Ama bilin ki ey denizciler, her elemin sancağında mutlaka bir sevinç vardır. Elem ne kadar derinse, sevinç o kadar yüksektedir. Aynı, omurgası derin olan gemilerin, seren direklerinin yüksek olması gibi. Dünyadaki kibirli putlara, komutanlara acımasızca karşı koyarak, sevinçlerin en tatlısını yaşayanlara ne mutlu. Ne mutlu bu yere batasıca dünyanın teknesi alabora olunca, güçlü kollarıyla suların üstünde kalabilenlere. Doğruluktan ödün vermeyenlere ne mutlu!
Yazdığı kitabın elde kalan tek nüshası bende olan eski bir yazar, bu kitabında diyor ki: "Euroclydon, estiği yere göre değişen meşum bir fırtınadır. Buz tutmuş sokaklara bakan sıcak bir evin penceresinin arkasından başka; camsız çerçevesiz, soğuk yüzü ölüme bakan bir pencerenin arkasından başka algılanır." Bu satırları anımsayınca, 'ne kadar doğru' diye düşündüm. Evet. Bu beden benim evim, pencereler de benim gözlerim. Ne yazık ki, delikler kapanmamış, çatlaklara eski paçavralar tıkıştırılmamış. Artık olan olmuş. Evren çoktan tamamlanmış, çatısı çatılmış. Arta kalanların ise, milyonlarca yıl önce icabına bakılmış.