En temelde bir geçim sıkıntısı görüyorum kitapta. Oturmuş inançlarla perçinlenen, gittikçe insanı sıkboğaz eden, o inançların bazılarını yıkıp geçen bir geçim sıkıntısı.
Kadının, kız çocuğun konumu, evlilik müessesesi ve paranın insan hayatındaki yeri hakkında bende yer edecek bir kitap. Hayriye Hanım sanıldığı kadar saf, gözü kapalı bir kadın değil gözümde. Kitabın ilk sayfalardaki lafı çok doğru. Parasız insan toplumun ahlakına uyum sağlayamaz. İşten çıkmasaydı belki Ali Rıza Bey böyle bir yıkım gerçekleşmezdi bu yuvada.
Kız çocuklarını yuvadan namuslarıyla uçurmanın altında da Ali Rıza Bey'in gayesi doyuracak kursak sayısını azaltmak istemesi. Güzelliklerini kullanarak kızlarının iyi bir koca bulmasını sağlamak isteyen aile büyüklerini düşündüm hep. Başlarda değerleri uğruna kendini kahırdan kahıra sürükleyen Ali Rıza Bey bile en sonunda pes edip kızlarının sözde çağa uymasına alan açıyor.
Kitabı bitirdiğimde şunları sordum kenime. Leyla ile Necla tahsil sahibi olsalardı sonları böyle mi olurdu? Güzelliklerinden başka sermayeleri olsaydı mesela. Fikret, iyi ev hanımlığı ve tutuculuk dışında değerlere sahip olsaydı başka bir hayatı olabilir miydi? Elin oğlu tarafından geçindirilmek zorunda olmasalar, bu yuvadan kızlar daha az yıkıcı bir şekilde uçabilir miydi?