Hatice

Hatice
@anekdot
Kendi yükümü bağlayıp, Hafif hayallerin şehrinden çıktım, Yüreğim yusufçuk gurbetiyle dolu. Ben dünya misafirliğine gittim. Ben sıkıntı ovasına, Ben irfan bağına, Ben bilim ışığının balkonuna gittim. Dinin basamaklarını çıktım. Şüphe sokağının sonuna kadar, Gönül doygunluğunun serin havasına, Islak sevda akşamına kadar. Ben birini görmeye gittim, Aşkın öbür ucuna Gittim, gittim kadına kadar, Lezzet ışığına kadar, Tutkunun sessizliğine, Yalnızlığın kanat sesine kadar.
Sayfa 179·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bayram yağmuru gibi bir şeydi yaşam, Sığırcıklarla dolu bir çınar. Işık ve taşbebek alayıydı yaşam, Bir kucak özgürlük idi, Yaşam, musıki havuzuydu o zaman
Sayfa 179·Kitabı okudu
Bahçemiz duyguyla bitkinin karıştığı yerdi. Bahçemiz bakışın, aynanın ve kafesin kesiştiği noktaydı. Bahçemiz belki de yeşil saadet çemberinin bir parçasıydı.
Sayfa 178·Kitabı okudu
Babam, kırlangıçların iki kere gelmelerinden önce, İki kardan önce Babam terastaki iki uykudan önce, Babam zamanlar önce ölmüştü. Babam öldüğü zaman, gökyüzü maviydi. Annem birden kalktı uykudan, kızkardeşim güzelleşti Babam öldüğü zaman, bekçilerin hepsi şairdi. Kaç kilo kavun istiyorsun? Diye sordu manav bana. Sordum: Gönül hoşluğunun gramı kaça?
Sayfa 178·Kitabı okudu
Kaşan şehrindenim. Soyum belki Hint’de bir bitkiden gelir, Belki “Sialk” toprağından yapılmış bir çömlekten, Soyum belki de Buharalı bir fahişeden gelir.
Sayfa 177·Kitabı okudu