"Bugün yaşamın anlamı dediğin şey, yarın bir taş parçasından daha anlamsız olabiliyor. Bu kadar ince bekleyişler gerekir mi acaba?"

Leyla ERBİL

Cem temel, bir alıntı ekledi.
1 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

"Bir gün çocuklarımızın merakla, anne babalarının inişsiz çıkışsız, düzenli, resimlerin dondurduğu gibi durağan hayatlar yaşadıklarını, sabahları kalkıp hayatın kaldırımlarını gururla adımladıklarını sanarak, bizim esas yaşantılarımızın, esas gecelerimizin hırpani deliliğini, bitikliğini, cehennemini ve o anlamsız yol kâbusunu akıllarının ucundan bile geçirmeden bakacakları fotoğraflardı bunlar. Hepsi sonsuz ve başlangıçsız bir boşluğun içinde"

Yolda, Jack KerouacYolda, Jack Kerouac

Benim kimya feci halde bozuldu... Anlamsız geliyor bana dünya...
Kendimi kendimden çıkarsam sıfır kalmam. Bu matematik bizi kandırıyor hocam!

ÇİMEN DEMİR, bir alıntı ekledi.
2 saat önce

İnsan yalnız başkalarına karşı değil, kendine karşı da akıl ermez olabilmeli. Kendimi inceliyorum; bundan yorulunca, zaman öldürmek için bir sigara yakıyorum ve düşünüyorum; Tanrı bilir, yaradanım benimle ne demek istedi, veyahut benden ne ortaya çıkaracak, diye düşünüyorum.

Ömründe bir kere de olsa sormamış bir insan var mıdır acaba kendine; ”neden varım, Tanrı bu dünyaya beni neden yolladı, amacım ne?”

İnsanın varoluşunu sorgulaması hayattaki gerçek acılardan biridir ve bunun cevabını bulmaya adayan kişiler acı çekmekten, kaygı duymaktan ve yalnızlıktan kurtulamazlar. SØren Kierkeegaard da bu insanlardan sadece biridir.
Hayat nasıl da boş ve anlamsız. Birini defnediyorsunuz; toprağa yolcu ediyorsunuz, üzerine üç kürek toprak atıyorsunuz; faytonla gidip, faytonla eve dönüyorsunuz; önünüzde uzun bir hayat var diye kendi kendinizi avutuyorsunuz. 7×10 yıl ne kadar uzun ki? Neden her şeyi bir kerede halletmiyorsunuz, niçin orada kalıp, birlikte mezara girmiyor, felaketin kime çarpacağına dair kura çekmiyorsunuz, bir evvel ölenin üzerine üç kürek toprak atacak son yaşayan kişi olmak için?
Ve elbette hepimizi bekleyen amansız son, ölüm! Belki de yeni bir başlangıçtır bizim beklediğimiz. Nasıl da mağrur yürüyoruz toprağın üzerinde öyle değil mi? Bir ölümlüyü gömen diğer ölümlüler olarak sizce de fazla boş ve fütursuz yaşamıyor muyuz yerküre üzerinde? Bu sorgulamayı yapan Kierkegaard için de boş ve anlamsız kalıyor hayat ve ömrümüzün ne kadar kısa olduğunu bir kez daha hatırlatıyor bizlere.

Aforizmalar, Soren KierkegaardAforizmalar, Soren Kierkegaard

Zaaf
Bu kış kar yağmadı
Üşümelerimin sebebi
Alelade kıyıya vurdu
İçimdi.

Bu bahar yağmur yağmadı
Çiçekler açan yüzün soldu
Tenin çorak toprak şimdi
En son dokunan Mecnun
Ama sen Leyla değilsin.

Bugün yaşadığımı fark ettim
Bir sineğin anlamsız ısırığında
Dişleri yok sanırdım oysa
Hayata karşı tutumu
Takdire şayandı
Canımı yaktı bu tutunuşu.

'Gözlerin okunmuyor' demişin
Son mektubunda
Gözlerim artık başka bir dil
Bilinmeyen bir yerin
Bilinmeyen alfabesiyle boyandı
Okumayı baştan öğretiyorum
Bakacak olanlara

Artık bir makine sesine bağımlıyım
Şehirden uzak kalmanın etkisi
Robotlaşmış bireylerin tınısını arıyorum
Gözlerinde ekran görünen
Cümleleri binary çocukları arıyorum
Su deposunun üstünde
Elektronik bir ses yetiyor
Bir nefese gerek duymuyorum.

Dün bir kabus gördüm
Belki de bu gündü bilmiyorum
Herkes ölüyordu
Ben yaşıyordum
Benim yüzümden diyordum
Sende öyle demiştin hatırla
'Senin yüzünden'
Benim yüzümden
Düşen bin parça hüzün.

Bnymn, Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'yu inceledi.
 3 saat önce · Kitabı okudu · 1 günde · Puan vermedi


Kendimi sattım”. Bu cümle ile başlamak belki de çok bayağı ve çok anlamsız olacak ama bu cümle bana bir aşkın psikolojik anlamda yaptığı baskıyı aynı zamanda sadakati aynı zamanda sadakatsizliği aynı zamanda fevkalade bir adanmışlığın aynı anda nasıl yaşanabildiğini gösterdi. Size bir inceleme sunmuyorum. Size böyle bir kitabın nasıl bu kadar geç hayatıma girdiğinden bahsetmek istiyorum ama buna da izin vermiyor gönlüm çünkü ben bunları yazıp dakikalarınızı boşa harcamaktan korkuyorum. Kitap tam anlamıyla bir bağımlılık yaptı ama aynı zamanda büyük bir korku yaşattı çünkü kitabın bitmesi en az “ beni tanımadın” üzüntüsü kadar çok büyük bir etki bıraktı. Öyle ki Kitabı birkaç defa elimden bıraktım ve düşündüm bitmemesi için ,zaman kazanmak gibi. Kitap çok saf bir anlatım ile bağlıyor kendine, çok derinden etkiliyor ama. Bilinmeyen bir kadının haykırışını hissettiriyor. Yaşıyorsun Gençliğini, adanmışlığını, insanlığını.. Aslında nasıl biteceğini tahmin edebiliyordum ama sonunu hiç düşünmedim, düşünmek istemedim merak ettim. Kitabı bitirdim hâlâ merak ediyorum çünkü sonlara alışık değilim kitapların hele “ Bilinmeyen bir kadının mektubu” kitabının.

Aziz Erdoğan, bir alıntı ekledi.
4 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

ağırceza kasidesi
duruşma arası

(o varsa kırılır buzlu camları kışın
anlamı yoğunlaşır anlamsız bir yaşayışın
gerçi farkındayız adı belirsiz yanlışın
acaba ben çok mu esmerim o çok mu sarışın

yansımaz oldu aydınlığı yüzüme haftalardır
yazdıklarında bile gizli bir uzaklık vardır
eylem bir dağıldı mı bütün boğazlar daralır
ben başka bir erkek olurum o başka bir kadın)

Tutuklunun Günlüğü, Attila İlhan (Sayfa 114 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Tutuklunun Günlüğü, Attila İlhan (Sayfa 114 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)

Victor Frankl
"Ruhsal sıkıntıların kaynağında, anlamsız insanlarla anlamlı ilişkiler kurma isteği ve çabası yatar."

sierva maria, bir alıntı ekledi.
6 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Hayat bu kadar kötü ve anlamsız olamaz. Ve eğer hayat gerçekten bu kadar kötü ve anlamsızsa neden acı çekerek ölmeliyim? Bunların bir anlamı olmalı!

İvan İlyiç'in Ölümü, Lev Nikolayeviç Tolstoyİvan İlyiç'in Ölümü, Lev Nikolayeviç Tolstoy

Anlamak/Anlamsızlık/Anlatılabilirlik
Anlamak anlayış göstermek demek değil.

Anlaşılmaz olmak anlamsız olmak demek değil.

Anlamlı olmak anlatılabilir olmak demek değil.