Vedat, Karamazov Kardeşler'i inceledi.
 12 May 21:34 · Kitabı okudu · 28 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bu kitap bir insan ürünü değildir, öncelikle bunu belirtmek istiyorum...
Ivan, Dimitri, Alyoşa, büyülü üvey kardeş Smerdyakov ve entelektüel, mizahtan anlayan efsane Babaları...
Bunları açıklayacak hâdde olmadığımı bilmenizi istiyorum.
Bu kitabı bu yıl okudum ve en az 3 defa daha okumayı düşünüyorum...
Okuyun...

Melek yeter, Karamazov Kardeşler'i inceledi.
 21 Nis 00:41 · Kitabı okudu · 21 günde · Puan vermedi

Hani biri gelir size bir şeyler anlatır da öyle dalıp gidersiniz uzak diyarlara...Hele ki o 'Biri' DOSTYEVSKİ ise..
Etkinliğe başlarken ne demiştik: 'Bu edebiyat yemeğine ne kadar Dostoyevski koyarsak koyalım tadında bir sorun olmayacak aksine daha da güzelleşecektir'

Kitap 3 bölümden oluşmaktadır; her bölüm kitap başlıklarına ayrılmış olup toplam 12 kitaptan oluşur. İncelememi bölümlere ayırarak yapmakta fayda görüyorum

1. BÖLÜM
Yazar bu bölümde okura kahramanları tanıtmıştır, akrabalık ilişkileri belirtilmiştir. Sırasıyla kim kimdir ; ne nedir ve romandaki işlevi nasıldır? Daha ilk bölümden bize bunun ip uçlarını verir.
Bu bölümde ana temayı biraz da olsa öğrenmiş oluyoruz.
İlk kahramanımız Baba FYODOR PAVLOVİÇ KARAMAZOV ' dur. Huysuz, kaba, acımasız, para ve şehvet düşkünü bir insandır. Olayların gerçekleşmesinde başkahraman olma özelliğindeki bu kişi aklımıza gelebilecek hemen hemen tüm kötülükleri huy edinmiş bir babadır. İlk eşinden bir; ikinci eşinden iki olmak üzere toplam üç oğlu vardır. Daha çocuklar çok küçükken annelerinin ölmesi ile Baba karamazovun sorumsuz olması onun ne denli kötü olduğunu gösterir. Onun bu kötü huyları sadece belli bir yaşa veya döneme ait olmayıp hayatı boyunca devam etmiş evlatlarına gereken sevgiyi verememiştir.
İilk oğlu Dmitri ( mitya ) diğer ikisi ile üveydir. Benim kitabın her yerinde dikkat ettiğim nokta burasıydı. Birbirilerine davranışları ve hissettikleri üvey olmalarıyla alakalı mıydı? Bire iki olmaları kardeşlilerini nasıl etkileyecekti? kutuplaşmaları ne oranda olacaktı? Ben bunlar üzerinde yoğunlaşmışken fark ettim ki üveylikleri sadece sözde kalmıştır. Bu onların çok iyi anlaştığı birbirilerine sıkı sıkıya bağlı olduğu anlamına gelmiyor fakat böyle olmamalarının sebebi kesinlikle üvey olmaları değildi. En küçük kardeş olan Alekseyin iki abisine de sevgisi oldukça samimi olması bu çıkarımı mı destekler. Üveylik ayrımının olmamasının bir sebebi üçünün de babalarının hışmına uğramada ortak kaderi paylaşmış olmasından ileri geiyor olsa bile ; farklı annelerden olmalarının kardeşlik bağını silmediğine mutlu oldum kendimce. Gerçi kardeşlerden İVAN , DMİTRİYİ sevmiyordu fakat yine de bu üvey olmaktan gelen bir şey değildi.
Dmitri kendini belli eden hislerini olduğu gibi dışarı vuran ; uçarı kaçarı bir tiptir. Olur olmaz her yerde her şeyi söyler , kimseden çekinmez, herkese hoyratça davranırdı. Babasına nefretini en çok o dile getirirdi.
İVAN , Fyodor 'un ikinci eşinden ilk oğludur. Bilgili; Dmitri gibi boş konuşmazdı ve onun gibi davranmazdı hatta bu yüzden onu küçük görürdü
ALAKSEY ( Alyoşa) İvan ile öz kardeş aynı zamanda babasının en sonuncu çocuğudur. Oldukça iyi niyetli herkes tarafından sevilen, sözüne itibar edilen birisidir. Kötü olan ne varsa onun karşısında durur bunu kimseyi küçük görmeden yapardı. Diğer iki kardeşinden farklı olarak babasını sevmese bile ona karşı nefreti kendine yakıştıramaz bunun önüne geçmeye çalışırdı. İvan ise o nefreti Dmitri kadar açığa vurmamış fakat o nefreti içinde besleyip büyütmüş sonunda da nefreti ile sınanacaktı.
Çocuklar babalarından ve birbirilerinden ayrı yerlerde büyümüş ve sonunda bir araya gelmişlerdi ; işte hikaye boyle başladı.

Birgün baba ve üç oğlu manastırda toplanma kararı aldılar ve o gün orada büyük bir kavga çıktı. Hristiyanlikta DEDE diye tabir edilen ZOSİMA adlı kişi toplantıyı yönetiyordu . Zaten hasta olan Dede o gün fenalaştı ve kavga edildiği sırada İVAN PAVLOVİÇ'in önünde diz çökerek ona bir şey ima etti. Herkesin çok şaşırdığı bu olay karşısında Zosima dede geniş bir açıklama yapmamış ancak İvanın öünde eğilmesinn bir felaketi işaret ettiğini ( kehanette bulunarak) söylemiştir. Buradan beri İvan karakterine önyargılı oldum ve kitabın neredeyse sonuna kadar onu suçlu gördüğümü de belirtmek isterim.

2.BÖLÜM

Dedenin bu hareketinden sonra çok zaman geçmeden ölmesi ile Aleksey manastırdan Dedenin de daha önce öğütlediği üzere ayrılır. Zosima dedeye olan sevgi ve inancından ötürü abilerinin babalarına olan nefretinden korkar. ve onlar için sürekli dua eder. İvan ve Dmitri ile ayrı ayrı konuşup içlerindeki nefretin ölçüsünü almaya çalışır. ama korkusunu tam olarak dile getiremez. Üstü kapalı şekilde büyük felaketten yani cinayetten ağabeylerine bahseder. Onların vicdanlarına seslenmeye çalışırken kendi de bir yandan babasını sevmemekte onların ne denli haklı olduğunu bilir ;her şeyi düzelteceğine inanır ama korkusu inancından az değildir. ki zaten korktuğu başına gelecektir . Ama nasıl?

3. BÖLÜM

Bu bölümde o büyük felaket yani CİNAYET gerçekleşecektir
Asıl suçludan bahsetmeden önce olayda etkisi büyük olan iki kadından bahsetmek istiyorum.GRUŞENKA VE KATYA...
Katya İvanın terkettiği nişanlısıdır .İyi bir kalbi olmasına rağmen iyiliği ile insanlar üzerinde etkili olmaya çalışması onun tek kötü yanıdır ki bu da bütün iyiliklerinin değerini düşürecektir.
Zengin olduğu için Dmitriye verdiği borç parayı aslında onun har vurup harman savurmasını beklemiş ve bu yolla da onnu kendince küçük düşürmeyi amaçlamıştır.Bu da Dmirtiyi yaşayacağı büyük acılara gebe bırakmıştır; Ondan aldığı parayı ödeyemediği için kendini o kadar suçlar ki sonunda davranışları yoldan çıkacak duruma gelir ve onu acı sona sürükler. İkisi arasında öyle bir var ki birbirilerinden nefret ederken içten içe saygı da duyuyorlar. Hayatımızdaki en önemli kişilerle ilişklerimiz böyle değilmidir? bir yandan acıtmak diğer yandan koruyup kollamak...
GRUŞENKA ,Dmitri nin Katya yerine tercih ettiği kadındır, bu kadına sevgisi o kadar fazladır ki onun için herşeyi yapabileceği kesindir. Bu sevgiyi derinleştiren bir şey var ki o da babasıyla anı kadını seviyor olması. Zaten babasını sevmeyen biri için bu sevgi kazanılması gereken bir savaştır .
Gruşenka paracı bir insandır. 5 yıl önce birisi tarafından terkedildikten sonra gerçekten kimseyi sevmemiştir ve baba oğul arasındaki bu savaşta ikircikli rol oynar
Dmitri aşık olduğu kadının , babası Fyodor pavloviç i seçeceğinden korkar. Bu yüzden olduk olmadık şüphelere bürünür.Fakat Grusenka ikisini de değil kendisini 5 yıl önce terkeden kişiye döner . Dmitri bunu üzülerek ama olgunlukla karşılamıştır.; bu da babasına lan nefretini birkez daha gösterir.
Fakat bunu anlaması ona pahalıya patlayacaktır; gruşenkanın babasına gittiğini sanıp babasının evine gizlice girmesiyle gerçeği anlar ; fakat işte o gün büyük felaket gerçekleşecek , babası öldürülecektir.
Bütün şüpheleri üzerine çeken Dmitri babasını öldürmediği halde evin uşağı Grigoriyi yaralamasıyla suç onun üzerine kalır.

Yazar tam da burada o kadar güzel anlatmış ki sayfalarca Dmitrinin gerçekten yapıp yapmadığını anlayamıyor okur.

Son bölümde Dmitrinin tutuklanması ve ifadesi yer alıyor; sorgulama günümüz yöntemlerine benzer şekilde şüpheliye çelişik sorular sorarak , onu kızdırarak ,onu yorarak yapılıyor.
Dmitri ise Grigoriyi öldürmediğine sevinmenin verdiği şaşkınlık ve Gruşenkanın tekrar kendisine dönmesinin verdiği mutlukla karman çorman oluyor ve acınası hale düşüyor.
peki asıl suçlu kim?
Baba fyodor pavloviç karamazov u gerçek anlamda öldüren bir başka uşak SMARDYAKOVdur.Bir aptal gibi görünür oysa oldukça zekidir her şeyi planlamış ve şüphe bırakmayacak şekilde cinayeti işlemiştir

En önemli kısım ise cinayeti yaparken İvanın buna göz yummasını sağlaması , onun içindeki nefretten faydalanması ve İvanı vicdan azabı ve ruhsal skıntılarla başbaşa bırakmasıdır. . Çünkü cinayeti önceden üstü kapalı şekilde ivana açmış bir gün öncesinden ivanı evden kendi isteğiyle ve imalarla uzaklaştırarak ona sözde iyilik yapmış oysaki İvanın sonradan idrak edeceği büyük bir kötülüğe imza atmıştır

Smardyakovun neden bunu yaptığına geince onun nefreti de KARAMAZOV KARDEŞLER den az değildi. ; Fyodor onu sevmesine sevrdi ama aptal bulurdu .Onu öldürmesinin sebebi, annesinin yarım akıllı bir kadın olmasından dolayı hayatı boyunca bundan utanç duyması ve aşağılanması ve belki de BENCE annesinin kendisine hamile kaldığında dedikoduya göre bunu yapanın Fyodor olmasından duyduğu nefret..

Hayatın her yerinden bir kitap , odaklandığı tek şey şudur diyemem.. her şey o kadar önemsenerek anlatılmış ki, ufak bir ayrıntı insanın içine işleyebiliyor ve kitabi bitirip arkasına yaslaninca insan paslı hislerinden biraz daha kurtulduğunu hissediyor
İyi ki okumuşum ; iyi ki yazmışsın DOSTOYEVSKİ ; ve iyi ki önermişsin QUİDAM
:)))

BSKC, bir alıntı ekledi.
 19 Nis 00:26 · Kitabı okuyor

Alyoşa
Annesini yitirdiğinde henüz üç dört yaşında olmasına karşın onu , yaşamı boyunca unutamayacağı bir biçimde usuna yerleştirdiğini daha önce de söylemiştim.Yüzünü , okşayışlarını , " Onu sanki görür gibiyim." diyordu.Bu tür anılar daha da küçük yaşta iki yaşındayken bile korunabiliyor. Ve yaşamı boyunca karanlığın içinde aydınlık noktalar , sönüp silikleşmiş kocaman bir tablonun küçücük parçaları gibi , bir an için gözlerinin önünde parlayabiliyorlar. Bu Aleksey için de geçerliydi.

Karamazov Kardeşler, Fyodor Mihailoviç DostoyevskiKaramazov Kardeşler, Fyodor Mihailoviç Dostoyevski
heysem, Karamazov Kardeşler'i inceledi.
07 Nis 00:59 · Kitabı okudu · 8 günde · Beğendi · 10/10 puan

Malesef bitti.. Özleyeceğim sizi Karamazov kardeşler..
Bir Dostoyevski kitabının, özellikle de böyle büyük bir başyapıtın incelemesini yapmak, tahlil etmek beni çok çok aşan bir durum.. Dilim döndüğünce kalemim yettiğince sadece üstünkörü bahsedeceğim bu harika kitaptan..

Kitap; ahlaken çökmüş, toplumun en küçük yapıtaşı olan, aile olamamış bir aile üzerinden eleştiriyor tüm toplumu. Bir cinayet davasıyla eleştiriyor tüm adalet sistemini. Bir manastırda geçen konuşmalarla eleştiriyor tüm bağnazlıkları. Bize dönüp en temiz, en masum olanlarımızın bile içindeki kötülüğü çıkarıp: "Kendi içiniz, kendi ahlakınız, kendi değerlerinize bağlılığınız bu denli kokuşmuşken sadece gördüklerinizle bir insanı suçlamaya, aşağılamaya utanmıyor musunuz?" diyor adeta.

Sözüm ona bu aile, sorumsuz bir babanın ilk eşinden olan Dimitri Karamazov, ilk eşin ölümünün ardından gelen ikinci eşten olan İvan ve Aleksey Karamazov isimli üç kardeşten oluşuyor ve baba ile bu üç kardeşin etrafında dönen olaylar anlatılıyor. Karakterlere kısaca bakacak olursak:

Baba: Bedbaht, bütün manevi sınırları aşmış, sonunda da en kötü şekilde göçüp gitmiş, sözüm ona "aile babası".

Dimitri: Yazarın ifadesiyle Rusyayi oldugu gibi temsil ediyor. Kültürlü ahlakli görünüp içki alemlerinde parasını ve karakterini çarçur eden, iyiliği seven, ama sadece etrafı iyiyken iyi olan kötüleşince sahip olduğu erdem kırıntılarını harcayabilen büyük oğul.

İvan: Mükemmel tahsil görmüş, oldukça kuvvetli zekâ sahibi bir genç; ancak daha genç yaşında hiçbir şeye inanmıyor, hayatta birçok değer hükmünden sıyrılmış, sadece mantıkla hareket eden ortanca oğul.

Aleksey(Alyoşa): Dindar ve alçakgönüllü, herkesin sevgisini ve saygısını kazanmış dindar, merhametli ve güvenilir küçük oğul.

Romandaki yan karakterlere de bakarsak Dostoyevski'nin karakter seçiminde kişilik konusunda kartelayı çok geniş tuttuğunu görürüz. Bir diğer nokta betimlemelerdeki ustalığı..

Okuduklarım sanki bir kurmaca değildi. Dosto almış defterini kalemini çıkmış kasabanın sokaklarına. Hiç acele etmeden gördüğü her şeyi aktarmış bize. Hatta bunu yaparken kitabın bir yerinde "Kanımca her şeyi baştan sona hatırlayıp gereken şekilde açıklayacak olursak bir kitaba, hem kocaman bir kitaba ihtiyaç olacaktır. Bu nedenle sadece beni özellikle etkileyen, aklımda ayrı yer tutanları anlatacağım için okuyuculardan özür dilerim" diye af dileyerek tüm olayların gerçekten yaşandığına inandırıyor okuru.

"Gerçekte, en ince romancının bile dikkatinden kaçabilecek binlerce ayrıntı olabilir." der Dostoyevski.. Ama sanırım bu kendisi için geçerli değil.. Olan tüm olayları, geçtiği mekanları, kişinin ruh halini, sahip olduğu inancının karakterler üzerindeki etkisine varana kadar öylesine betimliyor ki karakterin jest ve mimiklerine varasıya tahayyül ettiriyor.

Bir de adalet sistemi ve dini konular üzerindeki yetkinliği, bilgi birikimi beni çok etkiledi. Bir din adamı bilgisiyle inançlar hakkında uzun bahislerde bulunurken adalet konusunda da benim diyen hukukçulara taş çıkarır sanırım. Hele kitabın son bölümünde mahkemenin yaşandığı sahnelerde gerçek hayatta bir avukat ancak böyle güzel savunma yapabilir ve bir savcı ancak bu kadar üzerine gidebilir sanığın.

Kısacası çok beğendiğim bir kitap oldu ve kitaplığımın baş köşesinde sarsılmaz bir yere sahip oldu. Okumaya niyetlenenlerin kitabın hacminden korkmadan başlamalarını tavsiye ediyorum. Birkaç sayfa okuduktan sonra bırakamayıp kendilerini kaptırıp sonuna geliverdiklerini görecekler zaten. Keyifli okumalar..

zeyneb, bir alıntı ekledi.
31 Mar 20:52 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Sigmund Freud kitaptaki zalim baba tipinin yazarın kendi babası olduğunu ve ondan, öldürmek isteyecek kadar çok nefret ettiğini ileri sürmüştür. Kendisinden sonrası için bir vasiyetname niteliğindeki "Karamazov Kardeşler" Dostoyevski’nin ününü doruğa çıkarır. Adı Turgenyev'den, Tolstoy'dan daha sık anılır.
Bu büyük çalışması ancak bir sürü alacaklıya borç ödemeye yaradı. Acil para gereksinimi karısını bir kitapevi kurmaya iter. Kendisine gelince o, hem "Bir Yazarın Günlüğü"nü yeniden ele almayı hem de "Karamazov Kardeşler" in devamını yazmayı düşünüyordu. Bu bölüm yeni Rusya'yı şahsında temsil eden Alyoşa, eski Rusya olan Dmitri'yle birlikte Avrupalı olan İvan'a karşı gelecektir. Ve genç Rusya rahip Zosima'nın ona öğütlediği gibi, kurtuluşu dünyada bulacaktır. Ne var ki Dostoyevski yaşlanmıştır, onun için yazmak zorlu bir uğraştır artık. 24 Aralık 1877 tarihli defterine şunları yazıyor:

"I) Rus Kandid'ini yazmak.
II) İsa üzerine bir kitap yazmak.
III) Anılarımı yazmak.
IV) Sorokovin'in şiirini yazmak.

NOT: Bütün bunlar on yıllık bir çalışma gerektirir.
Oysa ben şimdi 56 yaşındayım!"

Dostoyevski, Orhan Düz (Sayfa 53 - Kaknüs Yayınları)Dostoyevski, Orhan Düz (Sayfa 53 - Kaknüs Yayınları)
Mehmet D., Üç Büyük Usta: Balzac, Dickens, Dostoyevski'yi inceledi.
 29 Mar 21:55 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · Puan vermedi

Honore De Balzac />
Napolyon'la birlikte doğdu. Biri kılıcı, diğeri kalemi seçti. Dünyayı fethetmenin yolunun silahtan değil, sanattan geçtiğini biliyordu Balzac. "Onun kılıçla sona erdiremediğini ben kalemle tamamlayacağım." der. Azla yetinmez, mükemmeli arar, bu yolda yorulmaz; yükseldiği yerden alçalır, alçaldığı yerden tekrar yükselir. Günde dört saat uyur, bütün vaktini çalışma koltuğunda geçirir. Yalnız onun hayatında bir plan yoktur. Anı yaşar. Durgun insanlar onu ilgilendirmez, kendini bir konuda; aşkta, sanatta, cimrilikte, fedakarlıkta, cesarette, tembellikte, politikada, dostlukta uzmanlaştıranlar onun betimleme dünyasına çekilirler. Betimlemeler ki bir cümlesi bir sayfa tuttuğu olur bazen. Rahatsız etmez ama akar gider, hatta nefesinizin ritmini bile düzenler. Rastignac ve Vautrin gibi karakterleri birçok eserinde çıkar karşınıza. Çünkü tek bir kitapla anlatmaz meramını, tek bir kitapla tanıyamazsınız onu. Hayatı bir ansiklopedi niteliğindeki "İnsanlık Komedyası"dır. "Romanı dünyanın ansiklopedisi olarak görme düşüncesi onunla başlar —eğer Dostoyevski gelmemiş olsaydı neredeyse onunla bittiği söylenebilirdi." der Zweig.

Charles Dickens />
Hayattan fazla bir şey istemeyen bir adam, maddi ya da manevi olarak orta halli yaşamın dışına çıkan şeyleri sevmez, alışılmış olanı, ortalama olanı sever tüm kalbiyle. Karakterleri de öyledir. İnsanlarının hepsi sıradan, alçakgönüllüdür. İngiliz dünyasının en sevilen, en çok hayranlık duyulan, en çok saygı gösterilen hikayecisidir. Onun sayesinde toplumun çürük olan yapıları onarılmıştır. Sokak çocuklarının, düşkünler evinin gözardı edilmesinin önüne geçilmiştir, zenginleri merhamete getirmiştir. Ülkesinde çağının dehasıdır ve yıldızıdır. Işığıyla yüksek ahlakçı! Victoria döneminin karanlığını aydınlatmıştır. O hem doğanın parçasıdır, hem de düşüncenin. "Üzerimdeki yıldızlı gök ve içerimdeki ahlak yasası" diyen Königsbergli'ye şehadet eder. Herkesin göremediği küçük ayrıntıların adamıdır, stenograf sanatçısıdır çünkü. Balzac gibi uzun uzun betimlemeye gerek duymadan küçük bir noktayı göstermesiyle büyük resmi görüntüler. Ancak İki Şehrin Hikayesi ve Kasvetli Ev'i kayıp olarak niteler Zweig. Çünkü sınırlarını zorlamıştır Dickens. Halbuki onda vahşet ve trajik olana ulaşma cesareti biraz eksiktir. Onda eksik olan aşağıdaki adamda bir bütündür

Fyodor Mihailoviç Dostoyevski />
Bir gece yarısı kapısını çalan şair Nekrasov değil, şöhretti. Bir insancıktı, Tanrıcık oldu. Hayat hikayesini ezberletti tüm sevenlerine. O acıyla kavrulur, işkenceyle yoğrulur. Anlamsız bir zulüm, gözü dönmüş bir düşmanlık besler kader ona. "Geriye bakıldığında anlaşılır ancak onun sert bir çekiçle dövüldüğü, ondan ebedi bir eser meydana getirilmek istendiği." Tanrı tarafından hiç gevşek bırakılmaz, sorunlarının biri bittiğinde diğeri başlar. O seçilmiş bir insandır, yazarların peygamberidir çünkü. "Kriz gelmeden önceki 1 sn'lik zaman diliminde insan olmanın en yüksek mertebesinde hissediyorum kendimi." diye söyletirken Prens Mışkin'e, aslında konuşan saralı olan kendisinden başkası değildir. O bir saniyeyi tüm hayatına yayar. Çünkü duyguları uyarılmadan zihni çalışmaz. Eğer içerden yaşamazsa o bir hiçtir. Başarısını hastalığına borçludur, Tolstoy gibi sağlığına değil.

Zıtlıklarıyla yaşamaya devam eder. Hem Tanrı'nın hizmetinde, hem inkarındadır. Hem Alyoşa, hem Ivan'dır. Baba Karamazov şehvetli bir şeytan, oğul Alyoşa saf bir melektir. Hepsi de aynı kandan kendi kanındandır. Gerçekçidir ama kendine özgüdür bu. "İnsanlar, onun gerçekçiliğinde görünür olmak için kor gibi yanmalı, ses çıkarabilmek için sinirleri kopacak kadar gerilmiş olmalıdır." Ancak bu uçurum insanlarının çıkardığı seslerle görebiliriz Dostoyevski'nin gerçeğini. "Onun insanlarının arasında hedefine ulaşıp da huzur bulanı yoktur."

Tolstoy ve Turgenyev gibi malikanesinin çalışma masasında keyfi gıcır olarak değil, tepesinde sallanan kılıçtan keskin bir sözleşme silahının gerginliğiyle yazar. Zaten ilhamını bu gerginlikten alır. Kusurlarının da farkındadır: "Ne şartlar altında çalıştığımı bir görseler! Benden kusursuz şaheserler bekliyorlar, oysa ben en acı, en sefil sıkıntılar yüzünden alelacele yazmak zorundayım." diye isyan eder. Sonra da verdiği sıkıntılar için gider yine de Tanrı'sına şükreder. İşte böyledir onun felsefesi. Doruğa çıkmıştır Karamazov'larında. Diyeceği her şeyi söylemiş, insanlığa vasiyetini bırakıp, göç eylemiştir bu diyardan.

"Balzac'ın kahramanı dünyayı boyunduruk altına almak ister. Dostoyevski'nin kahramanı ise onu alt etmek. Her ikisinde de günlük yaşamın üstüne çıkma gayreti, sonsuzluğa doğru bir yönelim vardır. Dickens insanlarının hepsi mütevazıdır." S.Zweig

Gri, bir alıntı ekledi.
29 Mar 20:31 · İnceledi

... çocuklar Alyoşa'ya sorarlar: "Karamazov, dinin söylediği doğru mu, ölüler arasında dirilecek miyiz, birbirimizi yeniden görebilecek miyiz?" Ve Alyoşa yanıt verir: "Elbette, yeniden göreceğiz birbirimizi, tüm olup bitenleri birbirimize sevinçle anlatacağız."

Sisifos Söyleni, Albert Camus (Sayfa 126)Sisifos Söyleni, Albert Camus (Sayfa 126)
Orçun Kafadar, bir alıntı ekledi.
 26 Mar 23:25 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

"Ben hayatıma kıyamam Alyoşa, bunu biliyor musun sen? Alçaklığımdan mı acaba? Korkak değilim, yaşama hırsından!"

Karamazov Kardeşler, Fyodor Mihailoviç Dostoyevski (Sayfa 869 - İvan Fyodoroviç Karamazov)Karamazov Kardeşler, Fyodor Mihailoviç Dostoyevski (Sayfa 869 - İvan Fyodoroviç Karamazov)
Habibe, Karamazov Kardeşler'i inceledi.
24 Mar 08:32 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Adı: Karamazov Kardeşler
Yazar: Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
Sayfa: 1025

Oğuz Atay'dan sonra her satırını hayranlıkla okuduğum canım Dostomun son başyapıtı dillere destan olacak nitelikte uzun soluklu. Fakat buna rağmen asla sıkmıyor, konuşma çizgilerinin olmayışı bile o kadar çok göze batmıyor ki bunu da ben söylüyorum yani :) (Yalnızca rahatlık açısından kendi kitaplığıma ciltler halinde olanı almayı düşünüyorum).
Kitabın güzelliği kurgu ile harmanlanan şahane bir derinliğe sahip olmasından geliyor. Su gibi derler ya hani gerçekten öyle. Karamazovlar sanki kapı komşunuzmuş gibi aşina oluyor ve tanıyorsunuz onları. Karakterini, hayat felsefelerini, acılarını, anılarını, sevinçlerini ve en gizli yanlarını sezmekle kalmıyor ezberliyorsunuz da.

Son sayfayı okuduktan uzunca bir süre sonra dahi Straetz Zosima'yı ve onun öğretilerini, kardeşi Markel'in üzerine roman yazılası hayat felsefesini/dünya görüşünü, Kolya'nın o yaşına rağmen kendinde bulduğu gücü, Alyoşa'nın manevi arayışlarını/sancılarını, Dmitri'nin yaşam mücadelesini ve vazgeçmişliğini, İvan'ın nasıl tükendiğini aklınızdan çıkaramayabilirsiniz. Ve bazı kadın karakterlerin neden öyle davrandığını anlamayabilirsiniz, şaşırmayın klasik Rus tavrıdır bu: anlaşılmazlık,belirsizlik.

Değinmek istediğim onlarca şey var. Sondaki uzun uzadıya süren mahkeme bir nevi insanlık mahkemesi gibiydi mesela bol göndermeli, tesbitli ve oldukça edebi.
İçerisinde hayata, maneviyata, dostluğa, aşka, iyiliğe ve kötülüğe dair inanılmaz yerinde ve dozunda tesbitler, öneriler ve fikirler var ki kesinlikle her bireyin yirmili yaşlarıında bu kitapla tanışması gerektiği inancındayım. Ayrıca çocuğunuza bırakacağınız en iyi miraslardan biri de olabilir bu kitap. Kişisel gelişim kitapları yanında hiç kalır. Neden mi ? Çünkü erdemden söz ediyor insanlığın yozlaştırdığı erdemden. Babalıktan söz ediyor, kan bağıyla kurulsa da gerçeğin öyle olmadığından. Aşktan söz ediyor ne kadar yakıp yıkan bir his olduğundan. Ve daha binlerce şey.
Kitap bittiğinde üzüldüğüm noktalardan biri benim olmadığı için muazzam kısımların altını çizemeyişim ikincisi de biraz muğlak bir son oluşu. Oysa Rus edebiyatında daima keskin sonlar vardır. Hem şaşırdım hem üzüldüm o yüzden. Yine de en iyiler listemde çok çok üstlerde yerini aldı diyebilirim hatta bugüne kadar ki en en en şahane Dostoyevski eseri desem abartmış olmam.

Öz,, bir alıntı ekledi.
19 Mar 23:49 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Farzetki sen, sonunda bütün insanları mutlu edecek, onları özellikle barış ve huzura kavuşturacak bir kader yapısının inşaatını üzerine almışsın. Ancak temeli atarken bir kurbana ihtiyacın olacak. O küçük göğsünü yumruklayan yavruya kıyman gerek! Öcü alınamayacak gözyaşlarını temele akıtarak bu binanın mimarı olmaya razı olur muydun, yalan katmadan söyle?
Alyoşa yavaşça:
- Hayır, razı olmazdım, dedi.

Karamazov Kardeşler, Fyodor Mihailoviç Dostoyevski (Sayfa 247 - Antik Dünya Klasikleri - Çeviren: Recep Şükrü Güngör - 2005/İstanbul)Karamazov Kardeşler, Fyodor Mihailoviç Dostoyevski (Sayfa 247 - Antik Dünya Klasikleri - Çeviren: Recep Şükrü Güngör - 2005/İstanbul)