• 180 syf.
    ·3 günde·Puan vermedi
    Kitabın ismini her ne kadar iki kişi paylaşıyor olursa olsun Rakım Efendi üzerinden ilerleyen bir kurgu okuyoruz. Ve aralarda birkaç sayfayla Felatun Bey hakkında bilgilendiriliyoruz.
    Rakım Efendi ne kadar mükemmel yansıtılıyorsa Felatun Bey o kadar alafranga özentisi olarak yansıtılmaya çalışılmıştır. Bu yolla alaturka ve alafrangalık karşılaştırılmış ve alafrangalık eleştirilmiştir.
    Aralarda Ahmet Mithat Efendi bir sohbet havasıyla araya giriyor. Çoğu insan bundan hoşlanmasa da ben sevdim.
    .
    #tatkaçıran
    Felatun Bey her ne kadar alafranga özentisi olsada biraz saf bir tipti. Rakım Efendi de herkese yaranabilmek için düşüncelerini kendine saklayan bir tip gibi geldi bana. Ayrıca Rakım Efendi'nin bu kadar övülmüş olmasına karşın Yosefino ile ilişki yaşaması sen benim annem ablam gibisin demesi de biraz ters geldi açıkçası bana. Hani nerde o ahlaklı herkesin övdüğü Rakım Efendi? Hani Canancığı vardı onun kalbinde?
    .
    Yine de verdiği mesaj ve yazım tipi açısından benim hoşuma giden bir romandı.
    Belki de klasikleri okumaya yeni başladığım içindir bu düşüncem, bilemiyorum. Okudukça göreceğim.
  • “Annem benim için mutfaktan gelen tabak çanak sesleridir; mutfaktaki su sesi, pencereyi açma sesi, namaz kılarken duyulan fısıltı sesidir. Ev sesleri annemdir, annem biraz da ev sesleridir.” Tarık Tufan
  • Yetişkin bir kızı olan bir dul kadınla evlenmiştim. Babam da üvey kızımla tanışınca, ona aşık oldu ve sonunda da kandırdı ve evlendiler. Böylece babam damadım oldu. Üvey kızım da annem durumuna geldi. Karım bir oğlan doğurdu. Çocuk tabii ki babamın kayın biraderi ve üvey annemin kardeşi olarak benim dayım sayıldı, üvey annem de bir oğlan doğurdu. Böylece kardeş sahibi oldum. Ama üvey kızımın çocuğu olduğundan, aynı zamanda da torunum sayıldı.

    İş bu kadarla da bitmedi. Karım annemin annesi olduğu için, benim büyük annem sayıldı. Ben de babamın babası oluyordum. Sonunda kendimin dedesi olmuştum...

    Mark Twain / Mantık Hakkında

  • Ben küçükken gerçi hep küçük kaldım"da 😊
    Okulda sınıfta öğretmen herkesi tahta:ya kaldırıp anlat çocuğum ne olmak istiyorsun büyünce diye sorardı çoğu doktor' mühendis 'pilot "asker " öğretmen " avukat mesleklerini söylerlerdi sıra bana geldiğinde derslerimde iyi değildi çünkü çok yaramaz bi çocuktum sen ne Olcan çocuğum en çok senin hayallerini merak ediyorum ben demişti öğretmenim kalkıp tahtaya ben çocuk olucam öğretmenim hemde hep çocuk olucam herkes alaycı bi şekilde gülmüştü hatta çoğu öğretmenim zaten bu tembel bişey olamaz bizim gibi değil öğretmen onlara kızmıştı teneffüste beni çağırdı önce gözlerimin içine baktı bak çocuğum sen çok özel bi çocuksun bunun farkındayım çokda zekisin biliyorum içinde bitmek bilmeyen bi enerji var kimse seninle ilgilenmediği için hep yaramazlık yapıyorsun bütün okul elinden neler çekiyor ve ben seni çok seviyorum çocuğum
    Lütfen benim için bişey yaparmısın dedi
    Öğretmenim bende seni çok seviyorum diyip ona sarılıp ağladım oda ağladı o günden sonra onu üzmemek için çok çalıştım ve çok kötü derslerimi Bile sayesinde iyileştirdim sonra okul bitti o öğretmenimin tayini çıktı aradan çok uzun yıllar geçti bi haziran ayı Üsküdar Beşiktaş vapurundayım bi ses duydum bi baktım öğretmenim hemen kalkıp yanına gittim selam hocam dedim yüzüme baktı tanıyamadım seni genç adam dedi ben adam değilim hocam :) ben çocuk ismimi okul numaramı söyleyince kalktı bi sarıldı inanın bütün dünyaya değerdi baya öpüp kokladıktan sonra indik vapurdan yanında kızı da vardı ve bir yerde oturduk başladı anlatmaya eşi ile boşanmış tek başına kızını büyütmüş yıllarca ordan oraya sürülmüş çünkü insan ayrımı yapmadım hiç dedi hocam hepsini çok sevdiğim için hep aileler şikayetçi oldu ve biri onu dolandırmıştı sözde ev satıcak diye parasını almıştı izin ver yardımcı olayım hocam sende benim Annem sayılırsın sarılıp öptü hemen beni ee çocuk sen neler yaptın anlat dedi anlattım o ağladı ben ağladım 🤗🤗
    Sonra dediği adamın numarasını adresini verDi yanlız çok dikkatli ol çok tehlikeli dedi merak etme hocam dedim elini öptüm sarılıp öptüm sonra o adamı aradım ben ev almak istiyorum şu kadar param var vs. Hemen nerdeyseniz ben geleyim dedi geldi arabasına bindik koyulduk yola sözde istanbul ataşehir"de bir daire"ye gittik gezdirirken ben yüzüne sert bakınca ne oldu beyefendi dedi ? dedim süpriz seni dövcem 😊😊
    senmi lan seni doğrarım seni gebertirim küfürler tehditler sonra bi iki yumruk yiyince abi demeye başladı 😊😊
    Bi sandalyeye bağladım onu sana bi kaç soru sorucam her yanlış cevabında bi dişini kırıcam haberin olsun lütfen beni yorma anlattım ne olduğunu güzelce bu parayı hemen vericeksin yada ben seni burda tutup ağzında tek diş kalmayanana kadar sevicem seni karar senin ?
    Önce yok çöz beni bilmem ne yok dedim öyle bi dünya yok baktı çok ciddiyim 😊 hemen telefonu çıkardım onun cebinden mobil bankaya girdim şifresini söyledi öğretmenimden aldığı miktarı girdim kendime eft yaptım yarım saat daha bekleyip hesaba para geçince çözdüm tehdit ederek gitti 😊 sonra öğretmeni mi arayıp hocam senin işi hallettim hemen konum attı gittim parasını teslim ettim zaten o günde kızının tayini çıkmıştı kızıda öğretmen Di vedalaştık ve bana sarılıp sen çok özel bi çocuksun sakın bundan kendini terk etme çocuk kal iştah ile nefes al tebessum et ve hakkını helal et dedim hocam estağfurullah ne hakkı asıl sen helal et ben yaptıklarına karşı bi hardal tanesi kadar bişey yaptım dedim ne zaman delirmek istersen ben ve kızım burdayız dedi ve yolcu ettim sonra metroda bi çığlık attım 😊😊 bi mutlu oldum bi mutlu oldum 😊😊😊
  • ... Aslında benim aklımdaki hiç değilse kalbimdeki ANNE karakteri hiçbir zaman benim "anne" dediğim kişi olamaz. Biliyorum, en azından, hissedebiliyorum. Benim için ANNE: Sadece doğurmaktan ziyade onu büyüten, seven, anlayış gösteren, ona güvenen, dertlerini dinleyip hiçbir şey bilmese bile ona doğru yolu gösteren ya da en azından bunların hiçbirini yapmasa da o sıcaklığı, anne sıcaklığını evladına hissettirendir. Keşke benim annem benim annem değil de ablam, bir arkadaşım olsaydı. Tamam belki bir fark olmalı. Anne deyince anne, abla deyince abla. Ama hiçbiri bir annenin, bir arkadaş da olabileceğini değiştiremez. En azından her zaman olmasa da olması gereken zamanlarda. Ben hep ağladım, üzüldüm, her defasında biraz daha yok oldum. Oysa sen benim ne annem olabildin o zamanlar da ne de arkadaşım. Ben sana hiçbir şeyimi anlatamadım. İlk aşkımı bile. Onun yüzünden çektiğim acıları, o benimleyken kalbimin çırpınışlarını, korkularımı, endişelerimi, heyecanlarımı, onu özleyişlerimi, ona kavuşmak isteyipte bir türlü ona kavuşamamayı, hayallerimi, arzularımı, isteklerimi, onsuzken geçmeyen zamanlarımı, hırslarımı, nefretlerimi, evetlerimi-hayırlarımı, nedenlerimi, bekleyişlerimi, kalışlarımı, tüm gizlerimi, şiirlerimi, şarkılarımı, duygularımı, düşüncelerimi, kararlarımı, hatta sorgulayışlarımı, güneşimi, ayımı, onun için döktüğüm yaşlarımı, onun için harcadığım yıllarımı, görmezden gelişlerimi, umrumdaları-umrumda değillerimi, kinlerimi, kaçamaklarımı, kaçışlarımı, saklanışlarımı, sessizliğimi, yalnızlığımı, inanışlarımı-inanmayışlarımı, dualarımı, güvenimi-güvensizliğimi, başarılarımı, kaybedişlerimi, arayışlarımı, gülüşlerimi, tebessümlerimi... ben, ben sana bunların hiçbirini anlatamadım. Ben sana hiçbir şeyimi anlatamadım. Hep değerin vardı bende, hiç değilse "annemdin" sonuçta. Bir gün seni görmesem özlerim evet, ararım, merak ederim. Yok olup gitsen bir gün beni bırakıp gitsen arasam da bulamasam seni ve sonra sen pişman olup gelsen ben seni AFFETMEM! İstemem artık ben seni... Sevmem... Özlemem... Aramam... Yalnız en çok korktuğum şey bir gün, bir gün seni tamamen kaybetmek. Biliyorum ki ne kadar kızsam da, küssem de affetmem belki ama sen olmayınca da, seni kaybedince de hiçbir şeyin anlamı kalmaz. Ben ağlarım. Çok ağlarım. Sensizliği kaldıramam omuzlarımda. Ne kadar beni anlamasan da bi cansın sonuçta. Öyle bir şey var ki bende, seni silmek istesem de silemiyorum. Bir köşeye öylece kaldırıp atamıyorum.
    ...
    Ben yalnız olmayı seviyorum. Çünkü yalnızım. Ben hayatta hep tek tabancaydım yine öyleyim. TEK TABANCAYIM! Ben istiyorum ki yalnız değil mutlu olayım. Bir gün geriye dönüp baktığımda pişmanlıklarımı gormeyim. İki geri bir ileri olmasın. Benim tek ihtiyacım beni anlatan bir arkadaş. Her şeyimi paylaşabileceğim, özgürce. Güvenimi suistimal etmeyen bir arkadaş...

    13.01.2014 Pazartesi
    A.U
  • "Annem benim için mutfaktan gelen tabak çanak sesleridir; mutfaktaki su sesi, pencereyi açma sesi, namaz kılarken duyulan fısıltı sesidir.Ev sesleri annemdir, annem biraz da ev sesleridir."
  • Yalnızlık, insanı ve Evi sessizleştiriyor. Hayatı da. Dışarıdan gelen hiçbir gürültünün şiddeti, yalnızlığın uçsuz bucaksız sessizliğini bozmaya yetmiyor. Annem benim için mutfaktan gelen tabak çanak sesleridir; mutfaktaki su sesi, pencereyi açma sesi, namaz kılınırken duyulan fısıltı sesidir. Ev sesleri annemdir, annem biraz da ev sesleridir.