• 336 syf.
    ·35 günde·Beğendi·Puan vermedi
    • "Gezi günlerinde izlediğimiz penguen belgeselinin gerçek künyesi... O belgeselin yayınında ve yapımında emeği geçen kara tarih: Gazeteciliğin Osmanlı saltanatındaki ilk yıllarından cumhuriyet yıllarına; darbe dönemlerindeki pozisyonundan siyasi iktidarlarla ilişkilerine, 6-7 Eylül 1955'teki rolünden Maraş, Çorum, Sivas, "Hayata Dönüş" katliamlarındaki duruşuna; Ahmet Kaya lincinden Hrant Dink'in hedef haline getirilişine; 28 Şubat sürecinden Andıç olayına; 1990'larda sendikanın bitirilmesinden AKP döneminin havuz medyasına... Tarihimizdeki pek çok kırılma anından gazetecilik üzerine notlar..."

    • Can Yayınları'nın inceleme dizisinden, yukarıdaki tanıtım bülteniyle çıktı karşıma bu kitap. Türkiye'nin yakın geçmişine dair inceleme kitaplarına merak saldığım bir dönemde hem manidar kapağıyla hem ismiyle ilgimi çekti. Buna rağmen çok uzun bir süre okumayı erteledim, elime alınca yine çok uzun bir süreçte okudum kitabı. İşte şimdi de sizlere tavsiye ediyorum dostlar... Tanıtımından da anlaşılacağı gibi, geçmişten yayımlandığı tarihe kadar basını, kırılma anları olan olaylar üzerinden geniş bir inceleme yaparak ele almış kitabında Ümit Alan. 

    • Şimdi gelelim kitapla ilişkili konu hakkındaki esas düşüncelerime... 2014 - 2015 dönemlerine kadar ana akım medyanın; gazetecilikten uzak, her dönem sermayenin yanında yer aldığını çok net şekilde açıklayan bu çalışmanın sonucunda, o günden bugüne pek bir şeyin değişmemesini görmek şaşırtıcı olmasa da üzücü. Pek çok yerde Ümit Alan' a katılarak, bazen de ondan farklı düşünerek okuduğum kitabın; yalnızca ilgililerine değil, hemen herkese hitap ettiğini düşünerek kitaba bir bakmanızı öneririm. Bugün sanılanın aksine basın kurumlarının iktidarlar tarafından satın alınarak kendi medyasını oluşturması, basit bir olaydan çok daha fazlasını içeriyor çünkü. 

    • Gazeteciliğin taraflı-tarafsız olması ayrı bir tartışma konusu ama bugün taraflı-tarafsız birkaç gazetenin dışında gazeteciliğin ne kadar yapılabildiği açık. Zaten bu birkaç gazetenin ve gazetecilerin önüne çıkan engelleri, işini yaptıkları için tutuklanan gazetecileri söylememe gerek bile yok. Ama bu çalışmasını şöyle bir paragrafla bitiriyor Ümit Alan : 

    " İlk paragrafta, 'Bir de bu kitapta anlatılmayanlar var.' demiştik. Yani her şeye rağmen gazetecilikte ısrar edenler. Yani istisnaları oluşturanlar. Bu kitap onlara biraz haksızlık ediyor olsa da, tüm bunlarla esaslı bir hesaplaşma yaşamadan yeni bir gazetecilik kurmak da mümkün değil. Hem bu kitap o hesaplaşmada küçük bir adım olsun hem de saraydan saraya uzanan gazetecilik maceramızda, artık istisnaların kaideyi bozmaya başlamasını isterim. Belki o zaman saraydan gazetecilik kaçırmak mümkün olur. Kim bilir ? "

    • İşte bu umutla yaşamaya çalışıyorum ben de. Okuma sürecimde, incelenen olaylar hakkında daha kapsamlı bilgiler edinmemi teşvik eden ve pek tabii iyi bir çalışma olan bu kitabı okumanızı öneririm dostlar... Sevgiyle, umutla kalın !

    • Bu yoruma ayrıca buradan ulaşabilirsiniz: https://www.instagram.com/...igshid=1vulhgzuejgu2

    Saray'dan Saray'a Türkiye'de Gazetecilik Masalı Ümit Alan
  • Şimdi, dikkatini ver! Çünkü neyi seçip anlatacağın çok önemli. Aslında neredeyse gün boyu yaşadıklarından daha da önemli. Çünkü ileride sadece anlattıklarını hatırlarsın. Anlatmadığın her şey unutulup yok olacak.