• 125 syf.
    ·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
    @selyayincilik ile 3.basımı yapılmış bir öykü kitabı. Icerisinde beş harika hikaye barındırıyor. En çok sevdiğin hangisi derseniz memur,ailesinden uzakta, kedili ve bol kitaplı oldugum için ilk hikayesi derim.
    Yazarımız hakkında bilgi verecek olursam eğer bir çok çevirisi, yazıları, söyleşileri mevcut. Hikayede yaşanmışlıklar mevcut. Bunu okurken çok iyi bir şekilde hissediyoruz.
    Yapmak istediğimiz ama yapamadığımız bir-kac noktayı kitabında kahramanına yaptırmış ve bu beni çok mutlu etti .
    Kalemi sıkmadan, yormadan bazen yüzün de tebessüm ile bazen de hüzünlü bir şekilde satırlar ile buluşmuş. Mutlaka okuyun diyemem ama okumanızı isterim. " "Kitapları ne yaptın?" diye sormuştum o akşam.Kitaplar en zoruydu,biliyordum. Yıllardır o evden o eve koli koli taşıdığın, bin türlü nakliyeci suratı çektiğin, evlat gibi üzerine titredigin ama iste bir gün gelip vedalaşılması icap eden kitaplarını öyle birine emanet etmeliydin ki, bir daha dönüp alamayacak da olsan, bundan böyle emin ellerde olduklarını bilmen gerekirdi." Kalanlar-15.syf
    "Bana da oldu kaç defa. Öldüm mü, ölmedim. O da ölmeyecek. De ki öldü, o vakit küllerinden doğacak. Sıklıkla öyle olur çünkü. "Son Bir Çay-45.syf
    ".....her bir parçanın kopup uzay boşluğunda birbirinden uzağa sürüklenmesine engel olmak içindi mobilyalar. Bir masanın en az iki sandalyesi oluyordu mesela." Annemin Çadırı - 55.syf
    "Ayaklarımızın altında bir zemin yok artık. Bir çatımız da. Gelecek yok. Geçmişin izleriyse çoktan silinmeye başladı. Aşk, bize bu sonsuz boşlukta ev olacak tek şey." Görüşürüz- 72.syf
    "Kırk üç yaşına kadar annemin ayak izlerini takip etmiş, ancak izler bir su kenarında kaybolmuştu. Onu kaybettiği yerden sonrasını bilmiyordu. Buradan nereye gidecekti şimdi? Buradan sonrasini hayal etmesi ,kendine sıfırdan bir gelecek resmetmesi, ilk kez bilmediği bir yoldan gitmesi gerekiyordu." Kiz Kardeşim Handan - 114.syf
    Her hikâyede kendimi buldum ,her hikâyede hayatımı düşündüm. Sizler de okuyunca ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Şimdiden keyifli okumalar.
  • ***
    1(bir) spoi içerir!!!!
    ***

    Bugünden tam 21 yıl önce, 1999 senesi ağustosun 17'si. Henüz 1 yaşıma girmeme dört gün kala, minicik bir bebekken.. Anneciğim beni zar zor uyutmuş, yatırmış beşiğime. Sonra da günün getirdiği tüm yorgunlukla birlikte uyuyuvermiş o da, ne bilsin, uyumuş. Ta ki saat 03:02'yi gösterene dek. O korkunç sarsıntıyla uyandıklarında annemin yaptığı ilk şey bana sarılmak olmuş, babamsa ikimize birden sarılmış.. Ömür gibi gelmiş o kırk beş saniye onlara... Güç bela evden çıkabilmişiz. Babam yapmış kalacağımız çadırı, büyükçe bir çadır.. halalarım, amcam, babannem hep birlikte uzunca bir süre yaşamışız o çadırda, artçılar kesilmek bilmiyormuş çünkü.. bir de benim ağlamalarım... canım annem beşiğimi sallayıp duruyormuş, sallamış, sallamış, sallamış....
    Bizimki bu felaketin en hafif hikayelerinden biri.
    ***

    'Bir Gün' ise Marmara Depremi'nin bir başka hikayesi..
    Yavuz ve Tuğçe'nin insanın içinde çiçekler açtıran aşklarının hikayesi.
    Bir güne sığdırdıkları sevdalarının hikayesi, bir güne güne sığar mı hiç demeyin, sığar!
    Diyebileceğim tek şey yüreği dayanabilecekler okusun!
    ***

    Daha binlerce hikayesi var o kırk beş saniyenin.. Uyandınız değil mi? 21 yıl önce 17 ağustosun sabahını göremeyen 18.373 can vardı. 'Sesimi duyan yok mu!' diye bağırdılar belki de enkaz altından..
    Kalplerimiz bu acılara nasıl dayandı bilemiyorum. Ben düşündükçe öyle darlanıyorum ki.. bunları yazmakta da çok zorlandım.
    Umarım bir daha böyle bir felaketi hiç yaşamayız!
    ***

    Uçup gittin buralardan, canımın canı nerdesin
    Uçup gittin buralardan, gözümün nuru nerdesin
    Gittiğin yol çok mu uzak, dönülmeyen yerde misin
    Gittiğin yol çok mu uzak, dönülmeyen yerde misin

    Bulutlar yoldaşın olsun, Allahım seni korusun
    Yolun açık aydın olsun, TURNALARA TUTUN DA GEL

    ***

    Hiçbir zaman unutmayacağız..
    17.08.1999
  • 125 syf.
    ·2 günde·6/10
    "Kendini bildi bileli kabuğunu arayanlara..."
    --> #NohutOda, sosyoloji mezunu Türk yazar #MelisaKesmez tarafından yazılan öykü kitabıdır.
    --> Kitap gündelik hayatı konu alan 5 öyküden oluşmaktadır.
    --> Yazar bu eseriyle 2019'da 65. Sait Faik Hikâye Armağanı'nı kazanmıştır.
    --> Sade, akıcı ve içten anlatımıyla kendinizden bir parça bulabileceğiniz bir kitap. Ben özellikle "Annemin Çadırı" ve "Kız kardeşim Handan" öykülerinden çok etkilendim. Karakterlerle bizzat aynı korkuları yaşadığım için midir yoksa yazarın kaleminden midir bilmiyorum fakat öyküler beni anlatıyormuş gibi okudum. Sizler ne düşünüyorsunuz?
  • 108 syf.
    ·6 günde·8/10
    Yazarın okuduğum ilk kitabı. Bu kadar güzel sıcak hikayelerle karşılaşacağımı tahmin etmemiştim. Daha önce bir sürü güzel inceleme görmüştüm ama gerçekten beklediğimden de güzel, sıcak ve yumuşacık bir histi. Kitap 5 farklı hikayeden oluşuyor. Her biri öyle güzel sızılara dokunmuş ki okurken cidden karakter ile bütünleşip o hisleri deneyimliyor gibisiniz. Tüm hikayeleri çok beğendim ama özellikle Annemin Çadırı ve Kız Kardeşim Handan çok güzeldi. Her iki hikaye de bittiğinde yaşadığım farkındalık beni çok içlendirdi. Gidenler, kalanlar, anılar, gidenlerin eşyaları, kalmasını istediklerimiz, demlikler dolusu çaylar... Çok beğendim. Mutlaka yazarın diğer kitaplarına da bakacağım.
  • 108 syf.
    ·2 günde·9/10
    Nohut Oda | Melisa Kesmez
    Yazarın kalemini çok sevdiğimi söyleyerek başlamak istiyorum yazıma. Normalde öykü okumayı pek sevmiyorum ama bu kitap bana öyküyü bile sevdirdi diyebilirim :) Birbirinden bağımsız 4 öykü mevcut kitapta. En çok hangisini sevdiğimi seçemiyorum bile. Çünkü bütün öykülerde kendimi buldum diyebilirim. Kitabı okuyan herkes öykülerin içinde kendinden muhakkak bir şeyler bulacaktır. Ben her öyküde kendimden birkaç parça buldum, dolayısıyla da her öyküyü daha derin anlamlarla okumaya başladım. Öykülerin ismi sırasıyla; Kalanlar, Son Bir Çay, Annemin Çadırı, Görüşürüz, Kız Kardeşim Handan. Öykülerin teması genelde özlem, yalnızlık, ailevi ya da arkadaşlık ilişkileri olarak sayabiliriz. Ayrıca Sait Faik Abasıyanık anısına 2019'da 65'incisi verilen 'Sait Faik Hikâye Armağanı' bu kitaba verildi.
  • 125 syf.
    ·7/10
    2018'in ilgi çeken ve yazarın okuduğum bu ilk kitabı; bir yere ait olmanın, yerleşmenin kısaca evlerimizin hikayelerinden oluşuyor.

    Kalanlar hikayesinde; gidenin ardından alışılmışlıktan kopabilmenin zorluğunu, Son Bir Çay'da; ana kuzusu bir eski sevgilinin annesinin ölümüyle yaşanan mizah dolu yaşam dürtüsünü, Annemin Çadırı'nda; yaşanan depremin çekirdek bir ailenin gizli kalmış beklentilerin fırlayıp değişimler yarattığı duygu çatlaklarını, Görüşürüz 'de; baba ile kızı özelinde aslında her zaman yaşanıp gizli kalmış özlemlerini ve Kız Kardeşim Handan'da ise; annelerini ergen yaşlarında kaybeden iki kız kardeşten büyüğü Handan'ın onun yerine geçerek hayatından vazgeçmesini, gün gelip bir fotoğraf bazında gerçeklerle yüzleşmesini, fakat yine de kardeşi Aliye'yle hüzünlü dayanışmasını okuyacaksınız.

    Yazarın dili oldukça sade, birkaç yönden Livaneli'yi andırıyor. Modern hayatta devam eden ve geçmişten beri hiç değişmeyen acı gerçekler kurgulanmış sanki. Beş hikayede de kadınlar başrolde ve bu yönüyle kadın yazarımız betimlerken hiç zorlanmamış bazı kısımları.

    Cümlelerin çoğu devrik, düz anlatımı kimi yerlerde süsleme adına belki zorlamış. Mizah, ironi, mecazlar yerli yerinde. Nostalji ve empatik vurgular dozajında. Kısacası ben beğendim. 1980 doğumlu #melisakesmez edebiyatımıza hoşgelmiş. Diğer iki hikaye kitabını da okumak isterim doğrusu.
  • Herhalde ev mobilyalarını tasarlarken bunu amaçlamıştı birileri; biraz cereyanda kalsa hastalanmaya teşne çekirdek ailenin parçalanmasına, her bir parçanın kopup uzay boşluğunda birbirinden uzağa sürüklenmesine engel olmak içindi mobilyalar. Bir masanın en az iki sandalyesi oluyordu mesela İkili koltuk hakeza. Hele iki kişilik yatak. İnsanı sokakta
    yanından geçip gideceği bir adamla ya da kadınla bir ömür boyu birlikte uyumaya mecbur kılmaktan başka neydi ki bu kötü fikrin özü? Her gece aynı yorganın alında uyuyan iki insan değil kopmaya, kopmayı aklının ucundan geçirmeye
    dahi nasıl cesaret edebilirdi.
    Melisa Kesmez
    Sayfa 49 - İletişim Yayınları