Bundan yıllar önce ben annem ve babam bir dolmuşa atlayıp bizden 20-"30" km uzaklıktaki büyük amcamın bayramına gitmiştik o zamanlar büyük amcam ile ortanca amcamın arası kırık ve konuşmuyorlardı.Babam 2.Dünya savaşındaki Türkiye misali tarafsız ve herkese zeytin dalı uzatan bir kişiliğe sahip o zaman da ikisin arasındaki küskünlüğe
Mektup
İnsan er yada geç farkına varır bazıları hemen bazıları bı yolda bazıları bı işte bazıları öldüğünde oğlum baban çok çabaladı yani bilmiyorum aslında baban hayali tavan olan bı insan değildi sadece tek isteği huzur mutluluk olan bı insandı bilmiyorum ilerde ben sana nasıl bı baba olucam ama gerçi o zamana gelenilcekmiyim onuda bilmiyorum dışardan
Reklam
Babamın Aşamadığı Kalın Demirleri
Sabah kalktığımda bütün bedenimde derin bir uyuşukluk hissediyor, büsbütün tüm benliğimi saran bir acıyla baş etmeye çalışıyordum sanki. Öyle ki yataktan kalkmak ve kalkmamak arasında düşünürken içeriye birdenbire babam geldi. "Hadi uykucu uyan, gün doğdu. Bugün doktorun seni ziyarete gelecek" diyerek benimle şakalaştı. Ardından daha o
10/10 puan verdi
·
Beğendi
''Yazdıkların şiir değilse kalsın” … “Aklınla yapayalnız baş başa Nice alevli geceler geçtin” … “Sen sevgileri göğüsle ve ne olur anla” Cahit Zarifoğlu Şair Cahit Zarifoğlu ile yaşamları boyunca yolları uzun kesişenlerin kendilerini bahtlı saymaları için çok esaslı nedenler var. Eğer bu kişiler, şiirin bir Müslüman için yirminci
Şiirler
ŞiirlerCahit Zarifoğlu · Beyan Yayınları · 20213,964 okunma
Hacı Veyiszade Hocaefendi'nin büyük oğlu Mehmet Ağabey anlatıyor.. “Bir kış günü saat 12'ye doğru kapımız çalındı, kapıyı açtım; bıyıkları sakalları buz tutmuş, elinde fenerle bir adam geldi, babamı soruyor. Ben, 'Babam yatmak üzere. dedim. Peştamal alır, annem veya biz su dökeriz, abdestini alır, iki rekât namaz kıldıktan sonra abdestli olarak yatardı. Abdestini aldı, 'Kim o Mehmet?' dedi. 'Doğanlar Mahallesi'nden biri geldi.' dedim. Kapıya gelen adam, 'Hocam, benim çocuklarımın nafakasını çıkardığım bir katırım var, sancılandı, gel de şunu bir okuyuver.' dedi. Kış günü arada iki üç km mesafe var ve yollar karlı. Yatmak üzere olan babam geceleyin soğukta adamın peşine düştü gitti." "Babam Hacıveyiszade, 'Oğlum! Bu adam, Allah'tan sonra bize umut bağlamış, gelmiş. Onun umutlarını boşa çıkartmamak gerek.' diyen çağımızda yaşamış ilim adamlarından biriydi."
Pek de şaşılacak bir tespit değil herhalde? Kıkırdıyor. Sana veriyorum. Neyi veriyorsun? Kontrolü Nikki. Ne istediğini söyle. Tam olarak ne istediğini söyle. Senin dışında mı? Nerene dokunmamı istersin? Ne hızla? Göğüs uçlarını ısırmamı mı istersin yoksa kulaklannı mı? Dilimi o enfes deliğine daldırmamı mı istersin? Söyle Nikki. Bana ne
Sayfa 164
Reklam
O gün babam için mi yoksa Füsun cenazeye gelmediği için mi acı çektiğimi soran okurlara ve müzegezerlere, aşk acısının bir bütün olduğunu söylemek isterim. Gerçek aşk acısı, varlığımızın en temel noktasına yerleşir, bizi en zayıf noktamızdan sımsıkı yakalar ve diğer bütün acılara derinden bağlanarak bütün gövdemize ve hayatımıza hiç
Sayfa 215 - Yapı Kredi Yayınları, 36.Baskı, Eylül 2023
öykü denememsi bir şey
Sen benim kim olduğumu biliyor musun dedi. Bilmiyorum dedim. Kim olacaktı ki babamın kızı çıkmasın da gerisinde hiç sorun yoktu. Bilsen iyi olur bir daha bana yazma dedi Peki dedim. Sustum. Bir sustum iki sustum Bekledim . onun bir şey diyeceği yoktu bana Benimkiler sırada bekliyorlar birbirlerini itiştirip duruyorlardı Sıradan çıkanları şöyle
Bir mevlevi olan Ahmet Eflaki'nin, Menâkıbu'l-ârifin'den bir pasaj aktarmak istiyorum: "Sultan Veled buyurdu ki: Bir gün babam/Mevlânâ medresede bilgiler saçıyordu. (Bu arada) Halis mürit; kendi şeyhinin herkesten üstün olduğuna inanan kimsedir. Meselâ: Bir adam Bayezid'in müritlerinden birine 'Senin şeyhin mi büyük, yoksa Ebu Hanife mi?' diye sordu. Mürit 'Benim şeyhim' diye cevap verdi. Sonra 'Ebu Bekir mi büyük, senin şeyhin mi?' diye sordu. O yine 'Benim şeyhim' diye cevap verdi. (Nihayet) O birer birer bütün sahabeyi saydı, fakat mürit yine şeyhinin hepsinden büyük olduğunu söyledi. Sonra 'Muhammed mi büyük, senin şeyhin mi?' dedi. O yine 'Benim şeyhim büyüktür' dedi. En sonunda 'Tanrı mı büyük, yoksa senin şeyhin mi' diye sordu? Mürit 'Ben Tanrıyı şeyhimle gördüm, şeyhimden başka bir şey tanımam, hep onu tanırım' dedi. Başka bir müride de "Tanrı mı büyük yoksa senin şeyhin mi?' diye sordu. Bu mürit de 'Bu iki büyük arasında hiç fark yoktur' dedi. Ariflerden biri de 'Bu iki büyükten daha büyük biri lazımdır ki o, farkı ortaya koysun' demiştir." İşte tarikatlardaki şeyhin konumu budur!
Sayfa 194 - Kırmızı Kedi YayınlarıKitabı okudu
Tutuklu Tiradı
"On üç yaşındaydım. Ortaokula gidiyordum. Babam öleli iki yıl olmuştu. Yoksul düşmüştük. Annem terzilik yapıyordu, zar-zor geçiniyorduk. Büyük bir evin iki odasında oturuyorduk. Kitaplarımın çoğu noksandı, okul çantam bile yoktu. Bayram geldi. Annem ne yaptı etti, bana bir ayakkabı aldı, bir pantolonla bir gömlek dikti. Sabah erkenden kalkıp
Reklam
Demek babam ölmüştü. Bunu hakikatte bu kadar geç idrak ettiğimden dolayı büyük bir utanma duydum. Gerçi babamı gerçek bir muhabbetle sevmem için de ortada bir sebep yoktu; onunla aramızda daima bir yabancılık mevcut kalmıştı ve birisi bana; "Senin baban iyi bir adam mıydı?" diye sorsa, verecek cevap bulamazdım. Çünkü iyiliği ve fenalığı hakkında bir fikir sahibi olacak kadar onu tanımıyordum. Babam benim için "insan" olarak hemen hemen hiç mevcut değildi; yalnız "baba" dedikleri mücerret bir mefhumun insan şeklinde görünüşüydü.
Raif EfendiKitabı okudu
Rainer Maria Rilke
Birinci Ağıt Kim duyar, ses etsem, beni melekler katından? Onlardan biri beni ansızın bassa bile bağrına, yiterim onun daha güçlü varlığında ben. Güzellik güç dayandığımız Ürkü'nün başlangıcından özge nedir ki; ona bizim böylesine tapınmamız, sessizce hor görüp bizi yok etmediğinden. Her melek ürkünçtür. Kendimi tutar bu yüzden, yutkunurum.
1.500 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.