• (Emily) geminin tam burnunda, bir köşecikte kendine bir ev yapma oyunu oynamıştı... bu oyundan bıkmış, amaçsızca kıç tarafa gidiyordu, ansızın aklına kendisinin kendisi olduğu gibi sarsıcı bir düşünce geldi... Şimdi Emily Bas-Thornton oluşuna bir kez iyice inanınca, bu şaşırtıcı olayın neler içerdiğini ciddi olarak araştırmaya koyuldu... Hangi irade karar vermişti onun dünyadaki bütün bu varlıklar arasında, zamanı oluşturan bütün bu yıllar arasında şu belirli yılda doğmuş olan şu tikel varlık, Emily olmasına... Kendisi mi seçmişti acaba? Yoksa Tanrı mı? Ama belki de Tanrı kendisiydi... O güne dek bütünüyle hiç ayrılmadığı bir ailesi, belli sayıda erkek ve kız kardeşleri vardı: ama böyle ansızın ayrı bir kişi olduğu duygusunu kazandığı bu anda, artık şu gemi kadar yabancı geliyorlardı ona... Birden dehşete kapıldı: biliniyor muydu acaba? Demek istiyordu ki, onun belirli bir kişi, -herhangi küçük bir kız değil de- Emily -hatta belki de Tanrı- olduğu biliniyor muydu acaba? Nedenini bilmese de, bu düşünce karşısında dehşete kapılıyordu... Ne pahasına olursa olsun, bir sır olarak kalmalıydı bu...
    Jean-Paul Sartre
    Sayfa 15 - Hughes