Beşiktaş
Tem coisas que não tem preço.
Paha biçilemez şeyler var.

Anderson TALİSCA

Gizem Hasdemir, Konuş Benimle'yi inceledi.
18 May 19:08 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Kitapla ilgili yorumlara baktığımda yaşanan olayla ilgili daha vurucu bir kitap okurum diye düşünmüştüm. Güzel bir kitap evet ama eksik kalmış gibi geldi bana yeterli duyguyu verememiş. Ancak sürükleyiciydi. Araştırıp filminin olduğunu da öğrenip izledim. Filmi de aynı duygusuzlugu barindiriyordu

selim koç, bir alıntı ekledi.
14 May 14:04

gelişmiş bir
sosyalist demokrasi için beslenen (ve SSCB'de Stalin'in yükselmesiyle
bürokratik diktatörlüğün amansız mekanizmasında
ezilen) umut ve arzuların şekillendiği bir nesebe sahipti. Her ne
kadar dolayımlandırılsa, arıtılsa ya da yer değiştirilse de
izleyen kırk yıl içinde tüm bunlar olmuştur- Batı'nın parlamenter
rejimlerinden az değil daha fazla gelişmiş olacak, sermayenin
ötesinde bir politik düzen ideali onu hiçbir zaman
terketmıedi. Batılı Marksist geleneğin Sovyetler Birliği'nin devlet
yapılan karşısındaki sürekli eleştirel uzaıklığı bu nedenledirki bu uzaklık, uluslararası komünist harekete en yakın temsilcilerinin
yazılarında bile ayırdedilebilir: Değişik zamanlarda
Sartre ve Lukacs, Althusser ve Della Volpe; Korsch, Gramsci
ve Marcuse'ten söz etmek bile gereksiz. Diğer yandan bu gelenek,
barbarlıkları ve yozlaşmışlıkları ne olursa olsun, Rus
İhtilali ve onun izleyicilerinin, bir dereceye kadar, yirminci
yüzyılda şimdiye kadar sermaye düzenindeki tek gerçek gediği
temsil ettikleri şeklinde bir duyguyu daima taşımıştır -kapitalist
devletlerin, onlara karşı giriştiği saldırıların vahşeti, Rus İç
Savaşı'na İtilaf Devletleri'nin müdahalesinden, SSCB'ne Nazi
saldırısına, Çin'e karşı döğüşülen Kore Savaşı'na, Küba'ya karşı
teşebbüs edilen saldırıya ve sonra Vietnam'daki savaşa kadar,
bu nedenledir. Bunun yanında, Batı'da işçi hareketi içinde alternatif
gelenek olan sosyal demokrasi, status quo'nun genellikle
uysal bir destekçisi durumuna gelcre,k kapitalizmin gerçek
muhalifi ol'lla gücünü tümüyle yitirdi. SSCB'ne ideolojik
olarak bağlı Komünist Partileri kitle örgütlenmeleri olarak bulundukları
yerlerde, yerel burjuvazilerin yegane militan karşıtları
olmaya devam ettiler. Tüm bu nedenlerden dolayı Batılı Marksist
geleneğin komünist devletlere karşı eleştirileri tipik olarak
ima yollu ve ihtiyatlı oldu.

Tarihsel Materyalizmin İzinde, Perry AndersonTarihsel Materyalizmin İzinde, Perry Anderson

“Bazı şeyler üzerine bir şey söylememek daha iyiydi.”

Şeftali Kokan Bir Yaz, Jodi Lynn Anderson

Şüheda Büşra, İlk Aşkım'ı inceledi.
07 May 19:45 · Kitabı okudu · 4/10 puan

Bir sezon abisinin kankasına vurgun olan kız nice seneler sonra onu karşısında görüyor ve duyguları tekrar birbirine giriyor sonra aralarında aşk doğuyor falan. Pek sevemedim.

Sadık Cemre Kocak, Sıradaki Sensin'i inceledi.
01 May 18:41 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Evet bugün hem Mayıs’ın ilk günü olması hem de bu ayın ilk kitabı olması nedeniyle güzel bir başlangıç yapmak istedim. Gayet de güzeldi. Kitap oldukça samimi, heyecanlı ve beni sürekli beklentiye soktu. Öyle ki zaman geçtikte katil kim, sona yaklaşıyoruz bulabilecek miyiz gibi sorular içimi kemirdi. Bunun dışında minimum Spoiler ile –ki o da olay örgüsü ve karakterleri analiz için aslında- ilerlemeye karar verdim. Fikir edinme açısından da oldukça faydalı olduğunu düşünüyorum. Bu adamın kitapları önümüzdeki kitap fuarlarından sonra kütüphaneme mutlaka eklenecekler listesine girecek kadar sağlammış meğer!
Minimum Spoiler
Malcolm Anderson bir muhabir. İlk cinayetten itibaren kitapta bir heyecan dalgası görüyoruz. Kitap oldukça seri ve sıkmadan ilerliyor. Tam aradığım bir model olduğunu söyleyebilirim rahatça. Bu muhabiri ilk cinayetten itibaren aramızda görüyoruz. Katilden telefon geldikten sonra da gelişen ve hiç durulmayan bir kurgu var. Sayfalar ne ara geçiyor ne ara bitiyor belli değil.
Üstüne üstlük öyle bir finali var ki, yazara da çok büyük saygı duydum. Standart bir polisiye kitabında ne yazdığını nasıl işlediğini bilebiliriz ama çok net söylemek gerekirse ben ilk defa bir finalde bu kadar ters köşe oldum. Polisiye severlere tavsiyemdir. Cümleten iyi akşamlar..

Adem YEŞİL, Atlantis Şifresi'ni inceledi.
28 Nis 13:05 · Kitabı okudu · 25 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bugün sizler ile yine eski bir zamanda okumuş olduğum, Charles Brokaw’ın kaleme aldığı “Atlantis Şifresi” kitabını inceleyeceğim.

Bu tarz kitapları okumayı ve okurken de, okuduğum konu ve karakterler ile bütünleşmeyi… Eski uygarlıkların hiç beklenmedik bir anda keşfedilmesi, elden kaybolan giden tarihi eserler, onların peşinde olan insanlar ve koşuşturmalar.

Her ne kadar günümüzde bu tarz kitaplar birbirleri ile çok benzerlik içinde olsalar da, yine de vazgeçemiyorum böylesi kitapları okumaktan.

Belki de her birimizin içinde yatan hazine avcılığıdır ve macera tutkusudur bunun nedeni. Kim bilir! Ya da kesinliği olmayan konulara karşı olan bilgi açlığımız dır. Evet, kim bilebilir ki?!

Gerçekten etkileyici bir eser. Kayıp bir şehir ve onu bulmaya çabasında olan insanlar. Atlantis günümüzde de hala bahsedildiği ortamda kendini dinlettiriyor ve türlü hikâyeleri de birlikte getiriyor. Belki gün gelir ve bir gün gerçekten bulunur ne dersiniz?

Her zaman ki gibi kitabın isminin büyüsüne, konu içeriğine kapılıp aradığım ve sonunda aldığım bir kitaptı. Gizem, şifre ve antik dönemler ile ilgilenen bir insanın merak duygusuna hitap eden bir çekiciliği vardı.

Kitabı ilk incelediğimde dikkatimi ilk çeken, arka kapağında Booklist’ten yapılmış olan bir cümleye takılmıştı gözüm: “Dan Brown’un taklitlerini bir kenara bırakın!”.

Neden böylesi iddialı bir cümle kurma gereği duyduklarını merak etmiştim ve bunu kitabı okuyunca anladım. Bu kitabı yazarının kim olduğunu bilmeden okumuş olsaydım herhâlde Dan Brown’un okumadığım bir kitabı derdim.

Çünkü olay örgüsünün işleniş biçimi, araya bolca serpiştirilmiş kimi zaman insana ansiklopedi okuyormuş hissi veren bilgi yığınları okura gerçekten Dan Brown’u çağrıştırıyor.

Her ne kadar arka kapağına biz öyle değiliz mesajı içeren bir cümle iliştirmiş olsalar bile, kitap bir Dan Brown benzeri gibi görünüyor ve buda sizde daha da merak uyandırıyor.

Kitabın isminin büyüsü sizi pek yanıltmasın arkadaşlar. Kitap bir fantastik ya da bilim kurgu türü kesinlikle değil. Olayın akışına bir miktar bilim kurgu girse de daha çok macera tarzında bir kitap olmuş. Romanımızın genel konusu bir dil bilimci ve yanındaki kişilerin kötü adamlardan kaçarken diğer yandan da bir gizemi çözme serüvenidir. Macerayı ve serüveni seven bir yapınız varsa bu kitabı kesinlikle sevebilirsiniz.

Olay örgüsü oldukça sürükleyici ve sizi sıkmayacağından da eminim. Fakat kitap “buda ancak filmlerde ya da kitaplarda olurdu zaten” düşüncesini biraz olsun yaşatabilir. Zira iyiler kötülerden kitap boyunca bir şekilde sürekli kaçıp kurtulabiliyor ve belli bir süre sonra bu artık okuyucu kitlesini rahatsız eder düzeye geliyor. Benim izlenimim aslında birazda bu yönde oldu.

Özetleyecek olursak; önümüzde Dan Brown hayranlarının ve macera, serüven tarzını seven okurların beğenebileceği, bir kitap var. Biraz film tarız ve tadında bir kitap olmuş. Kitabı okurken sanki bir filmin senaryosunu etraflıca izliyormuşsunuz hissine kapılıyorsunuz.

Birazda arka kapağa bakalım.

Arka Kapaktan: İSKENDERİYE’DE BİR ANTİKACIDA KEŞFEDİLEN, UZUN ZAMANDIR UNUTULMUŞ BİR ESER ZAMANA VE TARİHE KARŞI TEHLİKELİ BİR YARIŞIN MERKEZİNE OTURDU.

20.000 yıllık kalıntının üzerinde kayıp Atlantis diliyle yazılmış sırlar vardı. Sadece bir adam bu dilde neler yazıldığını çözümleyebilirdi: Dünyanın önde gelen dil bilimcisi Dr. Thomas Lourdes. Tabii yeterince yaşayacak kadar şansı varsa.

Bu sırada, İspanya Cadiz’de gerçekleşen bir deprem o zamana kadar bilinmeyen bir bölgeyi gün yüzüne çıkarınca burayı keşfetme isteğiyle adımlarını hızlandıran en başta Vatikan olmuştur. Yoksa kayıp şehir Atlantis ortaya mı çıkıyor?

PEKİ, DÜNYA BU ŞEHRİN SIRLARINA ŞAHİT OLMAYA HAZIR MI?

“Atlantis Şifresi sizi gizemin, merakın, heyecanın ve maceranın üst seviyelerine taşıyacak.”
Deepak CHOPRA

“Bir macera tutkununu tatmin edecek her öğe başarılı bir şekilde bir arada; sıra dışı bir aksiyon, korkusuz arkeologlar, karanlık oyunlar, çekişmeler, muhteşem sahneler.”
Kevin J. ANDERSON

“Kısa ve sürükleyici bölümler sizi Mısır’dan Rusya’ya, Afrika’dan Londra’ya götürüyor. Indiana Jones’u Da Vinci Şifresi’nde düşünün… Dan Brown’un taklitlerini bir kenara bırakın! Atlantis Şifresi bu oyunu hakkıyla oynuyor.”
BOOKLIST

”Brokaw’ın kahramanı adeta kırbaçsız Indiana Jones. Arkeoloji’nin bu kadar keyifli olabileceğini kim tahmin edebilirdi ki? Muhteşem bir roman.”
Stephen COONTS