İlhami Algör, sevgili abicim. Seni bugüne kadar keşfedememiş haliyle okuyamamış olduğum için öylesine pişmanım ki şimdi buraya ne yazsam yetersiz kalır. Bir yerden başlamak gerek ama. Başlayalım bakalım.
Kullandığı dil o kadar özgün ki romandaki isim seçimleri de bu özgünlükten nasibini alıyor. Titizlikle seçtiği kelimeler, vurucu cümleler, çarpıcı ifadeler... Öylesine değerli bir havuz ki, bu havuza giren çıkmak istemez. İç sesiyle girdiği keyifli diyaloglar, kullandığı sıfatlarla oluşturduğu betimlemeleri, hele obsesyondan obsesyona atlaması yok mu -ki bu hareketi yapmak çok ayrı bir meziyet gerektirir- bütün bunlar tek kelimeyle, muazzam. Kitaptan aldığım edebi zevki nasıl tarif etsem bilemiyorum. Ayrıca gündemdeki siyasi, sosyal ve toplumsal mevzulara yapmış olduğu göndermeler için ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Nefis. Kahramanımızın -kendine verdiği isimle "beyhude işlerin pir'i"- aylaklığını, Atılgan'ın C.'sinin aylaklığına nazaran kendime daha yakın buldum. Ne var ki konumuz bu değil. "İkircikli Biricik" iyi ki dokundun hayatıma.