• 528 syf.
    ·7 günde·Beğendi·10/10
    Ba-yıl-dım. Karakterlerin içeriğini okuyup söylediğim ilk kelimeydi. İlk İskender Pala kitabım. Kurgu o kadar etkiledi ve ürküttü ki. Gerçekten Hz. İbrahim'e dayalı böyle bir plan yaparlar mı? Ya da tarihte bununla uğraşmışlar mı diye merak ettim. Doğrusu sümer tabletlerin de ki o yazıları okuyup da gerçeği görmüşler ise aynı kitapta geçtiği üzere bunu imha etmeleri söz konusu olurdu demiştim. Lise dönemlerinde ütopya, ajan, bilimkurgu okumayı sever-dim. Bu kitap ise İslam ile diğer dinlerin, Hz. İbrahim'in ve ona inen sahifelerin, CIA, MIT, Mossad ve Japon istihbaratının da dahil olduğu bir kurguydu. Okuduğum da durup durup yazar ne emek vermiştir dedim. Ve açıkçası kurguya imrendim. En çok ilgimi çeken kısım ise Selim hocanın rahip ile konuştuğu, ayetler eşliğinde gerçeği ortaya koyuşu, İslam'ın merkezde ki halini hatırlatmaları, o cümleler öyle etkiledi ki Allah'ım. Zihninde neşret yazdım, çok çalış yazdım sayfaya. Çok çalış Merve, çok oku Merve. Yahudiler ve Hristiyanların Ortadoğu emellerini az çok biliyordum ama kitapta daha farklı bir bakış açısı sunması. Kitapta ki her karakterin cümleleri, bakış açısı ve bunu yazarın güzel sunmuş olması. Sümerleri en çokta mimar Sin-Ammar'ın olduğu kısım çok güzeldi. Irak'tan dahası Ortadoğu'nun çalınan tarihi eserlerin akıbetini düşündüğüm de acı bir tebessüm ettim. 'Çalılıkta ki koç' eserinde ki şu cümle.. İbrâhim putları kırıyor, ama onun müminleri onun arkasından koçunun putunu yaptılar, hemde altından. Ve devamında ise şu cümleleri, bu ince tarihi eseri yapanların bugünkü torunları sefil, sığ, ilkel ve sanatsız.
  • 248 syf.
    ·6 günde·Puan vermedi
    Nereden başlasam nasıl başlasam bilmiyorum. O kadar yoğun duygular içindeyim ki kelimeleri nasıl bir araya getireceğim nasıl dizeceğim onu da bilmiyorum.

    Kitabın son sayfasını okuyup kitabın kapağını kapatınca yine yaptın yapacağını dedim kendi kendime..

    Beklediğim gibi değildi, gerçi hangi kitabı beklediğim gibi çıktı ki ? Şimdiye kadar okuduğum kitaplarında olduğu gibi bu kitabında da okuyucuyu ters köşe yapıyor..

    Kitabın baba oğul ilişkisi üzerine olduğunu biliyordum çünkü en çok gördüğüm ve duyduğum alıntısı #44073546 buydu. Kitabı elime aldığımda kitaptan beklediğim şey bir baba-oğul hesaplaşmasıydı açıkçası.

    Yine beni şaşırttın ve iyi ki şaşırttın.
    İyi ki varsın Hasan Ali seni tanıma fırsatı bulan bir okuyucun olarak çok şanslıyım..


    Kitabı okumadım, yaşadım. Zaten senin yaptığın hep bu değil mi ?
    Gerçi seni sevme sebebim de bu zaten..
    Ana karakter bir bakıyorsunuz Hasan Ali bir bakıyorsunuz siz, bir bakiyorsunuz bambaşka biri..
    Kitabın cümlelerini bir çocuğun başını okşar gibi sevgiyle okuyup gülümsediğimde oldu, yaşanılan acıyı hissedip gözyaşımın düştüğü de oldu, diyorum ya, okumadım yaşadım kitabı...
    Kitapta kendimden izler gördüğüm karakter Aziz Amca oldu.

    Ah Aziz Amca ah...
    Herşeye içlenip bir çocuk gibi gözünün dolması duygu dolu olman bana aynada kendi iç dünyama bakıyor gibi hissetirdin..
    Aziz amcanın hastalığıyla birlikte kitaptaki duygu yoğunluğu artıyor, hastalığının şiddeti arttıkça duygu yoğunluğu da aynı şiddetle artmaya devam ediyor.
    Hastalığın seyri, tanı konulma, elden ayaktan düşme süreci çok akıcı ve duygu yoğunluklu anlatılmış. İşim gereği tekerlekli sandalyede bir çocuk gibi büzülmüş elinde ve yüzünde yaşlılığın kahverengi benekleri ve kırışıklıkları olan bir çok ihtiyar görüyorum. Onlara her bakışımda içimden geçirdiğim dua "Allah'ım elden ayaktan düşürmeden al canımı" oluyor. Aziz Amcanın elden ayaktan düşme süreci o yüzden beni çok etkiledi.

    Bir diğer nokta da Aziz amcanın yatalak olduğu o süreçte eşinin onunla bir çocuğa yemek yedirir gibi yedirmesi altını temizlemesi, her gün vücudunu sabunlu bezle silmesi, bir şey isteyecek mi diye tetikte beklemesi beni en çok etkileyen şeylerden oldu.
    Kimsenin kimseye tahammülünün kalmadığı, aldatmaların hat safhada olduğu bu devirde o sayfaları okuyunca bile içimi sıcacık eden bir nokta oldu bu. Allah herkese sadece iyi günde değil böyle düşkün olduğu durumda bile yarenlik edecek vefalı eşler nasip etsin.

    Diğer hususlara gelecek olursak karakterlerin Hasan Ali'ye seslenmesi onun sırtını sıvazlaması okurken yüzümde bir gülümse oluşturdu.
    Okuyanlar bilir Hasan Ali'nin tarzını alışılagelmişin dışında yazar O.

    Bir bakarsanız ki okuyucu olarak olayın içindesiniz o anı yaşıyorsunuz karakterler size göz kırpar. Bir bakarsanız ki öyle bir olay bile yok hepsi sizin ve karakterin duygu yoğunluğundan ibaret..

    Hasan Ali'nin bende oluşturduğu duygu yoğunluğunu anlatacak kadar henüz güçlü bir kalemim yok ne yazık ki o yüzden incelememe burda son veriyorum okuyacaklara keyifli okumalar...
  • Içimden geçirdim seni."Görürsün bak!Dönecek!"diye bağırmak istedim ama bunca yıldır daha gidişine inanamadim.Parkta hep gec geldigin banka uzandim.Gozlerimi sımsıkı kapadım."Allah'im nolur hemen uyuyayım"dedim.Ruyamda olacaktin biliyordum,bekletmek istemedim.Uyudum ve agladim.Agladim ve uyudum..
  • Zaten uzuvlarımda amansızca bir kıpırtı hissetmeye başlamıştım bile, sanki mıknatısla bir yere doğru çekiliyordum ve nereye çekildiğimi de biliyordum: Zaferi görmek istiyordum, onu hissetmek, ona dokunmak istiyordum; para ,çok para , parmaklarımın arasında hışırdayan mavi banknotlar istiyordum, tüm.bedenimi dolaşan o titreşimi hissetmek istiyordum. Tanımadığım, kötümcül bir haz beni ele geçirmişti ve artık hiç utanç duygusu ona teslim olmamı engellemiyordu.
  • 418 syf.
    ·Beğendi·9/10
    Beyoğlu'nun En Güzel Abisi beni Ahmet Ümit ile tanıştıran kitap olur kendileri. Hem cümleleriyle tanıştım,hem de kendisiyle.
    Bir arkadaşım Ahmet Ümit'in hayranlarından biridir. Ben hiç tanımazdım. Yazar olduğunu biliyordum elbette ama kitaplarıyla tanışmamıştım hiç.
    Ahmet Ümit'in kitap fuarına geleceğini öğrenince bizimkisi en sevdiği iki Ahmet Ümit romanını getirmiş ve yeni kitabını da standından aldı. Ben de madem bir yazarla tanışma fırsatım var o zaman bir kitabını da ben alayım bari diyerek hızlıca sadece kapağına bakarak aldım bu romanı ve aceleyle imza kuyruğuna girdik.
    Yanlış hatırlamıyorsam yaklaşık 2 saat sonra sıra geldi. Yanına gidip imza için adımı söyledim.Tüm konuşmayı tam hatırlamıyorum zaten 2 dakika falan konuşabildik. Nerede okuduğumu sordu ve başarılar diledi. Bende "Kaleminize kuvvet hocam." dedim ve teşekkür ederek bu dediğime güldü :D Ne cesaretle dediysem :D
    İşte kendisiyle böyle tanıştık ve kendisini sıcakkanlı bulduğum için bir an önce kitaba başladım ve yalan yok 5 günde kitabı bitirdim. Eğer okul olmasaydı 3 hatta 2 günde bile bitirirdim.
    İnanın bana hayatımda okuduğum en sürükleyici kitap listesinde ilk üçe girer kendisi.
    DİKKAT SPOİLER ALARMI
    O koskoca kitapta neredeyse sadece bir hafta anlatılıyor ama... O haftayı sizde yaşadığınız için o kadar uzun geliyor ki. Kitapta ki betimlemeler Aman Allah'ım çok güzellerdi.O sokakta sizde yürüyorsunuz,o karın altında sizde üşüyorsunuz.
    Ve olay örgüsü hala nasıl şaşırdığımı hatırlıyorum.
    Gerçekten beğenerek okuduğum bir kitaptı. Ve bir kez daha okuyacak gibiyim. Ama o imzanın yıpranmasını istemediğim için okumaya pek kıyamıyorum :D