• 224 syf.
    ·Puan vermedi
    Merhabalar bugün sizlere çok sevdiğim yazarım Zülfü Livaneli’nin yaşantısını, anılarını anlattığı “Rüzgârlar Hep Gençtir” adlı kitabından bahsedeceğim. Romanlarını büyük bir keyifle ve ilgiyle okuduğum Livaneli’nin hakkında kendi kalemiyle bilgi edinmek benim için güzel bir deneyimdi. Yaşantısından çok haberdar değildim açıkçası bu kitabıyla Livaneli hakkında birçok şey öğrendim ve hayranlığım kat be kat arttı. Gençlere de altın değerinde öğütlerde bulunmuş kitabında birkaç alıntı bırakacağım aşağıya. Livaneli severler ve Livaneli’yi tanımak yaşamına mercek tutmak isteyenler için harika bir eser şiddetle tavsiye ediyorum.

    Keyifli Okumalar ve Huzurlu Akşamlar


    "Hayalleriniz, onları unutmazsanız mutlaka bir gün gerçekleşir."


    “İnanıyorum ki, rüzgarınız yaşlanmazsa bir ömür boyu, hep bambaşka topraklara, ağaçlara ulaşıp çiçek açtırabilirsiniz.”


    “Dünyayı güzellik kurtaracak
    Bir insanı sevmekle başlayacak her şey”


    “Sevdanız ve kavganız olmalı hayatta.”
  • 80 syf.
    ·Beğendi·Puan vermedi
    “Sözlerin tatlı, tavırların zarif olsun. İnsanın kabası, ısırgan köpek gibidir, herkes tarafından taşlanır.” (s. 68) Tam olarak bu cümlelerde belirttiği gibi tatlı bir dil ve zarif bir tavırla yazılmış kitap...

    Yazarın kullandığı üslup öylesine zarif ki bir büyüğünüzden öğüt dinlediğinizi unutuveriyorsunuz. Her “Okuyucum!” diye seslendiğinde daha büyük bir hevesle okudum. Kitabı okurken hayat tecrübesi bakımından benden çokça fazla deneyimi olan ama aynı zamanda çok sevdiğim bir dostumla muhabbet ediyormuşum gibi hissettim.

    Kitap incecik, hemen okuyabileceğiniz türden bir kitap ama kanaatimce içindekileri hayatınıza geçirecek şekilde okuyun; her cümlesinde hayatınıza nasıl yön vereceğinizi düşünün, çünkü birçok cümlesi altın değerinde.

    Özellikle Çalışma Hayatının ve Umumiyetle Muvaffak Olmanın Kanunları bölümündeki her cümleyi buraya yazmak isterim ancak kitaptan alacağınız lezzeti kaçırmamakta fayda vardır.

    Çok az kitabı her cümlesiyle tavsiye edebilirsiniz; bu kitap tam da öyle .... Okuyun, okutun, okutturun, her gencin mutlaka okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.
  • 288 syf.
    ·9 günde·Beğendi·10/10
    Lisan öğrenmeliyim!
    Lisan öğrenmeliyim!
    Lisan öğrenmeliyim!
    Arapçamı, Farsçamı, İngilizcemi geliştirmeliyim. Bol bol seyahat etmeliyim. Ahh, çok daha fazla okumalı çok daha fazla seyretmeliyim. İşte okurken tüm bunları ve daha nicelerini düşündürten bir kitap.

    İlber Ortaylı’nın yöre insanı değil, bir dünya şahsiyeti olduğuna kâni olacağınız müthiş bir eser. Sanattan eğitime, edebiyattan mimariye, şehirden seyahate, resimden müziğe değin nice konularda var olan birikimini gözlemleyeceğiniz tavsiye, tespit ve düşüncelerle zenginleştirilmiş enfes bir kitaptan bahsediyorum.

    Entelektüel insanın zarafeti ve derinliği karşısında nasıl müteessir kalacağınızı kitabı okuyarak bizzat siz tecrübe edin. Ortaylı’nın her biri altın değerinde olan nasihatlerinden ve birikiminden faydalanmak isterseniz hiç durmayın. Yaşamınızın hangi döneminde olursanız olun; hayatınza yeni bir yön vermek belki çizginizi değiştirmek için size epey yol göstereceğini düşündüğüm kıymetli öneriler sizi bekliyor.

    Yazımı sade ve yeterince anlaşılır. Röportaj türünde geliştiğinden dolayı dili günlük konuşma dilinde, son derece akıcı. Altı çizilesi o kadar cümle içeriyor ki. Son dönemlerin en çok alıntı yaptığım kitabı ilan ediyorum kendilerini.

    Çok çok çok beğendim. Eğer siz de benim gibi tecrübeli insanlardan bilhassa ihtiyar kimselerden nasihat dinlemeyi, onların birikimlerinden istifade etmeyi seviyorsanız, bu kitap siz pek uygun olur.
    Mutlaka okumalı
    ve elbette mutlaka lisan bilmeli... (;

    İlber Ortaylı
    Bir Ömür Nasıl Yaşanır?
  • 648 syf.
    ·Beğendi·Puan vermedi
    Güncellenmiş versiyonu ile hisse senedi yatırımcılarına altın değerinde bilgiler veren bu güzel kitabın her yatırımcının elinin altında bulunması gerektiğine inanıyorum. Finansal piyasalarda hisse senedi yatırımı yapmayı güzel bir dille efektif bir biçimde anlatıyor. Hisse yatırımı dünyasına girmeyi düşünen herkese Akıllı Yatırımcı’yı tavsiye ederim.
  • Eşref ’in Enver’e olan inancı; yani ortak bir mazi ve kuvvetli bir kişisel bağın, dinî-vatansever bir ülküye olan adanmışlıkla karışımından doğan itimadı, dikkat çekecek kadar güçlüydü. Eşref yolculuğu organize etmek üzere işe koyuldu. Enver’le görüşmesinin ertesi gününde, resmî emirlerini almak üzere öncelikle Beyazıt Meydanı’ndaki Harbiye Nezareti’ne gitti. Ardından da Yemen’deki ordu için hazırlanan yüksek miktardaki parayı almak üzere Maliye Nezareti’ne uğradı. Eşref aldığı paranın üç milyon altın liranın üzerinde, yani 1917’deki kura göre yaklaşık
    1.500.000 milyon dolar değerinde olduğunu belirtir. Böyle yüksek meblağda bir parayla bağlantılı olarak, Eşref, tartışmalı karakteri hakkında yorumda bulunmaya mecbur hisseder. “Böyle yüksek meblağlar vazifelerim doğrultusunda ara sıra önüme çıkar. Bunca parayı zatıma, hakkaniyetsizliğe karşı birçok darbe vurmuş, fakat kimileri tarafından eşkıya denen bir kimseye emanet etmekte hiçbir tereddüt gösterilmedi. Buna ‘Allah’ın bir
    lütfu’ denilemez miydi?” Bu, onu eleştirenleri haksız çıkarmak için Eşref ’e bir şans verecekti. Kendi küçük evreninde, ülkesi için en çetin görevlerden birinin karşısında kendini hazır ve ehliyetli bir mahiyette takdim ederken, gelgitlerle dolu itibarı noktasında (her ne kadar acı verici bir şekilde bunun farkında da olsa) meydan okuyan bir tavırdaydı. Para Harbiye Nezareti’nde muhafaza ediledursun, Eşref kendini hazırlıkların pratik detaylarına kaptırdı. İhtiyaç duyacağı malzemeleri temin etmek için Levazım Dairesi Başkanı İsmail Hakkı Paşa’yı görmeye gitti. İhtiyaç listesindeki en önemli şeyler bir makineli tüfek ve Afyonlu Ethem Efendi’nin başında olacağı
    beş kişilik eğitimli bir ekipti. Eşref onlara mümkün olan en kısa zamanda yola çıkmaya hazır olmalarını söyledi. Ardından Harbiye Nezareti’ne döndü ve paranın “PATLAYICI” yazan sandıkların içerisine doldurulmasına nezaret etti. Bir sonraki durağı iyi dostu ve Çerkes soydaşı olan Rauf [Orbay]’ı görmek üzere gideceği Bahriye Nezareti’ydi. Rauf Bey, Hamidiye isimlikruvazörün kaptanıydı; onun Balkan Savaşları sırasındaki Yunan ambargosunu aşabilmesi sayesinde nasıl bir millî kahraman hâline geldiğini görmüştük. Rauf Bey, Eşref ’e Kızıldeniz hakkında önerilerde bulunup, görevine yardımcı olmaları için iki bahriye subayını tavsiye etti. Bunlardan birincisi, Umman Denizi kıyısındaki devriye gemilerini idare etmekte bir hayli tecrübesi bulunan Kolağası Mudanyalı Asım’dı. İkincisi ise gemi mühendisi ve tecrübeli bir makinist olan “Tatar” Ali Efendi’ydi