• Türkiye devlet adamlarına ve başka ilgililere şu öneride bulunmuştur:"Almanya'daki Türk işçileri, aileleri ve çocukları için Almanya'ya din hocaları ve imamlar gönderiniz "
    ....
    Hiç uzlaşmaz sanılan Hristiyanlıkla, Müslümanlığın, din yoluyla korkudan korku yaratılarak, işçilerin belli bir amaçta uyumu sözkonusu olduğunda ulaşması önerilmektedir...
  • 261 syf.
    En Alttakiler, 21 Ekim 1985 yılında yayınlanan araştırmacı gazeteci yazar Günter Wallraff'ın 1980'li yılların başlarında, Federal Almanya'daki insan hakları ihlalleri ve yabancı düşmanlığını anlatan, uluslararası bir başarı elde etmiş olan kitaptır.
    Kitap, Günter Wallraff'ın, Almanya'da çalışan bir Türk işçisi (Levent Ali Sigirlioğlu, daha sonraki baskılarda Sinirlioğlu) kılığına girerek, çalıştığı çeşitli işyerlerinde karşılaştığı sömürü, yok sayılma ve kini anlatmaktadır.
    Wallraff, Mart 1983 tarihinden itibaren iki yıl araştırma yaptığı kitabının önsözüne şunları yazar: “ "Ben gerçek bir Türk değildim. fakat toplumun maskesini düşürmek için kılık değiştirmek zorundasınız. Gerçekleri ortaya çıkarmak için aldatmak ve sahte tavır takınmak zorundasınız.
    Ben hala, bir yabancının, günlük aşağılamalarla, düşmanlıklarla ve kinle nasıl başettiğini bilmiyorum. Ama şimdi, neler çektiğini ve bu ülkede insanları aşağılamanın nereye kadar gittiğini biliyorum.
    Kitap sosyolojik açıdan bir kitlenin nasıl kullanıldığını çok iyi anlatıyor. Bugün önceliklerin mevzu olduğu bir tartışmada bulundum o tartışma kitapların ilk baskılarının değerlerine yönelikti diyebiliriz tabi yine anlaşılmadığımı düşünerek bir nevi yenik bir görüntü ile çekildim 80'li yılların Türk işçileri için çalışmak bir öncelikti Alman hükümeti için de onları bir kobay olarak kullanmak bir öncelikti öncelikler öncelikler sadece dışardan yorumlandığı kadar görünen o öncelikleri daha iyi sakınmak gerekiyor benim basit önceliklerim mevcut. Kendi hayatıma yön veremez hale gelen basit öncelikler bizden daha yüce ve yükseklerde olanların da basit öncelikleri var o da bizim önceliklerimizi itaatkar hale getirmek işin içinden çıkmaya çalışalım öncelikle ... sayfa 156'dan bir alıntı ile sonlandırıyorum:
    Yüksek fırında meydana gelen bir kazada bir işçinin nasıl korların ortasına düşüp, bir anda bir yumak ateş haline geldiğini anlatıyor. Geriye bir şey kalmadığı için, alev alev korlardan küçük bir parça alıp onu vermişler yakınlarına, gömsünler diye. Aslında ölen işçinin vücudu çeliğe karışmış, teneke levhalar biçiminde preslenmiş; kimbilir, otomobil yapımında mı kullanılmıştır..
  • Hiçbir zaman dinlenmeyecekler . Ölümleri bile bir dinlenme olmayacak . Onlar , yaşamları gibi ölümleri de ellerinden alınmış insanlar .
  • 261 syf.
    ·Beğendi·Puan vermedi
    En Alttakiler, 21 Ekim 1985 yılında yayınlanan araştırmacı gazeteci yazar Günter Wallraff'ın 1980'li yılların başlarında, Federal Almanya'daki insan hakları ihlalleri ve yabancı düşmanlığını anlatan, uluslararası bir başarı elde etmiş olan kitaptır.
    Kitap, Günter Wallraff'ın, Almanya'da çalışan bir Türk işçisi (Levent Ali Sigirlioğlu, daha sonraki baskılarda Sinirlioğlu) kılığına girerek, çalıştığı çeşitli işyerlerinde karşılaştığı sömürü, yok sayılma ve kini anlatmaktadır.

    Wallraff, Mart 1983 tarihinden itibaren iki yıl boyunca araştırma yaptığı kitabının önsözüne şunları yazar:

    “ "Ben gerçek bir Türk değildim. fakat toplumun maskesini düşürmek için kılık değiştirmek zorundasınız. Gerçekleri ortaya çıkarmak için aldatmak ve sahte tavır takınmak zorundasınız.
    Ben hala, bir yabancının, günlük aşağılamalarla, düşmanlıklarla ve kinle nasıl başettiğini bilmiyorum. Ama şimdi, neler çektiğini ve bu ülkede insanları aşağılamanın nereye kadar gittiğini biliyorum.
    Bir parça Apartheid içimizde, demokrasimizde yer alıyor.
    Yaşananlar benim beklediklerimi tam olarak karşıladı. Tabii olumsuz açıdan. Ben federal Almanya'da, aslında sadece 19. Yüzyıl üzerine yazılan tarih kitaplarında yer alması gereken olayları yaşadım." ”
    Wallraff, Ali Sinirlioğlu olarak, tanınmış firmalarda, çok ağır işleri, çok az saat ücreti ile yapmak, Alman iş arkadaşlarından eziyet görmek, emniyet önlemleri alınmadan, sosyal haklardan mahrum olarak sigortasız ve çoğu zaman vardiyaları arka arkaya çalışmak zorunda kaldı. Alman iş arkadaşları koruma elbiseleri alırken, ona vermediler. (Örneğin kanal işlerinde ısının sıfır derecenin altında olduğunda) Nükleer enerji santrali'nde çalışan Türk işçileri tehlikeli dozda ışınlara maruz kalıyorlardı. Bu çalışanların çoğu, bu insanlık dışı çalışma koşullarına karşı gelemiyorlardı. Ya kaçak işçi idiler ya da sınır dışı edilmekten korkuyorlardı. Wallraff'ın sağlığı da bu araştırma esnasında, Ali Sinirlioğlu olarak çalışmak zorunda olduğu için, kötü etkilenmişti.

    Sadece çalıştığı iş yerlerinde değil, günlük yaşamında da, akıcı Almanca konuşmasına ve örneğin bir Almanya - Türkiye futbol karşılaşmasında, Almanlar lehine tezahürat yapmasına rağmen, görünümü yabancı olduğu için, "Türkler defolun", "Almanya Almalarındır" gibi düşmanlıklara maruz kalmış, çeşitli hakaretlere uğramış, saçlarına sigara atılmış ve kafasından aşağı bira boşaltılmıştır.