• 1. Unutma, sen değerlisin.
    Çalışsan da çalışmasan da…
    Ünlü olsan da olmasan da…
    O erkek seni istese de istemese de…
    Sen sen olduğun için bi’tanesin.

    2. Kadın olmanın tadını çıkartmalısın.
    Biraz şefkat, biraz anaçlık, biraz dişilik,
    biraz seksilik, bolca zeka ve altıncı his…
    Sen şahanesin..

    3. Göbeğin çıktı diye, 36 bedenden çok uzaksın diye,
    saçların o reklamlardaki kız gibi dalgalanmıyor diye eksik değilsin.

    4. Kendine güvenin en büyük silahındır
    ve o en derinlerinden gelen ışıl ışıl gülümsemen tabii ki.

    5. Biliyorum adettendir ama sonuca varamadığın,
    sadece bünyeni hırpaladığın o konuyu 50 kere konuşmana,
    tartışmana gerek yok.
    Olmuyorsa, üstünü çizip devam etmelisin.

    6. Yaptıklarından suçluluk duyarak vakit kaybetmemelisin.
    Yapamadıklarını listeleyip isteklerini gözden geçirmek suretiyle
    adımlar atarsan daha mutlu olabilirsin.

    7. Evlilik hiçbir şeyin kesin çözümü değildir
    sana öğretilmiş hiçbir mecburiyet alın yazın değildir.
    Kocan tek çıkışın, hayat zaferin değildir.

    8. Uzaklarda arama sakın; en büyük mutluluk sendedir.

    9. Aşkından gebersen de sınırlarını bilmelisin.
    Sınır neresidir? Sana saygısızlık yaptığı yerdir.
    Buna asla izin verme.

    10. Sen kendine ne değer biçersen, sen kendine nasıl davranırsan;
    herkes sana öyle davranır.
    Asla ama asla kendini küçümseme.

    11. Evde oturup derdine yanma.
    Kaderini birine, bir kuruma, bir konuma bağlama.
    Kaderin senin ellerinde, bunu sakın atlama!

    12. Eski sevgili adı üstünde ‘eski’dir…
    Senin yeni dünyanı bulandırmasına izin verme.

    13. Yeniden seveceksin, çok da sevileceksin.
    Kimse son değil, bunu bileceksin.

    14. Dünyanın kanunu bu; düşündüğünü çekersin.
    Allah rızası için kurup durma, senaryolar yazma!

    15. Sevgilini çok sevmelisin.
    Öyle herkese ‘sevgili’ dememelisin.
    Fakat çok sevmen demek,
    kendini ayaklar altına alman demek değildir.
    Bir kadın gerekirse, severken de gidebilir değil mi?

    16. Her şeyin şık olsun.
    Ruhun, bedenin, kıyafetin, sevişin, terk edişin, dostluğun, sevgililiğin… Kadınlık şıklık demektir.

    17. Başka kadınları kafana takmaktan vazgeç!
    Onlar sen olamaz, sen de onlar…
    Her kadın kendine özeldir, her kadın dibine kadar özeldir.

    18. Kız arkadaşların önemlidir,
    en kıymetlilerindir ama onları seçmeyi bileceksin.
    Kadın kadının kurdudur, bir kenara not edeceksin.
    Sadece kötü gününde değil, başarında,
    mutluluğunda da yanında olan,
    yüreğini ortaya koyan arkadaşlarından asla vazgeçmeyeceksin.

    19. Erkekler çocuktur. Nokta!
    Çocuğunu hem sevecek hem kızacak,
    icap ederse küsecek, cezasını vereceksin.!

    20. Seni bırakıp gidebilenin arkasından gözyaşı dökmeyeceksin.
    Aramazsa aramasın be!

    21. Sevginin, aşkın ne demek olduğunu anlamayan bir adamın
    vizesini keseceksin.

    22. Sen renklisin, sen beceriklisin,
    sen erkeğin mutlu olma sebebisin, sen başlangıçsın,
    sen sonsun…
    Mecbursun, bunu fark edeceksin!

    23. Her şey bir karar vermene bakar.
    Sabır bazen gerekli, bazen gereksizdir. Ayrımı yapabilmelisin.

    24. Yapamayacağın şey yok.
    Gidemeyeceğin yer yok. Sana kapalı olabilecek kapı yok!
    Şu an silkelenip kendine geleceksin!

    25. Tekrar söylüyorum, kafana kazı istiyorum,
    SEN ÖZELSİN,
    SEN BİR TANESİN,
    ÖNCE KENDİ DEĞERİNİ BİLECEKSİN…

    Ayşe Özyılmazel
  • Eğer bir hedefin yoksa, kulağın rahat olur. Kaybedecek bir şeyin yoksa, kaybolmak seni bozmaz. Yenileceğinden eminsen, rakibini ciddiye alman gerekmez.
  • İşte bugünlerde Enver Paşa yanında Bahaettin Şakir Bey olduğu halde bir tayyare istasyonundan Moskova'ya hareket etmişti.

    Tayyarenin yolcu defterinde Ali Bey isminde bir müstear isim yazılmıştı. Bu şahsın Enver Paşa olduğunu Bahaettin Şakir Bey'den başka bilen yoktu.

    Tayyare hareket etti. Fakat!.. O karışık günlerde gökyüzünde beliren tayyare herkesin nazarı dikkatini celbetti. Bir taraftan Alman diğer taraftan Rus casusları Ali Bey ismindeki meçhul şahsın hüviyetini tespit etmekte müşkülata tesadüf etmediler.

    Konvoya gelen tayyare istasyondan aldığı emir üzerine derhal aşağıya inmek mecburiyetinde kaldı.

    Rus casusları Ali Bey hakkında sıkı tahkikat yaptılar ve Paşa'yı da hapse attılar.

    Kovno hapishanesine[30] atılan Enver Paşa daha ilk günü derhal hapishane müdürüne müracaat ederek kendisinin Ali Bey olduğunu isbat etmek istedi. Fakat birinci günkü müracaat boşa çıkmıştı.

    Bahaettin Şakir ise bu esnada serbest bırakılarak derhal Berlin'e iade edildi. Enver Paşa hakkında yapılan tahkikat müspet netice vermeyince Kovno hapishanesi duvarları arasında günler birer birer geçmeye başladı.
  • Cemal Paşa yalısından süratle çıktı. Karanlık arasında gözlerine dikkatle bakanlar olsaydı yaşların sakalların üzerine doğru yuvarlandığını göreceklerdi.

    Cemal Paşa sandala atladı. Selahattin Bey sanki olanları duyurmamak için, yavaş yavaş kürek çekiyor ve sandalı Boğazın ortasına doğru sürüklüyordu.

    Tam bu esnada Boğazın dalgaları arasında şiddetle çarpan bir kalp gibi bir motor sesi duyuldu. Motor Baltalimanı açıklarındaki sandala yanaştı ve iki Alman neferi elektrik süratiyle Cemal Paşa'yı kollarından tutarak tekneye aldılar... İstanbul tarafından gelen motor geldiği yola döndü..

    Bir saat sonra karanlıklar arasında ilerleyen motor Anadolu sahilini takip ederek Arnavutköy açıklarındaki Ruslardan alınmış olan bir torpidoya yanaştı..

    Motordan Enver, Talat, Cemal Paşalarla İzzet Paşa kabinesi tarafından gemiden alınmış olan Azmi ve Bedri Beyler birer birer torpidoya çıktılar
  • Alman mülazımı, "Von Bengendorf"un ancak Beşiktaş önlerine gelindiği zaman açılması şartıyla eline teslim etmiş olduğu bu zarftan çıkacak emri bir an evvel anlamak için sabırsızlanıyordu.
    Genç mülazım minimini makine dairesinde iki büklüm bir halde zarftan çıkan gizli emri şöyle okudu:

    "Derhal Enver Paşa'nın Kuruçeşme sarayına gidilecek. Rıhtıma yanaşılacak. Motoru bekleyen dört kişi motorbota alınacak ve Kuzguncuk istikametinde son süratle seyredilecek. Yolda üst üste bir kırmızı ve bir yeşil fener taşıyan bir sefineye rast gelir gelmez yolcular bu işareti taşıyan sefineye teslim edileceklerdir.
    Hamiş: Motorbotta hiç bir ışık bulunmayacaktır. Bir kırmızı ve bir yeşil işareti verecek olan sefine-i harbiye bir torpido muhbiridir. Okunduktan sonra bu emirname yakılacaktır."

    Mülazım gözleri hayretten büyümüş bir halde bu satırları okuyup bitirdikten sonra kendi kendine mırıldanır gibi:
    Hım!.. dedi, Her Bengendorf kaçakçılığa başlamış galiba! Ne esrarengiz ve acayip vazife bu...

    Ve dümen başında duran nefere yüksek sesle şu emri verdi:
    Başı Boğaza ver!...
  • Enver Paşa memleketten uzaklaşmak fikrini mülayim bulduğu için Cemal Paşa'yı da aynı fikre imale etmek istiyordu.
    Lakin Cemal Paşa memlekette kalmakta ısrar ediyor ve yabancı memlekete gitmeyi manasız buluyordu.
    Fakat Alman ateşanavalının tesiriyle nihayet o da İstanbul'dan yabancı bir memlekete uzaklaşmaya karar vermişti.