• 328 syf.
    ·2 günde·Puan vermedi
    O kadar güzel bir eser okudum ki, hikayelerini, karakterlerini, mücadelelerini, yaşam şartlarını ve bu şartlar altında dahi kendi kişiliklerini, huylarını törpüleme çabalarını kesinlikle unutmayacağım. Onların tek istekleri iyi bir insan olmak, bunun için yüklerinden kurtulmaları gerektiğini biliyorlar. "Bizler yüklerimizin farkında mıyız acaba" diye düşünmeden edemedim okurken. March kardeşler kendilerini de, birbirlerini de çok iyi eleştiriyorlar. Sevginin olduğu yerde bu kolaydır muhtemelen. Ama onların şartlarında sadece sevgi yok. Ölüm var, savaş var, yoksulluk var, mücadele var, hastalık var. Tüm bunların üstesinden gelebilecek bir de dayanışmaları var ki, hem aile bireylerine hem çevrelerine karşı yerine getirdikleri sorumlulukları büyük küçük herkesin okuması gerek...

    Hırçın küçük yazarımız Jo (fedakarlığını), kırılgan ve utangaç olan Beth (beni nasıl ağlattığını), gösterişe zaafı olan Meg(dolaba saklanış sebebini) ve tüm küçükler gibi şımarma hakkına sahip olan Amy(mektubunu unutamam) hepsini çok sevdim. Amerikan Iç Savaşı sırasında babaları savaştayken, annelerinin sergilediği duruş, verdiği nasihatler, hem birey hem toplum olarak yol göstermenin ötesindeydi bence.

    Kendime not (Komşularımız Bay Laurence, torunu Laurie, Bay Brooke sizleri de çok sevdim. Seni bile sevdim March Hala tüm huysuzluğuna rağmen düşün bak :) )

    Okumadıysanız listenize eklemelisiniz, pişman olmazsınız... Keyifli okumalarınız daim olsun... Kitapla kalın...
  • 224 syf.
    ·1 günde·6/10 puan
    Ay'a Yolculuk, uzayın gizemine oldum olası ilgi duyan insanın, bu sonsuzluğa yönelişinin coşkusunu anlatan ilk roman özelliğini taşıyor.

    İnsanoğlunun Ay'ın yüzeyine ayak basmasından 104 yıl önce yazılan bu roman, edebiyatta bilimkurgu türünün öncüsü Jules Verne'in (1828-1905) en ünlü eserleri arasında yer alıyor. 1865 yılında kaleme alınan romanda, Amerikan İç Savaşı sonrasında emekli askerlerin toplandığı "Silah Kulübü" üyelerinin, yeniden gündeme gelme ve silah çalışmalarını canlı tutma çabaları sonucu ortaya atılan, yaşama geçirilmesi güç, "düş" denilebilecek "Ay'a mermi gönderme" projesi ile başlayan olaylar anlatılıyor. Kulübün Başkanı Barbicane'nin dünya bilim çevrelerinde yankı bulan projesi, macera ruhlu Fransız bilim insanı Michael Ardan'ın çılgın önerisiyle Ay'a yapılacak bir yolculuğa dönüşüyor. Ay yolcuları arasına Başkan Barbicane ve köpeği ile Fransız Ardan'dan sonra aksi Kaptan Nicholl'ün de katılmasıyla uzay macerası başlıyor.
  • Bununla birlikte örneğin napolyon'un seferleri, Amerikan ve Fransız devrimleri, Amerikan iç savaşı, I. Dünya savaşı, Rus devrimi, II. Dünya savaşı ve Kore Vietnam çatışması gibi pek çok modern Savaşı'nda dini sebeplere dayanmadıkları tespit edilmiştir. Yine yalnız 20. yüzyılda 160 milyon sivil soykırıma uğramış, yaklaşık 100 milyon civarı insan da komünist Rusya ve Çin yönetimleri tarafından öldürülmüştür.
  • Yahudi etkisinin Amerika’da zayıf olduğu, Amerikan İç Savaşı yılları öncesi 90 sene boyunca hiçbir Amerikan başkanına suikast yapılmamıştır
  • 800 syf.
    ·4 günde·Beğendi·6/10 puan
    Amerikan iç savaşı hakkında birçoğumuzun az çok fikri vardır.

    Köleliği kaldırma vaadi ile başkan seçilen Abraham Lincoln bu özgürlüğün kendilerine de gelecegini düşünen Güney eyaletlerini tedirgin etmiştir ve 11 Güney eyaletinin Konfederasyon altında birleşmesiyle savaş patlak vermiştir. Aslında Amerika bölünmüştür.

    Bu savaş, bugünkü anlamdaki Amerika (Kuzey) ile geçimi büyük tarım arazilerine bağlı köleliği savunan Konfederasyon (Güney) arasında 1861 - 1865 yılları arasında yaşanıyor.

    Yani yazarın doğumundan 35 sene önce. Margaret Micthel 1900 yılında savaşın ardından gelen ikinci kuşağa mensup diyebiliriz herhalde.

    Savaşın görünen sebeplerinden ziyade asıl hedefinin Kuzey' in fabrikalarında ucuz işçi çalıştırma isteği ve bu sebeple başta pamuk olmak üzere, tarım ile geçimini sürdüren Güney' in kölelerine tabiri caizse göz dikmesi demek daha doğru olacaktır. Ayrıca silah üretimi bakımından da Kuzey %97' lik bir üstünlüğe sahiptir.

    Sınıfsal farklılıktan gözü dönmüş Güneyliler köleleri istediği gibi kullanabilmekte, pamuk ve tütünden fazlaca para kazanmaktadır. Kuzey ise bir çeşit sanayi devrimindedir ve gerçekten bugünkü Amerikan politikasını benimsemektedir

    Yaklaşık 22 Milyon nüfusa ve büyük sanayi endüstrisine sahip Kuzey (Union) zorlanarak da olsa savaşı kazanır. Amerika' nın da cephelerde bundan başka zaferi var mı bilemiyorum. Zaferden kısa süre sonra Abraham Lincoln bir tiyatro gösterisinde suikaste uğrar. Bu arada Güney' in savaş yıllarında nüfusu 5,5 Milyon özgür ve 4 Milyon köle civarındadır. Neredeyse yarı yarıya.

    Tabi eser savastan sonra yeniden yapılanma dönemini de ele alıyor. Kendilerini fazla yormadan büyük zenginliklere sahip Güneyliler, gerek savaşın yıpratıcı etkisinden, gerek tek geçim kaynağı büyük arazilerinde bedava çalıştıracak insan gücü bulamadıklarından, hor gördükleri siyahilerden de kötü duruma düşerler. Çünkü bir zamanları köleleri olan insanlar onlarla esit haklara sahip görülmekte ve bir zamanlar köle olan insanlar oy kullanma hakkına sahipken onların oy kullanma hakları dahi ellerinden alınmıştır. Her savaşta olduğu gibi kuralları galip koyar. Bunda şaşılacak bir durum yok. Her iki tarafın bu para hırsı bugün bile gerçek anlamda köleliği kaldıramamıştır.

    Buraya kadar bahsettiklerim spoiler sayılmaz çünkü küçük bir araştırma ile bu bilgilere ulaşmak mümkün.

    Çok detaya girmeden kitap kurgusu hakkındaki görüşlerime geçecek olursam, kitap beni gerçekten fazlasıyla yordu. Oysa ben hakkındaki olumlu eleştirilere istinaden kitabı okuma ihtiyacı hissetmiştim ama gerçekten okurken çok yoruldum. Kitap orijinal dilinde 1200 sayfa civarı benim okuduğum kitap ise 850 sayfadan biraz fazla. Yine Artemis yayınları ancak bu baskısı değil. 1200 sayfa ile 850 sayfa arasındaki bu fark sanırım yazı puntosu ile kapatılmış. İncecik ve gerçekten okuması oldukça zor.

    Ama benim asıl yorgunluğum fiziksel değil.

    Scarlett normalde gördüğüm bir çok insanla aynı. Kendini beğenmiş, bencil, dikkafalı ve çevremdekilerden farklı olarak çok güzel.
    Yine de Bayan O'hara' nın yaşadıkları kitaba konu olacak kadar büyüleyici değil.

    Bir taraftan romantik Albay Ashley' e aşık ama Ashley' in hisleri onun beklediği biçimde değil. Aşkına istediği biçimde karşılık bulamadığı için bir hışımla evlilik yapıyor ama çok acele. Bu evlilikten çocuğu oluyor ki o çocuğundan neredeyse nefret etmekte.

    Gerçi yapısı gereği kimi seviyor ki?

    Eşi savasta ölüyor kendisi dul kalır. Sonra bir kez daha hiç umulmadık biriyle evlenir ve sonra Rhett Butlerr... Kitap bu sarmalda dönüp dolaşıyor. Yeniden yapılanmanın güneylileri mağdur ettiğinden bahsediyor.

    Savaşın gerçek yıkımını sadece zengin bir Güneyli gözüyle taraflı anlatıyor gerçi yargılamıyorum kendisi de bu atmosferde büyümüş anlaşılan ama Scarlett' in hayatı, kendisi ve yaşadıkları bu kadar uzun bir kitaba dönüşmeyi haketmiyor. Tabi bunlar benim şahsi düşüncelerim. Aynı rengi birçok kişi sevebilir ama sevmeyenler de mutlaka vardır. Okuyup, beğenenlerin de mutlaka anlatacakları vardır.

    Ancak ben gerçekten beğenmedim.
    İki defa okumama rağmen hem de.
    Beğendiğim için değil nereyi kaçırmış oldugumu anlayabilmek için iki defa...
  • 328 syf.
    ·3 günde·Puan vermedi
    Amerikan ic savaşı esnasında babalarının savaşa katılması ile New England daki evlerinde anneleri ile beraber yaşayan dört kız kardeşin sıcacık hikayesi. Tam anlamıyla aile temasi işlenmiş olup, huzur, bağlılık, sevgiyi bolca görüyoruz.
    Aslında daha önceleri zengin olan ailenin bazı sebeplerden ötürü maddi durumları kötüye gitmiştir.
    Tam bir yıllık süreçten bahsediliyor kitapta, iki yılbaşı arasında ki kocaman fark " hayat bu ne getireceği belli mi olur " dedirtiyor.
    Dört kız kardeş dört farklı karakter. Jo, Meg, Beth, Amy.
    Kendilerine ait küçük bir dünyaları var. Yaşlarından beklenmeyen olgunluk ve yine yaşlarının gerektirdiği çocukluk ve gençlikle yaşıyorlar.

    O kadar saf duygulara sahipler ki, ablasının aşık olup olmadığını okuduğu ask romanlarıyla kıyaslayan Jo buna bir örnek olarak gösterilebilir.

    Dört kardeşinde farklı hobi ve becerileri var ve her konuda onlara yol gösteren bir anneye sahipler. Büyük olanlar çalışıp küçük olanlar evin işlerini idare ediyorlar.
    Komşuları bay Laurence ve torunu Lauire  ile çok iyi anlaşıp birbirlerinin her türlü yanında olmaları özlenen komşuluklarin insanın burnunda tütmesine sebep oluyor..
    Devam kitabı olan "iyi hanımlar" da kızların büyümüş halini okumak için sabırsızlanıyorum:)