Geri Bildirim
  • Doğru hareket ettirir, doğru kararlar aldırtır, doğruya baktırır, doğruyu konuşturur...
  • Üçüncü (Giriş):
    SEVGİNİN NETİCELERİ

    İlâhî sevginin neticesinin, Allah'ın yaratıkları arasından sevilen seçmesi ve cennet nebileri arasında onu mümtaz kılması ve yüceltmesi olduğunu bilmendir. Allah'ın Âdem (s.a.v.) hakkında: "Biz, Âdem'in oğullarını şerefli kıldık ve onları karada ve denizde yürüttük"[56]; "Ey âdemoğlu eşyayı senin için yarattım, seni de benim için yarattım. Öyleyse sen benim ol, eşyalar da senin olsun!"[57] ve kulu nebisi Mûsâ (s.a.v.) hakkında: "Seni kendim için elçi seçtim"[58] sözlerinde demesi gibi. Allah'ın yakın melekler (el-mukarrebîn) ve mukerrem kullarını seçmesidir; Resulullah (s.a.v.) şu sözünde bunu belirtmiştir: "Gerçekten Allah bir kulu sevdiğinde, Cebrâil'i çağırır ve ona: Ben filanı sevdim, sen de sev, buyurur. Cebrâil de onu sever. Cebrâil semâdaki meleklere seslenerek: Allah filan kulunu sevdi, siz de sevin, der. Semâ halkı da onu severler. Sonra da onun sevgisini yeryüzüne yayarlar."[59] Yine Peygamber (s.a.v.): "Allah bir kulu sevdiğinde onun sevgisini suya atar ve o sudan içen herkes onu sever"[60] buyurmuştur.
    (Sevgi) insanı doğru yola eriştirir, sağlam dini kabulde Allah'ın yardımını temin eder. Emriyle veya hükmünce amel etmeyi mümkün kılmak için Kerîm Nebi'nin (s.a.v.) bütün sözlerine, fiillerine ve hallerine bağlanmayı güçlendirir. Kulluk için farzları ve nafileleri canlı kılar ve onları her ikisi kulu Allah'a yaklaştırır. Bu yakınlık kulun, Hakk'ın kulağı, gözü, ilmi, irâdesi ve kudreti olmasını gerekli kıldığı gibi, Hakk'ın da nafilelerle temin edilen yakınlıkla kulun kulağı, gözü dili, eli ve ayağı olmasını gerekli kılar. Şu hadîs buna işâret eder: "Kulum bana üzerine farz kıldıklarımı eda ederek yaklaştığı gibi hiçbir şeyle yaklaşmaz. Kulum nafilelerle de bana yaklaşır ki ben onu severim. Onu sevdiğimde onun kulağı, gözü, eli ve dili olurum. Öyle ki benimle işitir, benimle görür, benimle konuşur, benimle tutar ve benimle yürür."[61]
    Şunlarda ilâhî sevginin sonuçları cümlesindendir: Kulun O'nu sevmesi, O'ndan başkasına yönelmemesi, Mevlâ'sının hükümlerine itaat etmesi, açık ve gizli, sözsel ve fiilî olarak Allah'dan başka ilâh yoktur diye ikrar etmesi, Hak Teâlâ'nın hükmettiği ve üzerine iktiza ettiği bütün şeylerden lezzet alması, hakkında takdir ve icra ettiği şeylere râzı olması, lütfunu ve nimetini sevdiği gibi kahrını ve cefasını sevmesi –çünkü sevgili her yaptığı sevilendir- Hakk'ın kula şevkini gerekli kılan, kulun Allah ile buluşma şeklidir; nitekim Peygamber (s.a.v.) şu sözüyle buna işaret etmiştir: "Kim Allah'a kavuşmayı severse, Allah da ona kavuşmayı sever"[62]; Davud'a (s.a.v.) Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: "Ey Dâvûd! Kullarımın bana şevk duymalarından daha çok ben onlara şevk duyarım."[63]
    Allah için, söyleyen ne güzel söylemiş:
    Sevgili benim için, beni görmek için inliyor,
    Bense onun için daha şiddetli inliyorum,
    Nefsler coşuyor, fakat kader esirgiyor,
    Bundan derdimi ben inlemelere şikayet ediyorum,
    O da nebilere şikâyet ediyor.
    İlâhî sevginin neticesi, Hakk'ı sevmek herkesi sevmektir. Sevginin meyvesi, cezalar affolunmak, ecir ve sevabın elde edilmesidir. Kulun hakkânî muhabbette sürekliliğiyle ona vecd, sekr, heymân, ışk (aşk) ve kendi vücudunu ve zâtını Allah'ın vücûd ve Zâtında fenâ hâsıl olur. Bu ona ebedî bekâyı, sevmedî sahvı doğuran mahvı, ezelî ve ebedî varlığının hâsıl olmasını sağlar. Onu böylece imkânın tuzaklarından kurtulmaya, gelip geçici şeylerden sürekli mutluluk ve neşeyi gerekli kılan kurtuluşa ve kendindeki yokluk karanlığını nûr özüne dönüştürmeye ulaştırır.
    Hiçbir gözün göremediği, hiçbir kulağın işitmediği, hiçbir beşer kalbinin düşünemediği, nitelenemeyen bütün sayılan bu şeyler, cemâl, güzellik ve iyilik ancak sevgi şarabından hâsıl olur. Şâir (İbnü'l-Fârız) –Allah onun rûhunu kutsasın- kasidesinde bu sevgiye işâret etmiştir.
  • Allah bir kulunu severse, yalvarmasını dinlemek için onu bir sıkıntıyla sınar.
    /Hadis-i şerif/
  • Resulullah: Allah bir kulunu severse, onu kendisine aşık eder. Kulunu temiz ve güzel huylarla süsler. Bu haliyle o kimseye ilahi alemin sırları açılır kendisine bir takim cilveler tecelli eder onda meleklerin cevherleri PEygamberlerin ve velilerin ruhlari güzel şekilleri ile ona görünür neticede gorulen alemin insanin hakikatlerini ve ruhlar alemini musahade eder
  • Allah bir kulunu severse; fani ve dünyevi zevkleri ona öyle acılaştırır ki, o kul sonunda sadece ve ancak Rabbine sığınır.
  • Allah kulunu severse, sevdiğine teslim eder..