Ben öyle kitaplardan çok okudum kızım. İnsan eline bir şey almaya görsün, gözü ne uyku görür ne de başka bir şey onun için benim sana söyleyeceğim şu: Elini sürme onlara.
Arada bir kendime, ‘Hayallerin nerede?’ diye sorarım. Ama başımı sallayıp, ‘Yıllar çabuk geçiyor.’ demekten başka çarem kalmaz.
Bu kez başka sorular gelir aklıma: Peki, yıllarını ne yaptın? Hayatının en iyi yıllarını nereye gömdün? Yaşadın mı? Yoksa yalnızca yaşadığını mı sandın? İşte o anda içimden bir ses yükselir: ‘Çevremde her şey nasıl gittikçe soğuyor. Birkaç yıl daha geçsin, koyu bir yalnızlıkla birlikte bastonuna dayanmış, titreyen bir yaşlılıkla karşı karşıya geleceksin. Ondan sonra da umutsuzluk, keder, pişmanlık… Bir gün gelip hayal dünyam tamamen yıkılacak. Hayallerim sarı yapraklar gibi bir bir dökülecek. Ah Nastenka, o zaman hem yalnız, yapayalnız kalacağım hem de acınacak bir şeyim olmadığı için döküleceğim. Çünkü yitirdiklerimin hepsi, kocaman bir sıfır değerindeki hayallerden başkası olmayacak.