Doğru değil miydi ya, dünyaya babanın çatısının altında her şeye inanan tatlı bir çocuk olarak geliyordun, sonra kayıtsızlık günleri gelip çatıyordu ve perişan, sefil, yoksul, kör ve çıplak olduğunu kavrayıp tüyler ürpertici, acınası bir hayaletin imgesi eşliğinde ürpererek karabasanvari bir hayat yaşıyordun.
Dünyadaki vadilerin en hareketli ve görkemli olanlarından birine adım atmak üzereydim, San Joaquine'e, kaderime harikulade bir kadın tanıyacağım, onu seveceğim ve eve dönmeden önce nice çılgın serüvenlerden geçeceğim yazılı olan yere.