• Çoğu zaman ruhum bir kuş olur
    Altın kafesinde mutlu görünen

    O gökyüzünün mavisiyle tanışmak isteyen
    Onu o yapan kanatlarını çırparak
    aşık olduğu rüzgara aşkını ilan etmek isteyen

    Ama! ruhum bir kuş olur
    Altın kafesinde ölümünü bekleyen.

    -Bayan Kitap
  • Kendinizi başarı, ün, altın ve para için küçültüyor, yaltaklık ediyorsunuz, hepsi bir parça haz için. Düşüncelerinizle kendinizi umutsuzluğa düşürdünüz, değersiz, başarısız kıldınız, hasta ettiniz ve ölüme sürüklediniz. Tüm bunları sınırlı düşünceyle, sınırlı düşünceyle siz yarattınız! Yaşamanıza izin vermeyen şey kendi inançsızlığınızdır!
  • 842 syf.
    ·4 günde·10/10
    Benim için en güzel kitap henüz okumamış olduğumdur.Ne dersiniz? Belki bana karşı çıkıp en güzel kitabın "Tanrı'nın huzur bahşettiği Shantaram" olduğunu söylersiniz.Hiç aklımda kitap alma fikri yokken, hatta Shantaram'ın varlığından bihaberken kitapçıda tezgahta altın sarısı kapağı ile karşılaşmam sonucu ( bilirsiniz ki altın sarısı ve kırmızı renge zaafım var) elime alıp incelerken bulmuştum kendimi ve hiç tereddüt etmeden satın almıştım.İyiki de almışım.Avustralya'dan cezaevinden kaçan yazarın Bombay' e gelişini, yeni bir kültüre ayak uydurma çabalarını ve bu süreçte Prebaker'la tanışması ve bu tanışmadan sonra hayatının bambaşka bir yöne akışının anlatadıldığı tam anlamıyla hayata dair her şeyi bulabileceğiniz muazzam bir kitap.Prebaker demişken yazarın olay örgüsünü ortaya koyarken kullandığı akıcı cümleler kitabı elinizden bıraktırmıyor.Bunun yanında üslubun güzelliği, betimlemeleri sizin de kitabın bir parçasıymışsınız hissini veriyor.Prabaker'ın o muhteşem gülüşü beliriveriyor zihninizde.Sonra Karla'yı, Abdülkadir'i, Abdullah'ı düşünüyorsunuz.Tabii bu karakterleri düşünürken zihninizde bir Hindistan tablosu da çiziliyor ince ince.Gecekondu yaşamı, treni, otobüsü, dünyanın en kalabalık ikinci ülkesinde yaşamanın nasıl bir eziyet olduğu gerçeğini öğreniyorsunuz.Buna rağmen dünyanın en mutlu, en çok dans eden insanlarının da orada var olduğu gerçeğiyle şaşırıyorsunuz.
    Bilgelik dolu sözleri, verdiği ince mesajlarıyla "Shantaram" çok haz alarak okuduğum bir kitap oldu.Mutlaka okuyun, okutun...
  • 488 syf.
    ·4 günde·10/10
    Kitap ilk başkarda sıkıcı gelmişti ama merak uyandıran bir yanı olduğunu hissettim ve devam ettim daha sonra kendimi bir koşulturmaca ve aksiyonun içerisinde buldum diyebilirim. Diğer yandan sürükleyiciliği yazarın okadar akıcı anlatımı beni kitaba bağladı. Jadd ve eva nın ortak noktaları birinin babasının katilini bulmak diğerinin ise eşinin uğruna canını verdiği “Altın Kütüphane” nin ortak amaçları olduğu gerçeği bunları büyük bir serüvenin içinde kendilerini bulmalarını sağladı ve sonu da mütevazi olarak bitti. ‘Benim görüşüm jadd ve eva nın birbirine aşık olmuş gibi duygularıydı fakat isterdim ki ilişkilerini ileriye taşıyıp sevgili olmalarını istememdi ama buda bir şey en azından iki sıkı dost kalmışlardır eminim eva da CIA da kendisi için iş ayarlamaya çalışan yeni mancınık patronu ve de jadd ın onu görevlendireni nin iyiliğine şükandı, diğer yandan etobur muazzam bir kiralık katil ve hayalet bir silületti muhteşem...‘
  • Ya o kuş! Gökyüzüyle tanışmadan
    ona anlam katan kanatlarını çırpmadan
    rüzgara aşık olmadan..
    altın kafesinde ölürse

    -Bayan kitap
  • 104 syf.
    ·1 günde·Puan vermedi
    Öncelikle bir müzik ve bir alıntıyla başlamak istiyorum incelemeye.

    ({Bu kısım kitapla ilgili değildir, kitapla ilgili bilgi edinmek için bu incelemeyi okuyacak dileyen arkadaşlar burayı hiç okumadan doğrudan normal parantezin sonuna geçebilirler.}

    ...Ama ondan da önce bir iki yüzlülüğe de değinmek istiyorum. Bu kitabı sadece 67 kişinin okumasıyla ilgili. Bu düşüncem hem bu kitapla hem de Katherine Mansfield isimli yazarla ilgili. Onun kitaplarını da 7-8 kişi okumuş toplamda 60’ı 70’i geçmez yani. Hepsine denk gelemedim ama belki bu türden yazarlar daha fazladır. Neden bu kadar az okunmuş olabilir diye düşünüyorum, bir sebep bulamıyorum. Yayınevi kötü desen değil, aksine modern klasiklerde basılmış İş bankası yayını, çeviri kötü desen değil alanında usta kaç kitap çevirmiş biri çevirmiş, kitap kötü anlaşılmıyor desen e o da değil.

    Tamamiyle piyasa pazarlaması diye düşünüyorum. Bu aralar Zweig, Kafka gibi yazarlar popüler mesela. Etrafta istemediğiniz kadar Zweig öyküsü var. Çok mu iyiler, hayır. Çok mu kötüler hayır. Birkaçı dışında normal öyküler diyebilirsiniz. Neredeyse her yayınevi Zweig’in adını duymadığımız öykülerini, kitaplarını basma konusunda birbiriyle yarışa girdi. Her arz kendi talebini yaratır mantalitesiyle ortalık Kafka veya Zweig sever kaynıyor. Neden basıyorlar? Çünkü piyasa bunu istiyor. Hem kitapların kısa olması, hem ucuza alınabiliyor olması hem de ucuza aldığınız kısa zamanda tüketebileceğiniz bu yazarın, dünya edebiyatında adından söz ettirebilen bir yazar olması. Bir taşla birden fazla kuş vurabiliyorsunuz. Alan razı, satan razı.

    Bir de acı tarafı bu yazarlardan birkaç kitap okuyan, bu alanda söz söyleyebileceğini düşünüyor onu okumayanları ya da onlar kadar okumayanları bilgisizlikleriyle cahillikleriyle suçluyorlar. Bana biraz komik geliyor biraz da üzücü. Çünkü çok sevdiğim iki yazarın böyle popüler hale getirilip her kahvenin, çayın yanına meze yapılmasından rahatsızlık duyuyorum. Umarım bu grotesk durum kısa zamanda stabilleşir.

    Ek: Bu tür kitapların popüler olmasının olumlu yanı yok değil tabiki. İnsanlar en azından popüler olmak için dahi kitap okuyorlar okumaya çalışıyorlar en azından. Zaten okuma oranı az bir ülkede kitap okuyanları eleştirmek doğru bir tutum değil ama bu kitap işinin salt ekonomik bir düzeye indirilmesine de zamanın şartlarına uymasına da bir iki cümle söylemeyi kendi sorumluluğum içerisinde hissediyorum. )

    Müzik herkesin aşina olduğu bir eser. Beethoven-Silence. Peki neden bu müziği seçtim. Şundan dolayı bu müziği YouTube’da saatlerce aralıksız dinlemişliğim vardır. Ve müziğin her saniyesi bana sanki bir sonraki saniyesinden farklı olacakmış hissi verir. Tamamını bilmeme ve yüzlerce kez dinlememe rağmen her seferinde farklı bir şeyler olacak diye beklerim. Yani tamamiyle benim için beklentinin müziği. Aynı bu kitap gibi.

    Bir kitap düşünün başından sonuna kadar sizi bir beklenti içerisinde tutsun. Nasıl spoilersiz yazacağım bilmiyorum ama sürekli bir şeylerin istediğim gibi olmasını bekledim. Ve kitap bana bunu son sayfasında şöyle ifade etti, aynen alıntılıyorum. “Büyük ama bilinmeyen bir şok beklendiğinde, zihin içgüdüsel olarak bir an için şaşırma yetisini yitirerek kendini hazırlar. O savunmasızlık anında yarı yarıya tahmine dayanan çeşit çeşit olasılıklar öne çoklar ve felaket biçimlendiğinde bunu doğaüstü bir yoldan önceden anlamış olma duygusu oluşur. “

    Kitap bitene kadar bende bir çok olasılık ve tahminler yürüttüm ama hiçbiri olmadı. Adeta hevesim kursağımda kaldı. Küskün kahvenin türküsü kitabından bariz bir şekilde daha iyi olan bu “psikolojik” roman, bizleri çok başka dünyalara götürüyor. Neden psikolojik, hem karakterlerin davranış tutumlarıyla, hem düşündükleriyle hem düşünmedikleriyle. Bunları okurken sizde ruh halinden ruh haline geçiyorsunuz. Sinir oldum resmen hadi artık lütfen istediklerim olsun diye. Herneyse olmadı işte.

    Ama yinede her yönüyle güzel bir romandı. Tavsiye ediyorum.
  • 160 syf.
    ·Puan vermedi
    ️"Erken bir gün bir kitap çektim, açtım ve kalakaldım. Birkaç paragraf okudum. Sonra çöplükte altın bulmuş biri gibi kitabı masaya götürdüm... Duygusallıktan korkmayan birini bulmuştum sonunda. Mizah ve acı olağanüstü bir kolaylıkla iç içe geçmişti. O kitabın ilk sayfaları benim için çılgın ve büyük bir mucizeydi. Evet, Fante beni çok etkiledi... " Bukovski, John Fante'nin "Toza Sor" eserini bu şekilde yorumlar. Kendisi gibi yeraltı edebiyatının üstadı sayılan Fante'yi bu kadar beğenmesi beni hiç şaşırtmadı.
    ️Yazar olmanın ya da yazar olarak kalmanın çilesini bu kadar güzel anlatan kitap görmedim. Fakat aklınıza sakin naif bir anlatım gelmesin çok sert ve çok acımasız bir anlatım.
    ️Günler ve geceler aynı tonda hep.Her yer, herkes kirli gibi. Temizlik sadece rezil duruma düşene yardım eden düşüncede ortaya çıkıyor. 🤔 Evet çelişkiler yumağı bir kafadan söz ediyorum. Gelen sevgiliyi rezil etme, aynı sevgili gidince de ona delicesine aşık olduğunu anlama. Sakın bende de böyle oluyor demeyin hayır okuyunca anlayacaksınız ne demek istediğimi.
    ️Yeraltı edebiyatının önemli isimlerinden biri olarak anılan Fante, üslup olarak onlardan daha seviyeli. Sürekli küfürler etmiyor.Bandini'nin açlığı bana Knut Hamsun'un "Açlık" kitabını hatırlattı. Kitap, genel olarak Bandini'nin zihin konuşmalarını içeriyor. Sabahattin Ali'nin "İçimizdeki Şeytan" ı gibi. Fante'nin kullandığı dil gerçekten çok akıcı ve sizi içine çekiyor. Sanki en sıkıcı şeyden bile bahsetse sizi sıkmayacakmış gibi duruyor.
    ️Yazar olmak, adam olmak, erkek olmak, inançlı olmak, değerli olmak arasında sıkışan bir adamın hikâyesi....
    ~~~~~~~~~~~~~~~~~~