• Allah’ım; bizleri rahmetinin o engin lütfuyla

    bağışla, bize merhamet et. Bize hidayet ver ve

    sırat-ı müstakimden ayırma.

    HAYIRLI CUMALAR....
  • Bedir savaşı öncesinde Ebu Cehil de şöyle dua ediyordu:

    " Allahim, sen merhamet et, bize bilinmeyenlerden ver ve onu (yani Muhammed sas'i) helak et!"
  • Kur’an-ın,, “Zinaya yaklaşmayın çünkü o son derece kötü bir iştir ve çok kötü bir yoldur” (İsra, 17/32) hükmüne rağmen, zinayı resmileştiren, vergiye bağlayan, TV’ler aracılığıyla evlerimizin içine kadar sokan, ismini flört ve seviyeli ilişki olarak değiştiren bir ümmet haline geldik. Allah’ım! Sen bizi bağışla! Bize merhamet et! Milletimizi ve nesillerimizi bu sapkınlıklardan muhafaza eyle! Haramlara giden yoların kapatıldığı bir nizamı görebilmeyi bize de nasîbeyle ve bu yolda bizi de vesile kıl! Yâ Rabbî…
  • Kur’an-ın, “İçki, kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans okları, birer şeytan işi pisliktir. Bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz” (Mâide, 5/90) hükmüne rağmen, bakkallarında ve marketlerinde bile içki satılan, kumarı millileştirip Milli Piyango adıyla kendi gençlerine pazarlayan, reklamını yapan, teşvik eden ve sıradanlaştıran bir ümmet haline geldik. Allah’ım! Sen bizi bağışla. Bize merhamet et. Bu haramlara karşı mücadele edebilecek azmi, gayreti ve fırsatı bize nasîbeyle! Yâ Rabbî…
  • HAYIRLI CUMALAR...

    Ey Rabbim! Ben, gizlide senden hayâ etmeyen utanıp çekinmeyen, açıkta seni gözetmeyen zavallıyım. Ben, büyük musibetler sahibiyim. Ben, Mevlasına karşı çıkan cüretkârım. Ben, gökyüzünün güçlü Rabbine isyan eden biriyim. Ben, büyük günah yolunda malını harcayanım. Ben, büyük günahlara doğru koşanım. Bana mühlet verdin, kendime gelmedim. Günahlarımı örttün, çekinmedim. Günah işlemekte haddi aştım. Beni gözünden düşürdün, yine kendime gelmedim. Ama sen hilminle bana mühlet verdin; kereminle kusurlarımı örttün; bana karşı kusurlarımı hiç görmemiş gibi davrandın; benden hayâ ediyormuşsun gibi günahlarımın azabını benden uzaklaştırdın.

    Allah’ım! Günah işlediğim zaman, senin Rablığını inkâr ederek, emrini hafife alarak, azabına göğüs gererek, tehdidini umursamayarak günah işlemedim. Bir hataydı oldu; nefsim onu bana güzel gösterdi; heva ve hevesim bana galip geldi; bedbahtlığım buna yardımcı oldu. Diğer taraftan kusurlarımı örtmene, aldandım. Böylece, sana isyan ettim, emrine muhalefete kalkıştım. Şimdi senin azabından kim kurtaracak beni?! Yarın davacılarımdan kim koruyacak beni?! Eğer tutunacağım ipi çekip koparırsan, kimin ipine tutunurum ben?! Amel defterimin açılacağı gün vay benim halime! Eğer kerem ve sonsuz rahmetine ümit etmeseydim ve rahmetinden ümit kesmemi yasaklamamış olsaydın, yaptıklarımı hatırladığımda tamamen ümitsizliğe kapılırdım, ey çağırılanların en hayırlısı ve ey ümit edilenlerin en üstünü!

    Allah’ım! İslam’a olan bağlılığımla sana yöneliyorum. Kur’an’ın hürmetine sana güveniyorum. Ümmî, Kureyşî, Haşimî, Arabî, Tihamî, Mekkî ve Medenî olan Peygamber’in aşkına, sana yaklaşmayı ümit ediyorum. O halde, imanla olan tanışıklığımı yabancılığa çevirme. Mükâfatımı, senden başkasına ibadet eden kimsenin mükâfatı gibi kılma. Çünkü insanlardan bir grup, kanlarının dökülmesini önlemek için dilleriyle iman ettiler ve arzuladıklarına kavuştular. Biz ise, bizi bağışlayasın diye sana dilimiz ve kalbimizle iman ettik. Öyleyse bizi de arzuladığımıza kavuştur; sana olan ümidimizi kalbimizde sabitleştir; bizi hidayete kavuşturduktan sonra kalbimizi saptırma ve kendi katından bize bir rahmet ihsan et; şüphesiz sen, bol ihsan sahibisin.

    Andolsun izzetine, kalbime ilham olan bilgiye dayanarak senin kerem ve geniş rahmet sahibi olduğunu bildiğim için, beni kovsan dahi, kapından ayrılmam ve sana yalvarmaktan vazgeçmem. Kul, mevlasından başka kime gidebilir?! Yaratılan, kendisini yaratandan başka kime sığınabilir?! Allah’ım! Beni (kıyamet günü) ağır zincirlere vurup insanların arasında ihsanını benden kessen, insanların gözlerini kusurlarımı görmeye açsan, ateşe sürüklenmemi emretsen ve benimle iyi kulların arasında ayrılık düşürsen, yine de senden ümit kesmem; affına olan ümidimden vazgeçmem; senin sevgin hiçbir zaman kalbimden çıkmaz. Ben, hiçbir zaman verdiğin nimet ve ihsanlarını ve dünyada kusurlarımı örtmeni unutmam.

    Ey Mevlam! Dünya sevgisini kalbimden çıkar. Beni, peygamberlerinin sonuncusu Muhammed Mustafa -Allah’ın salatı ona ve âline olsun- ve yarattıklarının içinden seçtiğin Ehl-i Beyt’iyle bir araya getir. Beni, tövbe ehli ve gerçekten sana yönelenlerin makamına ulaştır. Beni kendi halime ağlamaya muvaffak eyle. Gerçekten ömrümü boş şeyler ve boş arzularla geçirdim. Nefsimin hayrından ümit kesenlerin durumuna düştüm. Bu halimle kabre intikal edecek olursam, hali benden daha kötü olan kim olabilir?! Orayı, rahatlayabileceğim bir yer olarak hazırlamış değilim; salih amelle orada yatmak için bir sergi sermiş değilim. Nasıl ağlamayayım?! Oysa gidişimin nereye varacağını bilmiyorum; nefsimin beni aldattığını, günlerimin beni yanılttığını ve ölümün (kartal gibi) başım üzerinde kanat açtığını görüyorum. O halde, neden ağlamayayım?! Ruhumun bedenden ayrılacağı ana ağlıyorum! Kabrimin karanlığına ağlıyorum! Lâhdimin (mezarımın) darlığına ağlıyorum! Münker ve Nekir’in beni sorguya çekecekleri ana ağlıyorum! Kabirden çıplak, zelil ve yaptıklarımın ağır yükünü sırtımda taşıdığım bir vaziyette çıkacağım ana ağlıyorum! O gün (şaşkınlık içerisinde) bazen sağıma ve bazen de soluma bakacağım. O gün herkes kendi işiyle meşgul olacaktır. O gün herkesin kendine yeter bir işi vardır. Nice yüzler o gün parıl parıl parlar, güler, sevinir. Ve nice yüzler o gün toz toprakla bulanır, üstlerine bir karanlık çöker ve zillet kaplar.

    Ey Mevlam! Güvenim, itimadım, ümidim ve tevekkülüm sanadır; bağlılığım senin rahmetinedir. Sen dilediğini rahmetine ulaştırırsın ve sevdiğini kerametinle doğru yola iletirsin. Kalbimi şirkten temizlediğin için sana hamd olsun; dilimi seni anmaya açtığın için sana hamd olsun. Bu kusurlu dilimle sana şükredebilir miyim?! Her ne kadar iyi ameller yapmaya çalışsam da senin rızanı kazanabilir miyim?! Ey Rabbim! Şükrünün karşısında dilimin kıymeti ne ki?! İhsan ve nimetlerinin karşısında amelimin değeri ne ki?!

    Allah’ım! Bahşiş ve keremin beni ümitlendirmiştir; lütuf ve keremin amelimin kabul olmasına sebep olmuştur. Ey Mevlam! Yönelişim sanadır; korkum sendendir ve ümidim sanadır. Ümidim, beni sana getirmiştir. Ey Yegane Mevlam! Himmetimi sana bağladım; senin katındakine yönelmişim; en samimi ümidim sanadır; en gerçek korkum sendendir; sevgim seninle tanışıktır; elim sana doğru uzanmıştır ve korkum sana itaat etme ipine bağlanmıştır.

    Ey Mevlam! Seni anmakla kalbim dirilmiştir. Seni çağırmakla korkunun acısını kendimden uzaklaştırmışım. Ey Mevlam, ey umudum ve ey en son isteğim! Benimle, daima senin itaatinde olmama engel olan günahlarımın arasına ayrılık düşür. Sana olan her zamanki ümidim ve üzerine farz kıldığın şefkat ve rahmetine olan büyük ihtirasımdan dolayı hacetimi senden istiyorum. Hüküm senindir; ortağın yoktur. Yaratıklarının hepsi senin rızkınla rızıklanmakta ve senin yed-i kudretindedirler. Her şey senin karşında boyun eğmektedir. Pek yücesin, ey âlemlerin Rabbi!

    Allah’ım! Hüccetim kesilip delilsiz kalacağım, dilimin sana cevap vermekten âciz kalacağı ve sorgulaman karşısında aklımın karışacağı gün (kıyamet günü) bana acı. Ey büyük ümidim! En çok muhtaç olduğum zaman (kıyamet gününde) kereminden beni mahrum eyleme. Cehaletimden dolayı beni katından kovma. Sabrımın azlığından dolayı lütfünü benden kesme. Fakir olduğum için bana ihsan eyle. Güçsüz olduğum için bana merhamet et. Ey Mevlam! İtimadım, güvenim, ümidim ve tevekkülüm sanadır. Bağlılığım senin rahmetinedir. Muhtaçlık yükümü senin ihsan kapına indiriyorum. Senin kerem ve bağışını göz önünde bulundurarak hacetimi sana bildiriyorum. Ey Rabbim! Keremini ümit ederek sana yakarıyorum. İhtiyacımın giderilmesini senin katında umuyorum. Fakirliğimi senin zenginliğinle gidermek istiyorum. Senin affınla ayakta duruyorum. Senin kerem ve bahşişine göz dikiyorum. Bana ihsanda bulunmanı umuyorum. O halde, beni ateşte yakma; sensin benim ümidim. Beni cehenneme yerleştirme; sensin benim gözümün ışığı.

    Ey Mevlam! İhsanına olan iyi kanââtimi boşa çıkarma; gerçekten güvenebileceğim tek sığınak sensin. Benim fakir olduğumu (senin lütfüne muhtaç olduğumu) çok iyi bildiğin halde katındaki sevaptan beni mahrum eyleme. Allah’ım! Ecelim yaklaşmış da amelim beni sana yakınlaştırmamışsa, günahımı itiraf edişimi özür dilememe vesile kılıyorum. Allah’ım! Eğer affedecek olursan, affetmeye senden layık kim var?! Ve eğer azaplandırırsan, hükümde senden daha adil kim var? Bu dünyada garipliğime, ölüm anında kederime, kabirde yalnızlığıma ve lâhitte tenhalığıma merhamet et. Hesap vermek için huzuruna vardığımda zelilliğime acı. İnsanların bilmediği günahlarımı bağışla. Her zaman kusurlarımı ört. Ölüm döşeğine düştüğümde, dostlar başıma toplanıp beni sağa sola hareket ettirdiklerinde bana merhamet et. Gusül için yatırılıp salih komşularım tarafından sağa sola çevrildiğimde bana lütufta bulun. Cenazem akrabalarım tarafından taşındığında bana merhamet et. Bu dünyadan ayrıldığımda ve senin huzuruna varmak için tek başıma kabre koyulduğumda bana ihsanda bulun. Yeni evimde (kabirde) garipliğime (yalnızlığıma) acı ki senden başkasına menus olmayayım.

    Ey Mevlam! Beni kendi başıma bırakacak olursan, helak olurum. Ey Mevlam! Hatalarımı bağışlamadığın takdirde kime sığınabilirim?! Ölüm döşeğinde senin lütfünle ulaşamadığım takdirde kime yakarabilirim?! Kederimi gidermediğin takdirde kime iltica edebilirim?!Ey Mevlam! Senden başka kimsem yok benim. Eğer sen bana merhamet etmezsen, kim bana merhamet eder?! Yoksulluk günümde, senin fazl ve ihsanın beni kapsamına almazsa, kimin fazl ve ihsanını ümit edebilirim?! Ecelim yetiştiğinde günahlarımın affı için hangi kapıyı çalabilirim?!

    Ey Mevlam! Sana ümit bağladığım halde beni azabına duçar etme. Allah’ım! ümidimi gerçekleştir ve korkumu güvene çevir. Günahlarımın çokluğundan dolayı sadece senin affını ümit ediyorum. Ey Mevlam! Hakketmediğim şeyi senden istiyorum. Çünkü sen takva ve mağfiret ehlisin (senden çekinilmeli ve senin affına sığınılmalıdır); öyleyse beni affet. Lütfünden bana kötü yönlerimi örtecek bir elbise giyindir. Hatalarımı bir daha onlardan dolayı hesaba çekilmemek üzere bağışla. Şüphesiz, senin ihsanın kadimdir; affın büyüktür ve büyüklüğünle kullarının hatalarından geçersin. Allah’ım! Sen bir kerimsin ki, ihsanın istemeyenlere ve hatta Rabliğini inkâra kalkışanlara bile daima ulaşır. Öyleyse Ey Mevlam! Hacetini senden isteyeni, yaratan ve işleri tedbir edenin yalnız sen olduğuna inananı kapından nasıl boş çevirirsin?! Bereket sendendir; sen yücesin ey âlemlerin Rabbi. Ey Mevlam! Âciz kulun senin kapına gelmiştir. Muhtaçlık onu senin huzuruna getirmiştir. Dua etmekle senin ihsan kapını çalıyorum. Lütuf ve keremin hürmetine benden yüz çevirme. Dile getirdiklerimi kabul buyur. Seni çağırdığım gibi beni reddetmeyeceğini umuyorum. Çünkü senin çok şefkat ve rahmet sahibi olduğunu biliyorum. Allah’ım! Sen, hacetini isteyene ihsanda bulunmaktan yorulmayan bir kerimsin ve bu senden bir şeyi eksiltmez. Sen, kendin vasfettiğin gibisin ve bizim vasfımızdan çok yücesin.

    Allah’ım! Senden güzel sabır, yakın kurtuluş, doğru konuşan dil ve büyük mükâfat istiyorum. Ey Rabbim! Bildiğim ve bilmediğim her hayrı senden istiyorum. Allah’ım! Senden salih kullarının istedikleri şeylerin en hayırlısını istiyorum. Ey kendisine el açılanların en hayırlısı ve ey bahşiş edenlerin en cömerdi! Kendim, ailem, annem, babam, çocuklarım, yakınlarım ve din kardeşlerimle ilgili isteklerimi gerçekleştir. Yaşayışımı güzel kıl. Yiğitlik vasfını bende aşikâr et. Bütün hallerimi ıslah et. Beni ömrü uzun, ameli iyi, nimetini kendisine tamamladığın, kendisinden hoşnut olduğun ve baştan başa mutluluk, keramet ve rahatlık dolu temiz bir hayatla yaşattığın kimselerden kıl; sen dilediğini yaparsın. Senden başkası her istediğini yapamaz. Allah’ım! Beni kendi tarafından özel bir şekilde anılmaya layık kıl. Geceler ve gündüzler sana yakın olmak için yaptığım amelleri riya, gösteriş ve duyulup övülme tutkusundan uzak tut. Beni senin karşında eğilen ve huşu eden kullarından eyle. Allah’ım! Razkımı bol, vatanımı emniyetli kıl. Ailemi, evladımı ve mal varlığımı benim için göz aydınlığı ve sevinç vesilesi kıl. Bana verdiğin nimetleri elimden alma. Cismime sağlık ve bedenime kuvvet, dinime sağlık ver. Beni yaşattığın müddetçe kendi itaatine ve elçin Muhammed’in -Allah’ın salat ve selamı ona ve Ehl-i Beyt’ine olsun- itaatine muvaffak eyle. Beni kendi katından indirdiğin her çeşit hayır ve bereketten fazlasıyla nasibini alan kullarından kıl. Beni (özellikle) Kadir gecesinde indirdiğin hayır ve bereketten en çok nasibini alan kullarından eyle. Her yıl kullarına indirdiğin rahmet ve giydirdiğin afiyet giysisinden bana da nasip eyle. Beni, üzerlerinden belaları kaldırdığın, iyi amellerini kabul buyurduğun ve fenalıklarına göz yumduğun kullarından eyle. Bu yıl ve her yıl bana, Beyt-i Haram’ı (Kâbe’yi) ziyareti nasip eyle. Ve sonsuz fazlından bana bol rızk ver.

    Ey Mevlam! Tüm fenalıkları benden defet. Eziklik duymamam için borcumu ve üzerimde olan kul haklarını eda eyle. Bana zulmetmeye kalkışanların, düşmanlarımın ve beni çekemeyenlerin gözlerini ve kulaklarını benden uzaklaştır. Beni onlara galip et. Gözümü ışıklı ve kalbimi mutlu kıl. Hüzün ve kederimi, rahatlık ve ferahlığa çevir. Yaratıklarından, bana kötülük etmeye kalkışanı ayaklarım altına düşür (zelil eyle).

    Beni, şeytanın, ve kötü amellerimin fenalıklarından koru. Beni tüm günahlardan arındır. Lütfünle beni cehennem ateşinden kurtar. Rahmetinle beni cennete götür. Fazlınla cennet hurileriyle evlenmeyi bana nasip et. Beni salih evliyan Muhammed ve onun temiz, üstün ve seçkin Ehl-i Beyt’iyle birlikte mahşur eyle. Salat ve selamın onlara, onların bedenlerine ve ruhlarına olsun. Allah’ım ve Mevlam! Andolsun izzet ve celaline, eğer beni günahlarımdan dolayı hesaba çekecek olursan, ben de senin affını öne sürerim. Eğer beni cimriliğimden dolayı hesaba çekecek olursan, ben de senin keremine sığınırım. Eğer beni ateşe atarsan, ben yine cehennem ehline seni sevdiğimi söylerim.

    Allah’ım ve Mevlam! Eğer mağfiretin itaat ehli ve evliyana has olursa, günahkârlar kime yakarsınlar?! Sadık kimselerden başka hiç kimseye ikram ve ihsan etmeyecek olursan, kötü insanlar kime sığınsınlar? Allah’ım! Eğer beni cehenneme atacak olursan, buna düşmanın (şeytan) sevinir. Ve eğer beni cennete götürürsen, buna Peygamber’in sevinir. Allah’a andolsun, Peygamber’inin sevinmesinin düşmanının sevinmesinden sana daha sevimli olduğunu biliyorum. Allah’ım! Kalbimi sana sevgi, senden korku, kitabına tasdik, sana iman ve sana kavuşma sevinci ile doldurmanı niyaz ediyorum; ey celal ve ikram sahibi!

    Sana kavuşmayı bana sevimli kıl ve benim de sana varmamı kendine sevimli kıl. Sana vardığımda bana esenlik, kurtuluş ve keramet nasip et. Allah’ım! Beni geçmiş salihlere kavuştur ve kalan salihlerden eyle; salihlerin yolundan gitmeyi bana nasip et. Salihleri kendi nefislerine galip eylediğin gibi beni de kendi nefsime galip et.

    Amelimi en iyi şekilde sonuçlandır. Rahmetinle amelimin mükafatını cennet kıl. Beni, bana verdiğin şeylerden razı olduğun şekilde yararlanmaya muvaffak eyle. Bana dinde sebat ver. Ey Rabbim! Beni kurtardığın fenalığa bir daha döndürme. Ey âlemlerin Rabbi Allah’ım! Senden ancak, sana kavuşmakla sonuçlanan bir iman gücü istiyorum. Beni yaşattığın sürece böyle bir imanla yaşat, böyle bir imanla öldür ve böyle bir imanla mahşur et. Amelimde ihlaslı olmam için kalbimi dininde riyadan, şüpheden ve duyulup övülme tutkusundan uzak tut. Allah’ım! Bana dinini kavrama, hükmünü ve ilmini anlama kabiliyeti, rahmetinden iki kanat ve günahlardan sakınma gücü ver.

    Nurunla yüzümü ak et. Katında olana beni rağbetli kıl. Beni kendi yolunda ve Peygamber’inin dini üzerine öldür. Allah’ın salat ve selamı ona ve onun Ehl-i Beyt’ine olsun. Allah’ım! Tembellikten, yorgunluktan, hüzünden, korkudan, cimrilikten, gafletten, katı kalplilikten, zilletten, düşkünlükten, fakirlikten, her türlü beladan, gizli ve açık kötülüklerden sana sığınırım. Kanaat etmeyen nefisten, doymayan karından, huşu etmeyen kalpten, kabul olunmayan duadan, faydası olmayan amelden sana sığınırım. Ey Rabbim! Nefsim, dinim, dünyam ve bana verdiğin tüm nimetler hususunda, rahmetinden kovulmuş olan Şeytan’ın şerrinden sana sığınıyorum. Muhakkak sen işiten ve bilensin. Allah’ım! Senin gazabından hiç kimse kurtaramaz beni. Senden başka sığınılacak birini bulamıyorum. Bu durumda, beni azabının hiçbir çeşidine duçar eyleme. Beni helakete ve acı azabına doğru sürükleme. Allah’ım! (Amellerimi) Benden kabul eyle. Ad ve şanımı yücelt. Günahlarımı dök. Hatalarımla beni anma. Meclisimin sevabını, konuşma ve duamın mükâfatını kendi rızan ve cennetin kıl.

    Senden istediklerimin hepsini bana ver ey Rabbim! Fazl ve rahmetini bana artır. Benim sana rağbetim çoktur, ey âlemlerin Rabbi! Allah’ım! Sen Kitabında, haksızlık yapanı affetmemizi buyurmuşsun. Gerçekten biz kendimize zulmettik; o halde bizi affet. Şüphesiz sen affetmeye bizden daha layıksın. Sen bize, dilenciyi kapımızdan boş çevirmememizi emrettin. Ben de bir dilenci olarak kapına geldim; hacetimi vermeden beni geri çevirme. Bize, elimizin altında olanlara iyilik yapmamızı emrettin. Biz de senin kullarınınız; bizi cehennem ateşinden kurtar. Ey kederli anımda sığınağım! Ey zor anlarımda elimden tutan! Sana sığındım ve senden yardım diledim. Senden başkasına sığınmıyorum; senden başkasından kurtuluş ummuyorum. O halde, bana yardımcı ol ve kederlerimi kalbimden gider. Ey esirleri kurtaran ve ey çok günahları affeden! Az itaatimi kabul eyle ve çok günahlarımı bağışla. Sensin merhametli ve çok bağışlayan. Allah’ım! Senden, kalbimden hiçbir zaman çıkmayan kâmil ve sabit bir iman, hakkımdaki takdirlerinden başka hiçbir şeyin bana ulaşamayacağını bilmeme sebep olacak kâmil bir yakîn niyaz ediyorum. Hayatımda bana verdiğin şeylere beni razı ve hoşnut eyle; ey merhametlilerin en merhametlisi!
  • Peygamberimiz (s.a.s.) en cok şoyle dua etmiştir:
    اَللّٰهُمَّرَبَّناَ آتِناَ فِي الدُّنياَ حَسَنَةًوَفِي الْآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِناَ عَذاَبَ النَّارِ
    Okunuşu: “Allahumme Rabbena atina fid-dunya hasenetevve
    fil-ahırati haseneh. Ve kına azaben-nar.”
    Anlamı: “Ey Allah’ım! Ey Rabbimiz! Bize dünyada iyilik,
    güzellik ve nimet ver, ahirette de iyilik, güzellik ve nimet
    ver ve bizi ateş azabından koru.” (Buhari, De’avat, 55))


    اَللّٰهُمَّإِنِّي أَسْأَلُكَ الْهُدَى وَالتُّقَىوَالْعَفَافَ وَالْغِنٰى
    Okunuşu: “Allahumme inni es’elukel-huda vet-tuka vel-
    ‘afafe vel-ğına.”
    Anlamı: “Allah’ım! Senden hidayet, takva, iffet ve gönül
    zenginliği istiyorum.” (Muslim, Dua, 72; İbn Hıbban, Ed’ıye, No: 900)

    اَللّٰهُمَّاغْفِرْلِي وَارْحَمْنِي وَاهْدِنِيوَعَافِنِي وَارْزُقْنِي
    Okunuşu: “Allahummeğfirli verhamni vehdini ve
    ‘âfini verzukni.”
    Anlamı: “Allah’ım! Beni bağışla, bana hidayet nasip eyle,
    bana rızık ver, beni âfiyette daim eyle ve bana merhamet et.”
    (Muslim, Zikir ve Dua, 35)


    اَللّٰهُمَّجَنِّبْنِي مُنْكَرَاتِ الْاَخْلاَقِ وَالْاَهْوَاءِوَالْاَسْوَاءِ وَالْاَدْوَاءِ
    Okunuşu: “Allahumme cennibni munkeratil-ahlakı
    vel-ehvai vel-esvai vel-edvai.”
    Anlamı: “Allah’ım! Kötü ahlâktan, nefsânî arzulardan,
    kötü işlerden ve ayıp şeylerden beni uzaklaştır.” (İbn Hıbban, Ed’ıye,
    No: 960)

    اَللّٰهُمَّاكْفِنِي بِحَ لَالِكَ عَنْ حَرَامِكَوَأَغْنِنِي بِفَضْلِكَ عَمَّنْ سِوَاكَ
    Okunuşu: “Allahummekfini bi-halalike ‘an haramike
    ve eğnini bi fadlike ‘ammen sivake.”
    Anlamı: “Allah’ım! Helâl olan nimetlerinle yetinmemi,
    haramlardan müstağni olmamı ihsan eyle, fazlı kereminle
    beni Senden başkasına muhtaç eyleme.” (Hakim, De’avat, No: 1973

    اَللّٰهُمَّاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَظُلْمَناَ وَهَزْلَناَوَجِدَّناَ وَعَمْدَنَا وَكُلُّ ذٰلِكَ
    عنِدْنَاَ
    Okunuşu: “Allahummeğfir-lena zunubena ve
    zulmena ve hezlena ve ciddena ve ‘amdena ve kullu zalike
    ‘ındena.”
    Anlamı: “Allah’ım! Günahlarımızı, yaptığımız haksızlıkları,
    saçmalıklarımızı, bilerek ve ciddi olarak yaptıklarımızı
    bağışla, bunların hepsi bizde mevcuttur.”


    اَللّٰهُمَّإِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي ظُلْمًا كَثِيرًاوَلاَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلَّا أَنْتَ فَاغْفِرْ
    لِيمَغْفِرَةً مِنْ عِنْدِكَ وَارْحَمْنِي إِنَّكَ أَنْتَالْغَفُورُ الرَّحِيمُ
    Okunuşu: “Allâhümme innîzalemtünefsîzulmen
    kesîrâ. Ve lâyeğfiruz-zünûbe illâente feğfirlîmeğfiratemmin
    ‘ındike verhamnîinneke entel-ğafûrur-rahîm.”
    Anlamı: “Allah’ım! Ben gerçekten nefsime çok zulmettim,
    günahlarıancak Sen bağışlarsın, beni katından bir mağfiret
    ile bağışla, bana merhamet et, şüphesiz Sen çok bağışlayansın,
    çok merhametli olansın.”(Tirmizî, De’avât, 98; İbn EbîŞeybe, Dua, 35, No:
    29345)


    اَللّٰهُمَّلاَاِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ سُبْحاَنَكَ وَ بِحَمْدِكَعَمِلْتُ سُوءًا وَ ظَلَمْتُ نَفْسِي
    فَارْحَمْنِيوَ اَنْتَ خَيْرُ الرَّاحِمِينَ اَللّٰهُمَّلاَاِلَهَ اِلاَّ اَنْتَ سُبْحاَنَكَ وَ
    بِحَمْدِكَعَمِلْتُ سُوءًا وَ ظَلَمْتُ نَفْسِيفَتُبْ عَلَيَّ اِنَّكَ اَنْتَ التَّوَّابُ
    الرَّحِيمُ
    Okunuşu: “Allahumme la ilahe illa ente subhaneke
    ve bi-hamdike, ‘amiltu suen ve zalemtu nefsi ferhamni ve
    ente hayru’r-rahımin.
    Allahumme la ilahe illa ente subhaneke ve bi-hamdike
    ‘amiltu suen ve zalemtu nefsi fe-tub ‘aleyye inneke entettevvabur-
    rahim.”
    Anlamı: “Allah’ım! Senden başka ilâh yoktur, Seni noksan
    sıfatlardan tenzih ederim, Sana hamd ederim, ben kötü
    bir fiil işledim ve nefsime zulmettim, bana merhamet et, Sen
    merhamet edenlerin en hayırlısısın.
    Allah’ım! Senden başka ilâh yoktur, Seni noksan sıfatlardan
    tenzih ederim, Sana hamd ederim, ben kötü bir fiil işledim
    ve nefsime zulmettim, bana merhamet et ve tövbemi
    kabul et, şüphesiz Sen tövbeleri çok kabul edensin, çok merhametli
    olansın.” (İbn Ebi Şeybe, Dua, 19, No: 29242)


    يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ ثَبِّتْ قَلْبِى عَلَى دِينِكَ

    Okunuşu: Ya muqallibel kulubi sebbit qalbi ala dinik.
    Anlamı: Ey kalpleri evirip çeviren Allahım! Kalbimi dinin üzere sabit kıl.

    Sabahleyin Uykudan Kalkınca Okunacak Dua
    *اَلحَمْدُ ِِِِلله الذِى اَحْيَانا بَعْدَ مَا امَاتنا وَ اِليْهِ النشُورُ *
    *"Elhamdulillahillezi ehyana ba’de ma ematena ve ileyhi’n- nüşur.” *
    *“ Bizi öldürdükten sonra dirilten (uyuduktan sonra uyandıran) Allah(c.c.)’a hamdolsun.(kıyamette) O’nun huzurunda toplanılacaktır.” *
    *(Buhari: 11/96) *

    *Her Sabah Okunacak Dua *
    *اللهُمَََّ بِكَ اصْبَحْنَا وَ بِكَ امْسَيْنَا وَ بِكَ نَحْيَا وَ بِكَ نَمُوتُ وَ اِليْكَ النّشُورُ *
    *“ Allah(c.c.)ümme bike asbahna ve bike emseyna ve bike nehya ve bike nemutu ve ileykennuşur.” *
    *“Allah(c.c.)ım! Senin yardımınla sabaha girdik, senin yardımınla akşama kavuştuk, senin yardımınla diriliyor ve senin kudretinle ölüyoruz ve (kıyamette) varış sanadır.” *
    *(Ebu Davud: 5067) *

    *Her Akşam Okunacak Dua *
    *الّلهمّ بِكَ اَمْسَيْنَا وَبِكَ اَصْبَحْنَا وَبِكَ نَحْيَا وَبِكَ نَمُوتُ وَاِليْكَ الْمَصِيرُ *
    *“ Allahumme bike emseyna ve bike esbahna ve bike nahya ve bike nemutu ve ileykel masir” *
    *“Allah(c.c.)ım! Senin yardımınla akşama girdik, senin yardımınla sabaha kavuştuk, senin yardımınla diriliyor ve senin kudretinle ölüyoruz ve dönüş yalnız sanadır.” *
    *(İbn Mace, Dua: 14*

    *Şirkten Korunmak İçin (Sabah-Akşam) Okunacak Dua *
    *اللهمّ اِنِّي اَعُوذ بِكَ مِنْ اَنْ اُشْركَ بِكَ شَيْئاً وَاَنَا اَعْلَمُ وَاَسْتَغْفِرُكَ لِمَا لاَ اَعْلَمُ اِنَّكَ اَنْتَ عَلاّمُ الْغُيُوبِ *
    *“ Allahumme inni euzu bike min en uşrike bike şey’en ve ene a’lemu ve estağfiruke lima la a’lemu inneke ente allamulğuyubi*
    *“ Allah(c.c.)ım! Şüphesiz ben bilerek herhangi bir şeyi şirk koşmak (eş ve ortak tanımak) tan sana sığınırım.Bilmeyerek işlemiş olduğum(şirk ve hatalarım) ın senden bağışlanmasını dilerim. Şüphesiz ki bütün gaybları (gizli şeyleri) ancak sen bilirsin. *
    *(et-terğıb ve et-terhib: 1/76) *

    *Yemekten Sonra Okunacak Dua *
    *اَلْحَمْدُ لِلّهِ الّذِى اَطْعَمَنَا وَ سَقَانَا وَجَعَلَنَا مُسْلِمِينَ *
    *“ Elhamdulillahillezi et’amena ve segana ve cealena müslimin” *
    *“ Bizi nimetleriyle yediren ve içiren ve bizi İslam üzere bulunduran Allah(c.c.)’a hamd olsun.” *
    *(Ebu Davud, At’ime:15) *

    *Elbise Giyerken Okunacak Dua *
    *اَلْحَمْدُ لِلّهِ الّذِى كَسَانِي هَذَا وَرَزَقََِنيهِ مِنْ غَيْرِ حَوْلٍ مِنِّي وَلاَ قوَّةٍ *
    *“ Elhamdulillahillezi kesani haza ve razeganihi min ğayri havlin minni ve la guvvetin” *
    *“ O Allah(c.c.)’a hamd olsun ki, benden bir kuvvet olmaksızın bu elbiseyi bana giydirdi ve (bunu) bana rızık olarak verdi.” *
    *(Tirmizi, deavat: 107) *

    *Camiye Girerken Okunacak Dua *
    *بِسْمِ ا لله وَ الصّلاَةُ والسّلاَمُ عَليَ رَسُولِ اللهِ الّلهُمّ اغفِرْ لِي ذُنُوبِي وَافْتَحْ لِى اَبْوِابَ رَحْمَتِكَ *
    *“Bismillahi vessalatu vesselamu ala rasulillahi. Allahummeğfir li zunubi veftah li ebvabe rahmetike” *
    *“ Allah(c.c.)’ın adıyla, Allah(c.c.) Resulune salat ve selam olsun. Allah(c.c.)’ım , günahlarımı bağışla ve bana rahmet kapılarını aç.” *
    *(Müslim, müsafirin:6 *

    *Camiden Çıkarken Okunacak Dua *
    *بِسْمِ ا لله وَ الصّلاَةُ والسّلاَمُ عَليَ رَسُولِ اللهِ، الّلهُمّ اِنِّي اَسْأاُكَ مِنْ فَضْلِكَ، الّلهُمّ اَعْصِمْنِي مِنَ الشّيْطانِ الرّجِيمِ *
    *“Bismillahi vessalatu vesselamu ala rasulillahi. Allahumme inni es’eluke min fedlike, allahumme e’sımni mineşşeytanirracim.” *
    *“Allah(c.c.)’ın adıyla, Allah(c.c.) Resulune salat ve selam olsun. Allah(c.c.)’ım , Senden fazl-u (ihsanını) diliyorum. Allah(c.c.)ım, beni rahmetinden uzaklaştırılmış şeytanın şerrinden koru.” *
    *(Buhari, teheccüd: 25) *

    *Helaya Girerken Okunacak Dua (sol ayakla girilir) *
    *بِسْمِ الله، الّلهُمّ اِنّي اَعُوذ بِكَ مِنَ الخُبْثِ وَالخَبَائِثِ *
    *“Bismillahi Allahumme inni euzu bike minelhubsi velhebaisi” *
    *“Allah(c.c.)’ın adıyla, Allah(c.c.)ım, her türlü pislikten ve pis olan şeylerden(erkek ve dişi şeytanların şerrinden) sana sığınırım.” *
    *(İbni Mace, Teharet: 9) *

    *Heladan Çıkarken Okunacak Dua (sağ ayakla çıkılır) *
    *غفْرَانَكَ، اَلْحَمْدُ لِلّهِ الّذِى اَذهَبَ عَنّي اْلاَذى وَ عَافَانِي *
    *“Ğufraneke, Elhamdulillahillezi ezhebe annil eza ve afani” *
    *“(Allah(c.c.)ım!) Senin mağfiretini dilerim.Benden eza veren şeyleri gideren ve bana afiyet veren Allah(c.c.)’a hamdolsun.” *
    *(İbni Mace, taharet:10) *

    *Bir Meclisten (sohbet veya bir toplantıdan) Kalkarken Okunacak Dua *
    *سُبْحَانَكَ الّلهمّ وَ بِحَمْدِكَ اَشْهَدُ اَنْ لاَ اِلَهَ اِلاّ اَنْتَ اَسْتَغْفِرُكَ وَاَتُوبُ اِلَيْكَ *
    *“Subhaneke Allahumme ve bihamdike eşhedu en la ilahe illa ente estağfiruke ve etubu ileyke” *
    *“Allah(c.c.)’ım! Seni her türlü noksanlıklardan tenzih eder, hamdimi sana takdim ederim. Senden başka hiçbir ilah bulunmadığına şehadet ederim. Senden mağfiret diliyor ve sana tevbe ediyorum. ” *
    *(tirmizi, deavat: 3 *

    *Su İçtikten Sonra Okunacak Dua *
    *الحَمْدُ لِلّهِ الذِى سَقَانَا عَذبًا فُرَاتًا بِرَحْمَتِهِ وَلَمْ يَجْعَلْهُ مِلْحًا اُجَاجًا بِذنُوبِنَا *
    *“Elhamdulillahillezi segana azben furaten birahmetihi ve lem yec’alhu milhen ucacen bizunubina” *
    *“Bize tatlı soğuk su içiren ve günahlarımız sebebiyle onu içilmez tuzlu su yapmayan Allah(c.c.)’a hamd olsun.” *
    *(Ebu Nuaym) *

    *Aynaya Bakarken Okunacak Dua *
    *اَلْحَمْدُ لِلّهِ، اَللّهُمَّ كَمَا حَسَّنْتَ خَلْقِي فَحَسّنْ خُلُقِي*
    *“Elhamdulillahi Allahumme kema hassente halgi fehassin hulugi.” *
    *“Allah(c.c.)’a hamdolsun. Allah(c.c.)’ım! Benim yaratılışımı güzel kıldığın gibi ahlakımı da güzelleştir.” *
    *(İbnüs-sünni, El- Ezkar: 270) *

    *Aksırma Esmasında *
    *Aksıran kimsenin; اَلْحَمْدُ لِلّهِ “Elhamdulilllah” “Allah(c.c.)’a hamd olsun” demesi, o’nu işiten kimsenin de: يَرْحَمُكَ الله “Yerhamukeallah” “Allah(c.c.) sana merhamet etsin” demesi gerekir. Aksıran kişi, yanında “Yerhamukeallah” denildiğini *
    *duyunca: يَهْدِينَا وَ يَهْدِيكُمُ الله”Yehdina ve yehdikumullah ” “ Allah(c.c.) bize ve size hidayet versin”. Veya, “Yehdikumullahu ve yuslihu balekum” “Allah(c.c.), sizi doğru yola yöneltsin ve işlerinizi düzeltsin” demelidir. *
    *(Buhari, Edep: 125) *

    *Vasıtaya Binerken Okunacak Dua *
    *(önce besmele okunur; üç tekbir getirilir. Sonra: *
    *سُبْحَانَ الّذى سَخّرَلَنَا هَذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِنِينَ وَاِنّا اِلَي رَبّنَا لَمُنْقَلِبُونَ *
    *“Subhanellezi sehharalena haza ve ma kunna lehu mugrinine ve inna ila rabbina lemungalibun.” *
    *“Bunu bizim hizmetimize veren Allah(c.c.)’ın şanı ne yücedir. O’nun ihsanı olmasaydı biz buna güç yetiremezdik. Muhakkak ki biz Rabbimize döneceğiz.”(Zuhruf Suresi 13-14) *

    *Eve Girerken Okunacak Duaا *
    *َلّلهُمَّ اِنّي اَسْألُكَ خَيْرَ الْمَوْلَجِ وَ خَيْرَالْمَخْرَجِ بِسْمِ اللهِ *
    *وَلَجْنَا وَبِسْمِ الله خَرَجْنَا وَعَلىَ اللهِ رَبّنَا تَوَكّلْنَا *
    *“Allahumme inni es’eluke hayral mevleci ve hayral mehraci bismillahi ve lecna ve bismillahi haranca va alallahi rabbina tevekkelna” *
    *“Allah(c.c.)ım! Her giriş ve çıkışımda senden hayır diliyorum. Allah(c.c.)’ın adıyla evimize girer, Allah(c.c.)’ın adıyla çıkarız ve Rabbimize dayanıp güveniriz” *
    *(Ebu Davud, Edeb: 112) *

    *Evden Çıkarken Okunacak Dua *
    *بِسْم اللهِ تَوَكّلْتُ عَلَي اللهِ لاَ حَوْلَ وَلاَقوّةَ اِلاّ بِاللهِ العَلِيّ العَظِيمِ *
    *“Bismillahi tevekkeltu alellahi la havle ve la guvvete illa billahil aliyyil azim.” *
    *“Allah(c.c.)’ın adını anarak (evimden çıkıyorum) ben, Allah(c.c.)’a dayanıp tevekkül ettim. (her türlü) kuvvet ve kudret ancak yüce Allah(c.c.)’ın yardımıyladır.” *
    *(Tirmizi, deavat: 34) *

    *Gece Uykudan Önce Okunacak Dua *
    *بِسْمِكَ اَلّلهُمّ اَمُوتُ وَ اَحْيَا *
    *“Bismike Allahumme emutu ve ehya” ) Senin adını anarak ölür ve dirilirim(uyur ve uyanırım) Allah(c.c.)ım!” *
    *(Buhari, Deavat: 7)*

    (Sabah-Akşam 7 defa "Allahümme ecirnî minennâr" diyen cehennemden kurtulur.) (Ebu Davud)

    (Sabah-Akşam, 3 defa, "Bismillâhillezî lâ yedurru maasmihi şeyün fil erdı velâ fissemâi ve hüvessemîul alîm" okuyan, büyücü ve zalimden emin olur.) [İ. Mâce]

    (Sabah 3 defa, "Eûzü billahis-semîil alîm-i mineşşeytânirracîm" dedikten sonra Besmele ile Haşr suresinin son üç ayetini okuyana, 70 bin melek, akşama kadar duâ eder. O gün ölürse şehit olur. Akşam okursa yine aynı şeylere kavuşur.) [Tirmizî]

    (Şirkten korunmak için "Allahümme innî eûzübike min en-üşrike bike şey-en ve ene a’lemü ve estağfiruke li-mâ lâ a’lemü inneke ente allâmülguyûb" okuyun!) [İ. Ahmed]

    (Sabah-Akşam 7 defa "Hasbiyallahü lâ ilâhe illâ hu, aleyhi tevekkeltü ve hüve Rabbül-arşil-azîm" okuyanın dünya ve ahiret işine Allah kâfi gelir.) [Beyhekî]

    "(Allahümme ma esbaha bî min ni’metin ev bi ehadin min halkıke, fe minke vahdeke lâ şerîke leke, felekel hamdü ve lekeşşükr" duâsını, gündüz okuyan o günün, akşam okuyan o gecenin şükrünü ifâ etmiş olur.) [Akşam "esbaha" yerine "emsâ" denir.]

    (Sabah-Akşam on defa, "Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ-şerîkeleh lehül-mülkü ve lehül-hamdü yuhyî ve yümît ve hüve alâ külli şeyin kadîr" okuyan kimse, kötülüklerden korunur.) [Nesâî]

    (Bir kimse, SabahAkşam yüz defa "Sübhânallahi ve bihamdihi" derse, o gün ve o gece hiç kimse onun kadar sevap kazanamaz.) [Deylemî]

    (Evden çıkarken "Bismillâhi, tevekkeltü alallahi, lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah" diyen, tehlikelerden korunur ve şeytan ondan uzaklaşır.) [Tirmizî]

    (Lâ havle. okumak, doksandokuz derde devadır. Bunların en hafifi sıkıntıdan kurtulmaktır.) [Ebû Nuaym]

    İmam-ı Rabbanî (ks) Hazretleri, din ve dünya zararlarından kurtulmak için her gün 500 defa "Lâ havle velâ kuvvete illâ billah" okurdu. Okumaya başlarken ve okuyunca yüzer defa Salevat getirirdi. (Tefsir-i Mazherî)]

    (Hergün yüz defa salevat getiren, münafıklıktan ve cehennem ateşinden uzaklaşır ve kıyamette şehitlerle beraber olur.) [Taberânî]

    (Günde 25 defa "Allahümme bâriklî fil mevt ve fî mâ ba’delmevt" okuyan şehit olarak ölür.) (Redd-ül Muhtar)

    (Gece Âmenerrasulüyü okuyana, her şey için yeterlidir. Bu iki ayeti yatsıdan sonra okuyana, geceyi ibadetle geçirmiş sevabı verilir.) [Şir’a]

    (Tebârekeyi okumadan yatma! Kabir azabını def eder. Her gece Tebâreke okuyan, Kadr gecesini ihya etmiş gibi sevaba kavuşur.) [Eyoğul İlmihâli]

    (Eve girerken İhlas suresini okuyan, yoksulluk görmez.) [T. Kurtubî]

    (Evden çıkarken Âyet-el kürsî okuyana, melekler, evine gelinceye kadar duâ eder.) [Eyoğul İlmihâli]

    İstiğfâra devam etmek(İstiğfâra devam eden kimse, her sıkıntıdan kurtulur, ummadığı yerden rızıklanır.) [İbni Mâce]

    [İstiğfâr olarak "Estağfirullah el azîm ellezî lâ ilâhe illâ hüvel hayyel kayyûm ve etûbü ileyh" okumalıdır.

    (Günde yüz kere "Lâ ilâhe illallah" diyen kimsenin, kıyamet gününde yüzü ay gibi parlar.) [Taberânî]

    (Bir yere gelen, "Eûzü bikelimâtillahittammâti min şerri ma haleka" okursa, o yerden kalkıncaya kadar, ona hiçbir şey zarar veremez.) [Müslim]

    (Sıkıntılı veya borçlu, bin kerre "Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billahil aliyyil azîm" derse, Allahü teâlâ işini kolaylaştırır.) [Şir’a]

    Seyyid Abdülhakim Efendi (ks) Hazretleri buyuruyor ki:

    "Yatağa abdestli gir, Eûzü Besmele çek, sağ yanın üzerine kıbleye karşı yat, sağ avucunu sağ yanağının altına koy, Ayet-el-kürsî, 3 İhlas, bir Fatiha ve birer defa iki kul e’uzüden sonra 3 defa "Estağfirullah el-azîm ellezî lâ ilâhe illâhu" oku, sonuncusuna "el-hayyel kayyûme ve etûbü ileyh" ekle.

    On defa da, "Lâ havle velâ kuvvete illâ billah" oku, sonuncusuna "-hil aliyyil azîm ellezîlâ ilâhe illâhu" ilave et! (Ey Oğul İlmihali)

    Uykudan uyanınca, "Allahümmağfirlî" demek çok sevaptır.

    Yatağa girince 3 defa "Estağfirullah el azîm ellezî lâ ilâhe illâ hüvel hayyel kayyûm ve etûbü ileyh okuyan kimsenin günahları, deniz köpüğü kadar pek çok olsa da, affolur. [Tirmizî]

    Her gece yatarken yüz defa, "Sübhânallahi velhamdü lillahi ve lâ ilâhe illallahü vallahü ekber" okuyan kimse, kendini hesaba çekmiş sayılır.
  • Bu kitapta Peygamber ve sahâbîlerin, kıssalarla kendi sîretleri arasında bağlantı kurduklarını gösteren Kur'an'dan, hadis ve siyer kaynaklarından elde edebildiğimiz delilleri inceleyeceğiz. Son olarak da, Hz. Musa kıssası dışındaki bazı kıssalarda da bu bağlantı ve paralelliği gösteren örnekler üzerinde duracağız.

    Râzî'nin de ifade ettiği üzere, Kuran'daki bütün kıssalar, muhâtaplarına uyarılar ve doğru mesajlar vermek için anlatılmıştır (cemîu ekâsîsi'l-enbiyâi tenbîhun ve irşûdun). Şu halde bu anlatılan kıssaların, vahyin nüzûl dönemindeki muhâtaplarının yaşadığı hayatta karşılıklarının olması gerekir.

    Şâtıbî ise, Kuran'da aynı kıssanın farklı sûrelerde değişik üsluplarla anlatılması ya da aynı kıssanın muhtelif sûrelerde farklı kesitlerine yer verilmesinin, sîret-nüzûl ilişkisiyle bağlantılı olduğunu şu şekilde ifade etmektedir:

    "Nuh, Hud, Salih, Lut, Şuayb, Musa ve Harun gibi peygamberlerin kıssalarının zikredilmesi, inkârcıların inatları ve türlü türlü yalanlamalarına karşı Hz. Muhammed'i teselli ve onun moralini güçlendirmek içindir. Dolayısıyla Kuran kıssaları, onun hayatında yaşadığı olaylara benzer şekilde anlatılmıştır. Bu sebepledir ki Hz. Peygamber döneminin şartlarıyla örtüşmesi için aynı kıssa farklı şekillerde anlatılmıştır."

    Kuran'da anlatılan her bir kıssa, bu yöntemle okunduğunda çok ilginç bağlantılarla karşılaşılmaktadır. Öyle ki âdetâ bu kıssalarda anlatılanlar, Hz. Peygamber ve sahâbesinin yaşadıkları olayların birebir benzeri gibidir. Câbirî'nin de ifade ettiği gibi Kur'an kıssaları, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) sîretinin aynası mesabesindedir. O aynada, onun davetinin geçmişinin, şimdisinin ve geleceğinin yansımaları görülmektedir. Kıssalar, her ne kadar görünüşte peygamberlerin hayat hikâyelerini anlatıyor olsalar da, onların anlatım üslubu, sadece anlatılan peygamberin kıssasıyla ilgilenmeyip her defasında Muhammedî davetin bir aşamasına uygun düşecek şekildedir.

    KISSA-SİRET BAĞLAMINDA KUR'AN'DAN DELİLLER

    Taberi Mekki bir sure olan Sâd Sûresi'nde anlatılan İblis kıssasındaki İblis figürü üzerinden mütekebbir, hasetçi ve inatçı Mekke müşrikleri; Medenî bir sûre olan Bakara Sûresi'ndeki İblis figürü üzerinden ise Medine Yahudileri'nin yerildiğini (takrî') ifade etmiştir.

    Arâf Sûresi'nin 189-190. âyetlerinde anlatılan ve pek çok müfessir tarafından Hz. Adem ve Hz. Havva'ya işaret ettiği söylenen kıssa hakkında Kaffâl eş-Şâşî (ö.365/976) bu kıssanın Hz. Âdem ve Hz. Havva'dan bahsetmediğini, müşrik Câhiliye Araplarının tavır ve tutumlarının temsîlî bir anlatımından ibâret olduğunu söylemiştir.

    Meleklerin Hz. Âdem'e secde etmesine rağmen, iblis'in etmediğinden bahseden Kehf Sûresi'nin 50. âyetinin tefsirinde, Râzî ve ondan esinlendiği anlaşılan Beydâvî, özetle şöyle bir yorumda bulunmuşlardır: “Kur'an'da İblis kıssası, her zikredildiği yerde, verilmek istenen mesajın bir mukaddimesi olarak anlatılmıştır. Burada da, Hz. Muhammed'i ve ona inananları fakir; kendilerini ise zengin ve asil gören mütekebbir müşrikleri karakterize etmek üzere anlatılmıştır.”

    Taberî, Hz. Adem'in iki oğlu arasında geçen ve sonuçta birinin diğerini haksız yere katletmesiyle sonuçlanan kıssanın, Hz. Peygamber ve ashâbını öldürmeye yeltenen Medine civarında yaşayan Yahudilere mesaj vermek üzere anlatıldığını ifade etmiştir. Râzî de bu kıssada asıl verilmek istenen mesajın, hasedin çirkinliğini vurgulamak olduğunu söylemiş, bunun sebebinin ise Medine civarında yaşayan yahudilerin Hz.Muhammed'e hased etmelerine [ve O'nu bu nedenle öldürmek istemelerine] bağlamıştır.

    Kur'an'da adı sıkça zikredilen Hz. Nuh'un kıssası, Hz. Muhammed'in sîretiyle oldukça benzer yönler ihtiva etmektedir. Öyle ki, kavminin Hz. Nuh'a yönelttikleri itirazların hemen aynısını Mekkeli müşrikler de Hz. Muhammed'e yöneltmişlerdir. Sözgelimi Hz. Nuh'un kavminin, ona inananların çoğunluğunun toplumsal statüsü düşük olan gariban takımından oluştuğu için kendisine inanmadıkları şeklinde ifadelerinin aynısını Mekkeli müşrikler Hz. Muhammed'e söylemişlerdir. Benzer şekilde, kavminin kendisinden sürekli mucize göstermesini talep etmesine karşılık, Hz. Nuh'un mucize göstermenin kendi irâdesine bağlı olmadığını, kendisinin melek olmadığını, gaybı bilmediğini, ancak bir beşer olduğunu ifade etmesi ile Kur'an'da zikredilen Hz. Muhammed'in bu manadaki ifadelerinin benzerliği dikkat çekicidir.

    Âlûsî (ö. 1270/1854), Kuran'da Hz. Nuh'un 950 sene kavminin içinde yaşadığının bildirilmesinin de aslında Hz. Peygamberi teselli maksadını taşıdığını belirtmektedir. Zira 950 sene gibi uzun bir tebliğ süresi boyunca kendisine çok az kişinin iman etmesine rağmen Hz. Nuh, tebliğden vazgeçmemiş, davasından dönmemiş ve sonunda Allah'ın yardımıyla kurtulmuştur. Burada Hz. Peygamber'e Hz. Nuh gibi sabretmesi gerektiği mesaji zımmen verilmiştir. Ayrıca Hud Sûresi'nde Nuh kıssası anlatıldıktan sonra "Öyleyse sabret. Akibet müttakî1erindir.”, meâlindeki âyet, zımmen Hz. Peygambere Hz. Nuh gibi sabretmeyi öğütlemektedir.

    Öte yandan, Hz. İbrahim'in, babasını tevhid inancını benimsemeye teşvik etmesinden ve onun günahlarının bağışlanması için dua ettiğinden bahseden âyetler, Hz. Peygamberin, kendisini himâyesi altına alıp ona babalık yapan amcası Ebu Tâlib'in Müslüman olmasını çok istediği bir bağlamda neye tekâbül ettiği hakkında önemli bir ipucu vermektedir. Hatta rivâyetlere göre, Hz. Peygamber, "Hz. İbrahim, babası müşrik olduğu halde onun için istiğfar etmişti. Öyleyse ben de amcam Ebû Tâlib için istiğfar edeceğim. Ta ki Rabbim beni bundan nehyedene kadar" demiş, bunun üzerine "İmansız öldükleri için cehennemlik olduğu kesin olan müşrikler hakkında ne Peygamberin ne de Müslümanların Allah'tan af dilemeleri doğru değildir.” meâlindeki âyet nâzil olmuştur.

    Hz. Yunus'un kıssasına dair anlatılanlar da Hz. Peygamber ve kavmine mesaj verici mâhiyettedir. Hz. Yunus hakkında inen ilk âyetlerde meâlen şöyle denilmiştir: "Sen Rabbi'nin vereceği hükmü sabırla bekle! Sakın balığın arkadaşı olan kişi gibi olma! Hani bir zamanlar dertli ve öfkeli bir şekilde niyazda bulunuyordu. Şayet Rabbi'nin lütfu onun imdadına yetişmeseydi, kınanmaya müstahak olarak deniz tarafından karaya atılırdı." Görüldüğü üzere, bu âyetlerde Hz. Peygamber'e, Hz. Yunus gibi ümitsizliğe düşüp görevden kaçmayı aklından geçirmemesi salık verilmiştir. Zira vahyin ilk günlerinde onun vahiy olgusuna alışma noktasında sıkıntı çektiği ve peygamberlik sorumluluğunun hakkını verememe endişesi taşıdığı anlaşılmaktadır.

    KISSA-SİRET BAĞLAMINDA HADİSLERDEN DELİLLER

    Hz. Peygamber, kıssalarda adı geçen karakterleri, dönemindeki bazı insanlarla özdeşleştirmiştir. Meselâ Ebû Cehil'i Firavunla; Hz. Ali'yi Hz. Harun'a benzetmiştir. Hz. Peygamber, Bedir Gazvesi'nde Ebû Cehil'in cansız bedenini görünce Allah'a hamdetmiş ve onun "bu ümmetin firavunu” olduğunu ifade etmiştir. Yine o, Bedir Gazvesi'nin hemen öncesinde, müşrikler için beddua ederken şöyle demiştir: "Allahım! Bu ümmetin firavunu olan Ebû Cehil'in bu savaştan sağ çıkmasına fırsat verme!”. Aynı şekilde Bedir savaşı esnasında Abdullah b. Mes'ûd Ebû Cehil'in kesik başını Hz. Peygamber'e getirdikten sonra, Afra'nın iki oğlunun şehit düştüğünü görünce şöyle demişti: "Allah, Afrâ'nın bu iki oğluna rahmet etsin! Zira onlar, bu ümmetin firavununun (fir'avni hazihi'l-ümmeti)" öldürülmesine iştirak ettiler. Böylece o, Allah'ın Firavun ve ordusuna karşı Hz. Musa'ya yardım ettiği gibi, Ebû Cehil ve ordusuna karşı da kendisine yardım ettiğini vurgulamak istemiş gibi görünmektedir.

    Hz. Peygamber, Hz. Ali'yi Hz. Harun'a benzeterek şöyle demiştir: "Ey Ali! Senin, benim nezdimdeki konumun, Harun'un Musa nezdindeki konumu gibidir." Bu rivâyetin, başka bir versiyonu ise şöyledir: Tebük seferine çıkarken Medine'de yerine Hz. Ali'yi bırakan Hz.Peygamber'e, Hz. Ali "Beni, kadın ve çocukların başında mı bırakıyorsun?" deyince, ona şöyle demiştir: "Musa'nın nezdinde Harun'un konumu ne ise, benim nezdimde de o konumda olmaya râzı değil misin?"

    Bedir Gazvesi'nin akabinde esir alınan müşriklere nasıl bir muâmele yapılması gerektiği konusunda, Hz. Peygamber ashâbıyla istişâre yapmıştı. Hz. Ömer, sert sözler söyleyerek onların öldürülmesini; Hz. Ebubekir ise daha yumuşak sözler söyleyerek fidye karşılığında serbest bırakılmalarını önermişti. Bunun üzerine Hz. Peygamber, bu iki sahâbînin söz ve tutumlarını, Kuran'da zikredilen bazı peygamberlerin söz ve tutumlarına benzeterek şöyle demiştir "Ey Ebu Bekir! Senin sözlerin, İbrahim'in şu sözüne benziyor: “Kim, bana tâbi olursa bendendir. Kim, bana âsîlik ederse, Sen sonsuz merhamet ve şefkat sahibisin.” Yine senin sözün, İsa'nın şu sözüne benziyor: “Eğer Sen onlara azap edersen, onlar senin kullarındır. Şayet onları affedersen, Sen Azîz ve Hakîm'sin.” Ey Ömer! Senin sözün de Musa'nın şu sözüne benziyor: “Rabbimiz! Onların mallarını ve mülklerini yok et! Kalplerine de sıkıntı ver! Zira onlar, belli ki acıklı azabı görmedikçe iman etmeyecekler.” Yine senin sözün Nuh'un şu sözüne benziyor: 'Rabbim! Yeryüzünde kâfirlerden kimseyi sağ bırakma!"

    Hz.Peygamber, Mekke'nin fethinin hemen akabinde Kâbe'de yaptığı meşhur konuşmasının başında Mekkeli müşriklere şöyle sormuştur: "Ne dersiniz? Size ne yapacağımı düşünürsünüz?" Onlar: "Hayır söyler, hayır düşünürüz. Sen değerli bir kardeşimizsin ve değerli bir kardeşimizin oğlusun" deyince, şöyle buyurmuştur: "Öyleyse ben, size kardeşim Yusuf'un kardeşlerine söylediği şu sözü söylüyorum: 'Bugün size hiçbir kınama olmayacak! Allah sizi bağışlasın. O, merhametlilerin en merhametlisidir.”

    Sonuç itibariyle Hz. Peygamber ve sahâbîler, Ku'ran kıssalarında verilen dersleri aldıklarını gösteren uygulamalar yapmışlar ve bunları sözlü olarak da ifade etmişlerdir. Bunlar, sayıca azdır; ancak yaşanan pek çok olayın ve söylenen pek çok sözün kayıtlara geçmemiş olması muhtemeldir. Önemli olan, onların kıssalarda anlatılan karakterler ve olaylarla, yaşadıkları hayatta karşılaştıkları olaylar ve insanlar arasında bağ kurduklarını genel olarak gösteren rivâyetlerin mevcut olmasıdır. Dolayısıyla bu konudaki az sayıda rivâyet, bize genel bir fikir vermeye yetecek mâhiyettedir.

    Ateş'in de belirttiği gibi, Kur'an'ın kıssa anlatmasındaki maksadı, hikâye anlatmak değil, anlatılan bu hikâyeler aracılığıyla öğüt vermektir. Bu sebepledir ki Kuran, peygamber kıssalarını bir bütün halinde kronolojik sıralamayla zikretmemiş, yalnızca Hz.Muhammed'in davetiyle ortak olan yönlerini seçerek anlatmıştır. Şu halde bu kıssalar mazi olmaktan çok hâldir. Hz. Muhammed'in kavminin tutumları, bu kıssalarda sembolleştirilmiştir.

    KİTAP:
    Doç. Dr. Mahmut AY – Kur'an Kıssalarını Siret Bağlamında Okumak – Hz. Musa Kıssası Örneği-; Sayfa:91-114
    [ÖZETTİR]