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin. Bilin ki kim Allah’a şirk/ortak koşarsa, hiç şüphesiz Allah ona cenneti haram kılar; artık onun yeri ateştir ve zâlimler için yardımcılar da yoktur.” 7
    “Andolsun ‘Allah üçün üçüncüsüdür (üç tanrının biridir)’ diyenler kâfir olmuştur. Hâlbuki bir tek ilâhtan başka hiçbir ilâh/tanrı yoktur. Eğer diyegeldikleri (bu sözden) vazgeçmezlerse içlerinden o kâfir olanlara çok acıklı bir azap vardır.” 8
    “Meryem oğlu Mesih (İsa), ancak bir rasûldür/peygamberdir (başka bir şey değildir). Ondan önce de (birçok) peygamberler gelip geçmiştir. Anası da çok doğru bir kadındır. Her ikisi de yemek yerlerdi. Bak, onlara delilleri nasıl açıklıyoruz, sonra bak nasıl (haktan) yüz çeviriyorlar.” 9
    “De ki: ‘Ey ehl-i Kitap, dininizde haksız yere haddi aşmayın. Bundan evvel gerçekten hem kendileri sapmış, hem de birçoğunu saptırmış ve (hâlâ da) dümdüz yoldan sapagelmiş bir kavmin hevâsına (ve hevesine) uymayın.” 10
    “Allah: ‘Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara: ‘beni ve anamı, Allah’tan başka iki ilâh/tanrı edinin’ diye sen mi dedin?’ diye buyurduğu zaman o, şöyle dedi: ‘Hâşâ! Seni tenzih ederim, Sen yücesin; Hakkım olmayan, benim için gerçek olmayan bir şeyi söylemek bana yakışmaz. Eğer demiş olsam, şüphesiz Sen bunu bilirsin. Benim içimdekini Sen bilirsin; ben Senin zâtında olanı bilmem. Gaybları/gizlilikleri eksiksiz bilen yalnız Sensin, Sen! Ben onlara, ancak bana emrettiğini söyledim: ‘Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a ibâdet/kulluk edin’ dedim. İçlerinde bulunduğum müddetçe onlar üzerine şâhid/kontrolcü idim. Beni vefat ettirince artık onlar üzerine gözetleyici yalnız Sen oldun. Sen her şeyi hakkıyla görensin, şâhidsin.” 11
    “Yahudiler, ‘Uzeyir Allah’ın oğludur’ dediler! Hıristiyanlar da, ‘Mesih (İsa) Allah’ın oğludur’ dediler. Bu onların ağızlarıyla geveledikleri sözlerdir. (Sözlerini) önceden kâfir olmuş kimselerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin. Nasıl da (haktan bâtıla) döndürülüyorlar!” 12
    “Onlar Allah’ı bırakıp bilginlerini (hahamlarını), râhiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i (İsa’yı) rabler edindiler. Hâlbuki hepsine de tek ilâh’a ibâdet/kulluk etmekten başka bir şey emrolunmadı. Ondan başka hiçbir tanrı yoktur. O, bunların şirk/ortak koştukları şeylerden uzaktır.” 13
    “İsa açık delillerle gelince, şöyle dedi: ‘Ben size hikmet getirdim ve ayrılığa düştüğünüz şeylerden bir kısmını size açıklamak için geldim. Allah’tan korkun ve bana itaat edin. Çünkü Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O’na ibâdet edin. İşte bu, doğru yoldur.’ Ama aralarından çıkan gruplar, birbirleriyle ihtilâfa düştüler. Acı bir günün azâbı karşısında vay o zulmedenlerin haline!” 14
    “Hani Meryem oğlu İsâ, ‘Ey İsrâil oğulları! Ben size Allah’ın peygamberiyim, benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir peygamber’i de müjdeleyici olarak geldim’ demişti.” 15
    “De ki: O, Allah birdir. Allah sameddir. O, doğurmamış ve doğurulmamıştır. Hiçbir şey O’na eş ya da denk değildir.”(Samed: Hiçbir şeye muhtaç olmayan, aksine her şey kendine muhtaç olan demektir.)” 16
    “Allah katında hak din İslâm’dır. Kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonradır ki, aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Allah’ın âyetlerini inkâr edenler bilmelidirler ki Allah’ın hesabı çok çabuktur.” 17
    Ve bir hadis-i Şerif: “Hıristiyanların Meryem oğlu İsa’yı övdükleri gibi beni övmeyin. Yalnız, ‘Allah’ın kulu ve rasûlüdür’ deyin.” 18

    1 3/Âl-i İmrân, 67
    2 3/Âl-i İmrân, 50-51

    3 3/Âl-i İmrân, 64

    4 3/Âl-i İmrân, 79-80

    5 4/Nisâ, 171-172

    6 5/Mâide, 17

    7 5/Mâide, 72

    8 5/Mâide, 73

    9 5/Mâide, 75

    10 5/Mâide, 77

    11 5/Mâide, 116-117

    12 9/Tevbe, 30

    13 9/Tevbe, 31

    14 43/Zuhruf, 63-65

    15 61/Saf, 6

    16 112/İhlâs, 1-4

    17 3/Âl-i İmrân, 19

    18 Buhârî, Enbiyâ 48; Ahmed bin Hanbel, Müsned, I/23, 24, 47, 55

    Ahmed KALKAN \ Hıristiyanlık ve Yahudilik İtikad Kavramları Serisi 16 ~
  • INNA DINE İNDELLAHE İSLAM (Allah katında tek din islamdir)
  • -İmam Hatip(li)lere dil uzatanlara cevabımızdır.-

    “Biz İmam-Hatipliyiz...

    Bu ülkenin geçmişinde, geleceğinde, gerçeğinde, geleneğinde, genetiğinde biz varız. Ülke bizimle çiçeklendi; umutlar bizimle filizlendi.

    Biz İmam-Hatipliyiz...

    Rehberimiz, önderimiz, mürşidimiz, bize çok düşkün olan, bizi bizden daha çok seven, bize karşı çok merhametli ve müşfik olan, müjdeleyen, uyaran, peygamberler halkasının sonuncusu Hz. Muhammed’dir(s.a);

    O en güzel örnek ve önderdir...

    Biz, bu Çağın Musa’ları, İsa’ları, İbrahim’leri olmaya adayız...

    Biz, bütün peygamberlere iman eden, onları kendilerine model alan, onların Tevhid mücadelesini ve örnekliğini bu çağa taşıma azmindeki İmam-Hatip nesliyiz.

    İnsanların zihinlerine çöreklenen putları, elindeki “Tevhid baltası” ile bir bir kıran Hz. İbrahim (a.s) gibi, çağdaş putperestliklere ve sapkınlıklara karşı Tevhid mücadelesi veren “çağın İbrahim’leri” olmaya aday İmam-Hatipliler bizleriz.

    Çağın Firavun’larına, Karun’larına, Haman’larına ve Be’am’larına karşı, bu çağın Musaları, Harun’ları ve Asiyeleri olmaya aday İmam-Hatip nesli biziz!

    Romalı zalimlerin ve Yahudilerin baskıları karşısında Hz. İsa (a.s):

    -“Allah’a giden yolda bana yardımcı olacak kimdir?” dediğinde;

    -“Biz Allah’ın (dininin ve davasının) yardımcılarıyız” diyen Havariler gibi, bu çağın havarileri olmaya aday İmam-Hatipliler bizleriz.

    Vurgun, soygun ve talanı bir yaşam biçimi haline getiren Medyen ve Eyke zalimlerine karşı, cemaatiyle birlikte kıldığı namazından güç alarak mücadele eden Hz. Şuayb (a.s) gibi sosyal hayata namazla müdahale eden İmam-Hatip nesli biziz.

    Biz, alemlerin Rabbine râm olmuş rabbanileriz...

    İmam-Hatip, bu halkın hazinesi, hafızası ve hasılasıdır...

    Allah katında tek din ve tek hayat tarzı İslam’dır.

    Allah Teâlâ “Din” olarak ancak İslâm’dan razı olmuştur. İslâm’dan başka bir din, nizam ve sistem arayan Hak’tan sapıtmıştır. Biz rab olarak Allah’tan, peygamber olarak Hz. Muhammed’den (s.a) ve din olarak İslam’dan razı olanlarız.

    Biz İmam Hatip nesli; yalnız Allah’a kulluk için yaratıldığımıza iman edenleriz. Biricik varlık sebebimiz, yegâne yaratılış gayemiz Allah’a kulluk, ibadet ve itaat olduğu için, yalnız Allah’a kulluk eder yalnız O’ndan yardım dileriz.

    Biz Allah’tan başkasına yönelmez, O’ndan başkasından medet beklemeyiz.

    Biz paraya-pula, mala-mülke, şeytana, nefse, maddeye, markaya, modaya ve popüler kültüre kulluk etmeyiz.

    Ve biz, bizim gibi aciz kullara da kul olmayız!

    Biz insanları kula kul olmaktan kurtarıp sadece Allah’a kulluğa davet etmek için varız!

    Biz Allah için adanmış nesilleriz...

    İyiliği emretmek kötülükten sakındırmak hayat ilkemizdir. Bir kötülük gördüğümüzde elimizle, olmazsa dilimizle düzeltiriz, o da olmazsa kötülüğe karşı buğzederiz.

    Rabbimizin; “Kâfirlere boyun eğme ve onlara karşı Kur’ân’a dayanarak büyük cihad yap!” emrine uyarak, yeryüzündeki inkârcılara karşı özümüzle ve sözümüzle, bileğimizle ve yüreğimizle, aklımızla ve fikrimizle, malımızla ve canımızla topyekûn cihad ederiz...

    Bizler, “işleri vakitlerinden çok” olan “vaktin çocukları”yız.

    Biz dinlenmeyi Ahiret’e bırakan; bu dünyada ise sadece Allah için bıkmadan yorulanlarız.

    “Kudüs’ü haçlılardan kurtarmadan gülmek bana haram olsun” diyen Selahaddin Eyyubi gibi, gülüp eğlenmeyi ve dinlenmeyi, inşaallah Rabbimizin lûtfedeceği Cennet’e tehir edenleriz.

    Biz hedefi, gayesi, misyonu Allah ve Rasûlü tarafından belirlenmiş olan, aktif, aksiyoner, mücadeleci, azimli ve kararlı nesilleriz.

    Pasif, edilgen, gündemi başkaları tarafından belirlenen değil, gündemi belirleyen nesilleriz.

    Akıp giden hayatın nesnesi değil öznesi olan; esen rüzgârlara göre şekillenen değil rüzgâr estiren, değiştiren, dönüştüren öncüleriz...

    Biz izzeti güçlünün yanında değil, Hakk’ın ve haklının yanında arayanlarız.

    Kendimizi “insanlar için çıkarılmış hayırlı ümmet” kılmaktır derdimiz.

    Biz, “bana gel” diyenler değil, “bize gel” diyenleriz; biz başkasına değil, yalnızca Allah’a çağıranlarız.

    Hz. Ebu Bekir’in imanı, Hz. Ömer’in adaleti, Hz. Osman’ın hayası ve edebi, Hz. Ali’nin ilmi ve irfanı, Hz. Mus’ab’ın daveti ve gayreti, Hz. Hatice’nin sadakati ve teslimiyeti, Hz. Aişe’nin ilmi ve dirayeti, Hz. Fatıma’nın edebi ve zerafeti ve daha nicelerinin (Allah onlardan razı olsun) nice güzel özellikleri bizim örneklerimiz ve rol modellerimizdir.

    Gayemiz zamanın sahabeleri olmak, onların ahlakıyla ahlâklanmaktır.

    Biz, “takva elbisesini” kuşanan, “Allah’ın boyası” ile boyanan, vefâkâr ve cefâkar, kadir kıymet bilir hayırlı nesilleriz. Nice çetin süreçlerden, soğuk Şubat’lardan geçerek bugünlere geldik...

    En zorlu şartlarda İmam Hatip okullarının kurulmasına öncülük eden ve öncü nesillerin yetişmesine vesile olan Mahmut Celaleddin Ökten Hocamız başta olmak üzere, bu okulları madden ve manen ilmek ilmek dokuyan bütün büyüklerimize dualar ederiz.

    “Kur’ân şairi” Mehmet Akif’in özlediği “Asım’ın nesli” ve ‘doğrudan Kur’an’dan ilham alıp, asrın idrakine İslam’ı söyletenler’ bizleriz.

    Necip Fazıl’ın hasretle beklediği ve -“Kim var?” denince, sağına ve soluna bakmadan fert fert -“Ben varım!” cevabını verebilen gençlik; İmam-Hatip gençliği biziz!

    Sezai Karakoç’un “Diriliş Nesli” olarak tanımladığı, yarınların kurucu nesliyiz.

    Biz, kökü mazîde olan âtîyiz.

    Bir ayağı Kur’ân’da, diğer ayağı ise tüm cihanı kuşatan pergel gibi yeryüzüne vahyi yayanlar; bir avucunu Kur’ân ve Sünnet’e daldırıp diğer avucuyla bütün insanlığa can suyu sunanlarız biz.

    Ve biz, varlığımızı sadece Türkiye’nin değil, bütün İslâm ümmetinin ve hatta tüm insanlığın hidayetine ve kurtuluşuna adamış nesilleriz... Sadece bu toprakların değil, tüm dünyanın geleceğine ve yönetimine talibiz!”
    Değerli gönül dostlarım. Kıymetli kardeşlerim.

    Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun. Bir Kurban Bayramını daha geride bıraktık. Aslında Kurban, bir ömür beklenen ve ömrünün son demlerinde verilen İsmail'ini, Allah yoluna gözünü kırpmadan feda edebilmektir. Ne var ki, Allah celle celâlühü “almak için” istemez; “vermek için” ister. Nitekim İbrahim’den İsmail’i almadığı gibi, mükâfat olarak bir de İshak'ı verdi. Kurban ibadetiyle ilgili ayette şöyle buyrulmaktadır: “Kestiğiniz hayvanların ne etleri ne de kanları Allah'a ulaşır. Sizden Allah'a ulaşan ancak takvanız, yani kulluk şuurunuzdur.” (Hac,37) O halde, kulluk şuurunu yaşamaya devam… Hem de gönülden dualarla… Bunun için de bize yaşantı ve kişilikleriyle örnek gösterilen peygamberlerin ahlakî özelliklerini dileyerek Rabbimizden… “Onlar peygamberdi biz kimiz?” demeden… Çünkü Allah Teâlâ bu peygamberlerin ahlakıyla donanmaya çalışmamızı istiyor bizlerden. Geliniz Rabbimize yalvaralım şöylece tâ yüreğimizin derinlerinden…

    Allah’ım bize Hz.Adem’in tevbesini, Hz.Nuh’un direncini ver. Hz.İbrahim’in imanını, Hz.İsmail’in teslimiyetini ver. Hz.Yakub’un dirayetini, Hz.Yusuf’un iffetini ver. Hz.Musa’nın celâdetini, Hz.Harun’un sadakatini ver. Hz.Davud’un sadâsını, Hz.Süleyman’ın gayretini ver. Hz.Eyyûb’un sabrını, Hz.Lokman’ın hikmetini ver. Hz.Zekeriyya’nın hizmetini, Hz.Yahya’nın şehadetini ver. Hz.Meryem’in adanmışlığını, Hz.İsa’nın safiyetini ver; ve bizlere Hz.Muhammed’in sana olan eşsiz muhabbetini ver Allah’ım. Sana hamd ve bütün Peygamberlerine salât ve selâm olsun. Amin…
    -Arif Arslan Kaynar -
    (A.A.K.105)