Kitaba 2. Şans verdim. Çok özür diliyorum ama ben yine yapamadım ve yarim bıraktım. Cümlelerin karmasasini çözemedim. Cok yoruldum anlamaya calisicam diye. Galiba henüz yazari anlayacak kafada değilim. O kadar sıkıldım ki okurken olmadi ya cok üzgünüm.
Her kitap zamanını bekler. Bu kitabın okunması da Samim karakterine çok benzeyen birinin vesilesiyle oldu. "Beni anlamayanlara karşı soğuğum; fakat bu kadar anlayanlardan da ürküyorum."
Kitabı bitirdiğimde zihnimde yankılanan en güçlü ses bu oldu. Peyami Safa insanın o en mahrem ikilemini masaya yatırıyor: Görülme arzusu ve deşifre olma korkusu.
Birinin bizi anlamaması bizi yalnızlaştırıyor . Ancak asıl tehlike, birinin bizi tam anlamasıyla başlıyor. Çünkü tam olarak anlaşıldığımız an, karşımızdakinin zihnindeki tanıma hapsoluyoruz. O meşhur meçhulün cazibesi kayboluyor ve yerini sınırları çizilmiş bir 'maluma' bırakıyor. Bu kadar etkileyici gelmesinin sebebi zaman zaman bu ikileme düşmemdir belki de. Çok keyifli ve derinlikli bir okuma oldu bu yüzden de.
İstisnasız Peyami Safa'nın en etkileyici kitabıydı. Bir Tereddüdün Romanı kitabını okuduğumda en etkileyicisi o sanmıştım ama yanılmışım, bu kitap neydi öyle ya...
Başlarda hikâyeye girene kadar bazı kısımlar çok uzatılmış gibi gelmişse de girince kendimi durduramadım ve uzun bir zaman sonra yine devamını aşırı bir merakla, sabırsızlanarak okuduğum bir kitap oldu bu kitap. Konusu, betimlenişi, Meral'in trajik ölümü (ve intihar notu), annesinin de ölümü ile kitap sonlara doğru beni hep şaşırtacak şekilde ilerledi. Meral'i sırf kız diye "Namus, namus!" diye zorlamasalardı kız da boşuna böyle suçlu ve yalnız hissedip ölmeyecekti. Erkekler yapınca normal olan şeyleri kızlar yapınca böyle abartılıp namus meselesine döndürülmesi kadar saçma bir şey yok. Meral de ne yazık ki bunun kurbanı oldu...
Tekrar bunun gibi soluk kesen ve etkileyici bir kitap tekrar ne zaman bulurum bilmiyorum ve bu kitabı da trajik sonları seven herkese öneriyorum.