"Şu annenin de ne garip işleri var. Bir çocuğa böy­le armağan alınır mı?" dedi babam, anneme. Annem bozuldu. Anneannemin zaten babama bir türlü yaranamadığını, çocuğun yanında böyle konuş­maması gerektiğini, fotoğraf makinesini armağan olarak çok beğendiğini söyledi.
Tam evden çıkıyordum, postacı bana annean­nemden bir paket getirdi; içinden bir fotoğraf maki­nesi çıktı! Benim anneannem, dünyanın en hoş ka­dınıdır!
Reklam
Ben, annemle babamın kavga etmelerinden hiç hoşlanmam, ama barışmalarına bayılırım. Bu kez de tabii aynı numarayı seyrettik. Annem ağlamaya ko­yuldu, o zaman babamın canı çok sıkıldı. "Hadi, hadi, hadi..." dedi. Ondan sonracığıma an­nemi öptü. "Ayının biriyim ben," dedi. Annem, kendisinin haksız olduğunu söyledi. Babam, "Yok, hayır ... " dedi, asıl kendisinin haksız olduğunu söyledi. Gülmeye başladılar. Öpüştüler. Beni de öptüler.
"Yahu ne yapmamı istiyorsun?" diye bağırdı ba­bam. "Kapıdan girer girmez çocuğu pataklayayım mı?" "Sorumluluktan kaçıyorsun sen!" dedi annem. "Ailenle ilgilenmiyorsun."
"Çok rica edeceğim, saf numarası yapma bana, " dedi annem. "Tabii, disiplinle ben uğraşayım, sen de rahat rahat gazeteni oku, değil mi?" "Evet, " dedi babam. "Rahat rahat bir gazete oku­mayı çok isterdim, ama sanırım bu evde olanaksız bu!" "Tabiiii! Beyefendi keyif sürmek istiyor! Terlikleri, gazetesi... Bütün pis işleri de ben yapayım ha? Sonra da oğlum serseri oldu diye gelip dert yanma!"
"Baba," dedim. "Hıım?" dedi babam ve okumasını sürdürdü. "Salondaki pembe vazoyu kırdım, " dedim babama. Bir çırpıda söyleyiverdim bunu. Boğazımda da kocaman bir düğüm vardı. "Hıım?" dedi babam. "Aferin canım, hadi git oyna."
Reklam
303 öğeden 21 ile 30 arasındakiler gösteriliyor.