Başlangıçta doğruydu belki. Sıradan bir serüven, rastgele bir ilişki gibi başlayıp, gün günden hayatıma yayılan, büyüyüp kök salan, benliğimi kavrayıp, varlığımı ele geçiren bir aşka bellendim.
Balıkların renkleri tıpkı çocukluğumdaki çarpışan arabalarınki gibi canlıydı: Pembe, turkuaz, zümrüt yeşili... Gürültü yapmıyordu balıklar. Camın kenarları boyunca kayıyorlardı. Ağızlarını açıyor, hiçbir ses çıkarmıyorlardı, yalnız, arada bir suyun yüzüne baloncuklar çıkıyordu. Onlar benden asla hesap soramazlardı.
Biri diğerine muhtaç olduğunda diğeri bunu kendine görev edinir. Çünkü birini ölümden ya da umutsuzluktan kurtarırsanız bunu içinizden gelen duyguyla yaparsınız.