"Allah'ım! Bu bir avuç insan helak olursa sana yeryüzünde kim ibadet edecek, kim kulluk edecek? Allah'ım! Bana vaadini gerçekleştir. Allah'ım yardımın! Allah'ım zaferin!"
"Allah'ım gücümün zayıflığını, çaresizliğimi, insanlar arasında hor ve hakir duruma düşürülüşümü ancak sana arz ederim.
Ey merhametlilerin en merhametlisi! Zalimlerin zayıf bulup dalına bindiği biçârelerin Rabb'i sensin. Sen benim Rabbim'sin. Beni kimlere bırakıyorsun? Bana kaş karartan, uzak ve soğuk davranan yabancıların ellerine mi? Yoksa bana karşı elinde güç ve imkan olan düşmanların insafına mı?
Şayet gazabını hak edecek davranışlar yapmıyorsam, ben bana düşeni yapabiliyorsam, sen benden razıysan ben, bana yapılanlara aldırmıyorum.
Ancak senin beni koruman, esirgeyip musibetlerden uzak tutman gönlüme çok daha rahat ve huzur vericidir.
Senin öfkene, gazabına uğramaktan, rızanı kaybetmekten bütün karanlıkları aydınlatan, dünya ve ahiret işlerinin de kendisiyle nizama girdiği, salah bulduğu yüzünün nuruna sığınırım.
Sen razı oluncaya kadar sana yalvaracak, af ve mağfiret kapını çalacağım. Bütün güç ve kuvvet ancak sana aittir."