Okur
Sirius
bir alıntı ekledi.
Yaşımı, yıpranmışlığımı, hele korkumu anlamaya çalış; sonra unutma ki, sen gençsin, taptazesin, gözü peksin; oysa benim korkum, gün geçtikçe artıyor, dünyadan el etek çekmek anlamına geldiği için artıyor baskısı bu korkunun, baskı arttıkça da korku büyüyor..
15
Hatice çelebi
bir alıntı ekledi.
Kim bilir kaç kez mükemmel nedenlere dayanan feci kararlar almışımdır! Veya tam aksine, sağduyuyu hiçe sayan gerekçeler en güzel kararların yolunu açmıştır! Bu nedenle artık kendime şunu telkin ediyorum: Önce, göz açıp kapayıncaya kadar karar ver! Sonra sabırla kendi içine yönel ve bu tercihin nedenlerini anlamaya çalış.
11
ZY
bir alıntı ekledi.
5.Kart: Nasıl Tartışabilirsin? Rüzgar bir dağı titretemez. Bilge bir insanı ne övgü ne de suçlama titretebilir. Bilge insan için övgü ve suçlamanın hiçbir farkı yoktur -hepsi aynıdır. Cahil, uyanmamış bir insanın seni övmesi ya da suçlaması neyi değiştirir? Her ikisi de o kişinin derin uykusundan doğar. Rüyada bir adam bağırır ve seni suçlar ya da över. Bunu dikkate alacak mısın? Senin için herhangi bir şey değişecek mi? Rüyadaki bu insan seni ayıplayabilir ya da seni övenilir - sen onun rüya gördüğünü, uyuduğunu bilirsin - bir şey fark etmez! Arada hiç fark yoktur. Ne söylerse söylesin, saçmalıktır. Uyandığında kendine gülecektir, gülünç bir durumda kalacaktır. Bu yüzden Buddha'yı övebilirsin, Buddha'yı kınayabilirsin - milyonlarca insan onu kınar, çok azı över - ama bu, onun için bir şey değiştirmez. O yerinden kıpırdamayan, kımıldamayan bir dağ gibi kalır. Kitap: Sen de göçüp gideceksin. Bunu bilerek nasıl tartışabilirsin? Aes dhammo sanantano - Buddha bunu defalarca tekrarlar - "bu ebedi yasadır". Ebedi yasa nedir? Yalnızca sevgi nefreti dağıtır, yalnızca ışık karanlığı dağıtır. Neden? Çünkü karanlık kendi içinde yalnızca negatif bir evredir; kendi başına pozitif bir varlığı yoktur. Gerçekte var olmaz - onu nasıl dağıtabilirsin? Doğrudan doğruya karanlığa hiçbir şey yapamazsın. Karanlığa bir şey yapmak istersen, ışıkla bir şey yapmak zorundasın. Işığı getir, karanlık gider, ışığı al, karanlık gelir. Ama karanlığı doğrudan doğruya getiremez ve götüremezsin - karanlıkla hiçbir şey yapamazsın. Unutma, nefretle de hiçbir şey yapamazsın. Ve ahlak öğretmenleriyle dini mistikler arasındaki fark budur: Ahlak öğretmenleri sahte yasayı ileri sürerler. "Karanlıkla savaş, nefretle savaş, öfkeyle savaş, seksle savaş, onunla savaş, bununla savaş!" deyip dururlar. Onların tüm yaklaşımı şudur: "Negatifle savaş." Oysa gerçek ustalar sana pozitif yasayı öğretirler: aes dhammo sanantano - ebedi yasa, "Karanlıkla savaşma." Ve nefret karanlıktır, seks karanlıktır, kıskançlık karanlıktır, açgözlülük karanlıktır ve öfke karanlıktır. Işığı getir... Işık nasıl getirilir? Sessiz ol, düşüncesiz, bilinçli, uyanık, farkında, dikkatli ol. Işık böyle getirilir. Ve uyanık, farkında olduğun an nefret bulunmayacak. Farkındalıkla birinden nefret etmeyi dene... Bunlar yapılacak deneylerdir, yalnızca anlaşılacak sözler değil- yapılacak deneyler. Bu yüzden yalnızca entelektüel anlamda anlamaya çalışma diyorum: varoluşçu deneyci ol. Bilinçli olarak birinden nefret etmeye çalış ve bunun imkansız olduğunu fark edeceksin. Ya bilinç kaybolur ve o zaman nefret edebilirsin ya da bilinçliysen nefret kaybolur. İkisi bir arada var olamaz.
Osho
Sayfa 35 - 31.hafta
1