"Ben de Granser'in su barut denen şeyin nasıl yapıldığını hatırlamasını sağlayacağım," dedi Edwin, yumuşakça "Böylece ikinizden de üstün olacağım. Tavşandudak, sen benim adıma savaşacak, benim için avlanacaksın; Hu-Hu, sen de ölüm çubuklarını benim adıma gönderip herkesi benim için korkutacaksın. Eğer Tavşandudak senin kafanı kırmaya çalışırsa barutumla onun icabına bakacağım. Granser hiç de sizin sandığınız gibi salak değildir. Onun dediklerini dinleyeceğim ve günün birinde hepinizin başına geçeceğim.
Kışın ilk günlerinde, mevsimin ilk karı yağdıktan sonra dışarı çıkın. Üzeri ince bir buz tabakasıyla kaplı bir gölet bulun. Buz tabakası henüz yeni ve cam kadar berrak olsun. Kıyıya yakınken buz ağırlığınızı rahatça taşıyacaktır. Biraz açılın. Biraz daha. Sonunda buzun ağırlığınızı ucu ucuna taşıdığı bir noktaya varacaksınız. İşte orada kendinizi benim hissettiğim gibi hissedersiniz. Buz ayaklarınız altında çatırdama başlar. Aşağı baktığınızda beyaz çatlakların karmaşık bir örümcek ağı gibi her yöne doğru yayıldığını görürsünüz. En ufak bir ses yoktur, ama ani ve sert titreşimleri tabanlarınızda duyabilirsiniz.
İşte Denna gülümseyince bana da öyle oldu.
Ağır ağır, ''Yazı yazma sanatı insana başkalarının doğasını öğrenme fırsatını veriyor,'' dedi. ''Başkalarının belki de aldırmayacağı birtakım nedenlerin farkına varıyorsunuz.''