1984,Bu güne kadar okuduğum en ilginç eserlerden biriydi. Distopik bir eser olan 1984'te George Orwell, geleceğe ilişkin tahminlerinden hareketle bir dünya düzeni ortaya koymuş bu eserde. Bireyselliğin ve özgürlüğün yok edildiği, insanların makineleştirildiği, fikirlerin kontrol altında tutulduğu bir dünya düzeni söz konusu.
Okyanusya, Avrasya ve Doğu Asya yaşanan savaşlar sonunda üçe bölünmüş ülkelerdir. Diktatör bir parti tarafından yönetilmekte olan Okyanusyada halk yasaklar ve baskılarla sindirilmiştir. Düşünmek, sevmek, partinin onaylamadığı şeylere inanmak, arkadaşlık ilişkileri gibi pek çok şey sistem tarafından yasaklanmıştır. Her evde bulunması zorunlu olan tele ekranlar sayesinde insanlar gözetleniyor ve sürekli baskı altında tutuluyordur. Özel hayat ve mahremiyeti parti ortadan kaldırmıştır. Yasakları çiğneyenlerin, sistemi sorgulayanların düşünce polisi tarafından yakalanıp işkence edilerek öldürüldüğü bir ülkedir Okyanusya. Yazar, 1984'te bizlere insanların robotlaştırıldığı, düşünce özgürlüklerinin ellerinden alındığı totaliter bir düzen içinde yaşamaya çalışan kahramanımız Winston Smith'in aşkını ve isyanını anlatıyor.
1984 , bilindiği kadarıyla ütopik bir eser ancak bahsettiği baskıların ve rejimlerin dünya tarihinde yaşanmış bir çok olayla benzer yönleri olduğundan dolayı aynı zamanda gerçekçi de bir roman olduğunu düşünüyorum.
Bireyler arası eşitliğin, düşünce ve konuşma özgürlüğünün, sorgulamanın öneminin fark edilmesi için bu eseri okumanızı tavsiye ederim.
Keyifli Okumalar.
Kitapla kalın...