• YOLUNA TAŞ KOYMAK

    Bir kral, saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya koydurmuş. Bakalım ne yapacaklar gelenler diye başlamış beklemeye…

    Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, saray görevlileri birer birer gelmişler. Hepsi kayanın etrafından dolaşıp saraya girmişler. Kayayı yoldan kaldırmak şöyle dursun, pek çoğu kralı yüksek sesle eleştirmiş;

    – Halkından bu kadar vergi alıyor, ama yolları temiz tutamıyor…



    Sonunda bir köylü yolda görünmüş, saraya sebze ve meyve getiriyormuş. Sırtındaki küfeyi yere indirip iki eli ile kayaya sarılmış ve zorlanarak itmeye başlamış. Sonunda kan ter içinde kayayı yolun kenarına çekmiş. Tam küfesini yeniden sırtına almak üzereymiş ki, kayanın eski yerinde bir kesenin durduğunu görmüş. Açmış ki bir de ne görsün, kese altın doluymuş. Bir de kralın notu varmış içinde;

    – Bu altınlar kayayı yoldan çeken kişiye aittir.



    Hayat akarken karşımıza çıkan engellerden hep yakınırız da çözüm bulmak için daha az gayret gösteririz. Engellere takılıp kalmak yerine onlara karşı çözüm bulmak yeni fırsatlar sunabilir.
  • 258 (iki yüz elli sekiz) defa "ER-RAHÎM" ismi-i şerîfini tekrar edenler her türlü tehlikeden kurtulurlar.

    "ER-RAHÎM" ism-i şerîfi yazılıp ağaç köküne dökülürse o ağacın meyveleri bol olur.

    Aynı ism-i şerîfi kağıda yazıp bir bardaktan onun suyunu içirdiği kimse, suyu içene karşı sevgi ve ilgi duyar.

    Bazı bilge ve ulema kişiler:
    RAHMÂN: Cehennemden kurtaran.
    RAHÎM: Cennete koyan, anlamlarını vermişlerdir.
  • Her gün yüz defa "YA RAHMAN" diyen kimsenin merhamet duygusu gelişir.

    Cuma namazından sonra yüz defa "YA RAHMAN" diyenler unutkanlıktan ve gafletten kurtuldukları gibi kalpleri de nurlanır.
  • İmam-i Gazali'ye göre Cuma günü bin kere YA ALLAH diye okuyanlar evliyalar sınıfına katılırlar.

    Yine Cuma günü namazdan önce yüz defa "YA ALLAH, YA HU" diyen kimsenin hayırlı dileği gerçekleşir.

    Her gün bin defa "YA ALLAH" diyen kimse mesafe katederek temiz bir kalbe, yani Kalb-i Selîm'e erişir.

    Bir hastaya iki yüz kere okunsa eceli gelmedikçe şifa bulur.

    Vakit namazlarının sonunda yüz defa "LÂ İLÂHE İLLÂ HÛ" demeye devam edenler: kalp katılığından, gafletten ve unutkanlıktan kurtulurlar.

    Dualarımıza "ALLÂHÜMME" ile başlamak kabulüne işarettir.

    "VALLÂHU GÂLİBÜN ALÂ EMRIHÎ" Yusuf suresindeki bu ayeti yetmiş bir defa okumak hayırlı bir işte başarılı olmaya vesiledir. Denenmiştir.
  • Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya koydurmuş, kendisi de pencereye oturmuştu. Bakalım neler olacak?. Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, saray görevlileri birer birer geldiler, sabahtan öğlene kadar.

    Hepsi kayanın etrafından dolaşıp saraya girdiler. Pek çoğu kralı yüksek sesle eleştirdi. Halkından bu kadar vergi alıyor, ama yolları temiz tutamıyordu. Sonunda bir köylü çıkageldi. Saraya meyve ve sebze getiriyordu.Sırtındaki küfeyi yere indirdi, iki eli ile kayaya sarıldı ve ıkına sıkına itmeye başladı. Sonunda kan ter içinde kaldı ama, kayayı da yolun kenarına çekti. Tam küfesini yeniden sırtına almak üzereydi ki, kayanın eski yerinde bir kesenin durduğunu gördü. Açtı. Kese altın doluydu. Bir de kralın notu vardı içinde.
    "Bu altınlar kayayı yoldan çeken kişiye aittir" diyordu kral.
    Köylü, bugün dahi pek çoğumuzun farkında olmadığı bir ders almıştı.

    Her engel, yaşam koşullarınızı daha iyileştirecek bir fırsattır." 😉😊

    "Eğer yürüdüğünüz yolda güçlük ve engel yoksa, bilin ki o yol sizi bir yere ulaştırmaz."Bernard Shaw

    "Engelleri yollarınızı tıkayan şeyler olarak görmeyin. Onları size uçmayı öğretecek fırsatlar olarak görün." Peyami Safa
  • İyi fırsatlar havadan gelip başımıza konmazlar.
  • Adamın biri durumundan çok şikâyetçiymiş. 'Çalışıyorum, didiniyorum ama bir türlü zengin olamıyorum, evlenemiyorum' dermiş. Sonunda durumuna bir çare bulmak için uzak bir köydeki Bilge'ye gitmeye karar vermiş. Başlamış yolculuğa: Dağda ilerlerken bir kurda rastlamış. Kurt, bir deri bir kemik zar zor duruyormuş ayakta. Adamın yanına yaklaşmış nereye gittiğini sormuş?

    Adam da kendi durumunu anlatmış ve çare bulmak için uzak bir köydeki Bilge Adama doğru yol aldığını söylemiş. Kurt bunun üzerine kendi derdine de bir çare bulmasını istemiş. Adam da tamam diyerek yoluna devam etmiş. Bir süre sonra karşısına bir kız çıkmış. Kız buna su ikram etmiş ve sormuş nereye gidiyorsun diye? Adam da anlatmış kıza bir bir durumunu. Kız bunları duyunca adamın ellerine sarılarak 'ne olur benim için de sor, gencim güzelim param var ama evli değilim, mutsuzum' demiş. Adam bunun üzerine tamam diyerek yola devam etmiş. Yol kenarında bir ağaç gölgesinde istirahat ederken ağaç dile gelmiş. Sormuş nereye gidiyorsun diye. Adam ağaca da durumu anlatmış.

    Bunun üzerine ağaç 'Ben verimli topraklar üzerinde olmama rağmen yapraklarım canlı değil, kök salamıyorum, meyve veremiyorum, ne olur benim için çare var mı sor' demiş. Adam, ağacın isteğine de tamam demiş ve yola devam etmiş. Sonunda Bilge Adam'ın köyüne varmış.

    Bilge Adam'a durumunu tek tek anlatmış. 'Gece gündüz demeden çalışıyorum ama ne biriktirdiğim para var ne geçimimi sağlayabiliyorum ne de evlenebiliyorum. Çok mutsuzum. Benden daha az çalışıp daha az kazandığı halde mutlu olan onca insan var. Bana bir çare...' demiş.

    Bilge Adam, tamam sana bir şans veriyorum. Geldiğin yoldan geri dön. Karşına fırsatlar çıkacak. Gerisi sana kalmış, der. Adam, yolda karşılaştığı kurt, kız ve ağacın da hikâyesini anlatır. Bilge Adam, onlar için de bir şeyler söyler.

    Dönüş yolculuğunda önce ağacın yanına uğrar adamcağız ve der ki:

    -Senin köklerinin altında bir sandık altın varmış. O nedenle köklerin yayılamıyor. Onları çıkarırsan köklerin genişleyecek ve meyve vereceğin gibi gür bir ağaç olacakmışsın, der. Ağaçta, iyi o zaman sandığı çıkar altınlar senin olsun bende genişleyeyim der.

    Adam: -Olmaz, bana bir şans verildi ve ben o şansın peşine gidiyorum der ve ağacın altındaki sandığı çıkarmadan yoluna devam eder. Dönüş yolunda kızın köyüne uğrar ve ona der ki:

    -Seninle dert ortağı olacak fakir de olsa bir gençle evlenirse mutlu olacağını söyledi.

    Kız da adama, iyi o vakit hadi evlenelim, benim paramla geçinir gideriz.

    Adam:

    -Olmaz, der. Bana bir şans verildi ve ben o şansın arkasından gideceğim der. Kız ne kadar ısrar etti ise de fayda sağlamaz ve adam yola devam eder.

    Sonunda kurdun olduğu yerden geçer. Kurda dönüş yolunda başından geçenleri bir bir anlatır. Kurt sorar benim için ne dedi diye?

    Adam: -Senin için ne dediğini ben de anlamadım ama o kurt akılsız ve kör birini bulamazsa açlıktan ölecek dedi. Kurt, bunun üzerine 'Ben gayet iyi anladım ne demek istediğini. Senden ala kör ve akılsız biri olmaz' der ve adamı yer.

    Keyifli bir hafta sonu geçirmenizi temenni ederim…